Allah'ın varlığını içinde hissediyordu Gökhan, bu konuda hiç şüphesi yoktu. Ama Allah'a gerçekten yakın olabilmek için onu anlamak zorunda hissediyordu kendisini. Oysa anlayamadığı pek çok şey vardı. En önemlisi de, kafasını en çok kurcalayan yani, varlık konusuydu. Varlığın kendisi... Allah her şeyi yarattıysa, her şey var olmadan önceki bir zaman vardı ve o zamanda da hiçbir şey yoktu. Hiçbir şeyin olmadığı belirsiz uzunluktaki bu zamanda sadece Allah vardı. Ve bir anda, daha önce veya daha sonra değil, belli bir anda, her şeyi yarattı. Neden? Amacı neydi? Yarattıklarının kendisine ibadet etmesi mi? Üstelik, Kuran'da dediği gibi, buna hiç ihtiyacı yokken, bunun her şeyin yaratılma amacı olması mümkün müydü? Peki taş, toprak, kum, uzayda dönüp duran meteorlar, gezegenler, yıldızlar, kara delikler, ona ibadet edebilecek bir bilince sahip olmayan milyarlarca devasa kütle... Onlar neden vardı?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Enbiyâ yurdu bu toprak; şühedâ burcu bu yer;
Bir yıkık türbesinin üstüne Mevlâ titrer!
Dışı baştanbaşa bir nesl-i kerîmin yâdı;
İçi boydan boya milyonla şehîd ecsâdı.
Öyle meşbû’-i şehâdet ki bu öksüz toprak:
Oh, bir sıksa adam otları, kan fışkıracak!
Böyle bir yurdu elinden çıkaran nesl-i sefil,
Yerin üstünde muhakkar, yerin altında rezil!
Hem vatan gitti mi, yoktur size bir başka vatan;
Çünkü mîrasyedi sâil kovulur her kapıdan!
Göçebeyken koca bir devlete kurmuş bünyâd;
Çerge hâlinde mi görsün sizi kalkıp ecdâd?
«Çerge hâlinde...» dedim... Korkarım ondan da tebâh:
Saltanat devrilecek olsa, iyâzen-billâh,
Öyle iğrenç olacak âkıbetin manzarası!
Ki tasavvur bile vicdanlar için yüz karası!”