21 Şubat sabahı saat 11'de Sunay'dan davet aldık. Yanında Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Önür ve Jandarma Kumandanı Abdurrahman Paşa vardı. Ben ve benimle birlikte çağrılan Necati Ünsalan ve Selçuk Atakan ayakta idik. Sunay bana dönüp "Evladım, yavrum, Hava Kuvvetleri bana bir ültimatom verdi. Akşam kara kuvvetlerine alarmı sen vermişsin. Yerleriniz değiştirilmedikçe hava kuvvetleri alarmı kaldırmayacak. Sizleri feda etmek zorundayım. Ancak hepiniz himayemdesiniz. Sizlerin yerini değiştiriyorum..." dedi. Kendisine "Ben Allah'tan başka kimsenin himayesi altına giremem. Bu işte ben suçlu değilim. Suçlu olan hava kuvvetleri ve sizsiniz. Çünkü bir kuvveti, bir kuvvet üzerine tertiplerle kullanmaya kalktınız. MBK'cıların ve CHP'lilerin oyununa geldiniz" dedim. Tabancamı çekerek masanın üstüne koydum. "Beni şimdi ya bununla temizlersiniz ya da Divan-ı Harbe verirsiniz. Eğer geceki harekete ben sebep olduysam, beni kurşuna dizdirirsiniz. Benim damarlarımda CHP kanı dolaşmıyor, vatanperverlik kanı dolaşıyor. Böyle bir haksızlığa tahammül edemem. Siz şayet kumandansanız, esas suçluları cezalandırınız" dedim.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Bir başkasının varlığının böylesine farkında olmak garip bir şeydi. O kişiye bu kadar yakın, bu kadar acil bir ihtiyaç hissetmek, nitelikleri tanımlanamayacak bir ihtiyaç hissetmek, zevkli olmadığı gibi acılı da değildi. Yalnızca nihai bir ültimatom gibiydi. Dominique'in bu dünyada var olduğunu bilmek önemliydi. Onu düşünmek önemliydi. Bu sabah nasıl uyandığını, nasıl kıpırdadığını, vücudu hala Roark'a aitken, artık ebediyen Roark'a ait olacakken neler düşündüğünü...
Sayfa 309·Kitabı okudu
Reklam
"Gözünüzü açın da görün, Azerbaycan bu savaşın tam ortasındadır. İngiltere ültimatom verir, Rusya asker çıkarır. Güney İngilizlerin, kuzey ruslarındır. Bunların hepsi..." Sırtını kamburlaştırdı. "Bir çocuğun sırtına kalır. " On bir yaşında tahta çıkan Ahmet Şah Kaçar'ı kastediyordu.
Edebiyat
“Hain, Sana son bir ültimatom: Eğer kırk sekiz saate kadar kucağıma atılıp benim olmazsan, söndü ateş suyundan bir yerine iki, yetişmezse, üç şişe içip, derdin den kurtulacağım, haberin olsun!”
Sayfa 46·Kitabı okudu
Edebiyat
28 Temmuz 1914 gününde Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Fransuva Ferdinand'ın Saraybosna'yı ziyareti sırasında bir Sırplı tarafından öldürülmesi üzerine, Avusturya Sırbistan'a ağır bir ültimatom vererek savaş ilan etti. Böylece 1. Dünya Savaşı Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında başlamış oldu. Rusya Sırbistan'ı yalnız bırakmamak amacıyla savaşa katıldı. Almanya da Avusturya-Macaristan'ın yanında yer alarak savaşa girdi. Böylece bir hafta içinde Avrupa, büyük bir savaşa sürüklendi.
Sayfa 80
Hasdrubal'ın halefi, ordu tarafından seçilip senatodan ve Kartaca halkından da onay alan genç Hannibal'dir. Kayınbiraderinden çok daha kararlı olan Hannibal yaklaşık bir yıl sonra Sagunt'u kuşatma altına alır. Roma'nın uyarılarına rağmen şehir yok edilince (MÖ 219) savaş kaçınılmaz hâle gelir. Romalıların sorumluların teslimini talep ettiği ültimatom da reddedilince çarpışma zamanı gelir.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Reklam