“İnsan yalnızca tarihtir ona göre, özellikle de üretim araçlarının tarihidir. Gerçekten de, Karl Marx insanın geçim araçlarını üretmesiyle hayvandan ayrıldığını belirtir. Her şeyden önce yemezse, giyinmezse, barınmazsa yok demektir.”
Sayfa 236·Kitabı okuyor
Edebiyat
Karl Marx’ın önbilimsi düşü, Georg Wilhelm Friedrich Hegel ya da Friedrich Nietzsche’nin önceden bildirdikleri, Tanrı ülkesinin kökü kazındıktan sonra, ussal ya da usdışı ama her iki durumda da yıldırıcı bir devlet çıkarır ortaya.”
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
En acısını sevgilim en acısını tadayım istedin: En acısı buydu.
Sabırla sevgilim sabırla Acılarımız eşitlensin bu şehirde diye diye. Bu şehirde etten geçip kalbe erişene dek sabırla. Tek, sabırla. Kaç kişi var bu şehirde Ruhunu sana kubbe, kubbeeeeeeeeeeeeeeeee etmiş!
“Yirmili yaşlarına dek ağırlıklı olarak toplumcu gerçekçilerle hemhâl olmuş, imgeci İkinci Yeni şiirineyse hep mesafeli kalmıştı. Hatta Edip Cansever’in bir kitabını okurken, sinirlenip, ’Böyle şiir mi olur!’ diyerek kitabı duvara çarpmıştı. Yanlış yaptığınıysa kısa süre sonra anladı. Arkadaşlarıyla Bodrum’a tatile giderken ona bu dersi bir sokak köpeği verdi. ’İzmir’in içinden geçerdi o zamanlar otobüsler. Sabahın köründe, tren yolunun yakınında dururdu ki tren geçsin diye. Ben de böyle bir zamana denk geldim ve uyandım. Bir sigara yaktım. Bir köpek gördüm. Durmuştu, hiç kımıldamadan dağa bakıyordu. Çok anlamsız, sabaha karşı beş… Ben de eğildim, camın, otobüsün bana izin verdiği kısmıyla köpeğin nereye baktığımı algılamaya çalıştım. Gözüme sadece dağlar göründü. Çok saçma, dedim ama hayatın içindeydi ve o anda o duvara çarptığım kitaptan şu mısra geldi aklıma: ‘Kim bakardı uzaklara köpekleri saymazsam…’ Bodrum’a indik, ilk işim kitabevine gidip bir Edip Cansever kitabı almaktı.’
Sayfa 7 - Okan Çil·Kitabı okudu
Edebiyat
Cânım Evliya'nın anlattığına göre, IV. Murad atasına kızmak için kabrine gider ve "Ne böyle padişahâne yatarsın. Osmanoğulları'nın ırzını ayaklar altına atarak, namusumuzu Tatar elinde alçalttın." diye söylenir. Öyle ki hırsını alamayan Sultan, sandukaya bir de tekme atar, arkasından da "Bre meded, ayağım!” diye bağırmaya başlar. O gün ayağında nikris hastalığı çıkar ve bu maraz, ölümüne sebep olur. Sultan Abdülaziz da asırlar sonra Bursa'y ziyaret ettiği vakit orada yatan bütün cetlerinin türbelerine gider; ama Bayezid'in türbesine gitmez.