Benim bir hakikati, uğruna eyleme geçmemiz gereken önceden verili aşkın bir norm olarak değil, bir üretim olarak tasarladığımı unutmayalım. Belli bir anda, türsel bir usulün, bir hakikat-usulünün aktörleri onun ne olduğundan kesinlikle habersizdirler, onu bilmezler.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Felsefe
Bizzat emekçiler, üretim sermayesi birikimiyle işbirliği içine girerek , er veya geç onları ücretlerinin bir bölümünden mahrum edecek olaya katkıda bulunuyorlar.
Sayfa 12 - TİBKY·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anadolu’da tunç çağın başlangıcına değin bütün yerleşmeler kabaca tuz Gölü’nün güneyinde kalmaktadır özellikle Toroslar’ın kuzeyinde yoğun biçimde yerleştirildiği anlaşılmaktadır ışıklı büyük gibi henüz tarımsal üretime geçmemiş bazı yerleşmelerden sonra Diyarbakır yakınlarındaki çay önünde tarım ve hayvancılık başlamıştır burası aynı zamanda tarımsal üretim yapılan en eski yerleşimdir. Orta Doğu’da tarımsal üretim daha sonra başlamışsa da örneğin Çatalhöyük gibi kent ölçeğinde bir yerleşme bu bölgede ortaya çıkmıştır 1000 kadar evde5-6 bin dolayında nüfusun barındığı hesaplanan Çatalhöyük, dünyanın en geniş ve en kalabalık tarih öncesi dönem yerleşimidir.
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Cinsiyet farkları rejimine dayalı eril tahakküm ilişkileri zaman içinde değişiyor; çünkü toplumsal ilişkiler sistemi değişiyor. Göç, enformel-esnek üretim, yeni piyasa kapitalizmi, yeni sermaye man­tığı, yeni aile biçimleri gibi olgular bu değişimde rol oynuyor. Emek piyasasında emeğin cinsiyeti kadar sermaye sahibinin cinsi­yeti de belirleyicidir. Bugün egemen erkeklik değerlerinde ve tarz­larında yaşanan değişim, çoğu kez "erkeklik krizi" olarak nitelendi­riliyor. Çünkü kana ya da soya dayalı patriarki, yani yaşlı erkeğin tartışmasız otoritesine dayalı eril tahakküm düzeni, dünyanın çoğu yerinde ortadan kalkıyor. Ulus-devlet kurumlarının bazı işlevleri­nin küresel kapitalizmin yeni gelişen boyutları karşısında önemsiz­leşmesi ve yeni işlevler edinmeye başlamasına bağlı kriz nedeniyle "zorunlu askerliğe" dayalı vatandaş orduları yerini "profesyonel or­du" anlayışına bırakmaya başlayınca "vatan kurtaran erkek imge­si"nin de krize girdiği gözleniyor. Örneğin Türkiye'de bugüne ka­dar "Anadolu'nun modernleşmesi " için belirleyici olmuş, asker-er­kek yani "Mehmetçik" imgesinin bugün Anadolu'nun ekonomik gelişmesi için dünyaya açılmış tüccar-işadamı imgesi ile yer değiş­tirmekte olduğunu söyleyebiliriz.
Alıntı
Kamu Üretim ve Paylaşım Ekonomisi Dışında Hiçbir Sistemde Toplum Yararına Hukuk ve Adalet Yoktur Zaman zaman toplumlar nasıl yönetilmesi gerekir veya her toplum hak ettiği şekilde yönetilir sözleri ağızdan ağıza kulaktan kulağa alalade bir şekilde dolaşır. Kimsede demez ki kendimi kendim yönetirim, kim beni benden daha iyi yönetebilir ki? İnsan kendi kendini yönetebilecek bir donanıma sahip ise insanı ve toplumu yönetmek kimin haddinedir? İnsanı yönetmeye kalkmak bir ahlak sorunudur. İnsan yönetilmez. Ortak kolektif kararlar ile kendilerine hizmet eden ahlaki düzen kurabilirler. Bu durum toplumu temsil edenleri hakkın eşit dağıtılması ilkesine uygun hukuk kuralları denetler ve kimseye iltimas geçmez ise etik ahlaka uygun bir paylaşım düzeni ekonomisi yönetimi sistemi işlerlik kazanır ve sürdürülebilir tek yöntemdir. Aksi takdirde gücü ele geçirenlerin çıkarına hukuktan genel yarar adaleti ve ahlakı çıkmaz. O hukuk toplumu yöneterek soyanların empoze ettikleri bir yöntemdir. Topluma hizmet adına temsil kamunun ekonomik gücünün toplum yararına kullanılması demektir. Toplumun gücünü topluma karşı kullanmanın bir ahlakı yoktur. Ahlaklı olmak bir erdemdir. Erdem hakkı temsil edenin genel yarar adına adil ve örnek olmasını gerektirir. En küçük bir şaibenin olduğu temsiller de adaletten bahsetmek mümkün değildir. Ayıran ve kayıran bir anlayış halkın yararına değil imtiyazlı toplumu soyan, doğal kaynakları çalanlar yararına bir hukuk anlayışıdır. Kamu üretim ve paylaşım ekonomisinin olmadığı bir toplumda hukuk ve adaletten bahsetmek mümkün değildir. Önder Karaçay
Hayata Dair
Üretim toplumuna dönüştüğümüzde bize tuzak kuranların tuzaklarının önemli bir kısmını otomatik olarak boşa çıkarırız. Bize karşı kullandıkları maddî ve manevî silahların önemli bir kısmını etkisizleştiririz.