CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yalnız , askerliği kesin uğraş edinmemiş bir ulusun , hiç yoktan yükselemeyeceğini belirtmekle yetineceğiz.
Bu uğraşa sürekli kendini vermiş ulusların , özellikle Romalılarla Türkler gibi , olağanüstü başarılar yarattıkları da , tarihin öğrettiği değişmez bir gerçektir.

Denemeler, Francis BaconDenemeler, Francis Bacon
Muhammed Karakaya, Rabbim'in Benden İstediği Tesettür Nedir?'i inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

“Kadın ulvidir. Kadın cemiyetin en üstün muallimidir. Bütün özelliğiyle kadın, erkeğin san şerefıdır. Bu itibarla Türkler “avrat” demişlerdir. Avret ise avrat olur, anne olur.” s.49

“Örtünme kadınlar için bir iman alametidir.” s. 55

“Müslüman kadının mahremiyetinin tezahürü tesettürdür, yani örtünmedir.” s.56

“Tesettür asalet ve faziletin ölçüsüdür.” Mübarek Erol s.60

“Tesettüre girmek, konuşmadan tebliğ yapmaktır” diyerek kıyafetin sessiz bir mesaj olduğu hakikatine işaret etmişyazar ve İslam’a davette kullanılan davet broşürlerinin insanlara bir uyarı ve tebliğ olduğu gibi, bir hanımefendi de tesettürü ile temsil ettiği İslam’ı tebliğ etmiş olacaktır.

Son olarak bir kez daha hatırlatma ve nasihat olması için kardeşlerimize, tesettür emirlerinin geçtiği ayetleri burada hatırlatarak yazımıza son verelim.

Cenab-ı Hak, rızasına uygun örtünmede bizleri muvaffak etsin ve nefislerimize karşı bizleri muhafaza etsin.

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah, Gafûrdur, Rahîmdir.” (Ahzab 59)

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin umduğunuza nail olasınız.” (Nûr 31

KİTAPBUCH, Türklerin Altın Çağı'ı inceledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · 26 günde · 10/10 puan

Kitabın Yorumu
Ülkemizin önemli bir değeri, kazanımı olan Prof.Dr.İlber Ortaylı'nın; Türkler'in tarih sahnesindeki yerini ve önemini o dönemin komşu coğrafya ve halkları ile kıyaslayarak anlattığı bir kitaptır. Derin tarih bilgisine sahip olmayan çoğunluğumuz için; tarih okumalarından ne kadar uzak olduğumuzu bize hissettiren bir kitap. İçeriğindeki önemli bilgileri ve farklı yorumları ufuk açıcı bir niteliğe sahip. Kitabın isminde yer alan "Altın çağ" vurgusu ile kasdedilenin Osmanlı Dönemi ve o çağdaki Türk Devletleri (Timurlular, Altın Orda Devleti ve Kırım Hanlığı) olduğu kabul edilirse, önceki çağlardaki Türk Tarihinin hem yazım (kayıt altına alma geleneği) olarak hem de organizasyon/devlet sisteminin gücü bakımından daha sönük olduğu akla gelmektedir. Kitabın bir hedefi de; sönük olan bu dönemlerin araştırılmasının teşviki olsa gerek. Bu araştırmaların ancak, çağdaş milletlerin ve halkların tarihlerinin incelenmesi yoluyla mümkün olduğu (Türklerin kendi tarihlerine ait kayıtların azlığı nedeniyle), dil bilgisi gerektiren bu gayretin ise ciddi tarihçileri, tarih eğitimini gerektirdiği kitapta açıkça belirtilmektedir. Yazılanlar dikkate alındığında, milletimizin tarih bilinci ve ülkemizin tarih eğitiminde alınacak çok yol olduğu anlaşılmaktadır. Özendirme ve yönlendirme vurgulu anlatılan; Rusya, Macaristan ve Polonya tarih çalışmaları da bize aynı gerçeği işaret ediyor. Her ne kadar yazar, tarih yazımının geleceği için ümitli olduğunu belirtse de, temenni ifade eden bu sözlerini destekleyecek ümit vadeden bir bilgiye kitap metninde rastlayamıyoruz. Kitabı, içeriğinin doluluğu, kavram fazlalığı ve kelime zenginliği nedeniyle hızlıca okuyup hazmetmek pek mümkün değil. Bununla birlikte, İlber Hocanın aşina olduğumuz anlatım üslubu ve akıcı dili, kitabı okumayı zevkli hale getiriyor. Hemen her sayfaya serpiştirilen özet bilgi kutucuklarıyla desteklenen soru-cevap formatındaki anlatım şekli de, okuyucuya kitabı sevdiriyor. Bazı soruların cevap metinleriyle tam örtüşmemesi, hazırlanan metnin sonradan soru-cevap formatına sokulduğunu akla getirse de; kitabı okumayı özendiren başarılı bir editoryal gayretten de bahsetmek gerekir.

KADIN.
“Kadın ulvidir. Kadın cemiyetin en üstün muallimidir. Bütün özelliğiyle kadın, erkeğin san şerefıdır. Bu itibarla Türkler “avrat” demişlerdir. Avret ise avrat olur, anne olur.” s.49

“Örtünme kadınlar için bir iman alametidir.” s. 55

“Müslüman kadının mahremiyetinin tezahürü tesettürdür, yani örtünmedir.” s.56

“Tesettür asalet ve faziletin ölçüsüdür.” Mübarek Erol s.60

“Tesettüre girmek, konuşmadan tebliğ yapmaktır” diyerek kıyafetin sessiz bir mesaj olduğu hakikatine işaret etmişyazar ve İslam’a davette kullanılan davet broşürlerinin insanlara bir uyarı ve tebliğ olduğu gibi, bir hanımefendi de tesettürü ile temsil ettiği İslam’ı tebliğ etmiş olacaktır.

Son olarak bir kez daha hatırlatma ve nasihat olması için kardeşlerimize, tesettür emirlerinin geçtiği ayetleri burada hatırlatarak yazımıza son verelim.

Cenab-ı Hak, rızasına uygun örtünmede bizleri muvaffak etsin ve nefislerimize karşı bizleri muhafaza etsin.

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah, Gafûrdur, Rahîmdir.” (Ahzab 59)

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin umduğunuza nail olasınız.” (Nûr 31

Peter Bornemann, bir alıntı ekledi.
Dün 00:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Türkçülük hk.
Bir nokta daha var: Türkler üstünlük duygusuna sahip oldukları zaman Türk olduklarını bilmiyorlar.
Bir nokta daha var: Türkler, aşağılık duygusunun içine ve ağızlarına kadar gömüldükleri zaman Türk olduklarını bilmeye başlıyorlar.
Öyleyse bir tez daha açık olarak yazılabilir: Türkçülük, Türkler için, çaresizliktir.
Bir uzantısı var: Türkçülük, Türkler için, bir aşağılık duygusundan çaresiz ve kaçınılmaz bir kaçıştır.

Aydın Üzerine Tezler 2, Yalçın KüçükAydın Üzerine Tezler 2, Yalçın Küçük
mmmrymmm, bir alıntı ekledi.
 Dün 00:03 · İnceledi

"Eski Türkler insanın adıyla kaderi arasında bir ilişki olduğuna inanırlarken haksız değillerdi bence. Tanıdığım bütün Sevgiler sevgiyi aradılar, Özlemler yanıp durdu, Yiğitler Mertler hayatın içinde ezilip gitti, Kahramanlar öldü ve Umutlar teselli edilemiyor. "

Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Ayfer Tunç (Sayfa 360)Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Ayfer Tunç (Sayfa 360)
Umay ursavaş, Şu Çılgın Türkler'i inceledi.
25 May 23:46 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu şahane kitap 20. yy.ın sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve o günleri yaşamış insanların belleklerinde/anı kitaplarında belgelenen olaylar… Sadece belgelere atıfta bulunan dipnotlar kırk yedi sayfa sürüyor! Bu coğrafyayı,tarihi, bu Anadolu’yu bilmeyen yabancı bir göz okuduğunda yazar fazla abartmış diyebilir, yaşananlar öyle olağanüstü.

Sena Ç, Hıdır Kişisel Gelişiyor'u inceledi.
25 May 16:24 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitabın başından değil de sonundan başlamak istiyorum.Kitaptaki karakterimizin kızının (tam bir zehir:)) babacığı için hazırladığı etkilendiği kitaplar listesinde başı hedef türkiye -oktay Sinanoğlu çekiyor . (Kocaeli Kitap okuma grubu as bayraklari) listeyi beğendim paylaşmak istedim
Liste şu şekilde :
1- Hedef Türkiye - Oktay Sinanoğlu
2- Beyaz zambaklar ülkesinde -Grigoriy Ş. Petroy
3- Mucizeler adasına yolculuk
4- Barbaros Hayrettin Paşanın Gazavatnamesi
5- Simyacı
6-Haberci-halil Cibran
7-1984-
8-Cesur yeni dünya
9- Küçük prens
10-saatleri Ayarlama Enstitüsi
11- Alice harikalar ülkesinde
12-Hile yolu-
13-No logo-Naomi Klein**
14-Nihat genç #butun kitapları
15- 26.Kilometre cengiz alkış
16-Sunay akın #butun kitapları
17-Markaların kara kitabı -K.Werner/ H.weiss
18-Kardelen çiçeği
19-Tekelistan #yalcin küçük
20-Pupa yelken #sadun küçük
21-Nazik erik # bütün kitapları
22-Mektuplardan gelen ses # samimi ayverdi
23-Maarifetname # Erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri
24-hamili kitap yakınımdir # hakan yaman
25- 3 semavi dinin kitapları
26- Jules verne #butun kitapları
27 -Robinson Crusoe
28- Kemalettin tugçu
29- Şebeke #yalcin küçük
30- Türkler #Baron de Tott
31- Şahbaba #murat bardakçi
32- Ursula K. Le Guin #butun kitaplari
33- yüzyıllik yalnızlık
34-semekant
35-bir ekonomik tetikcinin itirafları
36-sivil örümceğin ağında #Mustafa yıldırım
37-Banu Avar # bütün kitapları
38-Mavi sürgün #halikarnas Balıkçısı



Sevgili yazarımız Ahmet Şerif İzgören... Avucumuzdaki kelebek ile tanıdığım bu insanın söyleşini dinleme imkanı bulduğum bu seneki fuarda iyiki dedim. Iyiki ülkemiz için güzel bir seyler yapmaya çalışan insanlar var, iyiki onca olumsuzluga rağmen ümitli olanlar var.
her metrekaresine kadar insan dolmuş salonu enerjisiyle umuduyla neşesiyle şenlendiren insanin Söyleşisi kısaydı ama ne güzeldi^_^


Yıllar önce hunharca kişisel gelişim kitabı okuduğum vakitlerde bu yana baya geçti.Fuar vesilesiyle okumadigim bu kitabını aldım İzgören'in.





Bu kitap kapsamında kafamda çağrısan sorulara gelirsek; (evet hala kitabin içeriğinden bahsetmedim biliyorum ama çok da gerek yok)

1)Kişisel gelişim kitaplardan öğrenilebilir mi?
2)kişisel gelişim bencillige bireycilige sürükler mi?
3) O yapabilirse ben de yapabilirim mantığı doğru mu?


İlk soruyu eskiden sorsalar direk kitapp!! diye bağırırdim ama artık degil:) Zamanla düşüncelerim değişti.
Evinizde kahvenizi yudumlayıp bir iki sayfa çevirerek kişisel gelişmeyi bekleyemezsiniz.Gelişim hayatımızın bir süreci ama bunu sırf kitaplardan beklemek anlamsız.Kitaplar bize yol gösterici olabilir ya da ilham verebilir ama biz harekete geçmediğimiz hayata karismadigimiz sürece işe yarayacagini düşünmüyorum.Deneyim büyük eşittir bilgi benim gözümde :)

Şuan ciddi anlamda gelişmiş ve kendi potansiyelini farkına varmış insanlara baktığımızda küçük yaşta yapmadıkları iş kalmadığını görüyoruz çektikleri zorluklar mücadeleler.Iyi ya da kötü bir şeyler tecrübe etmişler.Bu yüzden kişisel gelişim kitaplarindansa,- onun yerine ne biliyim sağlam bir liderin biyografisi daha mı yararlı olurdu sanki- tecrübe etme kavramına yakınlasmamiz gerekiyor.


Buradan tüm kişisel gelişimcileri taşa tuttuğum düşünülmesin.Sadece orada öğreneceğimz şeyleri daha kaliteli ,etkili vasitalarla öğrenebiliriz bence. Okunacak çok kitap var malum :)


Kişisel gelişelim derken bireyciliğimizde kaybolma ihtimalimiz geliyor aklıma.Her şeyin fazlası zarar değil mi? Kaş yapalım derken göz çıkarma ihtimali...Kisisel de gelişelim ama sonra bunu toplumsal gelişmeye çevirmeye de çalışalım.Yapabilir miyiz bilmiyorum ama çalışabiliriz sanırım. Topluma bir faydası olmayan bireyin gelişimi sadece bireyin kendisine öz saygısı anlamında olumlu etki sağlar başka olumlu yan... Ben bulamadım.




""Onlar yapabiliyorsa ben de yaparım"" sözü yazar bahsedene kadar sorgulama gereği duymadığim bir söz oldu.Bir ortamda birileri bir konuda başarılı olduğunda ve biz de yapmak istedigimizde hep bu gazı verdik birbirimize .Verilen gaz güzeldi mücadeleye itti.Ama biz bu mücadelenin hiç hangi kulvarda olduğuna bakmadik.Bu yüzden ne kadar çabalasak da belki de o kişiler gibi olamadık.Sizin beyin yapiniz Sosyal bilimler alanına yatkın degilse ne kadar zorlarsaniz zorlayin başarınız bir seviyeye kadar olacaktır.Çalışmanın gücünü küçümsemiyorum.Sadece farkliyiz ve farklı alanlarda yeteneklere sahibiz diyorum.Herkes aynı alanda başarılı olamaz bu yüzden kendimize haksızlık etmeyelim.O yüzden "o yapabiliyorsa ben de yapabilirim " cümlesi her zaman için doğru bir düşünce tarzı değil diye düşünüyorum.


Eskiden okurken Wow harika mükkemmel! dediğim eserlerden biri olabilecek bu eser beni öyle etkilemedi ama çok rahata okuttu kendini.Başında dır dır eden bir kitap olmadı asla. Yazar sana okuduğunu hissettirmiyor aslında, dikkatini çekecek anlamlı hikayeler de serpiştirince araya ,aa bir de bakmışsin ki bitivermiş.Bu hissi özlemişim:)
konusu Hıdır isimli bir devlet memurunun şef olma hayallerini ve yaşadıklarını anlatıyor aralar da serpistiri akıcı bir oturuşta okunacak bir eser çıkmış ortaya.Akici ama dili fazla yalın bu zaman zaman rahatsız edebilir okuyucuyu.

Okuduysan teşekkür ederim

ORHN ULDĞ, bir alıntı ekledi.
25 May 00:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Ayakkabılar geri gidecek," dedi albay.
"Geri almazlar," dedi kadın.
"Geri almak zorundalar, diye yanıtladı albay. "Yalnızca iki kez giydim onları.
"Türkler böyle şeyleri anlamaz," dedi kadın. "Anlamak zorundalar."
"Ya anlamazlarsa?"
"Anlamazlarsa anlamazlar."

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez