yakup yavrutürk

yakup yavrutürk
@yakup_6565
Öğretmen
Üniversite
izmir
45 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·536 syf.··
2021 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 01:16
Yazar, romanı bir akıl hastanesinin tarihi üzerinden anlatmış. Her yönüyle çok ilginç bir roman.Romanda 300 den fazla karakter var ve her karakterin bir şekilde hastane ile ilişkisi var.Fakat bu ilişkiler çok farklı ve tesadüfi.Söz gelimi hastanede çalışan bir hizmetlinin öyküsü 100 yıl öncesine kadar gidiyor ve o öyküde yer alan başka bir karakter de hastanede görevli bir başka kişinin öyküsünde tekrar karşımıza çıkıyor. Yani hikayedeki onca karakter bir şehrin trafik sistemi gibi birbirlerine bağlı.Hikaye karışık olmasına karışık ancak yazar öylesine bir teknik kullanmış ki; ne bu öyküler ve karakterler kafamızı karıştırıyor ne de ruhumuz sıkılıyor. Onca karakter olmasına rağmen roman gayet akıcı ve anlaşılır.Sanırım bu durum, yazarın kullandığı teknikle ilgili Öncelikle romandaki karakterlerden ilk bahsedildiğinde karakter isimleri koyu ve italik bir yazı karakteriyle yazılmış. Bu şekilde karakteri bulmak ve hikayenin nereden başladığını hatırlamak kolaylaşıyor.İkincisi ise yazar bir karakteri tekrar önümüze çıkardığında ilk çıkış anını unutmamız ihtimaline karşı onu bize tekrar hatırlatacak bir tanımlama yapıyor."Mesela hastanede yatan barışın onu bırakıp ankaraya giden annesinin bakanlıktan arkadaşı...)" gibi tanımlamalar kullanan yazar, bu şekikde okuyucunun işini kolaylaştırıyor. Romanda sürekli bir döngüsel zaman içinde kimi zaman 19.yy ortalarına gidip Kalemkâri Köse Kasım Paşa'nın masalsı öyküsüne şahit oluyor, kimi zaman kendinizi Cumhuriyetin ilk yıllarında buluyor, darbe dönemlerine şöyle bir uğruyor özetle coğrafyanın tarihine tanıklık ediyorsunuz ve her tanıklıkta bahsedilen dönem içinde yaşayan insanların bazen akıl almaz, bazen hüzünlü hikayelerini zevkle okuyorsunuz Romanda birçok garip karakter ve akıl sınırlarını zorlayan ilişkiler bulmak
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·112 syf.··
2021 15. kitabı
İnsan ruhu bir şehir ise; Peyami Safa ile tanıştığınızda gideceğiniz yer o şehrin en kuytu sokaklarıdır... Öyle bir anlatı ki; daha en başta hastalığının buhranını yaşarken "Dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm" diyor ve biz kitabı okurken sıkça kullanacağı heybesindeki duygu oklarından ilkini daha başında kalbimize saplayıveriyor. Kitap boyunca bu genç adamın hikayesini hüzünlü gözlerle ve vicdanınızda durmayan bir sızıyla okuyorsunuz. Öyle ki Nüzhet ile yaşadığı aşkın birkaç güzel anı bile sizi bu hüzün deryasından kurtaramıyor.Çünkü birkaç sayfa sonra biriktirdiğiniz duygu yoğunluğu "Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir" sözüyle volkan olup patlıyor. Yazarın dili kullanma şekli ve duygu yaratma şekline hayran olmamak mümkün değil. Sözcükler,kelimeler yan yana geldiğinde ilk olarak anlam yaratır ve bu anlamlar bizim "şey" leri bir fenomen olarak algılamamızı sağlar ancak Peyami Safa'da kelimeler yan yana gelince duygu oluşuyor ve okdukuça kendimizi duyguların "öz" ünde hissettiğimiz bir evrenin içine giriyoruz. Eğer hâla tanışmadıysanız tanışınız.. ziyadesiyle memnun olursunuz. Son notu da hatırımdan gitmesin diye şuraya bırakıyorum: "Beş dakika sonra hastaneden ayrılıyorum... Son not. Bu odada başkaları inleyecekler.Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum.Üstümden çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde, ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
Puan vermedi·554 syf.··
2021 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 19:37
Vedat Türkali'den bir başyapıt... Yazar, 27 Mayıs sürecini muhteşem tespitler ve betimlemelerle anlatmış,zaman zaman Kenan ve Günsel'in aşkını zaman zaman da 27 Mayıs sürecini ön plana alarak tam anlamıyla bir dönem romanı yaratmıştır. Özellikle Kenan ve Günsel karakterleri üzerinden dönemin insanını, düşünce yapısını,hatta 1959-1960 yıllarında herhangi bir günün nasıl geçtiğini olağanüstü bir anlatım tekniğiyle okuyucuya sunmuştur. Yazar okuyucuya Kenan ve Günsel'in zihnine girme fırsatı vermiş,karakterlerin zihninden geçen her düşünceyi, her düşünce parçasını görmemizi sağlamıştır. Tabi karakterlerin bilincine bu kadar yakın olmak özellikle Kenan karakterinin yaptıkları ve düşündükleri üzerinden okuyucuda sinir krizlerine varacak şekilde bir Kenan nefreti de doğurmuştur.Bunu daha iyi açıklamak için Kenan karakterine biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Kenan karakteri muhtemelen okuyucunun görüp görebileceği en enteresan ve sinir bozucu karakterdir.Kenan, zamanında aktif devrimci mücadele içinde bulunmuş ancak bir gözaltı sürecinde polisten yediği iki tokat sonrasında sinmiş, mücadeleden uzaklaşmış birisidir.Roman boyunca Kenan'ın bu silik, korkak, bencil yönünü görmek mümkün.Daha iyi anlamak için birkaç örnek vermek durumu berraklaştıracaktır. İlk örnek esasen roman karakterlerinin genelini de kapsıyor. Kenan, evli ve bir çocuk babası,öğretmenlikten atılmış, arkadaşı Rasim ve eşi Nermin'in yardımıyla kitapçı dükkanı açmış bir karakterdir.Bir gün arkadaş ortamında Günsel'i görür ve aşık olur.Bu birçok romanda görebileceğimiz bir durumdur ancak garip olan çevredekilerin bu durumu normal karşılama dereceleridir ki bunların içinde Günsel'in abisi ve teyzesi de vardır. Nermin bu duruma üzülmüştür ama eşine olan sevgisinden dolayı bu durumu sineye çekmiştir. Roman
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Tümzamanlar Yayıncılık · 19946,5bin okunma
Puan vermedi·382 syf.··
2021 12. kitabı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Türk toplumunun modernleşme sorununa getirilmiş en sağlam eleştiridir. Kitabı bu kadar önemli yapan , modernleşme sorununu dönemin birçok yazarı gibi karikatürize ederek değil; felsefi, sosyolojik psikolojik ve tarihsel olarak sağlam temellere oturtarak anlatmasıdır.Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi ismi bile absürd olan, her bölümünde hiciv bulunan bir eser için bu yorumu yapmak garip gelebilir ancak eseri incelediğimizde hiciv ve absürd kavramlarının ötesinde sağlam bir toplum tahlili olduğunu görmek mümkündür.Zaten bana göre eserin alamet-i farikası budur. Sanılanın aksine "kitap dili çok ağır" bir kitap değildir.Bana göre kitabı ağır yapan şey biçimden ziyade içeriğidir.Dilinin ağır olduğunu düşündüren "mamafih, filhakika, binaenaleyh, hülasa..." gibi kelimelerin sıkça kulllanılması olabilir ancak birkaç kez sözlüğe bakarak bu sorunu aşmak mümkündür. Kitapla ilgili zorluk ya da ağırlık gibi kavramlardan söz edeceksek bunu içeriği için söylememiz daha olasıdır keza kitapta sembolik anlatımlar, göndermeler , tarihsel arka plan , sosyal, psikolojik tahliller ziyadesiyle mevcuttur. Kitabın olay örgüsünü oluşturan iki ana karakter Hayri irdal ve Halit Ayarcı'dır. Halit Ayarcı modernleşmenin ateşli bir savunucusudur.Diğer tarafta da Hayri İrdal vardır ancak Hayri İrdal'ı modernleşme görüşünün tam karşısına koymak haksızlık olur.Hayri İrdal modernleşmeye kökten karşı olan biri değildir. O, toplumun gelişirken köklerinden kopmadan, geleneği reddetmeden gelişmesi gerektiğini savunan biridir.Romanda modernleşme fikrinin tam karşısında duran kişi Muvakkit Nuri Efendi'dir. Hayri İrdal "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" gibi çılgınca bir fikri toplumun kabul ediş sürecini hayretler içerisinde izler ancak zamanla kendisi de duruma pragmatik bir şekilde
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
Puan vermedi·362 syf.··
2021 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 20:51
Adalet Ağaoğlu'nun 12 Mart darbesini ve darbe sonucu oluşan siyasi ve toplumsal yapıyı bir düğün gecesi ile anlattığı harika romanı. Bir generalin ve bir iş adamının ev sahipliği yaptığı düğün, 12 Mart darbesini oluşturan iki gücün ( ordu ve burjuvazi) birlikteliğini simgeliyor.Yazar muhteşem bir kurgu ve kendine özgü anlatımıyla düğünde farklı sosyal çevreleri bir araya getirip bize 12 Mart sonrası bir Türkiye prototipi çiziyor. Yazar düğündeki birçok karakterin düşüncelerini bilinç akışı tekniğiyle okura sunuyor.Burada önemli olan nokta; sadece Ömer,Tezel ve Ayşe gibi muhalif kişilerin değil, İlhan, Ertürk gibi darbe yanlısı kişilerin de düşüncelerini görüyor olmamızdır ki bu durum bize dönemin yapısını her açıdan görme fırsatı sunuyor. Romanda özellikle dönemin sol hareketlerine, daha doğrusu küçük burjuva zihniyetten ve sığlıktan kurtulamayan gençlik hareketine çok sağlam eleştiriler yapılmış, özellikle Tezel ve Ayşen'in gözünden dikkate değer tespitler ( bazen çok sert olmakla beraber)sunulmuştur. Yazar ayrıca romanda düğündeki olaylar ve semboller üzerinden dönemin siyasi yapısına oluşan fiziki duruma göndermeler yapmıştır.Bu yönü anlayabilmek için dikkatli bir okuma yapmak gerekiyor.Birkaç örnekle açıklamak gerekirse; İlhan'ın Tezel ve ömer'i masaya zorla getirmeye çalışması sistemin aydınlar üzerindeki baskısını sembolize ediyor.Bir başka örnekte Tezel Ömer'e; "Sen hep ya ta içindesin ya da ta dışında gibisin( düğünün) oysa ben ne içindeyim ne dışında, ben burada değilim"diyor.Burada aydınların darbeye karşı konum alma konusındaki kafa karışıklığı sembolize ediliyor. Tezel tarafından yapılan eleştiriler roman boyunca en dikkat ettiğim taraf olmuştu çünkü bu eleştiriler komünist bir bakış açısıyla değil,nihililst bir bakış açısıyla yapılmıştır.Tam bu
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi · 19802,909 okunma