Gerçekliği temsil girişimlerinin bir sorunu’da gerçeğe dair bir çok farklı bakış açısının bulunmasıdır. Gerçekliğin, insanların inançlarına dayanmayan nesnel doğruları içeren nesnel bir temeli vardır. Öte yandan gerçekliğin, insanların inanç ve duygularıyla şekillenen öznel doğrulara dayanan öznel bir düzlemi de vardır, fakat bu durumda bile doğrular yanlışlardan ayrılabilir. Çünkü görüşler ve duygular, tıpkı yıldızlar ve güvercinler gibi nesnel hakikatin parçasıdır.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
"Benim Emersonci mükemmeliyetçilik adını verdiğim şey," diye yazar Cavell, ... insanın dünyayla münakaşasının ne muhakkak çözülmesi ne de çözülemeyecek bir şey olarak sinikçe rafa kaldırılması gerektiğini öne sürer. Aynı anda hem dünyayı hem de dünyanın değişmesini isteyebileceğiniz bir durumdur bu - hatta onu değiştirebileceğiniz bir durum, tıpkı elmanın dünyayı değiştirmesi gibi, her ne kadar elmanın düştüğünü söylesek de. (Nietzsche'nin yaygınlaşan bir beceriksizlik olarak gördüğü dünyayı isteme beceriksizliğine taktığı isim nihilizmdir.)
Sayfa 143·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1484’te Kristof Kolomb, batıya doğru seyahat ederek Doğu Asya’ya giden yeni bir ticaret yolu bulacağını umarak filosunu finanse etmesi için Portekiz kralına başvurdu. Bu tür keşifler çok masraflı ve riskliydi. Gemileri inşa etmek, ikmal malzemesi depolamak, denizcilere ve askerlere ödeme yapmak için çok para gerekiyordu ve yatırımın geri dönüşünün olacağı da garanti değildi. Portekiz kralı teklifi reddetti. Kolomb tıpkı günümüz girişimcileri gibi davrandı ve pes etmedi. Fikrini İtalya, Fransa, İngiltere ve hatta tekrar Portekiz’deki başka potansiyel yatırımcılara götürdü. Her seferinde reddedildi. Daha sonra, yeni birleşmiş İspanya’nın yöneticileri olan Ferdinand ve Isabella’yla şansını denedi. Yanına deneyimli lobiciler de almıştı ve onların da yardımıyla Kraliçe Isabella’yı bu sefere yatırım yapması için ikna etmeyi başardı; Isabella turnayı gözünden vurmuştu. Kolomb’un keşifleri İspanyolların Amerika’yı fethetmesini sağladı. İspanyollar da orada kralı, bankerleri ve tüccarları hayal bile edemeyecekleri kadar zenginleştiren altın ve gümüş madenleri, şeker ve tütün çiftlikleri kurdular.
Sayfa 315·Kitabı okuyor
Eğer huzura gitmeyi istiyorsak nefsimize gereken muameleyi yapacak ve nefsimizin kıyametini koparıp her şeyini darmadağın edeceğiz inşallah. Nefsin tahtıymış, malıymış, mülküymüş, mevkisiymiş, kıymetiymiş, değeriymiş, hiçbir şey bırakmayacak, sahip çıktığı ne varsa hepsini darmadağın edip “seni tanımıyorum. Ben rabbimin kuluyum. Beni o yaratmıştır. Şimdiye kadar bilmeden, anlamadan birilerinin beni kirletmesine müsaade etmişim; ama artık temizleniyorum” diyeceğiz. Bunun için de üzerimizdeki Allah’ın boyasına eklenen bütün yanlış boyaları yıkayacak, temizleyecek ve fıtratımızı tıpkı bu âleme geldiğimiz şekliyle tertemiz yapıp gönlümüzü huzura layık hâle getireceğiz inşallah. Zaten şimdiye kadar Allah’ın bize verdiklerini onun yolunda kullanıp rabbimizle alışveriş yapmış ve imtihanlar karşısında yaptığımız muamelelerle üzerimizdeki güzelliğimizi, rahmetimizi, kerimliğimizi, afuvluğumuzu büyütmüşüz. Yine böyle yapmaya devam edecek ve gönlümüzü huzura hazırlayacağız inşallah.
Sayfa 385·Kitabı okuyor
Ayzıt
Ayzıt, Türk ve Altay mitolojilerindeki güzellik tanrıçasının karşılığı olarak bilinir. Aygısıt, Ayhıt ya da Avisat Hanım olarak da adlandırılır. Aşkı ve güzelliği temsil eder. Ayzıt’ın ongununa bakılınca şöyledir: Gümüş tüylü bir kısrak biçiminde görünür ve yeryüzüne gökten iner. Kısrak kılığındayken yelelerini ve kuyruğunu tıpkı bir kanat gibi kullanır. Daha ziyade ormanda dolaşmayı sever. Beyaz bir kalpağı ve çıplak omuzlarından yine beyaz bir atkısı vardır. İnsanlara sevgi ve sevmek hissi verir. Ayzıt’ın kızları vardır. Onlar da kuğu şekline bürünebilirler. Aşk her zaman ışık ve parlaklıkla sembolize edilmektedir. Ayzıt da sadece aşkı temsil etmez. Aynı zamanda çocukları ve küçük hayvanları da korur. Ayzıt’ın ellerinde gümüş bakraçlar ve kamçılar bulunan bekçiler tarafından korunan bir sarayı vardır. Bu bekçiler kötü kalpli insanları içeriye almazlar. Bu nedenle Ayzıt’ın sarayı tamamen sevgiden oluşan, sevginin dışında başka duygunun giremediği bir saray olarak nitelendirilir. Ayzıt, günümüzde kız çocuklarına isim olarak verilmektedir.
Sayfa 82 - kronik·Kitabı okuyor
1000Kitap
Müzik ve sevdiğim her şey Viyana'daki taşların, insanların bakış ve davranışlarının içinde saklı kaldı; tıpkı tertemiz duyguların bir kalpte yaşaması gibi.
Edebiyat