Icetree

8/10
·94 syf.··
2018 24. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2018 13:57
Etkinlik dolayısıyla ilk defa bilim kurgu okumaya niyetlendiğimden hileli bir giriş yapıp, Cem hocam'ın #12506522 incelemesi üzerine, Ursula K. Le Guin'in diğer kitaplarından farklı  ve psikolojik yönünün baskın olduğu ifade edilen bu kitabından başladım. Kitabın ismi o kadar güzel ki, daha kitaba başlamadan "Her Yerden Çok Uzakta" olmayı hayal edip , okurken de bazı alıntılardan etkilenip sayfalarca yazı yazdım ama bittikten sonra anladım ki yazdıklarımın çoğu kitapla alakasız. :) Tekrar kapsamlı inceleme yazamadım bu yüzden. Kitaba gelince Ursula K' nın oldukça muzip, esprili bir dili var. Toplum yaşantısı içinde olmak istediği gibi değil de olması istenilen tipe dönüşmüş, sıradanlaşmış ama iç dünyası itibariyle sürekli arayış ve tamamlanma çabası içerisinde olan insanın sancılarını, yalnız kalma çabalarını, arabeske dönüştürmeden, hayatta birçok şeyi tecrübe etmiş insanlara özel bir yaklaşımla ele alıp, bizi tam  eksildiğimiz, içe kapandığımız yerden tutarak "Her Yerden Çok Uzakta" bir dünya kurmaya götürüyor kendisi. Yönetim şekliyle, müziğiyle kendi ellerimizle ve hayal dünyamızla kurduğumuz, bu yüzden tüm varlığımızla aidiyet hissettiğimiz, gerçek hayattan kaçmak istediğimizde sığınacağımız yeni bir dünyaya. Kitapta net bir son yok, sanki yazarın "ben bilim kurgu yazmaya işte böyle karar verdim" demek için yazdığı bir önsöz gibi. Bilim Kurgu'ya başlangıç olarak okunabilir, diğer kitaplarını okumuş olanlar daha farklı noktalar keşfedebilirler. Birçok yazara olduğu gibi Ursula K' ya da çarpıldım, severek okudum. Okumaya devam edeceğim. Bundan sonra Bilim Kurgu 'nun bendeki tanımı: Her yerden çok uzakta olan dünyamız :) Etkinlik için teşekkür ediyor ve bunu saymayarak yoluma devam ediyorum :)
Edebiyat
Her Yerden Çok UzaktaUrsula K. Le Guin · İmge Kitabevi · 20041,694 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2018 00:00
" Celal Bayar, 27 Mayıs Darbe'sinden sonra müebbet hapis cezası aldığı Kayseri Cezaevi 'nde, günlüğüne 1 Ağustos 1962 günü şöyle yazar: “Dreyfus davasını tetkik için kitap ısmarladım. İftira ve mahkeme yönünden bizimkine çok benzemektedir. Fransız milleti bu adaletsizliği tamir etmiştir... Bizde bir Zola, bir Clemenceau çıkmamıştır...” Kızı Nilüfer Hanım’ın getirdiği Fransızca kitabı aynı hapishanede hükümlü Bahadır Dülger tercüme etmiş, 1964 yılında yayınlamıştır." Yaptığım sahaf gezilerinden birisinde karşıma çıkan ve İnci Hocam'ın  #26288886 incelemesinden  aşina olup, tereddütsüz aldığım bu kitabın serüveni ülkemizde böyle başlamış, aynı zamanda Dreyfus Olayı ile ilgili basılan tahmini ilk kitapmış. Fransız İhtilali'nden yaklaşık yüz yıl sonra Fransız Ordusu'nda yüzbaşı olan Alfred Dreyfus, hiçbir ilgisinin olmadığı bir casusluk davasında uydurma delil ve varsayımlarla suçlanır. Masum olduğu ihtimali gündeme getirildiğinde ise bazı siyasiler ve ordudaki kilit isimler  tarafından, sahte deliller, yalancı şahitler ve tirajı yüksek bazı gazetelerin Yahudi karşıtlığından beslenerek yaptığı nefret dolu haberlerle konu hep kapatılmaya, susturulmaya ve unutturulmaya çalışılır.    O süreçte Le Figaro Gazetesi' nde makaleler yazan " Siyasi bir kişilikten ziyade, çalışma odasının sükunetli havası içinde roman yazan, insanları ve insanların psikolojik meselelerini tahlil eden sakin bir adam ", Emile Zola,  gazetesinde çıkan haberler üzerine bu davayla tanışır ve asla peşini bırakmaz .Cumhurbaşkanı'na yazdığı "İtham Ediyorum" adlı manifestosunun afişleri  Fransa duvarlarına asılır. Cesurca "Hakikat yürümektedir, onu kimse durduramaz "der. Önce gazeteden kovulur , sonra yurtdışına kaçar hatta bu mesele onun hayatına mal olur. 1902 yılında her ne
Hukuk
Dreyfüs MeselesiBahadır Dülger · Rektur Yayınları · 19664 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2018 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2018 00:00
"Sözcükler zamanın denizinde seyir eden ve her limana uğrayan gemilere benzer. Onları neyle doldurduğunuza iyi dikkat edin, çünkü rotalarında giderken yüklerini sizin kapınızın önüne de bırakabilir." Kelimeler hikmet dolu insanların dillerinden düştü mü ne kadar da çok anlama geliyor,  zor görünen kördüğümleri nasıl çözebiliyor öyle. Kitabı bitireli birkaç gün oldu ama altı çizili satırlarıma tekrar tekrar dönüp okuma ihtiyacı hissettim.Ve okurken aklıma hep şu söz geldi: "İlim bir noktaydı, cahiller onu çoğalttı." Anlatılan "noktalar" oldukça dolu,  insanı aklen ve kalben tatmin edici. Kitap, Nuh Tufanı'nın anılarını canlı tutabilmek için inşa edilen Gemi Ev' de bir araya gelen Mirdad ve arkadaşlarının dialoglarını işliyor. Mirdad yanındakilere öğütler verirken bizler de görünmeyen 9.bir kişi olup sessizce olanları izliyoruz. Peki Mirdad kim ? Bu sorunun cevabı #26269110 incelemesinde çok yetkin bir şekilde anlatılmış. Zira farklı şekilde düşünülmesi kafa karışıklığına ve sıkıntılı görüşlere sebep olabilir. Gerçi kendisi "En katlanılmaz sıkıntı, herhangi bir şeyi sıkıntı saymaktır." diyor. Anlayacağınız üzere onun herşeye hikmetli bir cevabı var. "Yaşam bir toplayıcı, ölüm ise dağıtıcıdır. Yaşam herşeyi bir arada tutucu, ölüm ise bağları çözücüdür. Ve bundan insan, yani ikici (dualist) olan insan, ikisi arasında asılı kalmıştır. Çünkü sadece dağıtarak toplayabilir. Ve çözerek bağlayabilir." Hayatımız boyunca dostlarımızı, mesleğimizi, ailemizi, çeşitli mal ve mülkleri 'toplarken' , ölüm ve ölüm siddetindeki bazı hadiseler bizi bu bağlardan teker teker koparıyor. Bağlılığımızın şiddeti nisbetinde acı çekiyoruz. Eninde sonunda yüzleşmek zorunda olduğumuz bir konu bu. Peki bu ikililiği nasıl çözeceğiz? Jainistler gibi sıfır dünyalık
Tarih
Mirdad'ın KitabıMikhail Naimy · Butik Yayıncılık · 2008387 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2018 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2018 17:44
~~Süpriz bozmayan ipucu içerir~~~ Nazan Bekiroğlu ile 3.karşılaşmamız. Yeni bir yolculuk yapmaya azıcık zorlanmış olsam da halimden memnun bir şekilde başladım okumaya. Kitabın ilk sayfaları attığım bir adımla ansızın çukura düşmüşüm gibi hissettirdi. Nerdeyim, ne anlatılıyor ,hangi dili konuşuyor anlayana kadar biraz ilerlemiş, çeşitli  çiçek kokularını özenle hazırlayan bir dükkanın önüne varmıştım. Burada kendisi küçük bir şişe içinde bir koku uzattı. "Filbahri kokusu. Ezelden izler taşıyan bir kokudur. Kokla bunu, ancak bu sekilde yolculuğa çıkabiliriz." Önceden tecrübem var tabii Yol Hali'nden. Onla yolculuk yapmanın şartlarını az buçuk biliyorum. Kendisi önce tarihi bir mekana uğrar, gerçek yolculuk mekanda değil zamanda yapılır der, dokunduğu her noktanın hikayesini düşünerek , aynı havayı solumuş medeniyetlerin aynı toprağa basmış insanlarını, aynı noktaya değmiş bakışları ve bunların kalplerinde yansımalarını hissederek hayal etmeye çalışır. "Geçmiş, şimdiki zamanda yaşanan bir an " a dönüşür; canlı cansız farketmez,  onun ilgi alanına giren her varlığının ruhu kendi kalbiyle birleşip , vicdanında işlenir. Ortaya yepyeni bir bakış açısı sunar. Biraz yorucudur ama bu onun üslubundan alınan lezzete engel değildir. Velhasıl kabul ettim ve kokladım. Zamanda yolculuğumuz başladı. Kanuni' nin son dönemleri. Devlet düzeninin yavaş yavaş bozulmaya başladığı, hile ve yolsuzlukların arttığı ,makamlara ehil olmayanların getirildiği ,çürümenin başladığı zamanlar. Yeniçeri Ocağı'nda, devşirme gence yeni bir isim vererek Esame defterine kaydeden bir Yeniçeri Katibi' nin basucunda bulduk kendimizi ve hikayemiz başladı. Yeniçerilerin kalplerini yokladık. Huzursuzdular. "Hünkarımız savaş meydanında bizimki kadar hiçe sayılmış bir hayat olmayı göze alınca, biz de o
Edebiyat
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,361 okunma
8/10
·95 syf.··
2018 16. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2018 07:34
Merhaba arkadaşlar :) Sevgili  Beyza nın hediyesi olan bu kitabi hüzünlü bir sonla kitaplığıma kaldırmak istemediğim için Sadık Hidayet üzerinde Paul Kalanithi'nin yardımıyla küçük bir operasyon yaptık.:)Son Nefes Havaya Karışmadan ve Kör Baykuş kitaplarının ortak incelemesi gibi oldu.Diyaloglar her iki kitaptan derlenmiştir.Tekrar alıntı şeklinde belirtmedim. İyi okumalar:) ~~SADIK HİDAYET AĞLADIĞINDA~~ PK: Merhaba Sadık Hidayet Bey. Ben nörocerrahi uzmanı Dr. Paul Kalanithi. Sizle görüşmek istemenin sebebi, gözlemlerimiz ve yaptığımız tetkikler sonucu beyninizde Butimar Sendromu'na bağlı tümör bulunduğunu saptamamız. Acilen operasyona almamız gerekiyor sizi. SH: Hayat denilen şeyden elimi eteğimi çektim. Bıraktım pekala, gitsin elimden!! Birbirine ters  düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! O görmeler yüzünden gözlerim, eşyanın yüzeyinde, ruh özünü örten o ince ve sert kabuk da aşındı. Artık hiçbir şeye inanmıyorum, açık seçik gerçeklerden şüphe ediyorum.Tükendim. PK: Sizi anlayabiliyorum. Bakın ben işinin manevi boyutuna çok önem veren bir doktorum. Bir insanın hayatını kurtarmak, hayatından da öte kişiliğini hatta ruhunu kurtarmak tartışılamayacak kadar kutsaldır. O yüzden operasyon öncesi kendi iç dünyanızı bana açmanızı rica ediyorum. Beyninizdeki urdan önce ruhunuzdakini temizlemeliyiz. SH: Bakın Paul Bey! Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen,kemiren yaralar, bilir misiniz! Kimse kavrayamaz neler hissettiğimi. Kendimden kaçmak istiyorum. Hem sormayın bunları bana! Hepsini yazmıştım... PK: Evet...Okudum hepsini. SH: Ahh okudunuz mu? (Elleriyle kıpkırmızı olmuş yüzünü kapattı ve kalkmak istedi)
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma