-hayır yolunda önce ol ki attığın adımlarla peygamberi sevindirebilirsin.
-yapacağın işlerde beklentisiz kal ki tüm ecrini ve mükafatını ahirette alabilesin.
-evini, barkını, işini yesrib olmaktan çıkar ki yaşadığın dünyayı Medine yapabilesin.
-konuşacağın sözü, ifade edeceğim usul ve üslubu çok iyi ayarla ki muhataplarının panellerini fethedebilesin..
-peygamberini derin bir sevda ile sevki onu kendine kefil, ailene vekil yapabilecek saadete erebilesin.
Öyle bir hayal ecesisin ki, her yer sensin. Usul usul dökülen mimozalar, azalan limon çiçekleri, ayaklanan hanımeliler, deniz yaprakları, gülen güneşler, rayiha bahçeleri, bulutlu rüzgârlar… Tanrı da senin gibi var oluyor dünyada.
Ahmed el-Shamsy'nin ikinci bölümde ve eserin başka kısımlarında da (meselâ bk. s. 23, 59, 293) tekrarladığı bir iddia var; o da XIX. asrın başlarında âlimlerin, sonrasında canlandırılacak olan "eski" klasik eserlere “şaşılacak derecede" ilgisiz olduklarıdır. 8Yazara göre bunun sebeplerinden biri XI-XIX. asırlara hakim olan "metinsel skolastisizm", yani medresenin ve ilmiyenin öne çıkardığı kitaplara, onların usul ve muhtevasına mutlak
körükörüne) bağlılık (bir tür şerh-haşiye edebiyatı), ikincisi de "epistemolojik ezoterizm", yani "hal ilmi" olan, derunî-iç tecrübeye dayanan tasavvufun kitabı ve okumayı reddeden yahut önemsizleştiren bir karaktere bürünmesidir.
8 Yazar güzel ve doğru örnekler de veriyor. Meselâ "1900'lerin başına kadar İbn Teymiye'nin çok sayıda yazısının [risâlesinin?] neredeyse hiçbiri neşredilmemişti" (s. 271); "Taberi'nin IX. yüzyılda telif ettiği Kur'an tefsiri 1890'larda hiç bilinmiyordu, ancak metin yeniden keşfedilip 1903'te neşredildiğinde klasik tefsirlerin mükemmel örneklerinden biri haline gelmiştir" (s. 356)."s.67
çiçekleri düşünmüyor kimse
balıkları düşünmüyor kimse
kimse
kalbi güneşin altında iltihaplanan
hafızası yeşil hatıralardan usul usul boşalan bahçenin
ölmekte olduğuna
inanmak istemiyor
ve bahçenin duygusu sanki soyut bir şeydir
çürümüştür kendi yalnızlığında