Cıkss bize her yer Trabzon:))
"Olmayacak tam bir vazgeçiş kelimesi. Olmadı ise emek yüklü." İşte o emeğin adıdır dopamin. Çabaladınız, denediniz ama olmadı. Sorun yok. İstediğiniz sonucu alamamış olsanız bile elinizden geleni yaptığınızı bilmenin verdiği o huzur hissi de ayrı bir dopamin kaynağıdır. Diğer taraftan. Peki ya olursa! Ya bu tarz yaşamayı başarırsanız. İşte o zaman bize her yer dopamin.
Sayfa 105 - Pdf-·Kitabı okudu
Avrupa bizim için, 'Türkün ayağını bastığı yerde ot bitmez.' demiştir. Allah için söyleyin, biz mi öyleyiz, yoksa onlar mı? Bizim fethettiğimiz yerlerde Hristiyan unsuru ve mezhepleri, kendi ülkelerinden daha serbest olarak yaşamışlardır. Nitekim Ubucini, 'İzmir'de, İstanbul'da, Trabzon'daki Katolik, Paris ve Lyon'dakinden daha serbest.' demiştir. Avrupalı için bunu söylemek mümkün müdür? Mesela, kendi azdırdıkları Balkan kavimlerinin Müslüman nüfusunu feci surette katliam etmelerine karşı, medeniyet havarisi olan Avrupalı tasvipten başka bir ses yükseltmiş midir?
Sayfa 90
Reklam
Ben çocukluğumu arıyordum, Trabzon sokaklarında... ... Bir daha asla bulamayacağım, Kaybolan, Çocuklarımın dahi olmayan, Çocukluğumu arıyordum, Şimdi bir hayal olan...
Sayfa 240·Kitabı okudu
Şiir
Anado­lu'nun büyük bölümüne hakim olan Karaosmanoğlu (Bergama), Çapanoğlu (Yozgat), Kozanoğlu (Adana), Hazinedaroğlu (Ün­ye-Trabzon) gibi hanedanlar çökertildi. Doğudaki Kürt beylik­leri 1 840 ila 1 849 arasında Alman kurmay subaylarının katıldığı bir dizi harekatla ortadan kaldırıldı. Kaldırılanların yerine genel ve zorunlu askerlik hizmetine dayalı yeni bir ordu kuruldu.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Osmanlı ve gayrı müslim tebaa
Hristiyanlar Rumeli'de nüfusun üçte ikisini, Anadolu ve doğu illerinde üçte bir gibi bir oranını temsil ediyordu. Top­lum önderliği Rum ve Ermeni kilisesinin ürkek ve iktidarsız kadrolarından ibaretti. Askeri önderlik tahrip edilmişti. İs­lam hukukuna göre zimmilerin silah taşıması, emir verecek mevkilerde bulunması, bazı istisnalarla ata binmesi, din ada­mı değilse - otorite simgesi olan - sakal bırakması, mahke­mede Müslümana karşı tanıklık etmesi yasaktı. Müslümanlar egemen sınıftı; gayrimüslimler genel kural olarak yoksul ve ezikti.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Sonra uykuya dalmadan önce bana şöyle dedi: “Sen ki her şeyi biliyorsun, neden ‘Trabzon’u kaybetmek’ ve ‘zillere gitmek’ denir?” “Hayır, bilmiyorum, bunlar gece yarısı sorulacak sorular mı ya?” “Ama ben biliyorum, daha doğrusu geçen gün okudum. İki açıklama var, birine göre Trabzon Karadeniz’in en büyük limanıydı ve tacirler için Trabzon’un rotasını şaşırmak seyahate yatırılmış parayı kaybetmek anlamına geliyordu. Bana daha inandırıcı gelen öteki açıklamaya göre Trabzon gemiler için gözle görünen bir referans noktasıydı ve onu göremeyen yönünü kaybediyordu; pusula ya da kuzey yıldızı gibiydi.
Reklam
Reklam