"Ancak modern çağ, zihni bir yankı odasına çevirerek onu sahte tatminlerin peşine düşürür. İnsan kendisini eksik hissetmeye o kadar alıştırılmıştır ki, varoluşunun yaralarını neyle kapatacağını bilemez."
Mehmet Kırtorun
… varlığı onu tamamlayan bir bütün olmaktan çok eksikliğinin şekil kazanmış bir yansıması olur. Sevgi iki ruh arasında kurulan bir köprü olmaktan sıyrılarak bireyin içsel çatlaklarını örtmek üzere tasarlanmış bir ara yüz gibi işlemeye başlar.
Niyahet 130
Mehmet kırtorun.
Beyim! Senin gönlünde sevgi var, aşk var. Ellerin aslan pençesi, bedenin yıldırım alevi kesmiş. Daima açıktan güreşmek istiyorsun. daima meydanda dövüşmeye çalışıyorsun. Onun zalim sevdası var. İkbal deliliği var. Mal tamahı var. Haset illeti var. Kin belası var. Bu hisler gönlünde yedi başlı ejderha kesilmiş, kimi sokar, kimi ısırır, kimi yutar, kimi sarar, kimi koparır, kimi vurur, kimi zehirler.
Bu kadar kuvvetle uğraşılmaz. Bu kadar hıyanetle başa çıkılmaz. Kendini sakın beyim!
Akla pranga vuran ve geçmişini güncelleştiremeyen dinci yobazlık,
İnsan severlikten uzak, ırkçı ve saplantılı etnik yobazlık,
Bilimi ilâh gibi görüp putlaştıran bilimci-teknokratik yobazlık,
Çıkarı için diğer halkları açlığa mahkûm eden kapitalist yobazlık,
Marks’ın düşüncesini pespayeleştiren sosyalist-komünist yobazlık,
Ve bugünün insanına hayatı zehreden, geleceğin insanını da şimdiden zehirleyen daha nice yobazlıklar…
Çocukluklarında sevilen insanlar, bunun karşılığında anne babalarını seveceklerdir, onlara anne babalarını sevmelerini söyleyen bir emre gerek yoktur. Bir emre itaat, asla bir sevgiyi doğuramaz.