- “Ne yapmayı düşünüyorsun Zeynep?”
- “Gülseren Hanım, kendimi uzun bir uykudan yeni uyanmış gibi hissediyorum. Şimdi benim kendime yeni bir hayat kurmam gerekiyor. Boşanma işlemlerini başlattım. Biliyorsunuz, ben şimdi, kızımla birlikte Nermin Hanımlarda kalıyorum zaten onlar geri dönmemden çok memnun. Kızıma da öz torunları gibi davranıyorlar. Bir süre onlarla yaşamaya devam edeceğim. Bu arada nasıl olsa kendime iyi bir avukatlık bürosunda iş bulurum. Ben çok çalışkan biriyim. Girdiğim yerde elimden geleni yapacağımı biliyorum. Yani kaldığım yerden hayata devam edeceğim. Son üç yılı, hiç yaşanmamış gibi zihnimden silmek istiyorum. Ancak arada bir kafam karışıyor. O zaman onları yapan da bendim; aynı hataları yine yaparım diye korkuyorum. Bir de üstelik o zaman Nermin Hanım çok uyardı beni. ‘Kızım yapma, sonra çok pişman olursun, biraz akıllı ol’ diye ama söyledikleri bir kulağımdan girdi, öbüründen çıktı. Yine öyle olur muyum? İşin kötüsü artık bir de kızım var. Aldığım yanlış kararlar onun da hayatını karartacak.”
- Ne kadar yerinde bir soru. Aslında bu sorunun tam cevabı, “Evet, bunları yine yaparsın” olmalı ama o kadar moral bozmasam iyi olacak. Zeynep aslında akıllı bir kadın. Belki ne dediğimi anlar.
- “Zeynep, bu çok yerinde bir soru. Bunu sadece sen değil, hepimiz yapıyoruz. Çocukluk acılarımızı kendimize yeniden yaşatmak gibi bir özelliği var zihnimizin. Sen çocukken içinde güzel duyguların yaşandığı bir evde büyümemişsin. Hep kavga gürültü, korku, endişe, umutsuzluk, mutsuzluk, ne ararsan varmış.”