Benim Türk aydınına sürekli söylediğim bir şey var; Osmanlı mirasını reddetmek ya da benimsememek gibi bir lüksümüz, dahası böyle bir tercih hakkımız yok. Yüzyıl öncesini okumamız, geçmişle diyalog halinde olmamız gerekir.
Bizim köyde buna dötunde kurt mu var derler :)
DEB’li çocuk ya da yetişkin, başkalarının sözünü kesmekten kendin alamaz, her türlü aktivite de sırasını beklemek ona işkence gibi gelir ve genellikle sonrasını düşünmek diye bir kavram yokmuş gibi düşünmeden konuşur ya da hareket eder.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Agnes
"Birine bakıp ruhunun en derinliklerini görebiliyor. İçinde bir nebze kötülük yok. İnsanı olduğundan farklı göründüğü ya da olması gerektiğı gibi olduğu için değil, olduğu gibi seviyor."
Sayfa 62
En sevdiğimiz insanlar hayatımızın yapıtaşlarına dönüşüyor. Artık hayatımızda olmayacaklarını duymak havanın ya da okyanusun olmayacağını duymak gibi bir şey.
Bir şeyleri değiştirmeli, bir mucize yaratmalıydım. Hayatta böyle baş döndürücü anlar vardır, insan birdenbire her şeyi daha net görür; o ana dek bunu yapamayacak kadar korkak ya da zayıfken, o anda kendi gücünü, imkânlarını sezer ve bilir. Bunlar, hayatın değiştiği anlardır. Böyle bir şey ha bersiz gelir; tıpkı ölüm ya da din değiştirme gibi.
Her zaman bir şeylerin dağılacağından ya da zaten dağılmış olduğundan korkuyor.