Omorfia’ya hak veriyordu aslında Tacettin. Patricia her şeyiydi onun, gözünün bebeğiydi. Hem anne, hem baba sorumluluğuyla, kurda kuşa yem edecek değildi ya biricik kızını. Ama Tacettin de ne ürküntü veren bir kurttu, ne de yırtıcı bir kuş. Koskoca bir bey oğluydu! Biraz da buna güveniyordu galiba Omorfia. Yoksa evine davet edip aynı masaya oturur muydu elin adamıyla?
Hayatta nasılsa edebiyatta da öyle: her nereye dönerseniz derhal kendinizi düzelmez, yola gelmez bir insan grubu ile karşı karşıya buluyorsunuz, her tarafı her bir köşeyi doldurmuşlar, the kıyas sinekleri gibi sürü halinde her yere dolaşıp her şeyi kirletiyorlar. Bir yığın berbat kitap, gıdasını buğday başaklarından alan ve sonunda onu boğup kurutan edebiyatın İstilacı yabani otları da öyle. İnsanların zamanını, parasını, dikkatini-ki bunların meşru hak sahibi iyi kitaplar ve onların Soylu hedefleridir-gasp etmektedirler: Bunlar ya safi para kazanmak ya da makam mevki elde etmek amacıyla yazılırlar. Dolayısıyla sadece yararsız değildirler: fakat müspet olarak zarar da verirler. Mevcut edebiyatımızın tümünün neredeyse yüzde doksanı halkın cebinden birkaç kuruş aşırmaktan başka bir hedef gözetmez ve bunu başarmak için yazar, yayıncı ve eleştirmen el birliği edip güçlerini birleştirmişlerdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Devletlerin gücü ve zayıflığı, ulusların refahı veya çürümesi sadece yöneticilerin yetkinliğine veya yetersizliğine bağlı değildir. Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman halklarının bir yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitlelerin üretimidir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusun hak ettiği hükümete ve yöneticilere sahip olduğu söylenmiştir."
Sen nasıl kayboldun bacım?
Evdeydim valla, öyle takılıyordum. Mutluluktan deliriyor falandım yani. Oha ya, bu çok fazla dedim kendime. Ben bu kadar mutluluğu hak etmiş olamam, kesin bir terslik var bu işte dedim. Sonra dedim, ben herhalde yanlış hayat almışım, gideyim geri vereyim de kendi hayatımı alayım. Çıktım evden. Kayboldum.