'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:30
Suzanne Corkin'in "Sonsuza Dek Şimdiki Zaman" adlı eseri, unutulmaz amnezik Henry Gustave Molaison'ın yaşam öyküsüdür. İnsan belleğinin işleyişini nörobilim, psikoloji ve felsefe ekseninde sorgulayan önemli bir bilim anlatısıdır. Hafızanın yalnızca geçmişi depolayan bir mekanizma olmadığını; kimlik, benlik algısı, öğrenme kapasitesi ve insanın zamanla kurduğu ilişkinin temel belirleyicisi olduğunu güçlü örneklerle ortaya koymaktadır. Henry'nin geçirdiği ameliyat sonrasında yeni anılar oluşturamaması, bireyin sürekli "şimdiki zaman" içinde sıkışıp kalmasının trajik sonuçlarını gözler önüne sererken, aynı zamanda bilimsel araştırmaların etik sınırlarını da tartışmaya açmaktadır. Suzanne Corkin'in yalın fakat akademik titizlikten ödün vermeyen anlatımı, karmaşık nörobilimsel kavramları anlaşılır bir dille sunarken, okuru yalnızca bilgiyle değil, güçlü bir insani duyarlılıkla da buluşturmaktadır. Vaka incelemeleri, deneysel bulgular ve tarihsel gelişmeler dengeli biçimde harmanlanmış; böylece Henry'nin yaşamı bireysel bir dramın ötesine geçerek modern nörobilimin gelişiminde dönüm noktası niteliği taşıyan bir araştırma alanına dönüşmüş. Belleğin kırılganlığı üzerinden insan olmanın anlamını yeniden düşündüren, bilimsel nesnelliği duygusal derinlikle buluşturan ve okurda uzun süre etkisini koruyan, akademik değeri yüksek, disiplinlerarası bakış açısıyla kaleme alınmış son derece nitelikli bir eserdir.
1000Kitap
Sonsuza Dek Şimdiki ZamanSuzanne Corkin · Martı Yayınları · 201825 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2017 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2017 00:00
Agatha Christie’nin Poirot Araştırıyor adlı eseri, ünlü dedektif Hercule Poirot’nun farklı olayları çözmeye çalıştığı kısa hikâyelerden oluşan bir polisiye derlemesidir. Kitap, tek bir büyük olaydan ziyade birden fazla küçük ama zekice kurgulanmış vakayı okuyucuya sunar. Her hikâyede Poirot’nun keskin gözlem yeteneği ve “küçük gri hücreler” olarak adlandırdığı mantık yürütme gücü ön plana çıkar. Olayların çözümünde şüphe, detay ve insan psikolojisi önemli rol oynar. Bu da kitabı sadece bir polisiye değil, aynı zamanda insan davranışlarını analiz eden bir eser haline getirir. Hikâyelerin kısa olması, kitabın hızlı okunmasını sağlar. Ancak bazı okuyucular için bu durum, karakter derinliğinin sınırlı kalmasına neden olabilir. Yine de her vaka kendi içinde tatmin edici bir çözümle sonuçlanır ve Poirot’nun zekâsını bir kez daha ortaya koyar. Genel olarak Poirot Araştırıyor, Agatha Christie’nin anlatım gücünü ve dedektif karakterinin ne kadar ikonik olduğunu gösteren, keyifli ve sürükleyici bir polisiye derlemesidir.
Poirot AraştırıyorAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20151,322 okunma
Umut Değil, Mücadele Vaat Eden Bir Kitap
8/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 21:50
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim Bu eser, insanın kırılgan zihnini romantikleştirmeden anlatırken, ruhsal acının ne kadar gerçek, ne kadar yakıcı ve aynı zamanda ne kadar insani olduğunu gösteriyor. Kitabı okurken zihnimde sürekli şu düşünce dolaştı: İnsan bazen dış dünyadan değil, kendi zihninin kurduğu ülkeden kaçamaz. Deborah'ın yaşadığı iç savaş, yalnızca psikiyatrik bir vaka değil; hepimizin farklı yoğunluklarda taşıdığı korkuların, bastırılmış acıların ve kabul edilme arzusunun büyütülmüş bir yansımasıdır. Bu yönüyle roman, psikolojinin sınırlarını aşarak varoluş felsefesinin alanına giriyor. Eser bana şunu düşündürdü: İyileşmek, eski hâline dönmek değildir. İyileşmek; insanın kendi karanlığını tanıması, onunla yaşamayı öğrenmesi ve buna rağmen hayata "evet" diyebilmesidir. Acıyı yok etmek çoğu zaman mümkün değildir; fakat ona rağmen yürümek mümkündür. İşte kitabın en güçlü yanı da tam burada ortaya çıkıyor. Yazar, okura hiçbir zaman kolay umutlar satmıyor. "Her şey düzelecek" demiyor. Bunun yerine çok daha dürüst bir şey söylüyor: Yaşam, sürekli verilen bir mücadeledir ve insanı insan yapan şey de bu mücadeleyi sürdürebilme cesaretidir. Belki de gerçek umut, acının bitmesinde değil; acıya rağmen anlam üretmeye devam edebilmektedir. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir cümle kaldı: İnsan, bazen kendi zihninden çıkmayı değil; önce onun içinde kaybolmayı öğrenmek zorundadır. Çünkü insanın en uzun yolculuğu, dünyayı dolaşması değil, kendi içine cesaretle bakabilmesidir. Sana Gül Vadetmedim, yalnızca psikolojik bir roman değil; insan ruhunun en karanlık koridorlarında dolaşan felsefi bir metin. Her sayfasında, yaşamın bize mutluluk değil mücadele vadettiğini; fakat insanın tam da bu mücadele sayesinde kendisini yeniden kurabildiğini hissettiriyor. Bazı kitaplar okunur ve biter.
Edebiyat
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Heyyttt,var mı bana yan bakan :))))
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
SAYILI FIRTINALAR "Eski İstanbul Kabadayıları" REFİ CEVAD ULUNAY Sayılı Fırtınalar Refi Cevad Ulunay'ın Türk edebiyatında ve yakın tarih kitaplığında çok özel bir yere sahip olan, adeta bir "İstanbul folkloru" belgeseli niteliğindeki eseridir. Kitap, tarih kitabı ile roman arasında durur. Olayların önemli bir kısmı hakiki kişiler ve vakalardan beslenir; ancak Ulunay bunları roman tekniğiyle anlatır. Bu yüzden eser, tarihçiler tarafından tek başına belge olarak değil, dönemin sosyal hayatını anlamaya yardımcı bir tanıklık metni olarak değerlendirilir. Bir nostalji sever olarak, eserdeki İstanbul'un mekan hafızası beni en çok etkileyen yönlerden biri oldu.Kahvehaneler, meyhaneler, Direklerarası, arka sokaklar, tulumbacılar, zaptiyeler... Bugün büyük ölçüde kaybolmuş bir şehir kültürü adeta canlı bir dekor gibi anlatılırken ben de adeta içinde yaşadım. ***** Ulunay, bu kitapta Osmanlı'nın son dönemindeki İstanbul kabadayılık müessesesini anlatır.Yazarın bizzat şahit olduğu, dinlediği ya da içinde bulunduğu eski İstanbul sokaklarının yazılı olmayan kanunlarını kayda geçirir. Zincirleme bir hikaye anlatımıyla Abdülhamid döneminin son yılları ile Meşrutiyet İstanbul'unun yeraltı dünyasını ve sosyal hayatını resmeder. Sayılı Fırtınalar, bugün tamamen yok olmuş bir İstanbul alt kültürünü, o kültürün kendine has kodlarını ve insan tiplerini birer belge gibi günümüze taşıyan emsalsiz bir kaynaktır. Üsküdar'da sahafın vitrinde görüp hemen alıp keyifle okuduğum bir eserdir. Yeni basımı var mı bilmiyorum. Merak edersiniz sahaflardan temin edebilirsiniz. Gelelim esere... Kitap, önce kabadayılık, racon gibi kavramları açıklayarak başlıyor. Ardından anlatı, dönemin ünlü kabadayılarından Arap Abdullah'ın karıştığı 'Direklerarası Cinayeti' ile devam ediyor. (Güzel
Tarih
Sayılı FırtınalarRefi Cevad Ulunay · Bolayır Yayınevi · 197361 okunma
Tükettikçe tükeniyoruz
4/10
·176 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:02
Her şeyin çok hızlı değiştiği bir döneme denk geldik. Bu da yarınlara ve birbirimize duyduğumuz güveni yok etti. Belirsizlik içinde savrulurken hedeflerimiz anlamsızlaştı, ilişkilerimiz sığlaştı. Tek başarı kriterinin görünürlük kabul edilmesi imajı içeriğin önüne taşıdı, ruhsuz maskelere dönüştük. Değer üretmekteki aciziyetimizi tüketimle doldurmaya başladık, tükettiklerimiz üzerinden kendimize değer biçmeye başladık. Halbuki insanın insana, güvene, üretmeye ve paylaşmaya ihtiyacı vardır. Emek olmadan tatmin olmaz. Böylece başkalarının gözünde yarattığımız değer içimizde bir anlama dönüşebilir. Kitap kısaca bu argümanlar üzerinden şekilleniyor. Bolca Viktor Frankl, Rollo May ve Eric Fromm'a atıf var ancak felsefi temellerinden izole bu atıflar, metne entelektüel bir cila verme çabası olarak göze batıyor. Metindeki hiçbir cümleye itiraz edemem ama derinliksiz analizleri, genel geçer teşhisleri, toplumun büyük kısmının kendini özdeşleştirmekte zorlanacağı varlıklı bir ailenin iç dinamikleri üzerinden kurulan örnek vaka ve editoryel özensizlik, kitabın da eleştirdiği bir düzenin parçası olduğunu düşündürdü. Ayrıca, gelir adaletsizliği ve ekonomik darboğazın sosyal çürümedeki etkisinden hiç bahsedilmemesi, tüm sorumluluğun sanki mutant olan bu çağda birden bire artış gösteren bireysel ve toplumsal açgözlülüğe yüklenmesi, kitabın samimiyetini sorgulamama neden oldu. Kolayca tüketip okuduğunuz kitapların sayısına bir ekleyebilir, böylece yıl sonu hedeflerinize kısa yoldan biraz daha yaklaşabilirsiniz. Her sayfada kafa sallayıp zaten gördüğünüz ve bildiğiniz şeyleri onaylatabilirsiniz. Ama daha önce bu konular üzerine okumuş veya kafa yormuş biriyseniz, günün sonunda bu kitabın size yeni bir şey katmasını beklemeyin.
Dünyaya Değil Kendine Meydan OkuMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 2024707 okunma