Andrey Platonov

Andrey Platonov

8.4/10
79 Kişi
·
163
Okunma
·
34
Beğeni
·
2.416
Gösterim
Adı:
Andrey Platonov
Unvan:
Rus yazar
Doğum:
Voronej, 16 Ağustos 1899
Ölüm:
5 Ocak 1951
Andrey Platonov (Rusça: Андре́й Плато́нов, 28 Ağustos [O.S. 16 Ağustos] 1899 – 5 Ocak 1951), gerçek adı Andrey Platonoviç Klimentov (Rusça: Андре́й Плато́нович Климе́нтов), Rus yazar. Bir komünist olmasına rağmen, eserleri kolektifleşmeye ve diğer Stalinist politikalara karşı kuşkucu tavır içerdiği için ömrü boyunca yasaklanmıştır.
"Bak ne diyeceğim anne, gel hiçbir şey düşünmeden yaşayalım, yokmuşuz gibi."
Andrey Platonov
Sayfa 40 - Metis Yayınları
Annemin varı yoğu göğsündeki yüreğiydi dedi Çagatayev.Vücudunun dışında kalan hiçbir şeye sahip değildi.Zaten hayati da onun sayilmazdi,yaşadığını sanırdı sadece.
"Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı hayatından başka hiçbir şeysi yoktu - halkı doğuran analardır çünkü."
Andrey Platonov
Sayfa 28 - Metis Yayınları
Avlunun ortasına kondurulmuş küçücük bir ev. Sokak bomboş, sessiz ve karla kaplı. Her köşe sessizlikle tıkanmış. Yalnız başımayım. 
İnsanlar birbirlerinin sadece ekmeğiyle değil ruhuyla da, biri diğerini hissederek, tahayyül ederek beslenirdi; aksi takdirde ne düşünecek, nerede harcayacaklardı güven dolu, hassas yaşam güçlerini, üzüntülerini dağıtmayı nereden öğ­renip de avunacaklardı, nerede öleceklerdi fark edilmeden... Sırf kendini tahayyül ederek yaşayan her insan kısa zamanda ruhunu kemirip bitirir, yoksullukların en kötüsünde tükenir, kederden çıldırarak can verirdi.
Andrey Platonov
Sayfa 131 - Metis Yayınları
"Neden ölmek istediniz?" diye sormuştu ihtiyarlara Çagatayev.
"Ruhumuz uyuştu yaşamaktan," demişti Sufyan, "kemiklerimiz kurudu, büküldü, damarlarımız büzüştü: Gerinmek istiyor
bu kemikler, bırak yağmur ıslatsın, rüzgar kurutsun, solucanlara yem olsunlar - mani olmayayım artık onlara ... "
Andrey Platonov
Sayfa 74 - Metis Yayınları
Çaresizlik, elem ve yokluk insanın en küçük rahnesine kadar sızabilir ve ancak son nefes süpürür onları oradan dışarı.
Andrey Platonov
Sayfa 23 - Metis Yayınları
Can, Rus yazar Andrey Platonov’a ait bir novelladır. Yazar, Stalin Dönemi boyunca yasaklı kitaplara imza atmıştır. Sanırım büyük yazar olabilmenin alametifarikalarından biri de, döneminin çarpıklıklarına karşı dik duruş sergileyebilmek. Dönem sonrasında, kitapları yayınlanmaya başlamış ve oldukça ses getirmeyi başarmıştır. Ülkemizde ise maalesef pek bilinmeyen bir yazardır.

Can romanını incelemek çok zordur bana göre. Yılda bir defa okuduğum kitaplar arasında yer alan kitap, barındırdığı imgeler sebebiyle her okunuşta farklı duygulara sebebiyet veriyor ve okuru oldukça zorluyor. Kafka ya da Marquez kitapları gibi farklı bir yazıma sahip olan “Can”, daha ilk cümlesinden itibaren okuru ele geçirmeyi başarıyor. Bu denli farklı bir üsluba sahip olmak her yazara nasip olmuyor.

Kitabın orijinal ismi “Duşa”dır. Kelimenin Türkçe manası “Can ya da Köle” dir. Yazarın bu ismi seçmesi oldukça zekicedir. Sosyalist Heyet tarafından görevlendirilen Çagateyev isimli bir görevlinin başından geçenleri okuyoruz kitapta. Çagateyev, doğduğu topraklara, halkını kurtarmak için gider. Halkının adı “Can”dır. Yaşam isteği oluşturan bir isme sahip halk bunun tam tersi özelliğe sahiptir. Kelimenin sahip olduğu ikinci anlam halkını daha güzel açıklamaktadır. Açlık ve sefaletle boğuşan halkın içinde bulunduğu içler acısı durum “sosyalizm eleştirisi”dir. Diğer bütün yönetim şekillerinde olduğu gibi sosyalizm de insanlığa acı ve zulümden başka bir şey verememiştir. Sosyalizmin sadece kokuşmuşlarla işi olduğunu söyler yazar, bu da zamanının idari şekline yapılmış en ağır hakarettir.

Eseri defalarca kez okumam sonucunda fark ettiğim bir durum var. Çagateyev’in halkı az sayıda insandan oluşan bir halktır ve gerçek diyarlarına gidebilmek için uzun ve yorucu bir çölü aşmaları gerekmektedir. Halkın çoğalma dürtüsü de oldukça fazladır. Yok olup gitmek en büyük korkularıdır. Bu yolculuk esnasında onlara bir koyun sürüsü eşlik eder. Çagateyev de bu sürünün ve halkının lideridir. Yolculuk boyunca ona eşlik eden bir de kadın vardır. Bu kadın ona hiç ihanet etmez, Çagateyev bir yere gittiği zaman onun yolunu gözler. Bilmiyorum fark ettiniz mi ama bu yolculuk kutsal kitaplardaki yolculuklara benziyor. Can halkı ilk insan topluluğudur. Devamında ise bu topluluktan kopup, dünyanın dört bir tarafına yayılan insanlar olmuştur, bu da insanlığın dağılışı olarak gösterilebilir. Çölde karşılarına çıkan ve daha önce gördükleri hiçbir kuşa benzemeyen kuş da halkın yeryüzünde karşılarına çıkan yeni tehlikeleri simgeler. Eski Ahit’teki Musa da koyun çobanıdır ve halkını kurtarmak için yollara düşer. Büyük badireler atlattıktan sonra amacına ulaşır.

Kitabın dili ise ağdalı ve imgeseldir. Okuma esnasında yaşanan olaylar, gerçek hayatta karşılaşma ihtimali çok düşük olan olaylardır. İmgelerin çokluğu da okuru oldukça zorlamaktadır. Daha doğrusu düz okuma yapılırsa pek keyif alınamayacak ama imgelerin içine girilip yazarı anlamak amaç edinilirse, okuru sarsacak güce sahip bir eserdir. Halkın günlerce uyuduktan sonra uyanıp bir anda ortadan kaybolması, kartal ve çöl imgesi kitabın derinliğini daha da artırıyor.

Can halkı ölümü yaşamdan daha çok sevmektedir. Çünkü sahip olduğu şey sayısı çok azdır ve günlerini açlık ve yoklukla geçirmektedir. Dünya üzerine yaptıkları yolculuklardan sonra ise bu fikirleri değişir. Var olan dünyanın sadece sahip oldukları dünya olmadığını anlarlar ve kazandıkları parayla dünya nimetlerine sahip olurlar. Böylece yaşamanın da bir amacı olduğunu idrak ederler. Kitabın başlarında yazarın pesimist bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirsiniz ama aslında yazar bize yaşamanın ve buna tutunmanın ne denli önemli olduğunu göstermek istiyor. Can halkının başından geçenleri de buna en büyük örnek olarak sunuyor. Birkaç yerde, modern insanın sahip olduğu şeylerin ilkel insan için oldukça zararlı olduğunu da söylüyor yazar ama bu, yaşama sevincinin önüne geçen bir engel olamaz der. Ayrıca insanın yaşamak için başka insanlara da ihtiyaç duyduğunu belirtir.

Edebiyatın zirvesindeki isimlerin yanına konulduğu takdirde sırıtmayacak bir yazardır Platonov. "Can" ise mutlaka okunması gereken bir baş yapıttır. Şimdiden herkese iyi okumalar diliyorum.

Kitapta en sevdiğim cümle: “... sömürünün her türlüsü insanın ruhunu sakatlamakla, onu ölüme alıştırmakla başlar, öyle kurulur egemenlik, başka türlü köle köle olmaz. Ve sürer ruhun zorla sakatlanışı gitgide artarak, kölenin sağduyusu deliliğe dönüşene dek. Sınıf mücadelesi kölenin içindeki "kutsal ruhun" alt edilmesiyle başlar; efendinin inandığı şeyin, onun ruhu ve tanrısının yerilmesi affedilecek şey değildir, kölenin ruhuysa yalanla, yıkıcı emekle törpülenir durur.”
"Analar bir halkı doğurur."
Türkmen bir anne tarafindan, yoksulluk ve çaresizlik sebebiyle çöllerde bırakılan bir çocuk Nazar Çagatayev.Sovyet devleti tarafından yetiştirilen bu çocuk, yıllar sonra halkına sosyalizmi öğretmesi için doğduğu topraklara geri gönderiliyor.

Rus yazar Andrey Platov'un sağlığında yasaklanan ve ancak ölümünden 40 yıl sonra yasağı kaldırılan kısa romanı(150 sy.) Can fakirliğin, açlığın,mutsuzluğun ve unutulan bir halkın hikayesini anlatıyor.
Roman aslında Stalin dönemine yapılan bir eleştiri.Yazarımız, kendisi de bir sosyalist olmasına rağmen o dönem Stalin'i ve Sovyet devletini bol bol eleştirmiş.Bu yüzden ömrü sürgünlerle ve yasaklarla geçmiş.Yasaklar 1990larda kaldırıldıktan sonra başka dillere çevrilmiş.Türkiye'de ise ilk 2010 yılında yayınlanmış.Platonov'un fazla tanınmamasının sebebi bence bu.

Yazarın dili ve olayları anlatış biçimi o kadar basit ki, kitabı hiç yorulmadan ve sıkılmadan bitirdim.Ayrıca yazarın doğayla ilgili betimlemeleri de ayrı bir övgüyü hakediyor.

Mutluluğu bilmedikleri için mutsuzluklarına üzülmeyen bir halkın hikayesi.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Stalin rejimi tarafından yasaklanan, değeri bilinmeyen ve sakıncalı olarak görünen Rus yazar Andrey Platonov’un romanı "CAN". Konusu çok farklı okurken bir çok duyguyu yaşayabilirsiniz aynı anda.
Bence günümüzün
varsa böyle bir şey spor filozofu Cem Dizdar’ı izlerken duymuştum adını o tavsiye etmişti hemen aldım ve okudum. Can kitabı adının aksine yaşamdan umudunu yitirmiş bir halka yeniden yaşama kazandırmak için uğraşan Çağatayev’in hayatını ve çabalarını konu alıyor. Stalin ve rejime göndermede bulunuyor. Zaten ö dönemleri yasaklı bir yazarı tabiki şaşırtmadı beni. Çölü geçip iyi bir yaşam alanı olan Sarıkamış’a giderken yolda yaşadıkları güçlükleri anlatıyor. Bu kitap bana Diriliş filmini hatırlatıyor insan hayata tutunmak istediğinde neler yapabileceğini tahmin bile edemeyiz. Can kitabı ağır ilerliyor bazen kendini tekrarlıyor hissine kapılabilirsiniz. Tekrar tekrar okunduğunda farklı şeyler bulabileceksiniz diye umuyorum.
Can
Andrey Platonov
Baktığını gören bir yazar , yada keskin bir kalem. Yazar ancak bu tarz sıra dışı cümlelerle tarif edilebilir.
Andrey Platonov’u okudukça kitaplarının, Stalin tarafından neden yasaklandığının çokta şaşırtıcı olmadığı görülmektedir. Gerçekleri göstermeyi hiçbir siyasetçi sevmez.
İngiliz Sanat eleştirmeni, yazar, filozof John Berger, Andrey Platonov’u yazmaya iten başlıca neden, Platonov’un Sovyetler Birliği döneminde, arazide çalışırken yörede yaşanan yoksullukla ilgili; “Gördükleri onu yazmaya mecbur ediyor, hikayeler yazılmak için adeta yakarıyordu” der.
Yazdıklarında, işlediği konularda ya da kurduğu çarpıcı cümlelerde, etkili bir zeka pırıltısı kendini göstermektedir. Rusya’nın pek bilinmeyen yazarı, ancak okudukça diğer eserlerini de okuma isteği uyandıran çok güçlü bir dili var.
İnsan, çevresindeki olup biten olayları bazen kalıpsal düşüncelerle değerlendirir ve bir yargıya varır. Bu kitap hakkında şu an yapılan gibi. Ve birkaç paragraftan oluşan bir yazı ortaya çıkar. Çokta olağan dışı bir şey çıkmaz, çıkamaz. Bazen bu çalışmayı herhangi bir okur da yapabiliri. Yada bazen bir yazar da.
Platonov; Yazar var, yazar ver dedirten bir edebiyatçı. İşlediği konuları yazıya dökerken ki sadeliği ve gerçekliği, mutlaka ki çoğu okurunu şaşırtmıştır.
Can, yazarın kısa bir romanı. Yazar, Sovyetlerin yoksul yörelerinde, elektrik mühendisi olarak görev yaparken gözlemlerini güçlü bir edebi eser olarak yazıya dökmüş.
Kitabın konusu, Sovyet Hükümeti’nin iktisatçı olarak okuldan mezun olan Çagayatev’in kendi memleketine gidip yöre halkını kalkındırmaya ve bilinçlendirme çalışması ve bu süreçte yaptığı mücadele. Gerek doğayla, gerek yoklukla, gerekse insanlarla.
Yazar yokluğu tasvir ederken, Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana’sında tasvir edilen köylerle, Can romanında anlatılan köylerin komşu köyler olduğu hissine kapılıyorsunuz. Umudunu hiç kaybetmeyen Toprak Ana’daki Tolunay, doğadaki börtü böcekle, taşla toprakla konuşan Çagatayev’le çok ta farklı durmuyor .
Yokluk belki bu kadar güzel yalınlaştırılabilir. Belki de yokluk o kadar gerçek yaşanabildi. Daha ötesi tümden ölümdü belki de. .
Uçsuz bucaksız çölde bazen kaybolan Çagatayev, yalnızlık ve yönsüzlük duygusu ile başa çıkmaya çalışırken, okuyucuyu da benzer duyguya hapsediyor adeta. Ölümle yaşam, siyam ikizi kadar yakın duruyor kitap boyunca.
Ancak kitabın bitmesini istemediğiniz enfes tadı, biraz Oğuz Atay tarzı beklemediğiniz cümlelerinde gizli.
“Çagatayev içindeki yaşam gücünü zaptetmeyi beceremezdi, bu gücün masumiyetinden ve iyiliğinden emin olduğu için karşısındakinin ulaşılmazlığı incitirdi onu, sonunda şuurunu ve idrakini yitirirdi.”
“Tanımazsın, yemek yer gibi yaşıyorsun çünkü: içine giren şey aynen çıkıp gidiyor. Bende dersen kalıyor her şey.”
Gerçeklik bu kadar gerçekçe anlatılabilir mi ? belki hiçbir zaman gerçeklik tam anlamıyla anlatılamayacak, ancak Platonov kadar yaklaşılınabilecek…
Bu kitaba 6 üstü puan verenlere inanamıyorum..Tamam ilgi çeken bir konu, sosyalizm teması, işleniyor ama ele alınan hikaye çoğunlukla mantık hatalarından ibaret ve de tam bir zombi türü..Hele bir yer var ki Aydım: "Kuşlar gelmeden kuma yat yine, yiyeceğimiz yok!"Yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz hoop kartal eti yicez mi?Olay bu mudur.?Hikaye kahramanı çocuk olur da bu kadar mı toyca bir biçim verilir bu kahramana..Tamam anlıyorum yaşanan fakirlik gözler önüne getirilmeye çalışılıyor da bu ne be abicim..
Bunlar tabiki şahsi fikirlerim...Beğen(me)dim..??
Sovyet Rusya'sında yaşayan insanların yaşam hikayelerini anlatırken sisteme olan ince eleştirileri de görebilirsiniz. Bu sebeple bir dönem yasaklanmış zannedersem.
Güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim "bi bakmışsın tüm umutlar yıkılmış seninde üzerine" yere düşersen kalkarsın çukur görde düşeme" güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim
Can' ın anlattığı insan manzarası herhangi bir okurun daha önce karşılaştıklarından çok farklı bir düşünüş ve yaşayışa sahip. Kitabı okurken gerçekten bu şekilde yaşayanlar, hayatı kendinde bir şey olarak görüp ona olumlu-olumsuz asgari düzeyde etki ederek devam eden insanlar var mı diye düşünüp duruyorsunuz. Distopik ya da kıyamet sonrası zihniyetle bildiğimiz dünyada yaşayan, bir gün karşılaşabileceğimiz insanlar.
Doğa ve insanin sonsuz savasi. Bence kitabin en temel dusuncesi; sonunun ve kazananin belli olmadigi bu savaşta bizler, kendi hikayelerimizin kahramanlari. Dünyaya hikâyeler birakiriz iste yazar bize bu hikayeleri anlatir; bilime karsi olan saskinligimizi , doğaya karşı gucsuzlugumuzu ve insan olarak zayifliklarimizi

Yazarın biyografisi

Adı:
Andrey Platonov
Unvan:
Rus yazar
Doğum:
Voronej, 16 Ağustos 1899
Ölüm:
5 Ocak 1951
Andrey Platonov (Rusça: Андре́й Плато́нов, 28 Ağustos [O.S. 16 Ağustos] 1899 – 5 Ocak 1951), gerçek adı Andrey Platonoviç Klimentov (Rusça: Андре́й Плато́нович Климе́нтов), Rus yazar. Bir komünist olmasına rağmen, eserleri kolektifleşmeye ve diğer Stalinist politikalara karşı kuşkucu tavır içerdiği için ömrü boyunca yasaklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 163 okur okudu.
  • 206 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları