Biz budalalar! Yemeğe tatlıyla başlarsak ve tatlı üstüne tatlı yersek, midemizi ve sanatın bizi davet ettiği iyi, güç veren, besleyen bir yemeğe duyduğumuz iştahı bozmamız işten bile değildir.
“Cinsel perhiz üstüne vaaz vermek, açıktan herkesi doğaya aykırı olmaya kışkırtmaktır. Nasıl olursa olsun, cinsel yaşamı küçümseme, onu ayıp kavramıyla lekeleme, yaşamın kendine karşı işlenmiş bir suçtur, -yaşamın Kutsal Tin’ine karşı günahın ta kendisidir.”
Yabana bir ülkeye gitmek ister miydin?
-Evet Hindistan' a gihnek isterdim. Kaplanlar var orada.
- Başka nerelere gitmek isterdin?
-Çin'i de görmek isterdim. Orada görkemli bir set var.
-Üstüne tırmanmak hoşuna giderdi herhalde, değil mi?
-Set çok kalın ve yüksektir. Kimse aşamaz. Zaten kimse aşamasın
diye yapmışlar.
- Neler de biliyorsun! Çok okumuş olmalısın.
Güneş alçalmış ama henüz batmamıştı, günün son ışığı pencereden içeri sızıyordu. Güneşin bile babama ait olduğunu, onun evinin üstüne parladığı için benim güneşe hakkım olmadığını hissediyordum. Güllerinden farksızdım, ona ait olan bir şeydim.
Ahlak düşüklüğü. Bütün maddi düşüklükler gibi insanın, tabiat halini kaybetmesinin sonucu olmuştur. Eğer adil ve mutlu olmak istiyorsak, tabiattaki düzenin üstüne hiçbir zaman çıkmamalıyız
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
.... Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam
Kim karışırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu birtakım şeyler söylendi
imlâ kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa bir akşam
duraladım ne yapsam