Kendime bir anlam bulmalıyım. Bunu, pek iyi çözemiyorum. Nasıl, hangi yöntemle düşünmem gerektiğini bilmiyorum. Çevremdeki, benimle yaşıt olanlardan başkayım. Bunu biliyorum. Peki nedir bu başkalık? Başka olunca ne oluyorum. Şurası kafamı karıştırıyor zaten: Ne olmalıyım, nasıl olmalıyım? Neye göre, neden, ne olmalıyım?
Sorarlarsa, “Ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını:
“Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...”
Aynı gün içinde saatten saate değişiriz. Kaygısız bir çocuk, hırslı bir genç, uslanmış bir yaşlı adam ve biçare, bunayan bir ihtiyar olabiliriz. Aynı yirmi dört saat içinde yalnız kalmaya susar, başkalarıyla görüşmeye acıkırız. Mevsimlere göre değişen tabiat kadar hislerimize göre de yüzümüz değişir, biz değişiriz.