Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Gönderi Oluştur
Bir Garip
İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; Bir fakir Orhan Veli; Veli'nin oğlu; Târifsiz kederler içindeyim.
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş; bana ne? Sevdalı'm, Boynuna vebalim! ' İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; Bir fakir Orhan Veli; Veli'nin oğlu; Tarifsiz kederler içindeyim.
Reklam
"Köy Enstitüleri meselesinde olduğu gibi halkın iyiligi için yapılmış şeyleri bile halka şikayet ederek kötü gösterdiler. Asil üzücü olan, kahredici gerçek de halkin buna itibar etmiş olmasi!"
Bu dünyanın soğuk yüzünden korunabilmek için hep mi çocuk olarak kalmak lazımdı ?
"Bazi insanlar karşılarindaki insanlara bütün cepheleriyle görünmezler. Bir insanin sekiz cephesi vardir. Sözgelimi karşısındaki insan onun yalnızca üç cephesini gorür.
Sayfa 190Kitabı okudu
İmam Şarani, Levakıh'ında şöyle bir hikâye anlatır: "Dağda yaşayan büyük bir veli/ermiş vardı. Bu zat belli zamanlarda kente inerdi. Halk da önceden hazırlık yapıp, ona bir dişi merkebi kent meydanına getirirlerdi. Bu veli de kent meydanına gelip halkın gözleri önünde dişi eşeği hallederdi. Bunu da veliliğini halktan gizlemek için
Sayfa 197 - Kırmızı Kedi YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Şairler Akşamı
Var olsunlar yine bu akşam Şereflendirdi şairler masamızı Kurduk mehtaba karşı çilingir soframızı Akşam yine akşam Ve başta Ahmet Haşim Bey Yorgun gözlerinde melâl ü gam Bir yanda Cahit Sıtkı İlk sevgiliyi almış Beşiktaş'tan Sesleniyor Abbas'a -Haydi Abbas vakit tamam Karşısında Veli'nin oğlu Garip Orhan Veli Yine tarifsiz kederler
Rıfat Ilgaz'ın oğlu, şairi ilk görüşte tanıyor...
Henüz altı yaşındaki oğlu Aydın'ı gezdirmek için Beyoğlu'na getiren Rıfat Ilgaz, yolda Orhan Veli'yle karşılaşır. Biraz şakalaşırlar, çoğunlukla da Nurullah Ataç'a takılırlar. Bir ara yere çömelerek Aydın'ın saçlarını okşar Orhan Veli. Çekingen bir çocuk olmasına karşın hiç yabancılık çekmemesine şaşıran babası: "Bak Aydın! Bu amca var ya, bu amca..." diye onları tanıştırmaya çalışırken Aydın konuşur: "Orhan Amca" Her ikisi de şaşırır, altı yaşındaki çocuğun Orhan Veli'yi tanımasına. Hayatında ilk kez Beyoğlu'na gelen bu çocuk, daha önce de O'nunla tanışmış olamazdır. Ama iş sonradan anlaşılır: "Demek tanıyorsun haa! Çok güzel! Peki nereden tanıyorsun?" "Doğan Kardeş'ten!" Gerçekten de Doğan Kardeş dergisi, La Fontaine'nin şiirlerini çeviren Orhan Veli'yi 'Orhan Amca' ismiyle tanıtmış ve bir de resmini yayımlamıştır. Sonuç olarak Orhan'ı bilen Aydın, Veli'yi de o gün öğrenir.
Eşiğe basmanın uğursuzluk getireceği bütün Türklerde ortak inançtır. Bu, yer-su kültü ile ilgili olsa gerektir. Nitekim, Altaylı şamanistler, "kapı ruhu"nun varlığına inanırlar. Alevi ve Bektâşilerin Cem'lerindeki 12 hizmetten biri olan "kapıcılık", bununla ilgili olmalıdır. Uluğbey'de Veli Baba Türbesi'nin yeşil eşiğini üç yerinden öpüp, ayak değirmeden girip çıkmıştık. Edremit Tahtacılarında, eşiğe basmanın ve eşikte durmanın uğursuzluk getireceğine inanılır. Orhan Gazi'nin "adı Süleyman Paşa olan ulu oğlu, atasının eşiğini öpmeğe" gelmişti. Kul Hüseyin de, "Kırklar eşiğine yüzümü sürdüm" diyor. Altaylı'ların şaman âyinleri esnasında, "eşiğin sağ ve sol taraflarında "koruyucu olarak bulunan "atam Kayra Han" diye dua edilir.
Sayfa 103 - Türk Dünyası Araştırmaları VakfıKitabı okudu
Karadeniz gemisi, Avrupa'nın pek çok limanını dolaşarak Türkiye'yi tanıtma görevini üstlendi. Cumhuriyet'in ilanından üç yıl sonra Atatürk'ün önerisiyle hayata geçirilen Karadeniz gemisi Projesi, Atatürk'ün Türkiye'yi dünyaya tanıtacak bir proje yapılmasını istemesiyle 1926'da yola çıktı. Türkiye'yi tanıtan
Sayfa 17 - Business DergisiKitabı okudu
Reklam
5/Mâide Sûresi
77. De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeğin dışına çıkarak, dininizin sınırlarını ihlal etmeyin. Daha önce sapan ve birçoğunu saptıran ve düzgün yoldan sapmış olan bir halkın hevasına uymayın. 78. İsrailoğulları'ndan Kafir olan kimseler, asi olmaları ve haddi aşmaları nedeniyle, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle
Veli oğlu Ömer, Haydar oğlu Halef ve iki oğlu, Nuri oğlu Halid, Hamza oğlu Said, Sadık oğlu Mikdad, Mahmud'un eşi Didare ve kızı Güllü, Hasan kızı Cevahir, Abdullah kızı Cevahir, Melenze'li zâde 70 yaşındaki İrfan, Hacı Cündi, Abdülcelil, Hacı Cündi'nin eşi Zekiye, Ziynet, annesi Güllü, üç yaşındaki oğlu Abdullah ve dört yaşındaki kızı Nuriye, Şükrü'nün karısı Pembe, Ahmed'in karsı Nadire, Habib oğlu Eşref ve terzi Murtaza oğlu Faik öldürülmüşlerdir.
Sayfa 77 - Azerbaycan Kültür Derneği YayınlarıKitabı okudu
Zeydan mahallesinden Ömer bin Mehmed'in eşi ve yedi yaşındaki kızı, Resul bin Veli'nin altı yaşındaki oğlu ve sekiz yaşındaki kızı götürülmüş, malları ellerinden alınmıştır. Sofu İbrahim ve eşi Asiye, iki sakat ihtiyar öldürülmüştür. Zeydan mahallesinden Mehmed'in 50 yaşındaki Mehmed oğlu Süleyman ve 100 yaşındaki annesi Ümmühan öldürülmüştür. Süleyman'ın eşi ve Halil'in kızı Kişemiş yaralanmıştır. Hizan'lı Hamza vurulmuş ve evi talan edilmiştir.
Sayfa 77 - Azerbaycan Kültür Derneği YayınlarıKitabı okudu
Kömüs mahallesinden Abdullah'ın kızı ve Hamza Çelebi zâde Haydar'ın eşi Peren, Ermeniler tarafından kaçırılmıştır. Yusuf'un oğlu Hamza Çelebi zâde Faris ve eşi olan Ali Efendi'nin kızı Kudret, Abdullah'ın kızı ve Hamza Çelebi zâde Ayo'nun oğlu Halo'nun eşi Sultan, Ömer Ağa'nın kızı ve aynı aileden Ahmed'in eşi Cevahir, Ruslar tarafından öldürülmüşlerdir. Hamza Çelebi zâde Veli Çavuş'un evi, Ermeni çeteciler tarafından atılan bombalarla yıkılmıştır. Fethullah'ın kızı ve Nuri'nin eşi olan Meryem de öldürülmüştür.
Sayfa 76 - Azerbaycan Kültür Derneği YayınlarıKitabı okudu
Taş mahallesinden Receb oğlu Sofu Veli'nin yeğeni Kişemiş, kızlanı Hadiye ve Cemile, yeğenleri 15 yaşındaki Said, 13 yaşındaki Hamid, yedi yaşındaki Cemil ve beş yaşındaki Garib, Ermeniler ve Ruslar tarafından öldürülmüşlerdir. Аyrıca evi yağma edilmiş ve eşi Cemile'nin 60 lirası alınmıştır.
Sayfa 62 - Azerbaycan Kültür Derneği YayınlarıKitabı okudu
324 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.