Ne olduysa hayırlısı için oldu.
Ne oluyorsa hayırlısı için oluyor.
Ne kaybettin ki ağıyorsun?
Ne getirdin ki kaybettin.
Ne yarattın ki yok oldu?
Ne aldıysan buradaydı
Ne verdiysen buradaydı
Sana bugün ait olan
Dün başkasına aitti
Yarın da bir başkasına ait olacak
O zaman ne için boşuna üzülüyorsun?
"Saraylar da öteki devlet yapıları gibi, bağımsız devletin ayrılmaz parçalarıdır. Bizi tarihimize bağlayan halkalardır. Milli onurun gözle görünür eserleridir.
Dün padişahınsa, yarın halkın malı olur. Bence bugün Edirne şehri sınırlarımızın içindeyse, biz bunu Enver Paşa'ya değil, hatta Lozan Sulhu'na değil, Sinan'ın Selimiye'sine borçluyuz.
Selimiye orada durdukça, Edirne de bizim sınırlarımızın içinde durur, hepimiz toptan ölmedikçe... Onu artık hiçbir barbar da yıkamaz. Saraylar kardeşim, ancak içi sanat eserlerimizle dolu müzelerimiz olabilir. Ötesi demagojidir. Bize hiç yaraşmaz."
bense kırmızıyım Nil'in baktığı
Fırat'ın, Dicle'nin aktığı yerde
beyazı ellerimden alan
mâsum kanatlarında bir güvercinin
insanlığı arıyorum her sabah
başım dönüyor
her gece gömülüyor ne varsa
ahlâk, târih ve yarın
ve tebessüm ve sevdâ
mazlumların ıssız rüyâlarına
— Birincisi, sen kadınsın, ben erkek. İkincisi, sen karısın, ben koca.
— Ee, üçüncüsü?
— Üçüncüsü ben hâkimim, sen mahkûm.
— Tuhaf şey!
— Darılma... Bugünkü kanun gereği bu.
— Bugünün kanun kadınlara evlilik hakkından başka bir şey sağlamıyor mu?
— Sağlıyor. Bazı göz boyayacak şeyler. Deyimimi hoşgör; yularınız daima erkeklerin elindedir.
— İstesem sizin bu hakimiyetinizden kurtulamaz mıyım?
— Kurtulursun. Fakat seni ben bıraksam babanın idaresine girersin. Baban olmasa erkek kardeşinin buyruğu altında kalırsın. Kucağında büyüttüğün oğlunun bile yönetimi altındasın.