Ömer Nasuhi Bilmen

Ömer Nasuhi Bilmen

YazarÇevirmen
9.3/10
147 Kişi
·
453
Okunma
·
94
Beğeni
·
3.315
Gösterim
Adı:
Ömer Nasuhi Bilmen
Unvan:
Türk din alimi
Doğum:
1882
Ölüm:
13 Ekim 1971
Ömer Nasuhi Bilmen, (d. 1882, Erzurum) - (ö. 13 Ekim 1971), 1960-61'de Diyanet İşleri Başkanı olan Türk din alimi.

İlk tahsiline Ahmediye Medresesi müderrisi Abdürrezzak İlmî ile Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendilerden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelen Bilmen, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı. Daha sonra Medreset'ül Kuzat'a girdi. Burada dört yıl hukuk tahsil etti. 1912 yılında açılan ruus imtihanını da kazandı.

Fatih dersiamları arasına katıldı. Fatih Camiinde, Satırlı Medresesinde ve Dar-uş-Şafaka'da dersler veren ve kısa bir zaman içerisinde istidat ve kabiliyeti ile kendisini tanıtan Ö.Nasuhi Bilmen, ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usul-i fıkıh ve ilm-i kelam dersleri okuttu. Temyiz Mahkemesi Şer'iyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulundu. 1941 yılında seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin oldu.

30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilen Ömer Nasuhi BİLMEN, bir yıl kadar sonra emekliye ayrıldı ve 13 Ekim 1971 tarihinde yaşamını yitirdi.

Dini konularda yazdığı eserleri ile tanınan Ömer Nasuhi BİLMEN'in başlıca eserleri olan "Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye kamûsu", "Kur'an-ı Kerim'in Meâl-i Âlisi ve Tefsiri" ile "Büyük İslâm İlmihali" yanında yayınlanmış ve yayınlanmamış pek çok eseri bulunmaktadır.

Kitapları


İslam Hukukunda Manevi Zararların Tazmini, 1941.
Kuran-ı kerim'den Dersler ve Öğütler, 1947-50, 3 cilt.
Eshabı Kiram, 1948.
Yüksek İslam Ahlakı, 1949.
Büyük İslam ilmihali, 1949.
Hukuku islamiye ve ıstılahatı fıkhiye kamusu, 1949-52, 6 cilt.
Sureti Feth Tefsiri, 1953.
Tefsir Tarihi, 1955.
Kuranı Kerim'in Tefsiri ve Türkçe Meali Alisi, 1956.
Sualli Cevaplı Dini Bilgiler, 1959.
Muvazzah İlmi Kelam, 1959.
İlmi Tevhid, 1962.
Beşyüz Hadisi Şerif -( Semerkand Yayınları)
Şüphesiz, bu fani yolda her baharı bir hazan, her ikbâli bir düşüş, her mutluluğu bir sefalet, her zevki bir hüzün takip edip duruyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
İki Aşk Çiçeği
Kulun, Rabbine en yakın olduğu hal, secdeye varmış olduğu haldir. Artık secdede duayı çokça yapınız, "buyrulmuştur. Çünkü secde hali, en ziyade küçülme ve teslimiyet hali olduğundan orada duanın kabulü umulur.
" Seni tanzir ediyor çehresi parlak güneşin,
Ne kadar parlasa da olmayacaktır bir eşin,
Öyle bir neyyir-i pür-şaşaadır ki zatın,
Bütün afak u semavat senin mir'atın
Sen ki Fahrurrusul'ün medhine oldun mazhar
Bütün âlem seni tebcile şitab etse değer. "
Dünya bahçesini süsleyen çiçeklerin her biri güzeldir. Her biri başka başka hoşluklara sahiptir. Lakin bunların hiçbiri bir çocuğun mutluluk saçan yüzü kadar parlak ve hoş değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sayfa 28 - Semerkand yay.
Aşk nedir sorusuna bütün tabiat âleminde, hastalıklı, geçici bir hal yahut bir cinnet halidir diye cevap verilebilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sayfa 45 - Semerkand yay.
Namaz kitabı, madde 283 - Hiçbir özür bulunmaksızın namazı kazaya bırakmak büyük günahtır. Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat bunun geciktirilmesinden doğan günahın bağışlanması için tövbe etmek ve Allah'tan af dilemek gerekir. Herhangi bir bahaneyle namazı geçiktirip kazaya bırakmaktan son derece sakınmalıdır. Çünkü bunun günahı çok büyüktür. Kişi, gerek yaratıcısına gerekse insanlara olan borçlarını bir an önce ödemeye gayret etmelidir. Hayatın süresi belli! Borçlarını ödemeden ahirete gidenlerin hallerine ne kadar acınsa azdır.
16- Hazret-i Nuh'a ikinci Âdem denir. Çünkü yeryüzündeki insanlar Tufan'dan sonra bütün onun neslinden türeyip yeryüzüne dağılmış, aralarında başka başka diller meydana gelmiştir.

Rivayete göre Hazret-i Nuh'un oğlu bulunan Sam, Arabların, Parsların, Rumların, Ham Sudan kavminin, Yafes de Türklerin ilk babasıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onuncu Kitap (Siyer-i Enbiya)
3800 syf.
·Puan vermedi
Yüce Allah'a hamd olsun. Onun seçkin peygamberi Hz. Muhammed'e, aile efradına ve değerli ashabına salât ve selâm olsun! Şüphesiz bu sözlerin en güzeli Allah kelâmı, yolların en doğrusu da Hz. Muhammed {s.a.v.)'in yoludur. Yüce Allah, ezelî kelâmı olan Kur'ân-ı Kerimi insanlığı hidâyete erdirmek, onu karanlıklardan aydınlığa çıkarmak ve ona doğru yolu göstermek için göndermiştir. Bütün çağlara hitap eder mahiyette evrensel bir kitap olan Kur*ân-ı Kerim, ondört asırdan beri insanlığın manevî, ahlâkî, hukukî, iktisadî, siyasî, sosyal ve benzeri diğer alanlardaki ihtiyaçlarına cevap vermiştir. Kuşkusuz kıyamete kadar gelecek olan nesillerin ihtiyaçlarına da cevap verecektir. Yeter ki ona inansın ve gereğini yerine getirsinler. Müslümanlar, Kur'ân'la muhatap oldukları ilk günden itibaren onu anlamak, gereği ile amel etmek ve onu başkalarına tebliğ etmek için son derecede ciddi gayret göstermiş ve Kur'ân'a hizmeti en büyük cihad ve en makbul İbadet kabul etmişlerdir. Bu anlayışa sahip olan İslâm âlimleri, kendi yaşadıkları çağın ilim ve kültür verilerinden de yararlanarak toplumlarının ihtiyacını karşılamak üzere Allah'ın kitabını onu muradına uygun bir şekilde tefsir etmeye gayret göstermişlerdir. Böylece her asırda gerek rivayet ve gerekse dirayet metoduyla yazılmış birçok tefsir meydana gelmiştir. Ancak bu tefsirlerin büyük çoğunluğu Arapça olarak kaleme alındığı için, bunlardan faydalanabilmek hem Arap dilini iyi bilmeyi, hem de İslâmî ilimlerde belli bir seviye kazanmış olmayı gerekli kılmaktadır. Türk toplumunun Kur'ân'ı anlama ve gereği ile amel etme ihtiyacını göz önünde bulunduran Türk müfessirler, özellikle Cumhuriyetin başlangıcından itibaren tefsirlerini Türkçe yazmayı tercih etmişlerdir. Ancak geçiş dönemi ilim adamları, Osmanlı medreselerinde yetişmiş oldukları İçin, eserlerini o günün Türkçesiyle yazmışlardır. Oysa Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilmiş olan harf ve dil inkılâbı, nesiller arası anlaşma vasıtası olan dilde birçok yenilik ve farklılık meydana getirmiştir. Bu da sonraki nesillerin. Öncekilerin yazdıklarını anlamalarına bir engel teşkil etmiştir. Bu engeli ortadan kaldırmak İçin Cumhuriyet dönemi İlim adamları, daha önce yazılmış olan Arapça ve Osmanlıca eserleri hem latinize etmeye hem de yaşadıkları dönemin Türkçesine aktarmaya çalışmışlardır. Çağımız Türk müfessirlerinden olan Ö. N. Bilmen de bu gayretli ilim adamlarından bîridir. Ö. N. Bilmen, telif etmiş olduğu kıymetli eserleriyle İslâm ilim ve kültürünü, gerçek mânâda. Cumhuriyet dönemine aktarmayı başarmıştır. Onun bu değerli eserlerinden biri de tefsiridir. Ancak tefsirin meal kısmında oldukça açık ve arı bir Türkçe kullanmış olmakla birlikte, izah kısmında Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri çok kullandığı İçin günümüz insanı bu tefsiri okuyup anlamada güçlük çekmektedir. İşte biz, bu güçlüğü ortadan kaldırmak ve tefsirin insanımız tarafından anlaşılmasını sağlamak için onu günümüz Türkçesiyle sadeleştirdik. Türk, Arap ve Fars edebiyatlarına hakim olan ö. N, Bilmen, tefsir ve İslâm hukuku ilim ve kültürüne de sahipti. Bu özelliklerini tefsirine de yansıtmış ve onu edibâne bir üslûp ile muhtasar bir şekilde kaleme almıştır. Tefsirinde öteden beri uygulanmakta olan bir rivayet ve dirayet metodlarını birlikte kullanmıştır. Vurgulanması gereken bir diğer husus da şudur ki Ö. N. Bilmen, yaşadığı zühd hayatını tefsirine de yansıtmış ve onu son dercede edepli bir üslûp İle yazmıştır. İfadelerinde, Hz. Peygamber'e, sahabe, tabiîn ve kendisinden önceki bütün İlim adamı ve tefsircilere karşı derin bir saygı göstermiş, ilim adamlarını tenkitlerinde dahi bu davranışını daima muhafaza etmiştir. Kur'ân-ı Kerim'e yapmış olduğu bu değerli hizmetinden dolayı Ö. N. Bilmen'i minnet ve şükranla anarken, kendisine Allah'tan rahmet ve mağfiret diler, bu mütevazı hizmetimizin kabulünü ve okuyuculara faydalı olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ederiz.
(Tanıtım Bülteninden)
624 syf.
Slh hocama sorduğum fıkıh sorusu üzerine bana bu kitabı okumamı söyledi elimde vardı gerektiği zaman açıp bakılacak bir kaynak kitap olarak duruyordu ama hocam oku diyince baştan sona elimden geldiğince hayatıma geçirerek okumaya çalıştım ve buyrun neler öğrendiğimi özetle anlatayım :)

Ö.N. Bilmen bu kitabı yazma sebebini şöyle açıklıyor; "Çeşitli görev ve hizmetlere ayrılmış olan din kardeşlerimizin dini ihtiyaçlarını yeterince karşılayabilecek bir “İlmihal” kitabı yazılmasını çok kimseler benden isteyerek bana başvurmuşlardı. Bunun üzerme kutsal dinimizin İtikat’a, temizliğe, ibadete, kerahiyet (hoş olmayan) ve istihsana (güzel olan şeylere), ahlaka dair hükümleri üzerinde ve bir kısım büyük peygamberlerin hayatları ile İslam dininin tarihçesine ait on kitabdan ibaret oldukça büyük bir “İlmihal” kitabı yazmayı bir görev saydım."

Peki elimde tuttuğum kitabın adı İlmihal de ilmihal ne demek diye sorup araştırdığımda ise cevaben; " İslam dininin bellibaşlı ilkelerini, kurallarını öğreten kitap." Dediler demek ki neymiş hal ve hareket ilmiymiş nasıl davranacağımı ne yapacağımı anlatıyor dinimiz bize bir şeyleri emir ediyor ancak bu emireleri nasıl yerine getireceğimi de bu hal ilmi olan kitap anlatıyor.

Kitap 10 bölümden oluşuyor ve İtikad bölümü ile önce imanımızı sorguluyor ve kalbimize nefsimize bir ayna tutarak imanımızın ne derece sahih olduğuna bakıyoruz daha sonra taharet ve temizlik başlığı altında  nasıl abdest alınacağını nasıl temizlik yapılacağını ve huzura ne hal üzere çıkacağımızı açıklamakta daha sonra son kısmını İslam ahlakı ve Peygamberlerin hayatına ayırarak ahlakımızı düzeltmekte ve bize örnek şahsiyetler sunmakta...

Genel de abdesti namazı orucu ailemizden gördüğümüz şekilde uygularız ve hiç sorgulamaz araştırmaz bu neden böyle niye böyle yapıyoruz diye bakmayız halbuki bir araştırsak aslında ailemizin de fıkıh konusunda ne denli eksik olduklarını görmüş olacağız çünkü bir çoğumuz bu ibadetleri büyüklerden görerek uyguladık. Aslında okumaya başlıyınca fark ediyorsunuz ki neredeyse tüm ibadetleriniz eksik ve yanlışlarla dolu...

Bunlar düzelmeye başlıyınca yani abdestini düzgün alıp namazını düzgün kılınca fark ediyorsun zaten huşu'yu önceki namazların ve bu namazın arasında manevi bir fark var. Rabbim cümlemizi öğrenip amel edenlerden eylesin.  Öyle anlamam falan diye de hiç çekünmeyin sadeleştirilmiş ve gayet açıklayıcı soru işareti bırakacağını sanmıyorum.

Selametle...
88 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yazarın yirmi bir yaşındayken bu kitabı yazdığını düşünerek okumaya başladım. Bazı zaman gülümsedim ,bazı zaman gözlerim doldu. Çok etkilendim. Sonunu böyle düşünmemiştim aslında. Çok söz de söylemek istemiyorum,okumak isteyen olursa diye.
Ömer Nasuhi Bilmen'i Büyük İslam İlmihali ile tanımış,ilmine hayran olmuş biri olarak; bu kitabını okuyunca ne kadar güzel bir yüreği de saklıyormuş içinde diye düşündüm.
Edebi kaygı da barındırmıyor yazar. Başında bunu düşündüğüm için beklentim de düşüktü. Beklediğimin üstünde bir romandı.
624 syf.
·87 günde·Beğendi·10/10
Müslümanların her konuda bilgi sahibi olmaları bir görev olup,din konusunda da bu bilgi " ilmihal " ( herkesin durumuna göre gerekli olan bilgiler ) adını alarak en önemli yeri tutar.

Yazar bu kitabında ( ilmihalinde ) on bölüm olarak itikat,ibadet ve ahlaka ait hükümler ve ayrıca peygamberlerin siyerini
( hayatlarını ) anlatılıyor.

Sadeleştirilmiş olmasına rağmen okunması ve anlaşılması zor bir eser.

Ama en azından dinimiz hakkında ( ilmihal bilgileri ) bilmemiz gerekliliği nedeniyle herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
624 syf.
·Beğendi·10/10
Bir çok müslümanın en büyük eksikliği fıkıh hakkında bir çok meseleyi bilmemek çevresinde ana ve babasından ne gördü ise o şekilde amel etmek.Her Müslümanin yılda en az bir sefer açıp okuması gereken bir eder.Yazım dili biraz ağır Osmanlıca kalıplar hayli fazla ancak doğru amel etmek için anlamaya çalışarak okursak anlaşılacağı kanaatindeyim.İnsAllah amellerinizi sünnete uygun Allah'ın kabul edeceği bir şekilde yapariz.
624 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hakikaten hal ilmini öğreten, her müslümanın bilmesi gereken temel İslam bilgilerini içeren, geçen asırın en büyük alimlerinden biri olan Ömer Nasuhi Bilmen hocaefendi'nin güzide eseri, Allah ondan razı olsun. Her müslümanın hayatında en az 2-3 defa bitirmesi gereken kitapların Kur'an'dan sonra, başında gelir. Bir temiz su mevzuu bile çok iyi bir şekilde anlatılmış, Rabbim hayırlı ilim, ilimle amel eden amillerden eylesin bizleri.
294 syf.
·Beğendi·10/10
Sahabenin yaşadığı zorlu dönemler için onlar hakkında bir Müslümanın mantığına göre yorum değil de ayet, hadis ve geçmiş ulemanın çizgisine göre gidilmesi gerektiğini anlatan bir eser. Kitabın dili biraz ağır olabilir fakat bir Müslümanın o zorlu imtihanları değerlendirip günümüze uyarlayıp ona göre hareket etmesi için okunması gereken bir eser...
294 syf.
·52 günde·Beğendi·6/10
Açıkcası pek hosuma gitmedi. Hem osmanlica kelimelerin cok olması kitabın bazen sıkıcı gelmesine neden oldu. Hz. Ali ve muaviye karsilastirmasimda hz. Aliye daha fazla yuklenilmesi. Ve hz muaviyenin gereginden fazla savunulması, yezid hakkinda bile olumlu dusuncelerin varlığı beni rahatsiz etmistir. Bunlar benim dusuncelerim tabi Saygilar.
468 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10
Kitabın içeriği güzel. Kitapla ilgili söyleyeceğim bir kaç olumsuz nokta var. Birincisi kitabın dili çok basit kalmış. Ortaokul seviyesinde hadis açıklamaları olmuş. İkincisi hadisler o kadar anlaşılır ki tekrardan açıklama yapmaya gerek olmadığını zaten hadisi okurken anlıyorsunuz.
294 syf.
·Puan vermedi
Ashabı kiramın fazileti ve onların derecelerini anlamak ve anlatmak için eşsiz bir kitap. Neye inanacağını bilemeyen insanların (özellikle günümüz insanlarının) kesinlikle okuması ve islam itikadını buna göre şekillendirmesi gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Nasuhi Bilmen
Unvan:
Türk din alimi
Doğum:
1882
Ölüm:
13 Ekim 1971
Ömer Nasuhi Bilmen, (d. 1882, Erzurum) - (ö. 13 Ekim 1971), 1960-61'de Diyanet İşleri Başkanı olan Türk din alimi.

İlk tahsiline Ahmediye Medresesi müderrisi Abdürrezzak İlmî ile Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendilerden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelen Bilmen, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı. Daha sonra Medreset'ül Kuzat'a girdi. Burada dört yıl hukuk tahsil etti. 1912 yılında açılan ruus imtihanını da kazandı.

Fatih dersiamları arasına katıldı. Fatih Camiinde, Satırlı Medresesinde ve Dar-uş-Şafaka'da dersler veren ve kısa bir zaman içerisinde istidat ve kabiliyeti ile kendisini tanıtan Ö.Nasuhi Bilmen, ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usul-i fıkıh ve ilm-i kelam dersleri okuttu. Temyiz Mahkemesi Şer'iyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulundu. 1941 yılında seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin oldu.

30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilen Ömer Nasuhi BİLMEN, bir yıl kadar sonra emekliye ayrıldı ve 13 Ekim 1971 tarihinde yaşamını yitirdi.

Dini konularda yazdığı eserleri ile tanınan Ömer Nasuhi BİLMEN'in başlıca eserleri olan "Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye kamûsu", "Kur'an-ı Kerim'in Meâl-i Âlisi ve Tefsiri" ile "Büyük İslâm İlmihali" yanında yayınlanmış ve yayınlanmamış pek çok eseri bulunmaktadır.

Kitapları


İslam Hukukunda Manevi Zararların Tazmini, 1941.
Kuran-ı kerim'den Dersler ve Öğütler, 1947-50, 3 cilt.
Eshabı Kiram, 1948.
Yüksek İslam Ahlakı, 1949.
Büyük İslam ilmihali, 1949.
Hukuku islamiye ve ıstılahatı fıkhiye kamusu, 1949-52, 6 cilt.
Sureti Feth Tefsiri, 1953.
Tefsir Tarihi, 1955.
Kuranı Kerim'in Tefsiri ve Türkçe Meali Alisi, 1956.
Sualli Cevaplı Dini Bilgiler, 1959.
Muvazzah İlmi Kelam, 1959.
İlmi Tevhid, 1962.
Beşyüz Hadisi Şerif -( Semerkand Yayınları)

Yazar istatistikleri

  • 94 okur beğendi.
  • 453 okur okudu.
  • 126 okur okuyor.
  • 285 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları