6/10
·88 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:45
Henry David Thoreau’nun Yürümek adlı eseri, ilk bakışta doğa yürüyüşleri üzerine yazılmış bir deneme gibi görünse de aslında insanın özgürlük arayışını ve doğayla kurduğu bağı sorgulayan derin bir düşünce metni olarak öne çıkıyor. Yazar, yürümeyi yalnızca fiziksel bir hareket olarak değil, insanın kendi özüne ulaşmasını sağlayan ruhsal bir yolculuk olarak ele alıyor. Doğanın insan üzerindeki dönüştürücü etkisini güçlü örneklerle anlatıyor. Eserde medeniyet ile doğa arasındaki gerilim dikkat çekiyor. Thoreau, şehir yaşamının ve modern dünyanın insanı doğasından uzaklaştırdığını savunuyor, buna karşılık ormanların, bataklıkların ve el değmemiş alanların insan ruhunu beslediğini düşünüyor. Özellikle “Yabanıllık dünyanın korunmasıdır” düşüncesi kitabın temel mesajını oluşturuyor ve okuru doğaya farklı bir gözle bakmaya yönlendiriyor. Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de özgürlük kavramını doğa üzerinden tartışıyor olmasıdır. Yazar, insanların koyduğu sınırların ve kuralların karşısına doğanın sınırsızlığını koyuyor. Batı yönünü yalnızca coğrafi bir yön olarak değil, geleceğin, keşfin ve yenilenmenin sembolü olarak yorumluyor. Bu yaklaşım esere felsefi bir derinlik kazandırıyor.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,554 okunma
Yürümenin Felsefesi: Yavaşla, Yol Senden İncinmesin
8/10
·191 syf.·
2026 177. kitabı
Raylar pas içindeydi. Demir, yılların sessizliğiyle renk değiştirmiş, kahverengiye çalan bir yorgunlukla toprağa karışmıştı. Traverslerin arasından çıkan otlar bu hattın artık bir ulaşım değil, bir unutulma alanı olduğunu gösteriyordu. Bir zamanlar hızın ve düzenin simgesi olan bu çizgi şimdi doğanın sabrına teslim olmuştu. Sağ tarafta eski bir istasyon binası duruyordu. Çatısı kısmen çökmüş, camları kırılmıştı. İçeride bir zamanlar bekleyen insanların varlığı artık sadece boşluk olarak hissediliyordu. Biraz ileride tünel ağzı görünüyordu. Karanlık, gündüzü bile içine çekiyordu. Ben, Ravi, Hiç ve Münzevi rayların üzerine adım attık. Buraya Frédéric Gros Yürümenin Felsefesi kitabını konuşmak için gelmiştik. Ama daha ilk adımda anlaşılan, bu yol sadece kitabı anlatmayacaktı, kitabı değiştirecekti. İlk soruyu ben sordum. “Gros yürümeyi neden bir ulaşım biçimi olarak değil de bir düşünme biçimi olarak ele alıyor?” Ravi kısa bir süre raylara baktı. “Çünkü ulaşım hızla ilgilidir. Ama düşünme hızla değil, ritimle ilgilidir. Kitap boyunca gördüğümüz şey modern insan sürekli varmak istiyor. Yürüyen insan ise bazen varmak istemiyor. Sadece kalmak, görmek, değişmek istiyor. Bu yüzden yürüyüş bir araç değil, bir durum.” Hiç hemen araya girdi. “Ama bu fazla idealize değil mi? Sonuçta yürümek de bir eylem. İnsan yürüyerek yine bir yere gidiyor.” Münzevi bakışını raylardan kaldırmadan konuştu. “Gidiyor ama mesele orası değil. Mesele, giderken ne kaybettiğin. Tren rayları bize bunu gösteriyor. Ray üzerinde hareket eden şey özgür değil, sadece güçlüdür. Yürüyen insan ise güçlü değil ama yön değiştirebilir.” Bir süre sessizlik oldu. Rayların sesi yoktu ama sanki geçmişten bir titreşim kalmıştı. Ben ikinci soruya geçtim. “Kitapta Nietzsche neden bu kadar önemli bir yer tutuyor?” Ravi cevap
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Reklam
Yoruldum
Puan vermedi·160 syf.·
2026 2. kitabı
David Le Breton’un “Hayatı Yürümek”’teki bu muazzam tespiti, insan ruhunun ironisini çok güzel özetliyor; ama metindeki o "idealist" ve keşif dolu arayış, 60 yıllık hüsrânın ve o amansız, kabuk bağlamış olgunlaşmanın süzgecinden geçince; ortaya romantizmden ziyâde, bedeli çok ağır ödenmiş bir "eve dönüş" şiiri çıkıyor! Varoluş sevgisinin, kırılan beklentiler ve amansız bir olgunlaşma neticesinde keskin bir hınca, hattâ sinsi bir nefrete dönüşmesi, bendeki trajik-felsefi zirveden sonsuz bir düşüşe yol açıyor. Cioranvârî bir karanlık, Le Breton’un o adımlarına eşlik ettiğinde ortaya çıkan manzara çok daha sert ve sarsıcı oluyor. "Sevgiden süzülen nefretin" ve hüsrânın damarlarımda artan dozunu hissediyorum artık. Bir dönem peşinden koştuğum Thoreau’ya çok kırgınım çok… Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe... Her şey buradaymış; ama bunu bilmek için dünyâyı yakmak gerekmiş. O "içsel manyetizma" dedikleri, bizi hayâta çağıran o şefkâtli arzu, Şimdi
Duygu ve Düşünce
Hayatı YürümekDavid Le Breton · Sel Yayıncılık · 202376 okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2026 1. kitabı
Yürümenin Felsefesi, sıradan görünen bir eylemi derin bir düşünme pratiğine dönüştüren etkileyici bir eser. Frédéric Gros, yürümeyi yalnızca bir yerden bir yere gitmek olarak değil; insanın kendisiyle, doğayla ve düşünceleriyle kurduğu özel bir ilişki olarak ele alıyor. Kitap boyunca Nietzsche, Rousseau, Kant ve Thoreau gibi düşünürlerin yürüyüş alışkanlıkları üzerinden, yürümenin düşünce üretmedeki rolü inceleniyor. Gros’a göre yürümek, modern hayatın hızına ve gürültüsüne karşı sessiz bir direniş biçimi. İnsan yürürken yalnızca mesafe kat etmez; aynı zamanda zihnindeki yükleri hafifletir, dünyaya farklı bir gözle bakmayı öğrenir. Eserin en güçlü yanı, felsefi derinliği sade ve akıcı bir dille sunabilmesi. Okur, kitabı bitirdiğinde yürüyüşe çıkma isteği duyuyor ve attığı her adımın anlamı üzerine düşünmeye başlıyor. Yer yer deneme tadında ilerleyen anlatım, kitabı akademik bir metinden çok kişisel bir yolculuğa dönüştürüyor. Sonuç olarak, Yürümenin Felsefesi, yürümeyi sevenler kadar hayatın koşuşturması içinde kendine bir nefes alanı arayanlar için de değerli bir kitap. İnsanın bazen en önemli yolculuğunun, ayaklarıyla değil düşünceleriyle yaptığı yolculuk olduğunu hatırlatıyor.
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Sivil İtaatsizlik / Henry David Thoreau Yasalar her zaman adil midir, yoksa sadece güçlü olanın iradesi midir? Henry David Thoreau, modern dünyanın tüm ezberlerini bozan Sivil İtaatsizlik eserinde bizi sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor: İlk ödevimiz yasalara uymak mı, yoksa vicdanımızı dinlemek mi? Konusu: Amerika’da kapitalizmin hızla gelişmesinin sebep olduğu sarsıcı değişimlerden hoşnutsuzluk duyan Henry David Thoreau 1845 yılında yaşadığı kenti terk ederek bir göl kıyısına yerleşir. Burada iç dünyası, gündelik yaşamı ve doğal çevresiyle ilgili duygu ve düşüncelerini kaleme alır. Arada bir toplumsal meselelere değinmeyi de ihmal etmez. Bu tür yazılardan biri olan Sivil İtaatsizlik Thoreau’nun bugüne dek üzerinde en çok durulmuş metinlerinden biridir. Yazar bu metinde köleliğe ve savaşa karşı olan düşüncelerini dile getirir, ideal devletin nasıl olması gerektiğini tartışır. Metnin ilk satırlarında kullandığı “En iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir” sözü akıllarda yer etmiştir. Modern bürokrasinin ve dijital çağın ortasında, birey olarak hâlâ bir ağırlığımız olduğunu hatırlatan muazzam bir başucu kitap.
Sivil İtaatsizlikHenry David Thoreau · Say Yayınları · 20182,891 okunma
Uzun ince bir yolda mıyım?
7/10
·88 syf.··
2026 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:07
Henry David Thoreau bundan aylar önce okuduğum Yürümenin Felsefesi kitabında adı geçen çok güzel düşüncelerine yer verilen bir yazardı o zamandan listeme eklemiştim Yürümek kitabını ama onu araştırdıktan sonra daha derin düşüncelerini paylaştığı Sivil İtaatsizlik kitabını buldum sırayı ona vermiştim. Bu kitaba gelecek olursam eğer adı yürümek olan bir kitaptan ne beklediğimize göre değişir kitabın puanı. Yazarın yürürken kaleme aldığını hayal edebiliyoruz, yürümek sadece bir yerden bir yere gitmek demek değildir ve amaç sonunda her zaman bir yere varmak demek de değildir. Zaten Zeno Dikotomi Paradoksunda aslında yürüyerek hiçbir yere varamadığımızı bize söylemişti:) Yazar, Yürümek ve yolda olmak derin düşüncelere kapı aralayan bir eylemdir diye düşündürür bize. Yürümek eylemi gerçekleştirilirken farkında olmak birinci adımdır. Yürüdüğün yolun, geçtiğin ağaçların, yolu aydınlatan ışığın, gökyüzünün rengine kadar tüm duyu organlarınla farkında olmaktan bahsediyorum. Böylesi hız çağında, anın farkında olabilmek için yavaşlamak hiç kolay değildir. Yürümek üstüne bu kadar düşünce okuyup, hiç bu anlamda yürümediğim için kendimden biliyorum :) Kitap bize 87 sayfa boyunca yürümek, bir kış yürüyüşü ve gece ve ay ışığında yürüyüş olarak üç başlıkta yürümeyi anlatır. Çoğu paragraf birbirinden kopuk olduğu için akışı yakalamak zordu. Kitaptaki bir güzel kısımda thoreau nun muhteşem yazarlar ve kitaplarından yaptığı alıntılardı. Yapılan alıntılar öyle büyük kitaplardan öyle küçük alıntılardır ki bunu fark edebilmek ve üzerine düşünmüş olmak bile Henry David Thoreau nun büyük bir düşünür yazar olduğunu gösteriyor. Herkese tavsiye edilecek bir kitap değil. İyi okumalar dilerim:)
Felsefe-Düşünce
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,554 okunma
Reklam
Reklam