...onun bu dünyaya ait bir kadın, düşkün soylardan gelen bir ailenin kızı olduğunu ve senin göklerin kızı, tapılası bir melek olduğunu, yüreğimin sana, sadece bedenimin ona ait olduğunu...
...Ruhum, düşüncelerim, saf aşkım, gençliğim ve yaşlılığım sizin, geçici tutkunun arzuları ve hazları onun; anılarım bütün enginliğiyle senin, en derin unutuluş onun...
Çetrefil sorunlarla boğuşmaktasın; gün günden yıl yıldan yenemediğın bu kaçıştan ya da bu derin sevdadan söz etmek zorunda dugumsuyorsun kendini okura... Okura mi? Hani yoktu onlar? Onlar için yazmazdın sen hani? Yazmıyorsun!; ama hâlâ kolladığın birkaç kişi var. Hiç oluş'a doğru yol alışı arzu ve istençle aramana tanık olsunlar istiyorsun onlar; unutulus'a göğüs germeye hazır olduğunu, ancak o son anda tuhaf bir değişikliğe, -bir kazaya uğradığını anlasınlar istiyorsun... Çünkü şu içinde yaşadığın eve kadar üşüşmüş karınca denilen asalaklardan çektiğin yetmezmişçe hiç içine sinmeden ama -seve seve- bu gelecek sanatçı muhabire nasıl razı oluşunu anlarlarsa tanıyacaklarını umuyorsun bir insanlık durumunu sende; belki de yinelemektesin israrla her vakit soyleyip yazdığını: yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir Omrünce... 'Son an.' dedin biraz önce, payı var mi olan bitende son anın. -cücenin onu da tam bilemiyorsun.