Modern dünyada artık insanlar doymuş ve doymamış diye ayrılıyor. Ama benim bahsedeceğim kültürel olarak doymuş ve doymamış. Doymuş insan kitap okur, işi ile ilgili araştırma yapar, hazır yapay zeka gelişmişken bir şeyler üretme derdine düşer. Doymamış insan da hazıra konar. Doymuş insan için YouTube ve benzeri artık sadece kulağa ses girsin diye uğraştır. Doymuş adam işletmesi vs. varsa hadi bir de ekonomi takip ediyorsa YouTube pek albenili değildir ona göre. Doymuş insan manevi olarak bir yere varmış insandır. Şuan tanınmış bir sima bulun podcast yayını kovalamıyorsa bende neyim. Korona'dan sonra artık öyle ahım şahım bir yerde ünlü bir simanın gelip sohbete katılması da artık sık sık olmuyor. Belediyeler yaparsa. Ula benim dibinde biri kıç kadar Büyükçekmece, biri de algısını kaybedercesine egoist Beylikdüzü var ve hepsinin belediyesinde basit kıçı kırık bir tiyatroya bile bilet paralı. Kimsenin tanımadığı tiyatro oyuncusunun Büyükçekmece Belediyesi'nin kıç kadar kültür merkezi Atatürk Kültür Merkezinde mesela bileti paralı. Ulan bizim aşağı mahalle de bu kültür merkezi. Bisikletle sahile inince ister istemez geçiyorum önünden. Geçenlerde Hakan Gerçek ile Cem Davran'ın tiyatro gösterisi vardı Beylikdüzü Belediyesinde bilet ateş pahasıydı. İşte doymamış insan buna para yığıyor. İzlediğini anlamak için değil Cem Davran ve Hakan Gerçek ile fotoğraf çekilmek, tanışmak için belki de. Yeni tiyatro bölümü mezunu biri de kıç kadar Atatürk Kültür Merkezinde tiyatro gösterisi yapıyor tanınmak için. Yani özetle okuyun, kendinizi geliştirin. Bu 24 saatlik zaman diliminde yaptıklarınızla ve yapmadıklarınızla anılıyorsunuz.
Bazen düşünüyorum da ah mı yedim. Ama bazen de diyorum ki ben çok güzel seven, kendini fazlasıyla kaptıran biriyim onlardan mı oluyor ? Siz de haklısınız ben babama bile güvenmiyorum. Tabu mu yıkıyım yeni sevgili buluyum biraz cilve vs yapıyım yok. Ben yok ya yapamıyorum öyle şeyler. Yapmam da. Dominant biriyim aşırı ciddi biriyim.. böyle de sanırım devam eder.. 🌸
Duygu ve Düşünce
Hayatın ilginç bir mizah anlayışı var. Ekseriyet kara mizah. İlk defa uçağa bineceğim. Korku, endişe var tabi. Bir rkadaşla paylaştım. O da cam kenarı, kanat, rota vs anlattı birkaç şey. Korku var ya işte. Hayatta durur mu, yapıştırdı cevabı. Check in tam da cam kenarı ve kanat tarafına denk geldi. Yolculuktan keyif alınca sonraki hiçbir uçuşumda check in, aynı şekilde denk gelmedi. Hayatın kendisi kara mizah yapıyorsa biraz mizah yapalım dimi.
1000Kitap
Kitap okumakla pek alakam yok.. kimsemde yok zaten ama buraya duygularımi yazmak beni bir nebze de olsa tatmin edici yıllarca madde ile geçen bir yaşamın vede o yaşamımda ki insanların hiç birinin yanında olmamayışı.. vs vs ..
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
Bir ben ve bir eleştiri meselesi
Çok minik ve kahverengi bir ben burnumun üstüne ne zaman konmuştu hiçbir fikrim yok. Ben onu aynada görünce "İnanmıyorum insanların normal yerlerinde beni olurken bendekinin burnumu seçmesi nedir?" diye ablama söylenmiştim. O da tepkime kahkaha atmış "Abartma Asra, dikkatli bakmadan fark edilmiyor bile. Rengi de koyu değil, büyük de değil." demişti. Ben de "Çıkmadan önce bana sorması lazımdı. Anladım ben o da ama ben daha büyük bir benim sonuçta! Niye çıktın ki, çıkmayı biliyorsan geri gitmeyi de bilirsin bence. Geri gitmeyi mümkün kılar mısın?" diye mutsuz bir şekilde konuşmuştum. Ondan birkaç hafta sonra ablamın arkadaşı bize gelmişti ve beni görünce "Yaa, benin ne kadar tatlıııı." diye coşkuyla şakıdığında biraz kalakalmıştım. Dalga geçtiğini düşündüm. "Hangisinden bahsediyorsun anlamadım?" dediğimde ve ablama baktığımda "O ne diyor?" edasıyla. Bana "B. benlere bayılır. Garip bir şekilde normalden çok seviyor. Resmen aşk yaşıyor. Böyle bir özelliği var." deyince ilk kez duyduğum özelliğe şaşırken kendisi "Burnundaki çok tatlı. Sevimli ve hoş bir hava katmış sana." dediğinde "Hm öyle mi, bi de o mu cidden? Habersiz ve gıcık şekilde çıktığı için sevmiyorum. Büyük ve koyu olmadığı için teşekkürlerimi ilettim ama çokça minik olsa da sayısı bence aşırı oldu. Artık burnum bile boş değil ya. ><" diye gülerken o da gülmüştü. Ablamın en sevdiğim arkadaşı. Ablam yüzünden tahammül etmiyordum, ben de sevdiğim için ve enerjisini güzel bulduğum için arada oturmuştum onlarla. Benim de benlere bir düşmancıl tarafım yoktu o zamanlarda da ama benim bedenim yani, habersiz, izinsiz ne alaka? Birkaç tane daha vardı. Neyine yetmemiş de orada da çıkarası geldi? Aşırı sevmem ama severim ve tatlı bulurum bazen. Genel olarak nötrüm. Ama kendimde gıcık kaptım. Bir de düzenli de görünmüyor,
Duygu ve Düşünce