Ferdinand Tönnies

Ferdinand Tönnies

Yazar
7.0/10
1 Kişi
·
9
Okunma
·
2
Beğeni
·
121
Gösterim
Adı:
Ferdinand Tönnies
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
Oldenswort, Almanya, 26 Temmuz 1855
Ölüm:
Kiel, Almanya, 9 Nisan 1936
Ferdinand Tönnies Alman sosyolog. En bilinen eseri Gemeinschaft und Gesellschaft 'tır. Toplumcu bakış açısına sahiptir. Toplumu hastalıklardan korumanın önemini vurgular.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır. Cemaat toplumu ona göre organik olandır. Aile ilişkileri önemsenmiş, kır ve geleneksel yaşam yoğunlaşmıştır. Cemiyet toplumunda ise bütün yapı ekonomizm üzerine inşa edilmiştir. İnsanlar metaya dönüşmüştür. İlişkiler soğumuş ve çıkar ön plana çıkmıştır. Cemiyet toplumun da ciddi sorunlar baş gösterir. Bu teorisi; özünde Émile Durkheim 'ın Dayanışma kavramıyla benzerlikler gösterir.
12. Hırslı insan hiçbir şeyi karşılıksız yapmaz. Yaptığı her şeyi karlı olmalı, her zaman kendi menfaatini düşünüyor. Öngörülü insan sadece sonucu düşünür. Görünüşte karşılık almadan pek çok şey yapabilir. Fakat öngörülerinde onları hesaba katar ve değerlerine göre kaydeder. Eylemlerinin nihai bilançosu yalnızca tüm kayıpları telafi etmekle kalmaz, aynı zamanda asıl harcamanın ötesine geçen bir kar gösterir. Bu kar onun hedefidir. Sy:213
Ferdinand Tönnies
Sayfa 213 - Vakıf bank
Akrabalık iradesi ve ruhu evin duvarlarıyla ve fiziksel yakınlıkla sınırlı değildir. Aksine, güçlü ve canlı olduğu en yakın ilişkilerde, evden ve ortak faaliyetlerden uzak bile olsa sadece hatıralarla kendi kendini besleyebilir.
Bir insan,yetenekleri sebebiyle özel, sıradışı veya kullanışlı bir şey, iyi bir zanaatkât, iyi bir asker, iyi bir yazar olabilir, ama iyi insan olamaz.
11. Vicdan, saldırgan ve tiksinti uyandıran duyguların kontrol edilmesini buyurur. Bu duyguları açığa vurmanın bir saldırı olabileceği durumlarda onları gizlemek ortak dünyevi aklın temel kuralıdır. Sy:212
12. Hırslı insan hiçbir şeyi karşılıksız yapmaz. Yaptığı her şeyi karlı olmalı, her zaman kendi menfaatini düşünüyor. Öngörülü insan sadece sonucu düşünür. Görünüşte karşılık almadan pek çok şey yapabilir. Fakat öngörülerinde onları hesaba katar ve değerlerine göre kaydeder. Eylemlerinin nihai bilançosu yalnızca tüm kayıpları telafi etmekle kalmaz, aynı zamanda asıl harcamanın ötesine geçen bir kar gösterir. Bu kar onun hedefidir. Sy:213
13. Hırslı insan önündeki yolun sadece küçük bir kısmını görür. Tesadüflere bağlı olduğunu bilir ve şansının yaver gitmesini umar. Fakat öngörü sahibi biri olarak kendini üstün ve özgür hisseder, hedeflerinden emindir ve ne kadar kendi sabit yörüngelerini takip eder gibi görünüyor olabilirlerse de, zihni ile kontrol ettiği ve kararlarına göre yönlendirdiği kaynaklarının efendisidir. Sy:213
14. İnsan mutluluk arayışında sanki mutluluk varolması gereken bir yermiş gibi onu çok güçlü olduğu yada ortadan kaybolacağı, 10’u başkalarının götüreceğimden korktuğumuz için ona kolayca erişilmesi gerekiyormuş mücadele eder ve aceleci davranır. Sy:215
15. İnsan, araçlar üzerindeki denetim olarak akılcı seçim yapma yeteneğini tanımlarken kendi potansiyel özgürlüğünün bir kısmını zıttına dönüştürür ki, bunun kendisi en başta sadece hayaliyken yürürlüğe konma sürecinde gerçek bir hal alır. Daha önceden kendi kendinin efendisi olan insan, kendini kısıtlayarak kendinin borçlusu ve uşağı olur.Sy:217
16. Yargıda bulunup, kalp ve vicdanı onaylayan dostlardır. Eğer bir insanının dostları, düşmanlara karşı saldırgan eylemlerin cazip ve şerefli eylemler olduğunu düşünüyorsa, o zaman o insanın içi rahat ednjner( tabii söz konusu insan aklını kaçırıp dostlarına iyilik yapmak istemiyorsa). Sy:227
17. Çünkü Spinoza’nın tanımına göre haz daha büyük, acıysa daha küçük bir mükemmelliğe geçiştir. Sy:245
18. Hayata bakmanın başka bir yönü, onu, hayal kırıklığı. edilen mutlak bir mutlu sona erişme amacıyla, bir işmiş gibi idare etmektir. Sy:255
19. Kaya üzerine düşen bir su damlasının hareketi, damla aşağıya doğru bir yol arıyor ve bunun için ya da en güçlü çekimin olduğu hatta bulunuyor gibi göründüğü için hem özgür hem de mecburidir. Konumu ve doğrultusu her zaman kendi gücü ve ivmesiyle belirlendiği için özgürdür. Fakat diğer dış kuvvetler ve ivmelerle belirlendiği için de mecburidir. Dolayısıyla insanların en üstün zihinsel ve akılcı duyguları bile, kısmen kendi özgür iradeleri kısmen de koşulların başkasıyla açıklanmalıdır ve irade, koşullara tabi olduğu ölçüde özgür değil, baskı altındadır. Sy:269
20. Dahi insan sanatçı insandır.Sy:279
21. Genç kadın gerçek kadındır. Yaşlı kadınsa daha çok erkeğe benzer. Genç erkeğin de doğası epeydir dişidir hala. Yaşlı olgun erkek ise gerçek erkektir. Sy:281
22. İnsan engelsiz ve dikkatlice düşünmek yolunda özgürleşir. Sy:282
23. Gençler amaçlarına ulaşmak için hayatını tehlikeye atmaya daha çok hazırdır. Çünkü doğal bir umursamazlıkla kol kola giden bir cesaretleri vardır. Yine de tamamıyla özgür akılcı davranışın başlıca şartı her zaman için düşünen zihin ve onun kaynaklarının bağımsızlığıdır. Sy:283
24. Bazı insanlara gösterebileceğimiz belli şeyleri herkese söylememeli, göstermemeli ve herkes için yapmamalıyız veya sadece birkaç kişiden gördüğümüzde kabul ettiğimiz, alışkanlık olarak sevdiğimiz ve hatta hakkımız diye talep ettiğiniz şeyleri, herkes bunların yaptığında, katlanmak zorunda değiliz. Sy:288
25. Utanç duyan kişi kendini aşağılanmış, kirli hisseder. Onur ve ruhunun sağlamlığı ve güzelliğinin bütünlüğü artık bozulmuştur. Onur bir gerçeklik olarak deyimlenir ve öyle olduğu düşünülür topluluğun iyi bir şey olduğu düşünülür ve topluluğun iyi bir şey olduğuna inandığı ve onu böyle onayladığı sürece doğal iradeyle özdeştir. Sy:288
26. Hiç kimse kötü bir itibar olsun istemez. Çünkü bu ona kendini iğrenç ve sefil hissettirir. Sy:289
27. Ağacı kesseniz de ayaklarınız köklerine takılabilir. Fakat artık başınızı ona çarpamazsınız. İnanç halkın, inançsızlıksa bilim insanları ve eğitimli insanların karekteristik özelliğidir. Sy:292
28. Zanaatkarların da dediği gibi; “ Hiç gezmemiş bir kalfa gezinti bir bakireden daha yeğ değildir.” Sy:294
29. Beynin ve elin kademeli gelişimi ile beceri elde ederek bir şeyler olmaya duyulan gençlik arzusunun aksine, Kapitalist üretim sadece herhangi bir andaki emek gücüyle ilgilenmektedir. Bu güçten faydalanılabilir mi ya da faydalanılamaz mı? “ Makine kas gücünü ekarte ettiği sürece, henüz gelişimini tamamlamamış, fakat büyük oranda esnek olan veya fiziksel gücü az olan işçileri kullanma aracına dönüşür. Dolayısıyla kapitalistlerin makine gücünü kullanmadaki ilk hamleleri kadın ve çocuk emeği olmuştur! Emek ve emekçilerin yerini alan bu güçlü şey, işçinin ailesindeki herkesi yaşına ve cinsiyetine bakmadan sermayenin doğrudan hakimiyeti altına alarak ücretli işçilerin sayısını arttırma aracına tek seferde dönüştürmüştür.Sermayedar için mecburi emek sadece çocukların oyunlarını gasp etmekle kalmayıp ailenin iyiliği için evde makul sınırlar içinde faydalanılan ücretsiz emeğin de yerini gasp etmiştir. Sy:303
30. Tüccar, eğitimli bir insanın tüm niteliklerini kendinde toplar. Evi olmayan bir seyyahtır, yabancı sanat ve geleneklerine aşinadır. Fakat belli hiçbir ülkeninkine gönül vermez veya kendini adamaz. Pek çok dilde konuşur, hazırcevap hilekardır. Akıllı ve uyumludur, ama hedefinden asla şaşmaz. Bir yerden diğerine geçerken kıyafet değiştirir gibi karekter ve tutumlarını ( inanç ve fikirlerini) değiştirerek oradan oraya hızla ve kolayca hareket eder. Eski ve yeniyi kendi menfaatine dönüştürerek burnunu her işe sokar ve her şeyi karara bağlar. Sy: 306
31. Tüm insanlar doğal kişiler olarak eşittir. Herkes, istediği amaca istediği araçları kullanarak yönelme konusunda sınırsız (doğuştan gelen) bir özgürlük ile donatılmıştır. Her insan kendisinin efendisidir, hiç kimse bir başkasının efendisi değildir. Birbirlerinden mutlak olarak bağımsızdır. Sy:321
32. Toprağı ilk başta değerli kılan şey tarımdır. Sy:405
33. İnanç esas itibari ile kitleler ve altsınıflar arasında bulunur. En çok da kadınlar ve çocuklar arasında canlıdır. Öğretisi sadece bazılarının kavrayabileceği ve hatta daha azının tamamen anlayabileceği bir şeydir. Sy:422
34. Gazeteler, tıpkı bir otel mutfağının her biçimde miktarda sunduğu yemek ve içecek servisi gibi önümüze sunulur. “Basın,” kamuoyu düşüncesinin gerçek aracı veya organı onu nasıl kullanması gerektiğini bildirenlerin ve kullanmak zorunda olanların elinde bir silahtır. 426
1. Anlayış ve uyum aynı şeylerdir. Yani topluluk iradesinin temel biçimleridir. Anlayış bireysel ilişkileri etkileyen, bütünün gücü ve karakteridir. Sy:66
2. Toplum için neslinelerin maliyeti, basitçe, onları üretmede gösterilen çaba ve verilen emektir. Sy:104
3. Para, aslında hiç kimseye hiçbir hak vermez ve para karşısında herkes özgür ve bağımsızdır. Ancak tahlil tamamen hukuki güce dayanmaktadır. Gerçek dünyada bir kişinin, bir başkasının müstakbel emeğini / üretimini elinde tutması mümkün değildir. Bu, sadece hukukta mümkündür. Sy:114
4. Aslında herkes kendini düşünmekte ve geri kalan herkesin aleyhine kendi önemini ve menfaatlerini öne çıkarmaya çalışmaktadır. Kişi, bir başkası için yaptığı herhangi bir iyiliğin karşılığını bekler, hatta talep eder. Sy: 121
5. Toplumdaki tüm kişiler mukayese potansiyeli ve karşılıklı sunulan hizmetlere dayandığı için, görünür Maddi nesnelerle olan ilişkilerin neden öncelikli olduğu anlaşılır hale gelir. Bu ilişkiler içinsak eylemler gerçek bir taban oluşturamaz. Sy: 121
6. Montaigne ‘in sözleriyle: El koymak bir işgalden başka bir şey değildir ve diğerlerinin bundan zarar gördüğü ölçüde, bir gasp eylemidir. Sy:126
7. Çifte takasla artırılabilircek paranın sahibi olan tüccarlar ve sermayedarlar toplumun doğal efendileridir.Toplum onlar uğruna var olmaktadır. Toplum içerisindeki, sermayedar olmayan herkes cansız araçlar gibidir ki bu tam olarak köleliğin özüdür ya da yasal olarak bir hiçlerde. Sy:132
8. Tefecilik de bir kumardır. Çünkü, borcum faizini alabilmeyi bir kenara bırakın, verilen borcum geri ödeneceğinden bile asla emin olunmaz. İş yapmak öncelikle umuda, ikinci olarak da hesaplamaya ve olasılıkların bir araya gelmesine bağlıdır. Eğer başarısızlıklar başarılarla dengelenir ve başarılar başarısızlıklardan ağır gelirse, amaca ulaşılmıştır. Sy: 146-147
9. Doğal iradenin kökeni geçmiştir ve geçmiş o koşullar üzerinden açıklanmalıdır, gerçekleşmekte olan şeylerin mevcut koşullar üzerinden açıklanmasının gerektiği gibi. Akılcı irade ise dayalı olduğu gelecekteki gelişmelere atıfla anlaşılabilir. Doğal irade geleceği çekirdeğinde taşırken, akılcı irade onu soyut bir imge olarak içerir. Sy:174-175
10. “ İnsan alışkanlıklarının çocuğu, kölesidir.” Sy:189
11.
Gerçek girişimci ve işadamları pek çok kulvarda birbiriyle yarışan koşucular gibidir. Her biri diğerinin önüne geçip hedefe ulaşmayı, yani mallarını mümkün olan en fazla miktarda satmayı ister.
İyilik iradenin gerçekten dostça bir görünüşü, başkalarını gözetme (bir şairin dediği gibi: " En asil ruhun çiçeği"), diğer insanların sevinç ve kederlerine ortak olma, insanın hayatını paylaştığı arkadaşlarına sadakati ve şükranıdır.
Anlayış ve uyum aynı şeylerdir. Yani topluluk iradesinin temel biçimleridir. Anlayış bireysel ilişkileri etkileyen, bütünün gücü ve karakteridir. Sy:66
Ferdinand Tönnies
Sayfa 66 - Vakıf bank yay.
222 syf.
·Puan vermedi
Etrafımızda gördüğümüz tüm mekansal formların bir şekilde insanın doğasıyla ilintili olduğu halini anlamak muazzam bir durum. Bu gerçekleğin oluşmasında 20.yy'ın düşünürlerinin bir arada bulunduğu bir yazı silsilesi evet bu kitap sehrin ne olduğunu açıklıyor bizlere
456 syf.
·69 günde·Puan vermedi
İki ay olmuş okuma sürem bu kitabı. Unuttum, tekrar başladım ve sonunda bitirdim. Uzun bir okuma süresi oldu benim için. Araya o kadar şey girmiş ki hepsini şimdi fark ediyorum. Vizeler, Finaller gibi.
Kitaba gelirsek kitabı beğendim. Sindirerek okumuşum diyebilirim. Zaten üzerinde düşünülmesi gerekilen bir kitap olduğunu düşünüyorum. Topluluğu ve birey olarak bizi her konuda ele almış. Kitap içinde üç kitap olarak ayrılmış bunlarda içinde bir çok bölüme ayrılmasından bunu anlıyoruz. Konuyu her şekilde ele aldığını.
Kitabı ilgisi olan ve sürekli bilgi veren kitapları sıkılmadan okuyabilenler için olduğunu düşünüyorum. Bu kişisel düşüncem tabi ki de.
Yazara ve çevirmene bu güzel kitabı Türk diline kazandırmalarından dolayı teşekkür ediyorum. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ferdinand Tönnies
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
Oldenswort, Almanya, 26 Temmuz 1855
Ölüm:
Kiel, Almanya, 9 Nisan 1936
Ferdinand Tönnies Alman sosyolog. En bilinen eseri Gemeinschaft und Gesellschaft 'tır. Toplumcu bakış açısına sahiptir. Toplumu hastalıklardan korumanın önemini vurgular.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır. Cemaat toplumu ona göre organik olandır. Aile ilişkileri önemsenmiş, kır ve geleneksel yaşam yoğunlaşmıştır. Cemiyet toplumunda ise bütün yapı ekonomizm üzerine inşa edilmiştir. İnsanlar metaya dönüşmüştür. İlişkiler soğumuş ve çıkar ön plana çıkmıştır. Cemiyet toplumun da ciddi sorunlar baş gösterir. Bu teorisi; özünde Émile Durkheim 'ın Dayanışma kavramıyla benzerlikler gösterir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 37 okur okuyacak.