• Geçenlerde yaptığım ve kaldırdığım incelemeyi tekrar yapmak istedim düzeltmeler yaparak ve içerik hakkında çok kişisel görüşlere yer vermeden. Biraz Sinan Canan'dan bahsetmek istiyorum. Sinan Canan enteresan bir insan. Dedesi İbrahim Canan Kütübü Sitte'nin tercümanı, raflarınızdaki Kütübü Sitte ciltlerine bakarsanız yüzde doksan İbrahim Canan'ı görürsünüz. Kendisi(Sinan Canan) sinir bilimci, biyolog. Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi (prof.). Tedx'te bol bol konuşma yapan bir abimiz. Evrimci, müslüman bilim insanıdır.

    Kitabında en kayda değer, çarpıcı kısım evrimle alakalı olan kısımdır. Kitap üç kısımdan oluşuyor; birinci bölüm biraz kek konular diyebiliriz hafif, ikinci kısım evrim teorisi ve evrim-İslam üzerine, üçüncü kısım da kaos teorisi ve kaotik ile alakalı. Elbette çok tartışmalı bir mesele evrim-İslam konusu. Gelenekçi ve modernist ilahiyatçılar, düşünürler arasındaki tartışmalı konularından birisi elbette bu konu. Sinan Canan evrim ve İslam'ı sentezleyen bir yaklaşım içerisinde. En azından ikisinin birbiriyle çekişmediği kanaatinde. Tabi ki Sinan Canan Kuran'dan evrim çıkartıyor gibi birşey de anlaşılmasın. En fazla bazı ayetlerin evrim teorisiyle uyumlu olduğu fikrini ortaya atabilir.


    Yalnız Sinan Canan'ın Edip Yüksel, Canan Taslaman, Mustafa İslamoğlu gibi tartışılan insanlarla aynı karede olduğunu ifade edebilirim bu insanlardan uzak duranlar Sinan Canan'a pek yaklaşmasın. Dediğim gibi içerik hakkında kişisel yorumlarda bulunmadan kitap hakkında bilgi vermeye çalıştım çünkü hassas bir konu ve kitabı tavsiye edip etmeme konusunda deizm, ateizm ve agnostisizme yakın olan arkadaşlara tavsiye ediyorum. Ilıman müslümanlara pek tavsiye etmiyorum boşuna evrim felan kafa karıştırmaya gerek yok.
  • İlk uçma denemesini yapan Hazerfen Ahmed Çelebi bir Müslüman Türk bilginidir. XVII. yüzyılda IV. Murad döneminde yaşamış ve Galata Kulesi'nden havalanıp Üsküdar'a kadar uçmuştur.
  • “Tam metroya bineceğim, bir tane yaşlı amca makinenin önünde panik yapmış dolduramıyor kartı, arkasında birkaç tane genç birikmiş bağırıyor amcaya “-hadi be napıyosun, flört mü ediyosun makinayla” tabi bunu duyunca delirdim, napıyosunuz ya dedim gittim amcaya yardım ediyorum. Canım amcam sen ne istiyorsun dedim, kartım yok dedi, doldurduk kartını dedim al istediğin yere git bununla hatta sen başvuru yap senin yaşına ücretsiz ulaşım dedim, neyse ben de doldurdum kendi kartımı metroya geldim baktım amca orada bekliyor hala, ne oldu dedim. Yavrum adres soracaktım beni azarlarlar diye soramadım, seni bekledim dedi, olur mu öyle şey amcam dedim, peki nereye gidecektin sen dedim. Üsküdar marmaray dedi. Amca kirazlıdayız karşı tarafta o, nasıl buraya geldin uzak dedim, kafasını eğdi, dur dedim anlattım ona. Burdan yenikapıya git ordan sarı çizgiyi takip et marmaraya bin ordan 2 durak sonra Üsküdar marmaraydasın dedim.. Baktım amca mahzun mahzun bakıyor anlamamış durumu, tamam dedim amca gel gidiyoruz, atladık metroya gidiyoruz üsküdara doğru, yolumuz var da var. Muhabbet olsun diye dedim amca nerelisin, malatya dedi. Var mı kayısı bahçesi filan dedim, dedi ki yavrum ben emekli ağır ceza hakimiyim, vay be dedim içinden onlarca kişiye müebbet dağıt, 40 yıl 50yıl hapis ver sonra gel metroda kartı şaşır, ey insanoğlu… Sonra amca dedim malatyadan istanbula neyle geldin dedim uçakla mı otobüsle mi, amca dedi ki hatırlamıyorum… Dedim amca valizler nerde… 3 yaşındaki çocuk gibi yüzüme baktı nerde dedi…. O an anladım amca demans hastası, yani kişisel tarihini unutmak, kendi geçmişini silmek… Peki amca nereye dedim, “OĞLUM BENİ, ÜSKÜDAR MARMARAYDA BEKLİYOR” Dedi. Neyse dedim telefon nerde dedim.. Nerde dedi dedim iş sıkıntı, neyse indik Üsküdar marmaraya. Oturduk bekliyoruz gelen giden yok, dedim amca kimliği ver baktım adına soyadına sonra bir tanıdığı aradım. Dedim böyle böyle kimdir bu yakını vs bir numara bulur musun, sağolsun yardımcı oldu. Harbiden malatyalıymış kızının numarası geldi, aradım dedim gece gece rahatsız ettim ama… Daha lafımı bitirmeden üsküdar marmarayda mısınız dedi evet dedim şaşırdım da tabii. Dedi ki size eniştenin numarasını vericem onu arayın aldım numarayı aradım enişteyi dedim gece gece rahatsız ediyorum ama… O da hemen üsküdar marmarayda mısınız dedi evet dedim, ya herkes biliyor acaba ben mi bilmiyorum niye burdayız derken neyse enişte geldi birazdan. Gelir gelmez sarıldı bana, ben başladım azarlamaya demans hastası bu adam niye tek başına salıyorsunuz dışarı 3 yaşında birini salmakla aynı şey! Kim o oğlu da burada bekliyorum diyor amcaya hem dedim. “-abi demans hastası evet geçmişindeki hiçbir şeyi hatırlamıyor doğru” Ama oğlu polisti 3 yıl önce şehit oldu! Ve oğluyla son telefon görüşmesinde “BABA ÜSKÜDAR MARMARAYDA SENİ BEKLİYORUM” demişti, her şeyi unuttu onu unutmuyor, arada evden kaçıp buraya geliyor. Dizlerimin bağı çözüldü. Kaldım öylece neyse onlar gitti kafamda cümleler dolaşıyor… Belki dedim oğlu gerçekten de oraya geliyor ama biz göremiyoruz, sonra konu üzerinde düşündüm demans hastalığı bizim de hastalığımız toplum olarak, geçmişimizi unuttuk sağa sola savruluyoruz nereye gittiğimizi bilmeden evet oyunlarda yüksek puan alıyoruz, yemek yiyoruz. Ama kim olduğumuzu unuttuk… Nereye gideceğimizi unuttuk…

    Erem Şentürk
  • Her sabah böyle ağlar mı Üsküdar
    yoksul karanlığında kuşların
    aşkın ve umudun bir de acının
    rüzgarıyla uçarken bulutlar
  • Tam metroya bineceğim, bir tane yaşlı amca makinenin önünde panik yapmış dolduramıyor kartı. Arkasında birkaç tane genç birikmiş bağırıyor amcaya "-hadi be n’apıyosun, flört mü ediyosun makinayla" Tabi bunu duyunca delirdim. N’apıyosunuz ya dedim gittim amcaya yardım ediyorum, Canım amcam sen ne istiyorsun dedim, kartım yok dedi, doldurduk kartını dedim, al istediğin yere git bununla, hatta sen başvuru yap senin yaşına ücretsiz ulaşım dedim. Neyse ben de doldurdum kendi kartımı metroya geldim. Baktım amca orada bekliyor hala, ne oldu dedim. Yavrum adres soracaktım beni azarlarlar diye soramadım, seni bekledim dedi. Olur mu öyle şey amcam dedim, peki nereye gidecektin sen dedim. Üsküdar Marmaray dedi. Amca Kirazlıdayız, karşı tarafta o. Nasıl buraya geldin uzak dedim. Kafasını eğdi, dur dedim anlattım ona. Burdan Yenikapıya git, ordan sarı çizgiyi takip et, Marmaraya bin, ordan 2 durak sonra Üsküdar Marmaraydasın dedim.. Baktım amca mahzun mahzun bakıyor, anlamamış durumu, tamam dedim amca gel gidiyoruz. Atladık metroya gidiyoruz Üsküdara doğru, yolumuz var da var. Muhabbet olsun diye dedim “amca sen nerelisin”. Malatya dedi. Var mı kayısı bahçesi filan dedim, dedi ki yavrum ben emekli ağır ceza hakimiyim. Vayy be dedim içimden. Onlarca kişiye müebbet dağıt, 40 yıl, 50 yıl hapis ver, sonra gel metroda kartı şaşır, ey insanoğlu... Sonra, amca dedim Malatyadan İstanbula neyle geldin dedim, uçakla mı otobüsle mi? Amca dedi ki, hatırlamıyorum... Dedim amca valizler nerde? 3 yaşındaki çocuk gibi yüzüme baktı nerde? dedi.... O an anladım amca demans hastası, yani kişisel tarihini unutmak, kendi geçmişini silmek. Peki amca nereye dedim, "OĞLUM BENİ, ÜSKÜDAR MARMARAY’DA BEKLİYOR" Dedi. Neyse dedim telefon nerde dedim.. Nerde dedi, dedim iş sıkıntı, neyse indik Üsküdar Marmaraya. Oturduk bekliyoruz gelen giden yok, dedim amca kimliği ver. Baktım adına soyadına, sonra bir tanıdığı aradım. Dedim böyle böyle kimdir bu yakını vs bir numara bulur musun? Sağolsun yardımcı oldu. Harbiden Malatyalıymış, kızının numarası geldi, aradım dedim gece gece rahatsız ettim ama... Daha lafımı bitirmeden Üsküdar Marmarayda mısınız dedi evet dedim şaşırdım da tabi. Dedi ki size eniştenin numarasını vericem onu arayın, aldım numarayı aradım enişteyi, dedim gece gece rahatsız ediyorum ama... O da hemen Üsküdar Marmarayda mısınız dedi, evet dedim. Ya herkes biliyor acaba ben mi bilmiyorum niye burdayız derken, neyse enişte geldi birazdan. Gelir gelmez sarıldı bana, ben başladım azarlamaya demans hastası bu adam niye tek başına salıyorsunuz dışarı. 3 yaşında birini salmakla aynı şey! Kim o oğlu da burada bekliyorum diyor amca
    - Abi demans hastası, evet geçmişindeki hiçbir şeyi hatırlamıyor, doğru. Ama oğlu polisti. 3 yıl önce şehit oldu! Ve oğluyla son telefon görüşmesinde "BABA ÜSKÜDAR MARMARAYDA SENİ BEKLİYORUM" demişti... Her şeyi unuttu, onu unutmuyor, arada evden kaçıp buraya geliyor. Dizlerimin bağı çözüldü. Kaldım öylece, neyse onlar gitti kafamda cümleler dolaşıyor. Belki dedim oğlu gerçekten de oraya geliyor ama biz göremiyoruz. Sonra konu üzerinde daha sonra düşündüm. Demans hastalığı bizim de hastalığımız, toplum olarak geçmişimizi unuttuk sağa sola savruluyoruz nereye gittiğimizi bilmeden. Kim olduğumuzu unuttuk... Nereye gideceğimizi unuttuk...
  • Bazı sesler var ki yalnızken duyuluyor, kalabalığa karışınca ya duyulmaz ya da anlaşılmaz oluyor. İşte o sesi takip etmeli. En doğru ses o belki de. Yalnızken duyulanı. Kalabalıkta duyulan ses, o asıl sesi bastırmak için uğraşıyor. Çağıran, çağıran sesi. Süheyla'nın Üsküdar'a indiğinde duyduğu sesi. Hangi Süheyla?