Yaren

Kendimden daha kendim
Puan vermedi·408 syf.··
2025 5. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 18:54
Uğultulu Tepeler’i bir süre önce okudum. Okuduğumda üzerine herhangi bir şey yazamayacak kadar dehşete düşmüştüm. Şimdi yeni çıkan filmini izlediğim ve kendimi kitabın alıntıları içinde bulduğum için hissettiklerimi tekrardan hatırlamak istedim. Bu kitap tamamıyla delilik. İlk elime aldığımda Jane Austen kitaplarının belki de biraz daha mutsuz sonla biten bir halini okuyacağımı düşünmüştüm. Okuduğum her sayfada hayrete düştüm. Kitap tamamıyla iç karartıcı ve yer yer okuması güç ancak anlattıkları o kadar ve kuvvetli ve her cümlesi o kadar güçlü ki. Çağının çok çok ötesinde. Hiçbir karaktere ısınamayacak, kimseyle bağ kuramayacaksınız ve bu durum okurun işini biraz zorlaştırıyor. Evet herkesin olduğu veya oldurulduğu kişilerin temelleri var ama bu temelin üzerinde yükselen olayları, duyguların ne kadar vahşileşebileceğini sindirmek algı sınırlarını aşıyor. Her ne kadar öyle zannedilse de kitap Catherine ve Heathcliff’in aşkı üzerinden ilerlemiyor. Aralarındaki durum da aşktan ibaret değil zaten daha ziyade birbirleriyle var olmaktan başka hiçbir şey bilmemek, birbirlerine dönüşmek. Bu çılgınlık da çevresindeki herkesi önüne katıyor. Emily Brontë duyguları ve tutkuyu ele alış biçimiyle çok cesur bir kadın.
1K
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·304 syf.··
2025 11. kitabı
·
133 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 20:14
“Şiir bir sözcük yatırımıdır, bir anılar toplamıdır. Bir dili olabildiğince enine boyuna değerlendirme çabasıdır. Şiir sürekli verimlilik istediği için biz şiirin ve bütün boyutlarının sınırlarını denemek sorundayız.” demiş Behçet Necatigil ve gerçekten de kendi sözlerinden alıntılarsak “şiirde en uca kadar gidip gelmiş” ancak bunları yaparken “öz” hiç değişmemiş. Okuduğum dizelerde kelimelerin bir yap-boz gibi bir araya getirilip dağıtılma çabasına şahit oldum. Bu bazen sıradan ve bir o kadar da nadide gözlemlerin yansıması şeklinde bazen de kelimelerin gereğinden fazla zorlanması olarak göründü gözüme. “Ev” temasına oldukça fazla rastlıyoruz ve bu kelimeden türetilen birçok bağlamı bizlere sunuyor şair. Bu bağlamlar her ne kadar çok etkileyici olsa da bazı şiirlerde şairin devrik anlatımının baskısı altında ben bu anlamı kaybettim. İlk şiirleri daha anlam içerikliyken sonlara daha doğru belki de İkinci Yeni’nin etkisiyle daha içine kapanık ve anlaşılmaz şiirlerle karşılaştım. Ve okurken kendi şiir zevkimi netleştirdim biraz daha. Sanırım şiir gerçekten de anlaşılmak için var ya da olmalı.
1K
SevgilerdeBehçet Necatigil · Can Yayınları · 20211,302 okunma
“İşiniz düşer, bilmediğiniz bir semtte kalırsınız..”
Puan vermedi·64 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2025 03:30
“Bir eser, içine dünyanın en çirkin realitelerini doldurmakla ‘réaliste’ olmaz. Sefaletleri, ıstırapları, sınıf tezatlarını en keskin hatlarıyla canlandırmak isteyen çok kere mübalağaya düşer. Dünyayı hep kara gözlükle görmek, pertavsızı sadece pisliklerin üzerinde dolaştırmak bence ‘romantisme’in ta kendisidir. Yirminci yüzyıl adamınınsa ‘romantique’ olmaya hakkı yok artık. Cemiyete faydalı olabilmek, insanları, söylediklerimize inandırmakla mümkün. ‘Réaliste’ yazarla ‘romantique’ yazarı konu bakımından da ayıramayız. Çünkü yeryüzünde ‘réaliste’ olay yahut ‘romantique’ olay diye bir şey yoktur. Bir yazarın edebi hüviyetini sadece işçiliği tayin eder.” Duyduğum ilk dizelerin sahibi, en benimsediğim şair Orhan Veli. “Bütün Şiirleri” konseptiyle de yine ilk kez onunla tanıştım. Öncesinde anımsadığım, toplum içinde gezinen şiirleri daha duygu ağırlıklı olduğundan, bütün şiirlerini okuduğumda içeriğindeki hayatsal kayıtsızlık ve anlamsızlık beni şaşırtmış, hatta bir nebze hayal kırıklığına uğratmıştı. Ancak sonradan dönüp tekrar baktığımda, oradaki kayıtsızlığın ve de hayata bağlılığın bana bir miktar rahatlık verdiğini fark ettim. Bu kitabı da ilk kez bir öğretmenimin elinde görmüştüm. O zamana kadar Orhan Veli’nin hikayeci kişiliğini bilmiyordum. Şimdi alıp okuduğumda, ilk sayfalarda yazarın şiirlerindeki başarıya ulaşamayacağını düşünsem de ilerledikçe epeyce başarılı olduğunu gördüm. Şiirlerindeki hayata dair fikirler hikayelerine de olduğu gibi yansımış ve Orhan Veli’nin içerisinde bulunduğu ruh halini bizlere anlatıyor. Normalde pek kullanmayı tercih etmediğim bir tabir olsa da bu hikayelerin bana bir nebze huzur verdiğini söyleyebilirim. Anlatımdaki umursamazlık-bir o kadar da telaş ve yazarın günlük düşüncelerine, yaşantısına, başından geçen ekstrem olaylara,
1K
Hoşgör KöftecisiOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20134,506 okunma
“Hu, hu, hu derviş…”
Puan vermedi·408 syf.··
2025 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 03:14
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ve İstanbul Hatırası kitaplarından sonra okuduğum 3. Ahmet Ümit oldu Bab-ı Esrar. İlk kitaplarını özellikle de annemin eserlerini çok sevmesi nedeniyle, çevremdekilerin hevesi sayesinde okumuştum ancak açık konuşmak gerekirse pek de kanım ısınmamıştı Ahmet Ümit’e. Her ne kadar anlaşılır ve sürükleyici olsa da eserleri belirli ve basite indirgenmiş fikirler etrafında dönüyor. Düşünce akışı yoluyla bu fikirlere derinlik verilmeye çalışılsa da olan şey aslında aynı içeriğin tekrar tekrar sunulması ki bu kitaplar zaten epeyce kalın kitaplar oluyor bu sebepten ötürü. İçerik ve olay örgüsü oldukça ilgi çekici. Özellikle de ülkemiz hakkında çok değerli tarihi ve kültürel bilgiler sunuluyor ve gerçekten de yazılma sürecinde iyi araştırılmış kitaplar olsa da bir şeyler yerine oturmuyor. Öze düşünerek varmanın tadına varamıyoruz. Yazar bizi bu zahmetten kurtarıyor ve ne kadar ince düşünce süsü verilse de her şey apaçık önümüze sunuluyor. Kendi fikrimizin oluşmasına fırsat verilmiyor yahut fikrimiz şekillendirilse dahi bunun biz fark etmeden gerçekleşiyor olmasının ayrıcalığına varamıyoruz. Böyle düşündüğüm halde neden Ahmet Ümit okumaya devam ettiğimi sorabilirsiniz. Okurken beni epeyce rahatsız eden noktalar olsa da polisiye türünü seven birisi olay örgüsü hakikaten ilgi çekici. Ayrıca Ahmet Ümit bir imza günü için yaşadığım şehre gelmişti ve ben de bu vasıtayla bir kitabını daha okumak istedim. Konya son zamanlarda ilgimi çeken bir şehir olduğundan ve Mevlana ile Şems temasını merak ettiğimden bu kitabında karar kıldım. Kendinizi yormayacak, basit ve akıcı bir kitap okumak istiyorsanız gayet ideal bir tercih. En azından belirli bir düzeyde bilgilendiğimi söyleyebilirim. Ne kadarının doğru olduğuna başka araştırmalar da yapana kadar emin olamayacağım ne yazık ki.
1K
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
“Başkasının gözüyle seçer mi insan sevdiğini?”
Puan vermedi·98 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 15:31
Hamlet’ten sonra okuduğum ikinci William Shakespeare kitabıydı. Hamlet’i okuduğumda anlatımdan, cümlelerin kuruluş biçimlerindeki yaratıcılıktan çok etkilenmiştim. Bu türde okuduğum çok sayıda eser olmadığı için ister istemez ilk okuduğum tiyatrolardan biri olan Molière’nin Cimri’siyle kıyasladım. Cimri’de olaylar daha çok aklımızda yer edinen tiyatro stereotipiyle uyumlu olarak seyrediyordu. Her ne kadar türünün eski örneklerinden olmasıyla zamanına göre olan değerini kavrasam da benim gözümde biraz daha çerezlik, kafa dağıtmak için okunacak, en azından günümüz insanlarının kendisine çok da ders çıkaramayacağı nitelikte bir kitaptı. Hamlet’i okurken de yine eski dönemlerde yazılmış, insanlığa dair temel dersler içeren, daha basit nitelikte bir eser beklemiştim ama özellikle de her replikte düşünülecek bir şey olması beni çok şaşırtmıştı. Bu kitapta ise Shakespeare’in derinlikli anlatımı yine karşımıza çıkıyor elbette ancak Hamlet’teki kadar baskın olduğunu düşünmüyorum. Biraz daha eğlence amacıyla yazılmış bir oyun olduğunu belli ediyor. Ama diğer eğlence eserleri gibi içi de boş değil. Zaten kitabın geçtiği dönem de içeriğiyle paralel seyrediyor. Okuması keyifliydi.
1K
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma