Andrey Platonov

Yazar 8,3/10 · 69 Oy · 7 kitap · 138 okunma ·  30 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

30 okur beğendi.
69 puanlama · 344 alıntı
0 haber · 2.253 gösterim
138 okur kitaplarını okudu.
192 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
2 okur kitaplarını şu anda okuyor.
6 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Andrey Platonov'un Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Andrey Platonov'un Biyografisi

Andrey Platonov (Rusça: Андре́й Плато́нов, 28 Ağustos [O.S. 16 Ağustos] 1899 – 5 Ocak 1951), gerçek adı Andrey Platonoviç Klimentov (Rusça: Андре́й Плато́нович Климе́нтов), Rus yazar. Bir komünist olmasına rağmen, eserleri kolektifleşmeye ve diğer Stalinist politikalara karşı kuşkucu tavır içerdiği için ömrü boyunca yasaklanmıştır.
Hakan S., bir alıntı ekledi.
 25 Eyl 2017 · İnceledi

"Bak ne diyeceğim anne, gel hiçbir şey düşünmeden yaşayalım, yokmuşuz gibi."

Can, Andrey Platonov (Sayfa 40 - Metis Yayınları)Can, Andrey Platonov (Sayfa 40 - Metis Yayınları)
Sevda, bir alıntı ekledi.
03 Şub 23:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gün hiçbir derde derman olmadan boşa geçmekteydi.

Can, Andrey Platonov (Sayfa 93)Can, Andrey Platonov (Sayfa 93)
Sevda, bir alıntı ekledi.
02 Şub 21:36 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Hadi yeniden yaşayalım, madem ölmedik!"

Can, Andrey Platonov (Sayfa 40 - Metis Yayınları)Can, Andrey Platonov (Sayfa 40 - Metis Yayınları)
Sevda, bir alıntı ekledi.
02 Şub 18:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Demek varı yoğu göğsündeki yüreğiymiş, o da çarptığı sürece..."

Can, Andrey Platonov (Sayfa 28 - Metis Yayınları)Can, Andrey Platonov (Sayfa 28 - Metis Yayınları)
Sevda, bir alıntı ekledi.
04 Şub 15:16 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

..., hem hayat dediğin de pek uzun sayılmazdı, her şeyi unutamazdı kişi.

Can, Andrey Platonov (Sayfa 130)Can, Andrey Platonov (Sayfa 130)
dostamisc, bir alıntı ekledi.
18 Oca 09:02

Ana...
"Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı hayatından başka hiçbir şeysi yoktu - halkı doğuran analardır çünkü."

Can, Andrey Platonov (Sayfa 28 - Metis Yayınları)Can, Andrey Platonov (Sayfa 28 - Metis Yayınları)
Sevda, bir alıntı ekledi.
03 Şub 00:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Sözcükler anlaşılmaz olmuştu çünkü sesten ibarettiler; merak, duygu ve ilham içermiyolardı, onları telaffuz eden adamın içinde tonlama yapabilen kalp yokmuş gibi.

Can, Andrey Platonov (Sayfa 52)Can, Andrey Platonov (Sayfa 52)
Sevda, bir alıntı ekledi.
04 Şub 15:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

..., kim bilir ruhlarında ne çok düşünce ve duygu barındırıyordu: Keşke tek bir insan kalbi hepsini birden hissedebilecek güçte olsaydı!..

Can, Andrey Platonov (Sayfa 129)Can, Andrey Platonov (Sayfa 129)
Ronişim kdş, bir alıntı ekledi.
27 Mar 19:55

Mariya...
Avlunun ortasına kondurulmuş küçücük bir ev. Sokak bomboş, sessiz ve karla kaplı. Her köşe sessizlikle tıkanmış. Yalnız başımayım. 

Birbirimiz İçin Yaşayacağız-Mektuplar, Andrey Platonov (Sayfa 35 - Metis)Birbirimiz İçin Yaşayacağız-Mektuplar, Andrey Platonov (Sayfa 35 - Metis)
Hakan S., bir alıntı ekledi.
26 Eyl 2017 · İnceledi

İnsanlar birbirlerinin sadece ekmeğiyle değil ruhuyla da, biri diğerini hissederek, tahayyül ederek beslenirdi; aksi takdirde ne düşünecek, nerede harcayacaklardı güven dolu, hassas yaşam güçlerini, üzüntülerini dağıtmayı nereden öğ­renip de avunacaklardı, nerede öleceklerdi fark edilmeden... Sırf kendini tahayyül ederek yaşayan her insan kısa zamanda ruhunu kemirip bitirir, yoksullukların en kötüsünde tükenir, kederden çıldırarak can verirdi.

Can, Andrey Platonov (Sayfa 131 - Metis Yayınları)Can, Andrey Platonov (Sayfa 131 - Metis Yayınları)
Bütün Alıntıları Göster

Andrey Platonov kitap incelemeleri

Hakan S., Can'ı inceledi.
 27 Eyl 2017

Can, Rus yazar Andrey Platonov’a ait bir novelladır. Yazar, Stalin Dönemi boyunca yasaklı kitaplara imza atmıştır. Sanırım büyük yazar olabilmenin alametifarikalarından biri de, döneminin çarpıklıklarına karşı dik duruş sergileyebilmek. Dönem sonrasında, kitapları yayınlanmaya başlamış ve oldukça ses getirmeyi başarmıştır. Ülkemizde ise maalesef pek bilinmeyen bir yazardır.

Can romanını incelemek çok zordur bana göre. Yılda bir defa okuduğum kitaplar arasında yer alan kitap, barındırdığı imgeler sebebiyle her okunuşta farklı duygulara sebebiyet veriyor ve okuru oldukça zorluyor. Kafka ya da Marquez kitapları gibi farklı bir yazıma sahip olan “Can”, daha ilk cümlesinden itibaren okuru ele geçirmeyi başarıyor. Bu denli farklı bir üsluba sahip olmak her yazara nasip olmuyor.

Kitabın orijinal ismi “Duşa”dır. Kelimenin Türkçe manası “Can ya da Köle” dir. Yazarın bu ismi seçmesi oldukça zekicedir. Sosyalist Heyet tarafından görevlendirilen Çagateyev isimli bir görevlinin başından geçenleri okuyoruz kitapta. Çagateyev, doğduğu topraklara, halkını kurtarmak için gider. Halkının adı “Can”dır. Yaşam isteği oluşturan bir isme sahip halk bunun tam tersi özelliğe sahiptir. Kelimenin sahip olduğu ikinci anlam halkını daha güzel açıklamaktadır. Açlık ve sefaletle boğuşan halkın içinde bulunduğu içler acısı durum “sosyalizm eleştirisi”dir. Diğer bütün yönetim şekillerinde olduğu gibi sosyalizm de insanlığa acı ve zulümden başka bir şey verememiştir. Sosyalizmin sadece kokuşmuşlarla işi olduğunu söyler yazar, bu da zamanının idari şekline yapılmış en ağır hakarettir.

Eseri defalarca kez okumam sonucunda fark ettiğim bir durum var. Çagateyev’in halkı az sayıda insandan oluşan bir halktır ve gerçek diyarlarına gidebilmek için uzun ve yorucu bir çölü aşmaları gerekmektedir. Halkın çoğalma dürtüsü de oldukça fazladır. Yok olup gitmek en büyük korkularıdır. Bu yolculuk esnasında onlara bir koyun sürüsü eşlik eder. Çagateyev de bu sürünün ve halkının lideridir. Yolculuk boyunca ona eşlik eden bir de kadın vardır. Bu kadın ona hiç ihanet etmez, Çagateyev bir yere gittiği zaman onun yolunu gözler. Bilmiyorum fark ettiniz mi ama bu yolculuk kutsal kitaplardaki yolculuklara benziyor. Can halkı ilk insan topluluğudur. Devamında ise bu topluluktan kopup, dünyanın dört bir tarafına yayılan insanlar olmuştur, bu da insanlığın dağılışı olarak gösterilebilir. Çölde karşılarına çıkan ve daha önce gördükleri hiçbir kuşa benzemeyen kuş da halkın yeryüzünde karşılarına çıkan yeni tehlikeleri simgeler. Eski Ahit’teki Musa da koyun çobanıdır ve halkını kurtarmak için yollara düşer. Büyük badireler atlattıktan sonra amacına ulaşır.

Kitabın dili ise ağdalı ve imgeseldir. Okuma esnasında yaşanan olaylar, gerçek hayatta karşılaşma ihtimali çok düşük olan olaylardır. İmgelerin çokluğu da okuru oldukça zorlamaktadır. Daha doğrusu düz okuma yapılırsa pek keyif alınamayacak ama imgelerin içine girilip yazarı anlamak amaç edinilirse, okuru sarsacak güce sahip bir eserdir. Halkın günlerce uyuduktan sonra uyanıp bir anda ortadan kaybolması, kartal ve çöl imgesi kitabın derinliğini daha da artırıyor.

Can halkı ölümü yaşamdan daha çok sevmektedir. Çünkü sahip olduğu şey sayısı çok azdır ve günlerini açlık ve yoklukla geçirmektedir. Dünya üzerine yaptıkları yolculuklardan sonra ise bu fikirleri değişir. Var olan dünyanın sadece sahip oldukları dünya olmadığını anlarlar ve kazandıkları parayla dünya nimetlerine sahip olurlar. Böylece yaşamanın da bir amacı olduğunu idrak ederler. Kitabın başlarında yazarın pesimist bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirsiniz ama aslında yazar bize yaşamanın ve buna tutunmanın ne denli önemli olduğunu göstermek istiyor. Can halkının başından geçenleri de buna en büyük örnek olarak sunuyor. Birkaç yerde, modern insanın sahip olduğu şeylerin ilkel insan için oldukça zararlı olduğunu da söylüyor yazar ama bu, yaşama sevincinin önüne geçen bir engel olamaz der. Ayrıca insanın yaşamak için başka insanlara da ihtiyaç duyduğunu belirtir.

Edebiyatın zirvesindeki isimlerin yanına konulduğu takdirde sırıtmayacak bir yazardır Platonov. "Can" ise mutlaka okunması gereken bir baş yapıttır. Şimdiden herkese iyi okumalar diliyorum.

Kitapta en sevdiğim cümle: “... sömürünün her türlüsü insanın ruhunu sakatlamakla, onu ölüme alıştırmakla başlar, öyle kurulur egemenlik, başka türlü köle köle olmaz. Ve sürer ruhun zorla sakatlanışı gitgide artarak, kölenin sağduyusu deliliğe dönüşene dek. Sınıf mücadelesi kölenin içindeki "kutsal ruhun" alt edilmesiyle başlar; efendinin inandığı şeyin, onun ruhu ve tanrısının yerilmesi affedilecek şey değildir, kölenin ruhuysa yalanla, yıkıcı emekle törpülenir durur.”

Sevda, Can'ı inceledi.
 05 Şub 22:04 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bu kitap taa kilometrelerce uzaktan,bir abimin hediyesidir bana. Evet evet kendisi burdan ama öyle naif bir insan ki adını yazmak istediğimde mahcubiyet'ten bahsediyor. :) Bu güzel kitabı okumama vesile olduğu için kendisine çok teşekkür ederim. Ayrıca incelemede yardımı olan, sitenin "duyguluğu"  İnci Küpeli Kız'a da teşekkür etmeden geçemeyeceğim. <3 <3

Gelelim incelemeye,

Yazarımız Andrey Platanoviç Platanov, 1926 yılında öykülerini basmaya başladıktan sonra 'Maksim Gorki' tarafından keşfedilmiş fakat eserleri Stalin dönemi de dahil olmak üzere 1980'lerin sonuna kadar yasaklı kalmıştır. Eserde; yoksulluk içinde yaşayan halka sosyalizmi öğretmesi için, Nazar Çağatayev'e görev verilmiştir. Nazar Çağatayev bir zamanlar çölde annesi tarafından terkedilmiş ve daha sonrasında Sovyet İktidarı tarafından sahiplenilmiştir. Umut mudur peki bu insanlara? Umudun ne olduğunu çoktan unutmuş "Can" halkına...
Bugün içinde yaşayanların canının olmadığı "Can" halkından bahsetmek istiyorum size. Çöl yaşamının her türlü zorluğu ile karşı karşıya gelmiş, her gün birer birer dökülen canlardan... Bir anne düşünün evladı ölüyor ve onun ölmüş, yanlarından eksilmiş olduğunu bile farketmiyor. Bir erkek karısının olmasını "zenginlik" olarak görüyor. Karnını doyurmak için ölü taklitleri yapan Nazar var. Ve daha neler... Peki bedenlerinde "can" olmayan bu "CAN" halkı yaşıyor mu? Sadece deri ve kemikten oluşan, ruhu çoktan dağılıp gitmiş insanlar var...
Gazap Üzümleri'ni okudunuz mu bilmiyorum. Okuyanlar bilir ki, kitapta bizi karşılayan bir insanlık dramı vardır. Yerinden yurdundan olmuş insanların duyguları bize öyle yansıtılmış ki, üzülmemek elde değil. Fakat bu eserde geçen onca acı karşısında ne üzüldüm ne de bu acının bana geçirilemediğini düşündüm. Platanov "CAN" halkı için yaşam ya da ölümün bir şey ifade etmediğini öyle bir yansıtmış ki bizlere, tıpkı onlar gibi her olay karşısında hissizleştim ben de. Bundandır üzüntüden uzak oluşum...
Andrey Platanov, ilk defa okuduğum ve kalemini çok sevdiğim bir yazar oldu. Şimdi sizi; insanlığını kaybetmiş insanlara bir göz atmanız için, "bu eseri okuyun" tavsiyesi ile başbaşa bırakıyorum...

Stalin Rusyası'nda, emekçilerin gelecekteki güzel günlerde bir arada yaşaması için yapılması planlanan devasa bir binanın temel çukurunun kazılma sürecini anlatıyor Çukur - elbette " Platonov tarzında" . Platonov okurları bunun ne anlama geldiğini hemen anlayacaktır; absürd diyaloglar, varoluşsal sorgulamalar, sosyalizmin soyut idealleriyle somut uygulamalar arasındaki uçurumun gözler önüne serilmesi, sürekli propagandası yapılan ideolojiyi komik bir şekilde yanlış anlayan naif karakterler ve özgün, "tuhaf", emsalsiz bir dil. " Metis Yayınları, 2017

Kıymet tuş, Can'ı inceledi.
23 Şub 2016 · Kitabı okudu · 19 günde · Puan vermedi

Stalin rejimi tarafından yasaklanan, değeri bilinmeyen ve sakıncalı olarak görünen Rus yazar Andrey Platonov’un romanı "CAN". Konusu çok farklı okurken bir çok duyguyu yaşayabilirsiniz aynı anda.

Mustafa Bilican, Can'ı inceledi.
 08 Nis 17:34 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bence günümüzün
varsa böyle bir şey spor filozofu Cem Dizdar’ı izlerken duymuştum adını o tavsiye etmişti hemen aldım ve okudum. Can kitabı adının aksine yaşamdan umudunu yitirmiş bir halka yeniden yaşama kazandırmak için uğraşan Çağatayev’in hayatını ve çabalarını konu alıyor. Stalin ve rejime göndermede bulunuyor. Zaten ö dönemleri yasaklı bir yazarı tabiki şaşırtmadı beni. Çölü geçip iyi bir yaşam alanı olan Sarıkamış’a giderken yolda yaşadıkları güçlükleri anlatıyor. Bu kitap bana Diriliş filmini hatırlatıyor insan hayata tutunmak istediğinde neler yapabileceğini tahmin bile edemeyiz. Can kitabı ağır ilerliyor bazen kendini tekrarlıyor hissine kapılabilirsiniz. Tekrar tekrar okunduğunda farklı şeyler bulabileceksiniz diye umuyorum.

Önceleri ağır geliyordu. Meğer kötülük bayağı büyük bir göçmüş.”
“Bana umut edecek bir haber vermen mümkün mü? Yoksa umuda dair hiçbir beklentim kalmadı mı?”
“Büyük görünmemek, nasılsan öyle olmak çok önemli, hiçbir şeyle karşılaştırılamaz.
Hayallere dalmadan yaşamak, tasavvur etmeden görmek kolay zanaat değil, ama tek gerçek zanaat.”
“Sizler her şeyin bir kuralı olduğuna inanan, yetkin kimselersiniz, benimse sadece insam olasım var. Sizin için insan olmak sıradan bir şey, benim içinse nadir rastlanan bir durum, bir bayram adeta.”

idris yılmaz, Can'ı inceledi.
11 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Can
Andrey Platonov
Baktığını gören bir yazar , yada keskin bir kalem. Yazar ancak bu tarz sıra dışı cümlelerle tarif edilebilir.
Andrey Platonov’u okudukça kitaplarının, Stalin tarafından neden yasaklandığının çokta şaşırtıcı olmadığı görülmektedir. Gerçekleri göstermeyi hiçbir siyasetçi sevmez.
İngiliz Sanat eleştirmeni, yazar, filozof John Berger, Andrey Platonov’u yazmaya iten başlıca neden, Platonov’un Sovyetler Birliği döneminde, arazide çalışırken yörede yaşanan yoksullukla ilgili; “Gördükleri onu yazmaya mecbur ediyor, hikayeler yazılmak için adeta yakarıyordu” der.
Yazdıklarında, işlediği konularda ya da kurduğu çarpıcı cümlelerde, etkili bir zeka pırıltısı kendini göstermektedir. Rusya’nın pek bilinmeyen yazarı, ancak okudukça diğer eserlerini de okuma isteği uyandıran çok güçlü bir dili var.
İnsan, çevresindeki olup biten olayları bazen kalıpsal düşüncelerle değerlendirir ve bir yargıya varır. Bu kitap hakkında şu an yapılan gibi. Ve birkaç paragraftan oluşan bir yazı ortaya çıkar. Çokta olağan dışı bir şey çıkmaz, çıkamaz. Bazen bu çalışmayı herhangi bir okur da yapabiliri. Yada bazen bir yazar da.
Platonov; Yazar var, yazar ver dedirten bir edebiyatçı. İşlediği konuları yazıya dökerken ki sadeliği ve gerçekliği, mutlaka ki çoğu okurunu şaşırtmıştır.
Can, yazarın kısa bir romanı. Yazar, Sovyetlerin yoksul yörelerinde, elektrik mühendisi olarak görev yaparken gözlemlerini güçlü bir edebi eser olarak yazıya dökmüş.
Kitabın konusu, Sovyet Hükümeti’nin iktisatçı olarak okuldan mezun olan Çagayatev’in kendi memleketine gidip yöre halkını kalkındırmaya ve bilinçlendirme çalışması ve bu süreçte yaptığı mücadele. Gerek doğayla, gerek yoklukla, gerekse insanlarla.
Yazar yokluğu tasvir ederken, Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana’sında tasvir edilen köylerle, Can romanında anlatılan köylerin komşu köyler olduğu hissine kapılıyorsunuz. Umudunu hiç kaybetmeyen Toprak Ana’daki Tolunay, doğadaki börtü böcekle, taşla toprakla konuşan Çagatayev’le çok ta farklı durmuyor .
Yokluk belki bu kadar güzel yalınlaştırılabilir. Belki de yokluk o kadar gerçek yaşanabildi. Daha ötesi tümden ölümdü belki de. .
Uçsuz bucaksız çölde bazen kaybolan Çagatayev, yalnızlık ve yönsüzlük duygusu ile başa çıkmaya çalışırken, okuyucuyu da benzer duyguya hapsediyor adeta. Ölümle yaşam, siyam ikizi kadar yakın duruyor kitap boyunca.
Ancak kitabın bitmesini istemediğiniz enfes tadı, biraz Oğuz Atay tarzı beklemediğiniz cümlelerinde gizli.
“Çagatayev içindeki yaşam gücünü zaptetmeyi beceremezdi, bu gücün masumiyetinden ve iyiliğinden emin olduğu için karşısındakinin ulaşılmazlığı incitirdi onu, sonunda şuurunu ve idrakini yitirirdi.”
“Tanımazsın, yemek yer gibi yaşıyorsun çünkü: içine giren şey aynen çıkıp gidiyor. Bende dersen kalıyor her şey.”
Gerçeklik bu kadar gerçekçe anlatılabilir mi ? belki hiçbir zaman gerçeklik tam anlamıyla anlatılamayacak, ancak Platonov kadar yaklaşılınabilecek…

Emre AK, Can'ı inceledi.
09 Mar 08:34 · Kitabı okudu · 4 günde · 5/10 puan

Bu kitaba 6 üstü puan verenlere inanamıyorum..Tamam ilgi çeken bir konu, sosyalizm teması, işleniyor ama ele alınan hikaye çoğunlukla mantık hatalarından ibaret ve de tam bir zombi türü..Hele bir yer var ki Aydım: "Kuşlar gelmeden kuma yat yine, yiyeceğimiz yok!"Yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz hoop kartal eti yicez mi?Olay bu mudur.?Hikaye kahramanı çocuk olur da bu kadar mı toyca bir biçim verilir bu kahramana..Tamam anlıyorum yaşanan fakirlik gözler önüne getirilmeye çalışılıyor da bu ne be abicim..
Bunlar tabiki şahsi fikirlerim...Beğen(me)dim..??

Sevde Serin, Çukur'u inceledi.
09 Şub 09:10 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim "bi bakmışsın tüm umutlar yıkılmış seninde üzerine" yere düşersen kalkarsın çukur görde düşeme" güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim

Baki Coşkun, Mutlu Moskova'yı inceledi.
11 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Sovyet Rusya'sında yaşayan insanların yaşam hikayelerini anlatırken sisteme olan ince eleştirileri de görebilirsiniz. Bu sebeple bir dönem yasaklanmış zannedersem.

Bütün İncelemeleri Göster