Zaman zaman "Acaba kimse bu ülkede çocukların da yaşadığını düşünmüyor mu?" diye soruyorum kendime. Yıkıcılık ve ölçüsüz cinsellik üzerine bina edilmiş, çocukları yok sayan bir yetişkinler imparatorluğuna doğru mu yol alıyoruz?
Umarız çocuklarımızı ve bizi kuşatan bu şiddet bombardımanı bir son bulur.
Ve umarız bu yazıyı okuyan anne babalar televizyonlarını daha az seyrederler.
Umarım ülkemiz bu gençlerin ve nice öğrenme sevdalısı gençlerin ufuklarını açmak için iyi bir kaynak ve destek olur da bu güzelim beyinleri başka ülkelere kaçırmayız diye düşündü.
Benimle takılmak ister mi, bilmiyorum. İstemeli. Umarım ister. Hayat böyledir işte. Bir şeyler umarız. Bize bunları sanatçılar umdurur. Bazen sanatlarıyla, bazen güzellikleriyle, bazen ikisi birden.
“Zambaklar çürümeye görsün, Çok daha kötü kokarlar ayrıkotlarından” diyor William Shakespeare. Haliyle adalet dağıtıcılarının suçlulardan daha çok koktuğu bir andayız. Umarız, bu masalda kötüler kaybeder.
Bu kuşatmada en çok yara alanlar da, en savunmasız olanlarımız, yani çocuklar oluyor. Müzik kliplerinden fışkıran ve neredeyse kudurgan cinsellik, günün her saatinde onların o nazenin imge dünyalarını bombalıyor. İnsan hayatının kolaylıkla elden çıkarılabilir bir 'meta' olduğunu izleyerek büyüyorlar.
Zaman zaman ''Acaba kimse bu ülkede çocukların da yaşadığını düşünmüyor mu?" diye soruyorum kendime. Yıkıcılık ve ölçüsüz cinsellik üzerine bina edilmiş, çocukları yok sayan bir yetişkinler imparatorluğuna doğru mu yol alıyoruz?
Umarız çocuklarımızı ve bizi kuşatan bu şiddet bombardımanı bir son bulur.
Ve umarız bu yazıyı okuyan anne babalar televizyonlarını daha az seyrederler.
İnsandaki çocuk vicdanı tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça hak ve doğruluk denen bir şey de var olacaktır.