Kutlukhan Kutlu

Kutlukhan Kutlu

YazarDerleyenÇevirmen
9.2/10
24bin Kişi
·
82,8bin
Okunma
·
27
Beğeni
·
4.189
Gösterim
Adı:
Kutlukhan Kutlu
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Kutlukhan KUTLU, 1972'de İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. 1991'de Nokta dergisinin kent rehberi ve kültür sanat eki Ne Nerede'nin kadrosuna katılarak sinema, edebiyat ve müzik üzerine yazmaya başladı. 1995'de, ilk yılını henüz tamamlamamış olan Sinema Dergisi'nin yazarları arasına katıldı, o zamandan beri de bu dergiye düzenli olarak yazmaya devam ediyor. "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler" ve "Günümüzün Klasikleri" adında halen devam eden iki yazı dizisi var. Sinema dışında GO, Picus, Sinerama, Total Film gibi başka birçok dergide ve Radikal, Akşam ve Taraf gazetelerinde de sinema yazıları yazdı. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yazar ve editör olarak çalıştı. Yazar ve editörlüğün yanısıra çevirmenlik de yapıyor. Tercümeleri arasında Harry Potter serisinden kitaplar, "Ex Libris" ve "Hayali Yerler Sözlüğü" sayılabilir.
Çocukluktan yetişkinliğe doğru çıkılan yolculuğu resmeden yoğunlaştırılmış bir rüya etkisine sahip "Spirited Away", sihirli masallarıyla ünlü büyük anime ustası Hayao Miyazaki'nin elinden çıkma bir başyapıt.
David Fincher'in filmi aynı anda hem ateşli hem de alaycı tavrıyla, kanlı dövüş sahneleriyle ve finaldeki baş döndüren sürpriziyle, seyircisine de bir iki tane çakıp sarsmayı kafasına koymuş bir film.
Senarist Andrew Niccol ve yönetmen Peter Weir'in "Truman Show"u, gerçekliğimizin bütünüyle sahte olduğuna dair paranoyadan yola çıkıyor. Ve çağdaş medya kültürü üzerine, ekranın içindeki adamın ekranın öbür tarafındaki adamı temsil ettiği bir hiciv çıkarıyor.
Bir filmi neyin tam olarak "klasik" haline getirdiği epey tartışılabilecek bir konu, ama bu payenin genellikle üzerinde fikir birliğine varılan bir tarafı varsa o da herhalde belli bir "vakit" gerektirdiğidir.
Yönetmen Michael Mann, Al Pacino ile Robert De Niro'yu karşı karşıya oturtuyor ve duruma "polisiye sinema" penceresinden bakarak profesyonellik ve modern yalnızlık üzerine bir tablo çiziyor. Mann'in hırsız-polis oyunu, her parçasıyla "bir klasik" gibi inşa edilmiş bir film.
İnsan hafızası üzerine öyküler giderek cesur, farklı ve ilginç filmlerin alanından çıkıp sıra işi janr örneklerinin alanına girdi. Oysa Charlie Kaufman'ın yazdığı "Eternal Sunshine of the Spotless Mind", seyirciye bu kanıksamışlığı tam anlamıyla unutturuyor.
Usta yönetmen Ridley Scott'ın "Gladyatör"ü, kavruk savaş meydanlarından senatonun mermerine ve gladyatör arenasının kumuna, seyirciyi ihtişamlı bir Antik Roma yolculuğuna çıkarıyor. Ve bir yandan gücü elinden alınmış kahramanın yeniden yükselip intikamını alma mücadelesini anlatırken, bir yandan da vahşi gladyatör dövüşlerini şov dünyasının antik bir modeli olarak sunuyor.
Alex Proyas'ın belirsiz bir zamanda ve kesintisiz karanlığın hüküm sürdüğü isimsiz bir şehirde geçen "Dark City"si, 90'ların sonunun bilimkurgu severlere sunduğu güzel bir sürprizdi. (...) "Metropolis"ten "Blade Runner"a uzanan kulvarın sakinlerinden olan "Dark City", ayrıca çok daha büyük bir şöhret yakalamış olan "The Matrix"in öyküsünü dayandırdığı kavramlara da daha önce el atmış olmak gibi bir konuma sahip.
"Oburluk, Açgözlülük, Tembellik, Kibir, Şehvet, Haset, Öfke. Seri cinayetler için Yedi Ölümcül Günah'ı model alan "Seven", şehrin çürüyüşü üzerine modern bir polisiye/korku başyapıtı."
Bir romantik komedi. Bir büyüme öyküsü. Yetişkin bedenindeki çocuk gözlerinden, büyülü bir Paris macerası. Hem doludizgin bir görselliğe sahip, hem komik, hem de nostaljik bir masal. Ve tabii ki bir Jeunet filmi. Üstelik bu defa, sanki inadına, göz kamaştıran bir hareyle çevrili.
690 syf.
·6 günde·10/10 puan
Harry Potter serisi benim için hiçbir zaman alelade bir seri olmadı, her zaman özeldi. Seriyi benim için bu kadar özel yapan neden ise gerçekten iyi düşünülerek, harika detaylara yer verilerek muhteşem bir eserin ortaya koyulmuş olmasından biraz daha farklı. Asıl nedenim karakterleri kendimle tamamen özdeşleştirmem. Ben kendimi hiçbir zaman içinde bulunduğumuz dünyaya ait hissetmedim ve hala da hissetmiyorum tıpkı Harry gibi. O da bu dünyaya hiçbir zaman ayak uyduramamış merdiven altında yaşayan biriydi ve sonunda harika bir dünyaya ait olduğunu öğrendi. Harry ile aramızdaki tek fark bu sanırım çünkü ben hala o merdiven altından çıkamadım bu saçma dünyada takılıp kaldım. Ve bu seri bana merdiven altından çıkmak için bir umut kaynağı oluyor her zaman. Sürekli baştan okuyup/izlememde bu yüzden. Bir gün peron dokuz üç çeyrekliğe binip buradan gideceğim ve tüm bu saçmalıklardan kurtulacağım. Belki bir gün hayat bana bu şansı tanır umuduyla yaşıyorum.
Yine içinde kendimi bulduğum karakterler; Severus Snape, Sirius Black, Hermione Granger, Ron Weasley, Weasley İkizleri, Draco Malfoy, Luna Lovegood hatta belki birazcık Voldemort. Snape gibi sevgisinin karşılığını hiç kimseden alamamış ve hep yanlış anlaşılmış biriyim, Sirius gibi haksız yere suçlanmış, Hermione gibi sinirli ve yeri geldiğinde olaylara mantıklı yaklaşan, sorunları çözebilen, Ron gibi yemeğe düşkün, eğlenceli ve genelde ikinci plana atılan biriyim, Draco gibi bazı durumlarda seçim şansı olmayan biriyim, Luna gibi deli dolu, Voldemort gibi yalnız kalmış ve sevgisizliğinden kaynaklı intikam peşine düşmüş, dünyayı değiştirmeye çalışan biriyim. Ve tüm bunlara rağmen en sonunda ikizler gibi olayı dalgaya vurup, umursamamaya çalışıp durumu toparlıyor ve gerçekten mutlu hissedebiliyordum.
Harry Potter serisi benim kendimin güçlü biri olduğumu anlamamı sağlıyor. Her şeyle başa çıkabileceğimin farkına varabiliyorum sayesinde. Ve bu seri kendimi bulabilmemi sağlayan birkaç şeyden birisi.

Gelelim sonuncu kitap hakkındaki yoruma: Öncelikle okuduğum çoğu kitaptan daha fazla beni etkilediğini söylemekle başlayabilirim. Bu muhteşem serinin finali beni hüzünlendiriyor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bitmesi gerekiyordu. Her sayfası dolu dolu, beni heyecanlandıran bir kitaptı son kitap, tıpkı öncekiler gibi. Tek kelimeyle mükemmeldi.
Kitabın beni en fazla ağlatan kısımları ise ölümlerdi tabi ki. Her karaktere ayrı ayrı bağlı olduğum için böyle olmasına şaşmamalı. Bazı kısımlarda kitabı kapatıp kenara koyup etrafa boş boş baktığım bile oldu. Filmleri önceden izlemiş biri olarak söylüyorum bunları: kitaplar çok çok daha etkileyici, farklı, sürükleyici ve daha anlatamayacağım güzel şeylerle dolu. Kesinlikle serinin okunmasını tavsiye ediyorum ve umarım benim kadar seversiniz.
690 syf.
·6 günde
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
360 syf.
·1 günde·8/10 puan
HOGWARTS EXPRESİ İÇİN SON ÇAĞRI!!!

- Hızlı hızlı yürüyün, çabuk olun yoksa peron dokuz üç çeyreği kaçıracaksınız. ''Bu peron çok işlektir -ancak üstlerinde şık takım elbiselerle günlerine başlayan insanlar yerine burada pek sevgili evlatlarını uğurlama derdince, cüppeli büyücüler ve cadılar vardır.''

- Koştunuz ve yetiştiniz. Tebrikler. Artık Hogwarts Expresi'ndesiniz.. Yemek arabası cadısı size ''Arabadan istediğiniz bir şey var mı, canlarım? Balkabağı Poğaçası? Çikolatalı Kurbağa? Kazan Pastası?'' dediğinde tercihiniz ne olurdu? Benimki kesinlikle Balkabağı Poğaçası olur(Çikolatalı Kurbağaya da hayır demem aslında). Bu yolculuğa hangi ailenin oğlu/kızı olarak katılmak isterdiniz? Kendinize mutlaka bir isim verin ve karakter seçerek devam ediyoruz...

Harry & Ginny Potter''
Ron & Hermione Weasley''
Draco & Astoria Malfoy''

- Seçiminizi yaptınız mı? Peki yolculukta size kimlerin eşlik etmesini isterdiniz? Tabii ki onlar da diğer ailelerin çocuklarından birisi olacak. Kimler iyilerin tarafında olmak ister? Kimse ölüm yiyen soyundan olmak istemez herhalde. Ama burada bir ironi var. Kanınız değil karakteriniz sizin kim olduğunuzu ortaya çıkaran şeydir.

- Şimdi binadayız veeeee seçmen şapka hangi binaya geçeceğimize karar verecek. Bakalım seçmen şapkayı etkileyebilecek misiniz? Yoksa gönlünüzdeki yere doğrudan seçilecek misiniz?

Gryffindor
Hufflepuff
Ravenclaw
Slytherin

- Burda da takımınızı kendiniz seçin hadi sonrasında ise maceraya hazır olun...

- Hogwarts binasına 19 yıl sonra geldiğimde çok heyecanlandım. Tekrar aynı sahneleri hatırlamak ve içinde bulunmak beni duygulandırdı aynı zamanda, ama bu sefer başımızı belaya sokmak üzereyiz...

- Elimde bir zaman döndürücü var. Bir düşünün!! Bununla neler neler yapabiliriz? Geçmişe gidip sevdiğimiz birinin ölmesini engellemek? Bizim için ölmüş birini? Kötülüğü yok etmeyi? Exprese dönüp biraz daha fazla Balkabağı Poğaçası yemeyi? (benim tercihim buydu) Siz olsanız bu zaman döndürücüsünü nasıl kullanırdınız?

- Kullanırdınız tabiiki ve işler o zaman sarpa sarmaya başlardı. Sonuçta Kullanma talimatını okumadınız ve sonuçlarını bilmiyorsunuz. Ben de bilmiyordum böyle sonuçlarının olacağını ve sayfaları çevirdikçe heyecanım körüklendi. Yine de o aleti kullanmaktan geri kalmadık. Burada birde başımıza 'Lanetli Çocuk' çıkmasın mı.. (yoksa sen mi seçtin lanetli çocuk olmayı?) Asıl amacını o zaman öğreniyoruz. Ne gibi bier kötülük planlayıp, aleti kendi çıkarları için kullanacağını. Bizde boş durmadık, gücümüzü ve aklımızı kullanıp bozduğumuz şeyleri düzeltmeye çalıştık. Sonuç mu?? Tabii ki istediğimiz gibi oldu (sizin ve benim).

- Potterseverlerin okuması gereken bir kitap ve kesinlikle tatmin edici. Tiyatro eseri gibi yazıldığına bakmayın. Beyazperdeye taşınırsa yine yer yerinden oynatacak bir kitap olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.
859 syf.
·10/10 puan
Öneri bekleyen bir kitap değil aslında. Her insanın okuma şekli, okuma zevki farklıdır. Okuduğun kitap çeşidi vs.vs.
Lakin önermek istediğim bir seri. İçinde kayboldum diyebilirim. Kitap okurken gözümde canlanır fakat ben önce filmini izlediğim için kahramanlar da gözümde bir o kadar Berhudar canlanıyor. Harry' nin karakteri, Cedric' in yapısı, Rod' un aptal ve bencil hareketleri kitap ile aşırı bir şekilde yerine oturuyor. Yarışma kavramı tam anlamıyla kazanmak değil iki tarafı da düşünmekle başlıyor. Tek taraf yarışma sayılmıyor zaten. Eğlenceli olduğu kadar da eğitici olduğunu düşünüyorum. Ağır nitelikte yazılmış kitap yabancı dil ve isim bilmeyen bir insan için çok fazla yer kaplıyor. Başlarda isim ayırt edemiyordum. Sonralarda alıştım diyelim. Çok fazla yabancı ismin yer alması ya da her olayın farklı kulağa hitap şekli ile uyum sağlamayıp kapasiteyi zorladığı da bir gerçek.

Okuduğum bu kitap muhteşem bir kurguya sahip. Yazıldığı dönemden kısa bir süre sonra zaten aşırı ses getirmiştir. Harry rüyasında Voldemort' u bahçevanını öldürrürken görür. Bu rüyanın etkisinden çıkamaz. Okulda üçlü büyücü turnuvası düzenlenir. 17 yaşından büyük öğrencilerin katılabileceği duyurulur. Harry' nin nasıl katıldığı meçhul çünkü 17 yaşından oldukça küçük. Katılmak isteyen öğrenciler adını seçim yapacak olan ateş kadehine yazdırmak zorundadırlar. Harry bu üç affedilez büyüyü öğrenir bunlardan biri ölüm büyüsüdür. Harry de dahil dört öğrenci seçilir. Harry ve Ron arasında bu durumdan dolayı gerginlik olur. Rod her zaman ki gibi bencilin teki olur. İlk aşamada Harry ve Victor Krum berabere kalır. Yılbaşı Balosu yaklaşır ve partner ikiz kardeşler olur. Üçüncü Bölüm yarışmada Krum, Cedric' e büyü yapmaya kalkışır ama Harry sayesinde başarısız olur. Turnuva sonunda Cedric ve Harry kupayı Hogwarts için alırlar. Fakat kılkuyruk Cedric' öldürür. Harry bağlar. Harran'da kanı ile Voldemort tekrar canlanır ve eski gücüne sahip olur. Harry Hogwarts' a geri döner. Cedric ölmesi bütün öğrencileri sarsar. Açıkçası kitabı çok tercih edilmiyor en azından film serileri çıktıktan sonra. Filmden ziyade okumanızı tavsiye ederim. Hem okuduğum hem de izlediğim en muhteşem serilerden biriydi. Ateş kadehi diğer kitaplarına nazaran daha muhteşem yazılmış. Filmini de en az dört defa izledim. Cedric karakteri herkesçe sevilen bir karakter hem kişiliği hemde oyunculuğu ile. Öldüğünde istemsizce üzülmüştüm oysa ki kitap sadece.
267 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Serinin 3. kitabını son 100'lükte çok heyecanlanarak okudum. Bunu ortaokul ya da lisede okumuş olmamanın hüznünü derin hissederken, şu anda da olsa okuyor olmanın keyfiyle gülümsüyorum. Harry Potter, bu kitapta bir süre sıkıcı bir çizgide olaylar yaşarken, sona doğru epey bir ters köşe yaşatarak okuyucuya dudak ısırtıyor. Her bir karakterin varlığı kitaba çok ayrı bir hava katmış. Fantastik dünyanın içinde olmak çok heyecan verici. Baykuşlarla haberleşilen bir şato okulda okumak ve bu okula geçişin bir gölden olduğunu düşünmek dahi insanın içini gıcıklarken, o okulda yaşanacak ve yaşanmış binlerce olay, okuyucuya bu müthiş hayal gücü karşısında hayret ettiriyor. Sirius Black, Azkaban'ın korkunç tutsağı. Kurt adamlar, köpekler, fareler, kediler, kartalla at arasıgiller, Sihir Bakanı, Okul Müdürü dev Dumbledore maviş gözleriyle size eşlik ederken 3 arkadaşın birbirine sırtlarını yaslayıp yaşadıkları çok güzeldi.
Kitabın başlarında daha önce anlatılan bazı şeylerin, hatırlatma yapmak gibi değil de ilk defa anlatılıyormuş gibi yazılması beni çok sıktı. Ama bu kitabın içinde çok minik bir kısım. Bu yüzden puan kıracaktım lakin o ne 100 sayfaydı o! Keyifli okumalar herkese. :)
975 syf.
·3 günde
~Harry Potter serisinin 5. kitabı Zümrüdüanka Yoldaşlığı~

Seride en sevdiğim 2. Kitaptır kendisi. (Ben aslında bu kitabı daha önce okudum ama şimdi inceleme ekliyorum.)


Okuduğum en kalın kitaplardan biriydi.
975 sayfa olmasına rağmen iki günde bitirdim. Ve eğer 4. kitaba kadar okuyup bu kitabı da okuyunca gerçekten 'potterhead' olmayı isteyebilirsiniz.
Sakın sayfa sayısına bakıp korkmayın.
Su gibi akıp giden bir kitaptı, gerçekten de sayfa sayısı mutlu ediyor hiç bitmesin dedirtiyor. Sayfayı her çevirdiğinizde acaba sonra ne olacak diyorsunuz.
Ve keşke daha da uzun olsaydı :)

-SPOİLER VAR!-

Öncelikle bu kitapta kargaşa üstüne kargaşa çıkıyor. Harry daha okuluna gitmeden olaylar başlıyor.


Yaz tatilinde Harry ve Dudley'e ruh emiciler saldırıyor. Ve Harry de patronus büyüsü yapıyor. Daha reşit değil ve bu yüzden büyü yapması yasaktır. Ama eger patronus büyüsü yapmasaydı Dudley az daha öpulecekti. Patronus yapıyor ve ruh emiciler gidiyor.
Ama Harry'e kuralları ihlal ettiğinden Hogwarts'tan atıldığına dair mektup geliyor. Ve Sihir Bakanlığı, Harry’i bir duruşmaya çağırır ve belki de Harry Hogwarts’dan atılacaktır.


Sonra bir gece seherbazlardan bazıları gelip Harry’i vaftiz babasının evi olan ve aynı zamanda Zümrüdüanka Yoldaşlıgının karargahı olan bir eve götürürler. Zümrüdüanka Yoldaşlığı Voldemorta karşı kurulan ve başında Dumbledore olan bir gruptur.
Neyse buraları uzatmayacagim. Harry duruşmada Dumbledore sayesinde kurtuluyor.


Aslında bu kitapta Voldemort'un geri dönüşüyle ilgileniyoruz. Sihir Bakanlığı bu geri dönüşü kabul etmek istemiyorlar.


Ve Umbridge Hogwarts'a geliyor. Umbridge KSKS öğretmeni oluyor. Ve öğrencilere ders öğretmiyor. Öğrenciler ve Hermione de bu durumu sevmiyor. Ve Harry, Ron ve Hermione'nin yardımlarımla bir grup kuruyor ve ders veriyor onlara . Ayrıca grup da gizli çünkü Umbridge yasakladı. Bir çok şeyi yasakladı. Mesela Harry' e Quicdditchi yasakladı.


Kitap boyunca Umbridge'e çok sinir oldum. Voldemorttan daha kötü. Ve sadece kötü olan bu değil. Kitapta biri öldü. Hem de çok önemli biri çok üzüldüm ağladım.


Sirius öldü :(((
Gerçekten çok ağlamıştım ve Harry'e çok üzülmúştüm.


Kitapta sevdiğim yerlerde oldu ama.
S.B.D sınavlarıyla ilgili bölümü çok sevdim gerçekten. Onların sınav streslerini ve tek tek katılmaları hoşuma gitmişti.

Son olarak bu kitapta biraz da Snape'in öğrencilik yıllarına gittik. Ve gerçekten üzüldüm.

Kitapta her duyguyu yaşadım. Ve bu kitapta az biraz Ginny sevdim . Cho dan nefret ediyorum zaten.

Bütün Potterhead'lere sevgilerimi yolluyorum.
Keyifli okumalar dilerim.

Kitapla kalın ♡

Sihirli günler /*
#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead
690 syf.
·15 günde·10/10 puan
Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları/serileri bir köşeye çekiyorum. Çünkü Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, zirvede! Yalnızca fantastik kitaplarda değil bence tüm kurgu kitapları arasında böyle. Çünkü Harry Potter bir fantastik seriden çok daha fazlası.
Yıllarca bir spoiler bile yemeden büyüdüğüm için kendimi tebrik ederim. Çocuk kitabı bu diyerek seriyi okutmayan, izletmeyen arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum. Küçükken okusam herhalde bu kadar derinlere inemezdim.
Tahmin ettiğim çoğu şey gerçekleşti ama beni çok şaşırtan şeyler de oldu. Ağladım, çok da güldüm. İçim acıdı bazen, kimi zaman da sımsıcak hissettim. Harry Potter serisi benim için her zaman çok özel bir yere sahip olacak. Defalarca okuyacağımı da biliyorum. Kaldı ki ben normalde bir kitabı ikinci kez okumam.
Yaklaşık 3 paket post-it bitirdim yalnızca bu kitap için. İşaretlediğim alıntıları siz düşünün.
Sayfalarca yazsam da seri veya son kitap hakkındaki duygularımı aktarabileceğimi sanmıyorum. Okuyan arkadaşlarım ile saatler, günler süren sohbetler ancak beni doyurabilir. Bütün taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki. Hani derler ya 'içimin yağları eridi' tam da öyle.
Ayrıca bir yazar ile tanışıp sohbet etme şansınız olacak denseydi bir dakika bile düşünmeden J. K. Rowling derdim. Bir yazarın kitabı nasıl kurgulayıp - özellikle seriyse- yazdığını çok iyi bildiğim için gerçekten hayran kaldım.
Sırada, kendime geldikten ve filmleri izledikten sonra her şeyi bilerek seriyi baştan okumak var.
Son olarak, sadece filmini izleyen kişiler varsa mutlaka kitapları da okuyun. Henüz Harry Potter ile, Sağ Kalan Çocuk'la tanışmamış olanlarınız varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim.
510 syf.
·2 günde
SPOİLER İÇERİR!


Serinin 3. kitabı. Yine MÜKEMMEL bir kitap. Bu kitabı çok severek okudum. 2 günde bitirdim. Kitap çok macera doluydu. Şu an 4. kitaba geçtim bile...


Harry Potter, ünlü büyücü hapishanesi Azkaban’dan kaçan katil Sirius Black’in hedefidir. Azkaban’ın bekçiliğini yapan korkunç Ruh Emiciler, Black’in peşindedirler. Ayrıca Sirius Black'in Lord Voldemort'un hizmetkarı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır.
Peki ama gerçektende Black kötü biri mi?


Kitapta Harry 13 yaşında ve Hogwarts'ta 3. yılında. Bu yıl yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, vaftiz babası, heyecanlı Quidditch maçları, yeni bir süpürge (Ateşoku) ve Hogsmeade (büyücülük köyü) Harry'yi bekliyor.

Hemde Hagrid öğretmen oluyor.
Aynı zamanda Profosör Lupin'nin de bir kurt adam olduğu öğreniliyor. (Yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni)


Yani her sayfası muhteşem ve heyecan dolu. Beklenmedik ve şaşırtıcı olaylarla dolu harika bir kitap.


Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead
128 syf.
·1 günde
kitabın başında da geçtiği gibi bu metin tamamıyla yorumlanabilecek bir metin değil, mutlaka saklı kalan bir tarafı var fakat kendi yorumuma gelirsem hikaye ana karakter olan joseph k.'nın sebepsizce tutuklanmasıyla başlıyor ve dava tüm kitap boyunca sürüyor. joseph k. elinden geldiğince çözüm yolları arıyor, birkaç kişiye danışıyor. danıştığı kişilerle arasında yarım kalan ilişkiler oluşuyor ki bu yönüyle joseph k.'nın kafka'dan parçalar taşınıdığı düşünüyorum, hatta karakterin çalıştığı yerin kafka'nın da çalıştığı yer oluşu gibi birkaç ayrıntı da kitapta bulunuyor ve düşüncemi kanıtlıyor diyebilirim. kitap, çizgi roman olduğundan cümlelerin azlığı bir gerçek olsa da etkili cümleler yok değil ki bu cümleler chantal montellier'in güçlü çizimleriyle daha da etkili hale geliyor. okumanın yanında çizimlerdeki detayları takip etmek bile, okura hikayenin aktarmak istediği duyguların geçmesine olanak sağlıyor.
664 syf.
·4 günde
7 kitaplık serinin 4. kitabı ve yine HARİKA.

Serinin her kitabı ayrı bir güzel ve kesinlikle tavsiye ederim. Biliyorsunuz ki kitaplarda olup da filmlerde olmayan çok fazla şey var. Filmlerdeki eksikleri kitaplarla tamamlayabilirsiniz.
SPOİLER VAR!!!

Harry Hogwarts'da 4. sınıfa geçmiştir. Bu sene Hogwarts'da, yüz yıldan beri yapılmayan Üç Büyücücü turnuvası yapılacaktır.
Hogwarts ve diğer 2 okuldan , üç şampiyon turnuvaya katılması gerekir ama Harry yaşı yetmediği ve istemediği halde kendini turnuvada bulur. Hemde Hogwarstan iki büyücü katılır . Harry ve Cedric katılır. Üç tane zorlu görevide yerine getirmesi gereklidir ve Harry başarıyla görevleri tamamlar. Ama son görevde tuzağa düşer. Ve Voldemortla karşı karşıya kalır. Ve heyecan verici ve korkunç olaylar olur. :(


Okumanızı tavsiye ederim.
Kitapla kalın...

Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead

Yazarın biyografisi

Adı:
Kutlukhan Kutlu
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Kutlukhan KUTLU, 1972'de İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. 1991'de Nokta dergisinin kent rehberi ve kültür sanat eki Ne Nerede'nin kadrosuna katılarak sinema, edebiyat ve müzik üzerine yazmaya başladı. 1995'de, ilk yılını henüz tamamlamamış olan Sinema Dergisi'nin yazarları arasına katıldı, o zamandan beri de bu dergiye düzenli olarak yazmaya devam ediyor. "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler" ve "Günümüzün Klasikleri" adında halen devam eden iki yazı dizisi var. Sinema dışında GO, Picus, Sinerama, Total Film gibi başka birçok dergide ve Radikal, Akşam ve Taraf gazetelerinde de sinema yazıları yazdı. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yazar ve editör olarak çalıştı. Yazar ve editörlüğün yanısıra çevirmenlik de yapıyor. Tercümeleri arasında Harry Potter serisinden kitaplar, "Ex Libris" ve "Hayali Yerler Sözlüğü" sayılabilir.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 82,8bin okur okudu.
  • 1.329 okur okuyor.
  • 17bin okur okuyacak.
  • 493 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları