“ ‘Hayât-ı âile’ isminde bir ma’îşet var; Sa’âdet ancak odur... dense hangimiz anlar? Hayât-ı âile dünyâda en safâlı hayat, Fakat o âlemi bizler tanır mıyız? Heyhat! Sabahleyin dolaşıp bir kazanca hizmetle; Evinde akşam otursan kemâl-i izzetle; Karın, çocukların, annen, baban, kimin varsa, Dolaşsalar, seni kat kat bu hâleler sarsa; Sarây-ı cenneti yurdunda görsen olmaz mı? İçinde his taşıyan kalb için bu zevk az mı? Karın nedîme-i rûhun; çocukların rûhun; Anan, baban birer âgûş-i ilticâ-yı masûn. Sıkıldın öyle mi! Lâkin, biraz alışsan eğer, Fezâ kadar sana vâsi’ gelir bu dar çenber. Ne var şu kahvede bilmem ki sığmıyorsun eve? Gelin de bir bakalım... Buyrun işte bir kahve…”
Sayfa 233·Kitabı okuyor
Beyin yakan cümleler
Ama diğer sazın sesi onu hayrete düşürmüştü. Bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevi vûsefâsı olan ehli-i vukuf fûsûnkarların bezediği o vâsi fûseyfisada raks ve vûsûb eden vûsema gibi birer üfkûhe idiler. Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin ûfûl olduğu, bu füyûz dolu, tabii bir vûs ve vüs'at taşıyan nefesler, hangi yusuf-ı kalbiden nasıl hâsıl olur diye sanki, fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu. Üflenenler âdeta, Şems'in ûfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibaret bir demet vûfûd idiler.
Sayfa 123 - İletişim·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir hükümdarın ya da büyük bir beyin himâyesi bizi huzurlu ve her türlü tehlikeden uzak tutmaya yeter. Halbuki yegâne koruyucu ve vasî olarak Tanrımız var. Öyleyse niçin bu himâye, kaygı ve korkularımızı ortadan kaldırmaya yetmiyor?
Alıntı
Friedrich Nietzsche
Din ve yönetim.— Devlet, daha açık söylemek gerekirse, yönetim, hâlâ yeterince olgunlaşmamış bir çoğunluğun bekçisi olarak kurulduğunu bildiği ve dinin korunması mı yoksa ortadan kaldırılması mı gerektiği sorununu onlar adına değerlendirdiği sürece, büyük ihtimalle her zaman dinin korunması yönünde karar verecektir. Çünkü, kayıp, mahrumiyet, korku ya da güvensizlik durumunda, yani yönetimin sıradan insanın ruhsal acılarını dindirmek için doğrudan bir şey yapamayacağını hissettiği zamanlarda, din bireysel ruhu tatmin eder. Hakikaten de, evrensel, önüne geçilmez ve şimdilik kaçınılmaz olan kötülüklerin (kıtlık, ekonomik krizler, savaşlar) tam ortasında bile din çoğunluğa sakinleştirici, sabırlı ve güven verici bir tutum kazandırır. Devlet yönetiminin kaçınılmaz ya da tesadüfi kusurlarının veya hanedanlık çıkarlarının tehlikeli sonuçlarının dikkatli bir gözlemci için görülebilir hale geldiği ve onu daha dikkafalı olmaya yönelttikleri herhangi bir yerde, daha az kavrayışlı insanlar Tanrı'nın elini gördüklerini düşünecekler ve yukarıdan gelen düzenlemelere sabırla boyun eğeceklerdir (ki bu, kutsal ve insani yönetim biçimlerinin iç içe geçtiği bir anlayıştır). Böylece, iç barış ve gelişimin sürekliliği korunmuş olacaktır. Bir rahipler sınıfının kendi sadakati pahasına yönetici güçle anlaşmaya varamayıp onunla çatışmaya girdiği nadir durumları saymazsak, halk duygularının birliğinden, herkesin aynı fikirlere ve amaçlara sahip olmasından doğan güç, din tarafından korunur ve onun damgasını taşır. Her zaman olduğu gibi, devlet rahipleri nasıl kazanacağını bilir çünkü devlet ruhları hayli özel ve örtük biçimde eğiten bu rahiplere ihtiyaç duyar ve dışarıdan bakıldığında tamamen farklı bir çıkarı temsil ediyor gibi görünen hizmetkârlara nasıl değer vereceğini bilir. Rahiplerin
Felsefe
Velayet ve Vesayet
Fıkıh kitaplarında, menubun anhın evlenme, tahsil, terbiye, sanat öğrenme gibi işleri velayet; mali işleri de vesayet veya isâ adı altında işlenir. Velayet işlerini deruhte edene veli, vesayet işlerini deruhte edene vasi denir.
Sayfa 130 - A.H.İ. Yayıncılık (2006)·Kitabı okuyor
“Arazisi vâsi, sekenesi on milyona yakın, serveti muamele-i dâhiliyesini çevirmeye belâgan mâbelağ kâfi olan şu hükûmetin ashab-ı kehf gibi nevm-i medîde (uzun uykuya) dalmasındaki hikmet tebaasının taassubudur. Dev-i Sefif, Rüstem, Dâra. İskender hikâyeleriyle ömr-ü azizini geçiren İranlıların hodbinlikleri İngilizlere, taassupları İspanyollara, bâlâpervazlıkları Yunanlılara, tiryakkeşlikleri Çinlilere, tarz-ı hükûmetleri Karakuş-ul Esediye rahmet okutuyor.