Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1070 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Sahte ihtiyaçlar: yiyecek, içecek, kıyafetler ve yaşayacak yer gibi gerçek ihtiyaçlara dayanmaz; bunun yerine yapay olarak üretilir ve gerçek anlamda tatmin edilmeleri olanaksızdır. Marcuse "gevşemek, eğlenmek ve reklamlara uygun bir biçimde tüketmek, başkalarının sevdiklerini sevmek ve sevmediklerini sevmemek" ihtiyacından söz eder ve bu ihtiyaçların gerçek içeriğinin (örneğin bir cihazın "mutlaka sahip olunması gereken" son sürümü) kişinin kendisinin dışındaki güçler tarafından doldurulduğunu belirtir; susayan bir kişinin su ihtiyacı duyması gibi doğal olarak ortaya çıkmazlar. Fakat bunları yaparsak veya oralara gidersek mutlu olacağımızı vaat eden medya mesajlarının akınına uğradığımız için bu ihtiyaçlar içsel olarak hissedilir. Böylece sahte ihtiyaçların gerçek olduğuna inanmaya başlarız. Marcuse, " İnsanların kendilerini sahip oldukları eşyalarda tanıdıklarını; ruhlarını otomobillerinde, kaliteli ses sistemlerinde, çok katlı evlerinde, mutfak malzemelerinde bulduğunu," söyler.
Alfa Yayınları
İnsan ve Toplum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
➤Kaygı ile korku arasındaki fark halüsinasyon ile gerçek arasındaki fark gibidir. Kaygı henüz var olmayan bir duruma karşı duyulan endişeyken; korku ise var olana karşı ortaya çıkan en yüksek gerilimdir. İnsanoğlunun en büyük zaaflarından birisi ise kaygı ile korkuyu sürekli karıştırmasıdır. Tıpkı hayal ile gerçeğin karıştırılması gibi. ➤Bir kişinin arama motorlarına sorduğu her şey onun hayatı hakkında çok fazla ipucu verir. Mesela bir sabah uyanırsın, yüzünde kocaman bir sivilce çıkmıştır. Google'a sivilce nasıl giderilir diye sorarsın. Ya da bir yere seyahat edeceksindir, uçak ve otobüs bileti sorarsın. Günlük rutin yaşamın, duyguların, zaafların, merakların, araştırmaların; doğru bir analizle seni yansıtabilecek her şey burada saklıdır.
Yediveren Yayınları
Roman
Ey aziz! “Mal bana verildiğine göre benimdir ve bunun hesabı sorulmaz.” şeklinde düşünme. Başta, malın senin olduğuna dair düşünceden vazgeç. Sahiden malının senin olmasını istiyorsan, ölmeden önce bu malı ahirete göndermelisin. İşte o zaman, bu dağıttığın mal karşında hazır olarak bulunacaktır. Ey aziz! Mal denen şeyi sana veren Allah’tır. Bunu boş yere seni övenlere, şöhret için, büyük bina ve firavuni yemeklere harcarsan cezasını görürsün. Zira mal, sahibine teslim edilmiş bir emanettir; ondan alınıp başkasına verilir. Nitekim o önce başkasındaydı, ondan alınıp diğerine verilmiştir. Kimse, kendisinde diye öyle kalır zannetmesin, ondan da başkasına gidecektir. Biri bu malı miskinlendirir, diğeri kirlendirir. Biri sandığa gömüp saklar, diğeri yere gömer. Bu zahmetle saklanıp taşınan mal, sonunda başka birisine miras olarak kalır. Vâris, malın yeni sahibi olur. Bu malı toplayanın vebali varsa, kıyamete kadar azap çeker. Ey aziz! Sen hiç etrafında yaşanan bu döngüden ibret alıp kendine gelmez misin?
Sayfa 72 - Sufi Kitap
Din
Ey aziz! Cimrilik, nefs-i emmârenin kabul edilmez kötü sıfatlarından iken cömertlik, nefs-i mutmainnenin sıfatlarından olup Allah’ın sevdiği ahlaki güzelliklerdendir. Cimrilik edip malını fakirlerden kıskanırsan yerin cehennem, cömert olup onlarla paylaşırsan cennet olacaktır. Âyet ve hadis-i şeriflerle bu konu güzelce anlatıldı. Cömertliğin de birkaç derecesi vardır. Zekâtını hesap edip verene de cömert denir. Asıl cömertlik; Peygamber Efendimizin(sav) vefatından sonra, bir gazanın ganimetinden Hz. Aişe(ra) validemize verilen yüz seksen iki bin (bir rivayete göre, seksen iki bin) dirhemin fakirler arasında paylaşılması örneğinde görülmektedir. Allah yolunda cömertlik böyledir. Şimdiki zenginler ise bir fakire, en fazla kırk-elli akçe verir. Bunu da kendine yağcılık edene, yüzüne gülene, kendisini övüp alkışlayana verirler. Veya çöpe atılmayı hak eden işe yaramaz eşyalarıyla hayır yapmaya kalkışırlar.
Sayfa 71 - Sufi Kitap
Din
Ey aziz! Okuyup gördün, anladın ki mal da geçici. Eğer anlamadıysan; senden önce gelenler şimdi nerede, nereye gittiler? Geçici olanı ebedî olanla değiştirmek daha hayırlıdır. O halde, dünyanın malını öteki dünyanınkiyle değiştir. Zira bugün ticaret, alış-veriş günüdür. Bu kadar sözden fayda hâsıl olur. Kıyamet gününe inanıyorsan, aklını başına topla. İki çeşit cimrilik vardır: Birinci tür cimri, malını fakirlere vermeye kıyamaz. Diğer tür cimri ise malını vermeye kıyamadığı gibi, başkalarının Allah için vermesine de mani olur. Biri malını sadaka olarak vermeye kalktığında, hemen gelir engel olur. “Malını niçin boş yere dağıtıyorsun?” der. Bunlar şeytan gibidir, belki ondan beterdirler. İkinci tür cimrinin azabı daha çoktur. Zira Hak Teâlâ onlar için, “İnsanları iman, yardım ve iyi amellerden uzaklaştıranlar…” (Kalem, 12) buyurmuştur.
Sayfa 70 - Sufi Kitap
Din