Şubatın 2. Haftası nizamiyeye Ahmet astçavuşun yanına çıkıp çarşı iznimi 14 Şubat yazması için ricada bulunmuştum. Sağolsun işimizi gördü. O gün canımdan çok sevdiğim ta İstanbullardan Ankaralara gelmişti. İlk defa bir sevgililer gününü sevdiğimle beraber ve Mehmetçik olarak geçirdim. O gün birtanem bana bu çok kıymetli kitabı hediye edip eklemişti “Tam sana göre bir kitap. Çok akıcı ve çok güzel. Kesinlikle beğeneceksin.”
Evet aynen de öyle oldu. Kitabı sadece nöbetlerimde okumama rağmen 5 günde bitirmiştim. Son sayfalarına yaklaşırken bir an önce sonunu öğrenmek için sabırsızlanıyor aynı zamanda kitabın bitmek üzere olduğu gerçeği beni telaşlandırıyordu.
Kitabı bitirdikten sonraki en net fikrim okuduğum en iyi ilk 3 kitaptan birisi olduğuydu. Bundan emindim. Daha çok Rus edebiyatının o derin betimlemeli üslubuna hayran kalmaya alışmış olan ben ilk defa batılı bir yazarın kaleminden çıkmış böylesine uzun uzadıya betimlemelerin olduğu, derin karakter analizleriyle dolu, dipnotlarıyla beraber okuduğunuz da entelektüel birikiminize fazladan üç beş sikle doldurabileceğiniz bir eserle karşılacağımı bilmiyordum.
Özellikle Kitabın başrolü Martin Eden ve kitabın yazarı Jack London’ın benzerliklerini bilerek okumak çok keyifliydi.
Martin Eden’in varoşların arasındaki cehaletle barışık hayatının ortasına düşen aşk ateşi ve bu ateşin müsebbibi yeni Martin Eden. Aşk ne güçlü şey değil mi? Aşk için aşık olunan için insan neler yapmıyor ki…
En nihayetinde aşkın da yalan olduğunu görmeyiver.
Binaenaleyh kitap benim için tek kelimeyle harika idi. Bir soluktu okuyup bitirdim. Canı gönülden tüm dostlarıma tavsiye ettim. Hatta şuan koğuş nöbetçisinde bitirince gece nöbetçisi okuyacakmış sonra da hijyenci bir arkadaşta sıra. Sanırım bütün tabur kitabı sırayla okuyacak bu
Birbirlerini katleden saçma sapan isimli iki farklı kabilenin dahi anıldığı 600 sayfalık kitabın yarısından fazlası Avustralya ile alakalıyken kitapta bir defa dahi Aborijin kelimesinin kullanılmaması ve yerli diye geçiştirilmesi, İspanyolların ve diğer sömürgecilerin yaptığı katliamları detaylıca anlatıp İngilizlerin Aborijinlere yaptığı katliamları üstün körü istatistiki bir veriymiş gibi geçiştirmesi ve yazarın ırkçılığa karşı getirdiği tezlere rağmen içten içe yaşadığı Beyaz ırkçılığını daha doğrusu İngiliz ırkçılığını istemeden kendi kelimeleriyle betimlesi, kitabın benim için özetidir. Okurken bunları düşünmek beni kitaptan soğuttu. İstediğim verimi alamadım. Açıkçası çok meraklısı değilseniz bu kitaba hiç başlamamalısınız.
Kışlanın batı nizamiyesinde yaklaşık 3 günde bitirdiğim aslen Arap ama ruhsuz bir Fransız olan yazarın çok satan kitabı. Kitabın ilk iki bölümü her ne kadar tarihsel gerçeklerle örtüşmese de beni içine çekti. Selçuklulara ve Türk hakanlarına yaptığı haksız aşağılamaları görmezden gelerek okudum. Bütün olumsuzluklara rağmen bunlar beni rahatsız etmedi. En nihayetinde kurgu ve gerçeklikten epey uzaklaşmış bir roman olduğunu düşünerek okumaya devam ettim.
Fakat Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’ın kesişen öyküsü bitiğinde benim için kitabın bitmiş olduğunu anlamıştım. E ama daha 100 sayfadan fazlası vardı. Ne yazık ki son iki bölümü oldukça ruhsuz ve sıkıcı buldum.
(Spoiler)Ömer Hayyam’dan 10 asır sonra doğmuş Amerikalı bir veletin İran siyasetini baştan sona etkileyip Şahın dillere destan güzel kızını kapması ve güya o çok kıymetli Yazmayı denizin dibine göndermesi kitabın son 2 bölümünü mahvetmişti. Bu kitap bu şekilde bitmemeliydi. (Spoiler)
Son iki bölümün basitliği, kurgudaki sıkıcı tema bana ortalama bir çizgi film izliyormuşum havası vermişti. Tabi bunları ilk 2 bölüm için söylemiyorum.
Son olarak, yazarın Sünni ve Türk aşağılaması her ne kadar iğreti dursa da kitabın akışını bozduğunu düşündürmedi. Sırf bu önyargıyla okumamazlık yapılmasının kitaba haksızlık olacağını düşünüyorum. Okumanızı içtenliğimle tavsiye ederim. Ama beklentinizi yükseltmekten çekinerek yapıyorum bu tavsiyeyi.
Kısacası şafak atarsa 91 ve bu okuduğum 13. kitap…
Tek kelime ile harika bir kitaptı. Üstad'ın harikulade uslubü ve Sahabelerin destansı hayat hikayeleri birleşmiş ve bu kitap ortaya çıkmış. Tavsiye ediyorum.
Güzel bir dil ve uslupla yazılmış, evlenecek gençlerin veya evlenmek isteyenlerin evlenmeden evvel okuması gereken, çabucak okunabilen bir kitap. Tavsiye ederim. 2 puan kırmamın sebebi yazarın en son sorduğu soruya net cevap vermemiş olmasındandır.