Turgut Uyar da benim gibi yaz mevsiminin aşığı
en sevdiğim temmuzdu aylardan hazirana benzediği için biraz biraz da kendiliğinden belki de müşteriye iyi davranan efendi bir bakkal kimliğinde nasıl mutlu oldum iki yaz nasıl mutlu oldum kardeşler salkımsöğüt bir ben iki bir üçüncü var mıydı bilmiyorum üçüncü vardı elbet bir yaban ördeğinin sevincini taşıran bir sonbahar gibi köpüren temmuza benzese de öyle oldum ki anlatamam sıcak yaz solgun bir coğrafya gibi belleğimde şapkalar çiçekler eski elbiseler geçmişi olan eski elbiseler denizden çıkan bir ışık unutulmuş bakımsız arka bahçeler öyle oldum ki anlatamam her mevsimde sonbaharı taşlayan bir çocuk nasıl olursa öyle belki de bitip tükenmeyen bir fetih döneminde atlar nasıl kişnerse yani durgun bir suyun erguvandan aldığı renkle
Sayfa 528 - Söylenir·Kitabı okuyor
Efkârlanırım
Mektup alır, efkârlanırım; Rakı içer, efkârlanırım; Yola çıkar, efkârlanırım. Ne olacak bunun sonu, bilmem. "Kazım'ım" türküsünü söylerler, Üsküdar'da; Efkârlanırım.
Sayfa 66
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Üsküdar ~ Altın Şehir
Üsküdar, İstanbul'un fethine şahit bir şehir... Hatta İslam orduları, İstanbul'u fethetmeye geldiğinde onları İlk karşılayan ve misafir eden mahal. Yine Selçukluların İstanbul'u gördükleri ilk yerdir Üsküdar... Bundan sebep Yahya Kemal şöyle der bu müstesna belde için: "Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?"
Üsküdar İstanbul'dan evvel de osmanlı'ydı
Fatih Sultan Mehmed'in fethi ile başlar bizim istanbul'umuz. Biliriz ki müjdelenen ordu açmıştır kapılarını medh ü sena edilmiş şehrin... Halbuki Üsküdar, fetihten bir asır evvel Osmanlı topraklarına katılmış ve çehrisi değişmeye başlamıştı...
Üsküdar bir hazine idi. Bir türlü bitmiyordu. Valide-i Cedid'in biraz arkasında Aziz Mahmut Hūdaî Efendi vardı. Birinci Ahmet devrinin bu manevi saltanatı, Nuran'ın aile gelenekleri arasına girmişti. Daha yukarıda Dördüncü Mehmet devrinin dizginlerini birkaç sene elinde tutan Selami Efendi vardı. Karacaahmet'te ananenin Orhan Gazi zamanına çıkarttığı, Horasan erenlerinden Bursa'daki Geyikli Baba'nın çağdaşı, belki de gaza arkadaşı Karacaahmet, Sultantepe'de yine Celvetî Bâkî Efendi yatıyordu.
Sayfa 180 - Dergah Yayınları 40. Baskı: Kasım 2022
İnsanoglu elinin altındakı değerlerin farkına varamıyor yahut maalesef çok geç varıyor. İş işten geçtikten, daha doğrusu atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra bu değerleri fark ediyor. Yazımın konusu, atı alıp Üsküdar'ı geçen degil, ama bu deyime tam uygun olarak "çiniyi alıp sınırı geçenler" olacak.
Sayfa 81·Kitabı okudu