Andrey Platonov

Andrey Platonov

Yazar
8.4/10
177 Kişi
·
490
Okunma
·
85
Beğeni
·
3946
Gösterim
Adı:
Andrey Platonov
Unvan:
Rus yazar
Doğum:
Voronej, 16 Ağustos 1899
Ölüm:
5 Ocak 1951
Andrey Platonov (Rusça: Андре́й Плато́нов, 28 Ağustos [O.S. 16 Ağustos] 1899 – 5 Ocak 1951), gerçek adı Andrey Platonoviç Klimentov (Rusça: Андре́й Плато́нович Климе́нтов), Rus yazar. Bir komünist olmasına rağmen, eserleri kolektifleşmeye ve diğer Stalinist politikalara karşı kuşkucu tavır içerdiği için ömrü boyunca yasaklanmıştır.
"Bak ne diyeceğim anne, gel hiçbir şey düşünmeden yaşayalım, yokmuşuz gibi."
Andrey Platonov
Sayfa 40 - Metis Yayınları
"Yoldaşlar!

Gelin şimdi içelim..

" yeryüzündeki tüm bebekleri korumak için güç toplayalım"

..bir de güzeller güzeli Rosa Luxemburg’u yâd edelim!

"Bütün katil ve cellatlarını mezarı üstüne ellerimle sereceğime ant içerim!"
"Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı hayatından başka hiçbir şeysi yoktu - halkı doğuran analardır çünkü."
Andrey Platonov
Sayfa 28 - Metis Yayınları
152 syf.
Hayattayken kitapları yasaklı olan, bu nedenle çok zor şartlarda yaşamını sürdürmüş olan ve ölümünden yıllar sonra kitapları basılan Andrey Platanov'un okuduğum ilk kitabı Can.

Kitaba şöyle bir göz attığımda içinde Sarıkamış'ı Karakalpaklar'ı görünce ilgimi çekmişti, tanıdık bir şeyler okuyacağım diye merakım artırmıştı.
Nitekim öyle de oldu.
Kitabın kahramanı Nazar Çagatayev Sovyetler tarafından yetiştirilerek, ölümle pençeleşen halka umut aşılaması, onları yeniden ayağa kaldırması için Sarıkamış'a, doğduğu topraklara geri gönderiliyor.

Akıcı bir kitap, sade ve anlaşılır. Okurken yorulmuyorsunuz ama üzülüyorsunuz çünkü baştan sona açlık, sefalet, hastalık ölüm dolu kitap. Tüm bu olumsuzlukları bir nebze olsun azaltan ise kitaptaki karakterlerle beraber yaşadığınız o umut.

Hem dönem eleştirisi, hem insanlığın içinde bulunduğu şartların güzel bir özeti.
Severek okudum, okumanızı öneririm.
152 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
"Analar bir halkı doğurur."
Türkmen bir anne tarafindan, yoksulluk ve çaresizlik sebebiyle çöllerde bırakılan bir çocuk Nazar Çagatayev.Sovyet devleti tarafından yetiştirilen bu çocuk, yıllar sonra halkına sosyalizmi öğretmesi için doğduğu topraklara geri gönderiliyor.

Rus yazar Andrey Platov'un sağlığında yasaklanan ve ancak ölümünden 40 yıl sonra yasağı kaldırılan kısa romanı. (150 sy.) Can fakirliğin, açlığın,mutsuzluğun ve unutulan bir halkın hikayesini anlatıyor.
Roman aslında Stalin dönemine yapılan bir eleştiri.Yazarımız, kendisi de bir sosyalist olmasına rağmen o dönem Stalin'i ve Sovyet devletini bol bol eleştirmiş.Bu yüzden ömrü sürgünlerle ve yasaklarla geçmiş.Yasaklar 1990larda kaldırıldıktan sonra kitap başka dillere çevrilmiş.Türkiye'de ise ilk olarak 2010 yılında yayımlanmış.Platonov'un fazla tanınmamasının sebebi bence bu.

Yazarın dili ve olayları anlatış biçimi o kadar basit ki, kitabı hiç yorulmadan ve sıkılmadan bitirdim.Ayrıca yazarın doğayla ilgili betimlemeleri de ayrı bir övgüyü hakediyor.

Mutluluğu bilmedikleri için mutsuzluklarına üzülmeyen bir halkın hikayesi.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
152 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bir başyapıt. Can içinde çok detaylı anlamları taşıyan bir çöl kitabı. Çölün çaresizliğini ve susuzluğunu insanlara yansıtmayı başarabilmiş bir kumul tepesi gibi. Çölün o ulaşılmaz görkeminden çok fazla nasibini almış bir şiir kitabı sanki. Çagatayev'in bir umut yolculuğu. Bir halkın yeniden dirilişi gibi. İçinde her türlü duyguyu taşıyan zor kelimelerin bir araya getirildiği bir başyapıt.

Kumulların sarı tepeciklerinden uçuşan kartalların sert bakışları ve pençelerindeki zorluklara göğüs geren dev bir adamın hikayesi.
Çagatayev, Vera, Ksenya ile başlayan yolculuğun Aydım ile kasırgaya dönüşmesi ve bir çöl rüzgarındaki gülü okuyacaksınız.
10/10
152 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Platonov’un okuduğum ilk kitabı sanırım okuma listeme diğer kitaplarını da ekleyeceğim.Bazı filmler bazı hikayeler vardır .Konu örgüsü ,olaylar uzak bir gözle objektif olarak anlatılır işin içine yazarın kattığı bir duygu değil ,anlatmış olduğu hikaye salt hikaye girer bunu filmde örneklemek gerekirse alfonso cuaron Roma filmi diyebilirim.Aynı objektiflik yani salt gerçeklik Can kitabında da mevcut ve bu durumu okuyucunun kendi çıkarımlarına göre değişen, yazar tarafından manipüle edilmeyen edebi metinleri çok seviyorum evet zor bir kitap ama okunabilir bazı gerçeklikleri anlamlandırmanız zor olabiliyor fakat o gerçekle kendine gelmeniz size bir değer katıyor .Panait İstrati’yi de bu sebepler en sevdiğim yazarlardan biri yapıyor.İyi okumalar.
152 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bence günümüzün
varsa böyle bir şey spor filozofu Cem Dizdar’ı izlerken duymuştum adını o tavsiye etmişti hemen aldım ve okudum. Can kitabı adının aksine yaşamdan umudunu yitirmiş bir halka yeniden yaşama kazandırmak için uğraşan Çağatayev’in hayatını ve çabalarını konu alıyor. Stalin ve rejime göndermede bulunuyor. Zaten ö dönemleri yasaklı bir yazarı tabiki şaşırtmadı beni. Çölü geçip iyi bir yaşam alanı olan Sarıkamış’a giderken yolda yaşadıkları güçlükleri anlatıyor. Bu kitap bana Diriliş filmini hatırlatıyor insan hayata tutunmak istediğinde neler yapabileceğini tahmin bile edemeyiz. Can kitabı ağır ilerliyor bazen kendini tekrarlıyor hissine kapılabilirsiniz. Tekrar tekrar okunduğunda farklı şeyler bulabileceksiniz diye umuyorum.
152 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Stalin rejimi tarafından yasaklanan, değeri bilinmeyen ve sakıncalı olarak görünen Rus yazar Andrey Platonov’un romanı "CAN". Konusu çok farklı okurken bir çok duyguyu yaşayabilirsiniz aynı anda.
176 syf.
Aslında henüz okumadığım bu yazarı Can adlı kitabının yorumlarıyla yeni yeni tanımaya başlamış, yazardan bihaber bir okurum. Andrey Platonov'la tanışmama vesile olan Azade'nin Muhteşem Vahşi Dünya önerisiyle karşılaştım. Teşekkür ederim.

Hep söylemişimdir öykü okumak bana göre değil diye. Ama hep de okuyamam. Kendimi itekleyerek okuduğumu, sorunun bende olduğunu kabul ediyorum.

Muhteşem Vahşi Dünya, 9 öyküden oluşan, her birinde farklı bir konuya değinerek sonu insana, insanlığa çıkan, etkileyici bir kitaptı. Ancak öykülerin hepsini sevdim diyemem. İçlerinden Yedinci Kişi ve Muhteşem Vahşi Dünyada öykülerini çok sevdim.

Rus yazar Andrey Platonov, aslında komünist bir kişiliğe sahip olmakla birlikte aksine tüm adımları siyasi yapılanmalara karşı olan ve ilerlemeci zihniyete sahip biridir. Bu nedenle birçok kez yasaklanmış.

Savaş muhabiri olan Platonov şiir, öykü, roman gibi türlerde eserler vermekle birlikte köşe yazıları yazmış değerli bir kaleme sahip. Onun muhabirliği sebebiyle tanık olduğu olaylar ve izlenimleri öykülerinde kendini hissettiriyor.

Öykülerinin her birinde insanın, dünyayla, içinde bulunduğu hayat şartlarıyla, kendiyle ve aklıyla olan mücadelesi cümle cümle kendini ispatlıyor. Kimi zaman zorlandığımı hissetsem de kimi zaman cümlelerin içinde akıp gidiyorum.
407 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Çevengur,Sovyetler birliğinin ilk yılları,devrim yapılmış,bir grup devrimci gencin komünizmi ülkenin ücra bir köşesinde küçük bir kasabada hayata geçirme çabalarını anlatıyor.Burjuvalar,karşı devrimciler saf dışı edilmiş,mülkiyet feshedilmiş,çalışıp dinmeye son verilmiş,toprağı işleme işi ise “evrensel proleter” ilan ettikleri güneşe verilmiş.Sömürüsüz bir hayat kurulmuş,ama emek yok,yaşamak İçin belirli bir amaçta.Herkesin kafası karışık,bilinmezliklerle dolu bir hayat bekliyor Çevengur kasabasını.Olaylar her zamanki kullandığı yer yer komik ve traji komik anlatımla dolu kitap.Kitabı okurken bir ara Platonov acaba çölden Can halkını toplayıp Çevengur kasabasına mı yerleştirdi diye düşündüm.Diğer kitaplarında olduğu gibi Platonovun burda da ince bir mizah duygusu var bu da kitabı okumayı zevkli hale getiriyor.

Çevengur zamanın devletin resmî gazetesi Pravda’da karşı devrimci olarak ilan ediliyor yazarın tüm kitapları gibi.Birbirimiz İçin Yaşacağız adlı kitabında Çevengur’un adı çok geçmişti bende müthiş bir merak uyandırdı.1928 yılında tamamlanmış.Karşı devrimci olduğu iddia edilmiş.Sebep olarak devrimi yanlış resmetmesi gösterilmiş.Bunun üzerine Platonov Stalin ve Gorki’ye mektuplar yazmış.Gorki’ye gönderdiği mektupta romanın bütünüyle karşı devrimci olarak anlaşıldığını,oysa kendisinin amacının kominist toplumun başlangıcının dürüst bir resmini çizme girişimi olduğunu belirtmiş.Gorki beğeniyor beğenmesine ve cevap olarak şöyle diyor:”Tüm karakterlere karşı ne kadar zarif olursanız olun,son hatları bir ironi ile çizilmiş sanki,okur karşısında devrimci diye” çatlakları” ve “ yarım akıllıları” görüyor demiş.Okur olarak bunları böyle hissetmedim,tam tersi insanların bilmediği şeyler karşında nasıl korkak,ürkek ve komik olabileceğini düşündürdü Çevengur halkı ordaki bir grup devrimci genç.

407 sayfalık kitapta altını çizdiğim çok fazla cümleler oldu.Platonov’un iki nokta koyup devam ettiği tüm cümleler çok anlamlı ve değerli ve düşündürücü cümleler.

” Yaşadıkça şunu düşünüp duruyorum:insan insan İçin bu kadar mı tehlikelidir de aralarında iktidarın durması gerekir?iktidardan çıkıyor ya savaş da...Dönüp dönüp düşünüyorum,savaşı iktidar özellikle uydurmuş olmasın:Sıradan bir insan bunu yapamaz çünkü...”

Karl Marx’ın kitabını eline almış,sık harflerle dolu sayfalara saygıyla dokunmuştu teker teker:” Yazmış da yazmış adamcağız” demişti acıyarak,”biz ise her şeyi yapıp bitirdikten sonra okuduk-hiç yazmasaymış keşke!”
152 syf.
·Beğendi·10/10
Can
Andrey Platonov
Baktığını gören bir yazar , yada keskin bir kalem. Yazar ancak bu tarz sıra dışı cümlelerle tarif edilebilir.
Andrey Platonov’u okudukça kitaplarının, Stalin tarafından neden yasaklandığının çokta şaşırtıcı olmadığı görülmektedir. Gerçekleri göstermeyi hiçbir siyasetçi sevmez.
İngiliz Sanat eleştirmeni, yazar, filozof John Berger, Andrey Platonov’u yazmaya iten başlıca neden, Platonov’un Sovyetler Birliği döneminde, arazide çalışırken yörede yaşanan yoksullukla ilgili; “Gördükleri onu yazmaya mecbur ediyor, hikayeler yazılmak için adeta yakarıyordu” der.
Yazdıklarında, işlediği konularda ya da kurduğu çarpıcı cümlelerde, etkili bir zeka pırıltısı kendini göstermektedir. Rusya’nın pek bilinmeyen yazarı, ancak okudukça diğer eserlerini de okuma isteği uyandıran çok güçlü bir dili var.
İnsan, çevresindeki olup biten olayları bazen kalıpsal düşüncelerle değerlendirir ve bir yargıya varır. Bu kitap hakkında şu an yapılan gibi. Ve birkaç paragraftan oluşan bir yazı ortaya çıkar. Çokta olağan dışı bir şey çıkmaz, çıkamaz. Bazen bu çalışmayı herhangi bir okur da yapabiliri. Yada bazen bir yazar da.
Platonov; Yazar var, yazar ver dedirten bir edebiyatçı. İşlediği konuları yazıya dökerken ki sadeliği ve gerçekliği, mutlaka ki çoğu okurunu şaşırtmıştır.
Can, yazarın kısa bir romanı. Yazar, Sovyetlerin yoksul yörelerinde, elektrik mühendisi olarak görev yaparken gözlemlerini güçlü bir edebi eser olarak yazıya dökmüş.
Kitabın konusu, Sovyet Hükümeti’nin iktisatçı olarak okuldan mezun olan Çagayatev’in kendi memleketine gidip yöre halkını kalkındırmaya ve bilinçlendirme çalışması ve bu süreçte yaptığı mücadele. Gerek doğayla, gerek yoklukla, gerekse insanlarla.
Yazar yokluğu tasvir ederken, Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana’sında tasvir edilen köylerle, Can romanında anlatılan köylerin komşu köyler olduğu hissine kapılıyorsunuz. Umudunu hiç kaybetmeyen Toprak Ana’daki Tolunay, doğadaki börtü böcekle, taşla toprakla konuşan Çagatayev’le çok ta farklı durmuyor .
Yokluk belki bu kadar güzel yalınlaştırılabilir. Belki de yokluk o kadar gerçek yaşanabildi. Daha ötesi tümden ölümdü belki de. .
Uçsuz bucaksız çölde bazen kaybolan Çagatayev, yalnızlık ve yönsüzlük duygusu ile başa çıkmaya çalışırken, okuyucuyu da benzer duyguya hapsediyor adeta. Ölümle yaşam, siyam ikizi kadar yakın duruyor kitap boyunca.
Ancak kitabın bitmesini istemediğiniz enfes tadı, biraz Oğuz Atay tarzı beklemediğiniz cümlelerinde gizli.
“Çagatayev içindeki yaşam gücünü zaptetmeyi beceremezdi, bu gücün masumiyetinden ve iyiliğinden emin olduğu için karşısındakinin ulaşılmazlığı incitirdi onu, sonunda şuurunu ve idrakini yitirirdi.”
“Tanımazsın, yemek yer gibi yaşıyorsun çünkü: içine giren şey aynen çıkıp gidiyor. Bende dersen kalıyor her şey.”
Gerçeklik bu kadar gerçekçe anlatılabilir mi ? belki hiçbir zaman gerçeklik tam anlamıyla anlatılamayacak, ancak Platonov kadar yaklaşılınabilecek…
152 syf.
·4 günde·5/10
Bu kitaba 6 üstü puan verenlere inanamıyorum..Tamam ilgi çeken bir konu, sosyalizm teması, işleniyor ama ele alınan hikaye çoğunlukla mantık hatalarından ibaret ve de tam bir zombi türü..Hele bir yer var ki Aydım: "Kuşlar gelmeden kuma yat yine, yiyeceğimiz yok!"Yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz hoop kartal eti yicez mi?Olay bu mudur.?Hikaye kahramanı çocuk olur da bu kadar mı toyca bir biçim verilir bu kahramana..Tamam anlıyorum yaşanan fakirlik gözler önüne getirilmeye çalışılıyor da bu ne be abicim..
Bunlar tabiki şahsi fikirlerim...Beğen(me)dim..??

Yazarın biyografisi

Adı:
Andrey Platonov
Unvan:
Rus yazar
Doğum:
Voronej, 16 Ağustos 1899
Ölüm:
5 Ocak 1951
Andrey Platonov (Rusça: Андре́й Плато́нов, 28 Ağustos [O.S. 16 Ağustos] 1899 – 5 Ocak 1951), gerçek adı Andrey Platonoviç Klimentov (Rusça: Андре́й Плато́нович Климе́нтов), Rus yazar. Bir komünist olmasına rağmen, eserleri kolektifleşmeye ve diğer Stalinist politikalara karşı kuşkucu tavır içerdiği için ömrü boyunca yasaklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 85 okur beğendi.
  • 490 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 578 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları