“Gamzeler tîğ-zen olmuşdur ol ebrû kavvâs
Râh-ı aşkı bugün ol kaşı kemânum gözedür
Hırmen-i cân u dile âteş urup gin yakadan
Şerer-i âh ile âlude duhânum gözedür”
Bâkî
(Gamzeler, kılıcı ustaca kullanan silahşörleri; kaşlar ise ustaca okçulara dönüşmüşler. Besbelli ki şimdilerde aşk geçidiini o yaylı kaşlı sevgilim gözetiyor.
“sevgili”, can ve gönül harmanıma “varlığıma”, ta uzaklardan ateş bırakıp ahımın kıvılcımlarla dolup taşan dumanını gözetir.)
Anlatıcıların mübalağa, mütalaa, bilinç akışı ve çamur atma gibi kadim anlatım teknikleriyle zenginleştirerek, gerçek bir sanat eserine yaraşır şekilde ustaca yeniden yorumladığı hikâye, zamanın, ihtiyarlığın ve destek vermesi gereken aktüel bağlamlarında etkisiyle, her anlatılışında biraz daha, biraz daha, biraz daha eğilip bükülse de, işte bu bizim hikâyemizdir neticede. Ama yanlış anlaşılmasın. Öyle saf, öyle temiz filan değildir.
Numaracı biridir şair.
Öyle ustaca numara yapar ki,
Gerçekten acı çekerken bile
Rol yapıyormuş gibi görünür.
Ve yazdıklarını okuyanların
İyice hissettikleri,
Onun çifte acısı değil,
Sahte acılarıdır kendilerinin. Böylece döner durur raylarda
Eğlendirmek için aklımızı
Kalp adını verdiğimiz
O küçük oyuncak tren.