Hele gözlerinin rengi; o değişken, dayanılmayacak kadar serin, yeşil gözler. Umut veren yeri ağzıyla burun delikleri. İşte bir kez daha, Eduarda'yla baş başa verdiğimiz, dünyayı katettiğimiz duygusuyla doluyorum.
Deseler ki yalandı hiç sevmedi,
Derim ki bir bildiği vardır
O bana hiç yalan söylemezdi.
Deseler ki unuttu hiç özlemedi,
Derim ki sebebi vardır
O beni gözlerinden mahrum etmezdi.
Deseler ki siz öldünüz,
Derim ki biz ölümsüz ölüyüz.
"Endişe etme, umut var!" dedi, gülümsedi. "Zihin eğitilirse her şey olanaklıdır. Kendini yanılsamalardan kurtarması görevini ona verirsen, zaman, sabır ve doğru eğitimle, zihnin kendi düğümünü yavaş yavaş çözmeye başlar. Zihni eğitmek, katiyen ona zorla boyun eğdirmek değildir. Öncelikle zihninin nasıl çalıştığını doğrudan ve somut olarak görmen gerekli. Zaman içinde uysallaşacak ve en sonunda o da seninle işbirliği yapacaktır. Zihni kullanmayı bilmezsen, o seni kullanır. Kullanabilirsen, sana sadakatle hizmet eder. Seni ele geçirirse yıkıcı ve tehlikeli olur. Hayatını senin yerine zihnin yönettiği sürece sen kedere ve ıstıraba sürüklenmeye mahkûmsun, çünkü zihnin yapabildiği tek şey o güne dek yaptıklarını tekrarlayıp durmaktır."