Yıllar önce Yunanistan'ın Kavala şehrine gittiğimde, Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya gösterilen özen çok dikkatimi çekmişti. Şehrin en merkezi yerinde Kavalalı'ya ithaf edilen bir müze açılmıştı, sur içinin ana caddesi de "Mehmed Ali Paşa adını taşıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma dini ve kültürel eserleri ortadan kaldıran, camilerin minarelerini tıraşlayan ve medreseleri sergi salonuna dönüştüren Yunanistan, bir Osmanlı paşasının adını neden yaşatıyordu peki? Cevap aynıydı: Paşa, Osmanlı tarihinde oynadığı negatif rol sebebiyle öne çıkarılıyordu.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Herhangi birinin senin hakkında ne düşündüğünü umursama, uzun ya da kısa hayatının geri kalanını kendi doğanın istediği gibi yaşamak yetsin sana.
Reklam
Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Böylece karmaşa ve dram dolu bir yaşam yaratmıştı kendine. Bir olayın olması gerek, insan bağlantılarından çoğunun açıklaması işte bu. Bir olayın olması gerek, hatta aşksız bir köleliğin, hatta savaşın ya da ölümün bile. O halde yaşasın ölü gömme törenleri!
Can Yayınları, Temmuz 2013, Çeviri: Hüseyin Demirhan
Ne biçim bir dünya bu? Ömür boyu mutlu yaşayan kaç insan var yeryüzünde? Acı çekmeyen, ezilmeyen, haksızlığa uğramayan kaç ruh?.. Ya bu Ermenilere ne demeli? Bir zamanlar sadık oldukları söylenirdi. Savaş zamanı başka insanlar olup çıktılar adeta. İhanetin her türlüsünü deniyorlar, Ruslara sığınıyorlar. Fırsatını buldukça çoluk çocuk demeden öldürüyorlar! Onlar parolayı vermeselerdi, Yüzbaşı'nın taburu dağılır mıydı? Belki de yenerlerdi Rusları. Bütün bunlara rağmen hâlâ aramızda rahatça yaşayabiliyorlar. Kimse onlara dokunmuyor. Ne diye düşman kesildiler bize?..
1000Kitap
Charles Bukowski şöyle yazdı:
Afrika'ya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde 'tok karnına' yazıyordu!
Alıntı
Nell
Kendi yazılarımı yazmaya çalışırken, canım anneme ve o muhteşem, tıka basa dolu buzdolabına ara sıra uğrasam da, artık evden ayrı yaşıyordum. Çünkü annemi ne kadar sevsem de kız çocuklarının, "kendi evim" diyecekleri bir yere ihtiyaç duyacağı bir zamanın geleceğine ikimiz de üzülerek de olsa hemfikir olmuştuk. Annem çok pratik bir insandır ve -nasıl desem- Carmel'e göre ya bir sorun vardır ya da hiç sorun yoktur. Bunlar dışındaki her şeye tepkisi, Uyduruyorsun, şeklinde olur.
Sayfa 17
Reklam
Reklam