Kutlukhan Kutlu

Kutlukhan Kutlu

YazarÇevirmen
9.2/10
6.960 Kişi
·
22.882
Okunma
·
0
Beğeni
·
760
Gösterim
Adı:
Kutlukhan Kutlu
Unvan:
Yazar
Kutlukhan KUTLU, 1972'de İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. 1991'de Nokta dergisinin kent rehberi ve kültür sanat eki Ne Nerede'nin kadrosuna katılarak sinema, edebiyat ve müzik üzerine yazmaya başladı. 1995'de, ilk yılını henüz tamamlamamış olan Sinema Dergisi'nin yazarları arasına katıldı, o zamandan beri de bu dergiye düzenli olarak yazmaya devam ediyor. "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler" ve "Günümüzün Klasikleri" adında halen devam eden iki yazı dizisi var. Sinema dışında GO, Picus, Sinerama, Total Film gibi başka birçok dergide ve Radikal, Akşam ve Taraf gazetelerinde de sinema yazıları yazdı. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yazar ve editör olarak çalıştı. Yazar ve editörlüğün yanısıra çevirmenlik de yapıyor. Tercümeleri arasında Harry Potter serisinden kitaplar, "Ex Libris" ve "Hayali Yerler Sözlüğü" sayılabilir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
360 syf.
·1 günde·8/10
HOGWARTS EXPRESİ İÇİN SON ÇAĞRI!!!

- Hızlı hızlı yürüyün, çabuk olun yoksa peron dokuz üç çeyreği kaçıracaksınız. ''Bu peron çok işlektir -ancak üstlerinde şık takım elbiselerle günlerine başlayan insanlar yerine burada pek sevgili evlatlarını uğurlama derdince, cüppeli büyücüler ve cadılar vardır.''

- Koştunuz ve yetiştiniz. Tebrikler. Artık Hogwarts Expresi'ndesiniz.. Yemek arabası cadısı size ''Arabadan istediğiniz bir şey var mı, canlarım? Balkabağı Poğaçası? Çikolatalı Kurbağa? Kazan Pastası?'' dediğinde tercihiniz ne olurdu? Benimki kesinlikle Balkabağı Poğaçası olur(Çikolatalı Kurbağaya da hayır demem aslında). Bu yolculuğa hangi ailenin oğlu/kızı olarak katılmak isterdiniz? Kendinize mutlaka bir isim verin ve karakter seçerek devam ediyoruz...

Harry & Ginny Potter''
Ron & Hermione Weasley''
Draco & Astoria Malfoy''

- Seçiminizi yaptınız mı? Peki yolculukta size kimlerin eşlik etmesini isterdiniz? Tabii ki onlar da diğer ailelerin çocuklarından birisi olacak. Kimler iyilerin tarafında olmak ister? Kimse ölüm yiyen soyundan olmak istemez herhalde. Ama burada bir ironi var. Kanınız değil karakteriniz sizin kim olduğunuzu ortaya çıkaran şeydir.

- Şimdi binadayız veeeee seçmen şapka hangi binaya geçeceğimize karar verecek. Bakalım seçmen şapkayı etkileyebilecek misiniz? Yoksa gönlünüzdeki yere doğrudan seçilecek misiniz?

Gryffindor
Hufflepuff
Ravenclaw
Slytherin

- Burda da takımınızı kendiniz seçin hadi sonrasında ise maceraya hazır olun...

- Hogwarts binasına 19 yıl sonra geldiğimde çok heyecanlandım. Tekrar aynı sahneleri hatırlamak ve içinde bulunmak beni duygulandırdı aynı zamanda, ama bu sefer başımızı belaya sokmak üzereyiz...

- Elimde bir zaman döndürücü var. Bir düşünün!! Bununla neler neler yapabiliriz? Geçmişe gidip sevdiğimiz birinin ölmesini engellemek? Bizim için ölmüş birini? Kötülüğü yok etmeyi? Exprese dönüp biraz daha fazla Balkabağı Poğaçası yemeyi? (benim tercihim buydu) Siz olsanız bu zaman döndürücüsünü nasıl kullanırdınız?

- Kullanırdınız tabiiki ve işler o zaman sarpa sarmaya başlardı. Sonuçta Kullanma talimatını okumadınız ve sonuçlarını bilmiyorsunuz. Ben de bilmiyordum böyle sonuçlarının olacağını ve sayfaları çevirdikçe heyecanım körüklendi. Yine de o aleti kullanmaktan geri kalmadık. Burada birde başımıza 'Lanetli Çocuk' çıkmasın mı.. (yoksa sen mi seçtin lanetli çocuk olmayı?) Asıl amacını o zaman öğreniyoruz. Ne gibi bier kötülük planlayıp, aleti kendi çıkarları için kullanacağını. Bizde boş durmadık, gücümüzü ve aklımızı kullanıp bozduğumuz şeyleri düzeltmeye çalıştık. Sonuç mu?? Tabii ki istediğimiz gibi oldu (sizin ve benim).

- Potterseverlerin okuması gereken bir kitap ve kesinlikle tatmin edici. Tiyatro eseri gibi yazıldığına bakmayın. Beyazperdeye taşınırsa yine yer yerinden oynatacak bir kitap olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.
690 syf.
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
267 syf.
·Beğendi·10/10
Serinin 3. kitabını son 100'lükte çok heyecanlanarak okudum. Bunu ortaokul ya da lisede okumuş olmamanın hüznünü derin hissederken, şu anda da olsa okuyor olmanın keyfiyle gülümsüyorum. Harry Potter, bu kitapta bir süre sıkıcı bir çizgide olaylar yaşarken, sona doğru epey bir ters köşe yaşatarak okuyucuya dudak ısırtıyor. Her bir karakterin varlığı kitaba çok ayrı bir hava katmış. Fantastik dünyanın içinde olmak çok heyecan verici. Baykuşlarla haberleşilen bir şato okulda okumak ve bu okula geçişin bir gölden olduğunu düşünmek dahi insanın içini gıcıklarken, o okulda yaşanacak ve yaşanmış binlerce olay, okuyucuya bu müthiş hayal gücü karşısında hayret ettiriyor. Sirius Black, Azkaban'ın korkunç tutsağı. Kurt adamlar, köpekler, fareler, kediler, kartalla at arasıgiller, Sihir Bakanı, Okul Müdürü dev Dumbledore maviş gözleriyle size eşlik ederken 3 arkadaşın birbirine sırtlarını yaslayıp yaşadıkları çok güzeldi.
Kitabın başlarında daha önce anlatılan bazı şeylerin, hatırlatma yapmak gibi değil de ilk defa anlatılıyormuş gibi yazılması beni çok sıktı. Ama bu kitabın içinde çok minik bir kısım. Bu yüzden puan kıracaktım lakin o ne 100 sayfaydı o! Keyifli okumalar herkese. :)
859 syf.
Harry bu kitapta hiç beklenmedik olaylarla karşılaşıyor. On yedi yaşından küçük olmasına rağmen, gizemli bir şekilde adı, ateş kadehine giriyor...
128 syf.
~NAÇİZANE BİR YAZI~

Herkese Selam :)

Aslında dün böyle bir yazı yazmak kafamın ucundan bile geçmezdi belki de moralim çok bozuk olduğundan olsa gerek. Ama kitabı bugün boş vaktim vardı ve yeniden tam anlayarak okudum ve yaklaşık kırk beş dakika gibi kısa bir süre aldı .
••••••••••••••••••••••••••••

Şimdi çoğu kişinin kafasında su düşünce oluşabilir ;
"Ya bu kitap 126 sayfa peki bu bu kadar kısa sürede nasıl bitiyor."
Bu aklınızda ki şüpheyi sanırım şöyle giderebilirim. (eğer ki varsa tabi :)

https://i.hizliresim.com/8YOYzr.jpg
https://i.hizliresim.com/A1V1D7.jpg

Gördüğünüz gibi kitap çizgi roman şeklinde ilerliyor almadan önce bunu belirtmedikleri için biraz şaskınım ama sorun değil.
••••••••••••••••••••••••••

Bu arada kitabın konusuna geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki kitap boyut olarak biraz büyük şöyle kıyaslıyabiliriz :


http://www.directupload.net/...036/y9fktths_png.htm

http://www.directupload.net/...036/x2pzfrj9_png.htm

Umarım bahsettiğimi doğru şekilde anlamışsınızdır.
Neyse artık bu kadar laf yeter biraz da kitabın konusuna gelelim.
•••••••••••••••••••••••

Kitap 19. y.y.'da yazılmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor o zaman ki çoğu kitaba konu olarak benzemiyormuş yani bu türün ( korku, polisiye gibi gibi) ilk örneklerin'den birisi olarak kabul edilebilir kanaatimce, ama yine de bunu araştıracağım.

Kitabın konusu ise bir doktorun bir iksir veya karışım (ne olduğu tam olarak belirtilmemiş bence ) bularak kendi bedenini iki şahıs olarak kullanmayı başarıyor. Bunlardan birisi kendisi yani DR. Jekyll diğeri ise kitap'ta kötü karekter olarak bize gösterilen Bay Hyde en başlarda bu durum Dr. Jeykyll'ın hoşuna gider ama daha sonraları Bay Hyde'ın yediği naneler bir değil iki değil Bay Hyde'ı bedenin'den atmak ister ama bu kadar basit olacak mıdır ? Nasıl olsa ruhun'dan büyük bir şeytanı atmak istemektedir.

Şunu da belirtmeliyim ki kitabın sonu gerçekten aklınızda ki gibi bitmeyebilir bende böyle oldu sizlerde de olabilir.
••••••••••••••••••••••••
Biliyorum gerçekten uzun bir yazı oldu ama şunu da belirtmek de fayda var kitabı okurken kitap hasar gördü üstelik gerçekten yumuşak davranmama rağmen :

http://www.directupload.net/...036/isx24sse_jpg.htm


http://www.directupload.net/...036/6ekvsf9r_jpg.htm

Gördüğünüz gibi

Kitab'ı genel olarak beğendim çizimleri olsun gerekse kurgusu olsun okuyun derim .

Ben NTV YAYINLARI/ 1. Baskı okudum sizlere bunu önermiyorum çünkü muhtemelen sizde de kitap hasar görücektir. Yine de en iyisini sizler bilirsiniz 1K ahalisi

Bu kadar uzun yazıyı okuyan insanlara gerçekten teşekkür ediyorum :)

Sağlıcakla, esenlikle kalın :))
396 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Harry Potter'ı okumak, uzun bir yolculuktan sonra verilen mola, bir hafta çalışmanın ardından gelen bir günlük tatil gibi geliyor bana; dinlendiğim, soluklandığım aynı zamanda da büyük keyif aldığım zamanlar. Serinin üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı okumuş bulunmaktayım ve artık kitabı okumaya başladığımda o dünyayı ne kadar özlemiş olduğumu hissediyorum.

Okul için alışveriş yaptıkları Diagon Yolu, üçüncü sınıfların ziyaret edebilcekleri büyücülere ait Hogsmeade köyü, cadılar bayramında ve noelde büyük salonda yapılan şölenler, Kehanet, İksir, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma gibi birbirinden ilginç derslere girmelerini keyifle, eğlenerek okuyorum. Artık serinin tüm kitaplarında aynı olduğunu düşündüğüm kurguya dayanarak kitabın sonunda beni heyecanlı olayların beklediğini ve çok şaşıracağımı biliyorum. Azkaban Tutsağı'nda da yine öyle oldu. Hogwarts'taki üçüncü yıllında Harry Potter'ı Azkaban kalesinde on iki yıl boyunca tutsak kalmış Sirius Black adında bir katil bekliyor. Bu kitapla birlikte yine yeni karakterler tanıyoruz, kimin iyi kimin kötü olduğunu kitabın son satırına kadar anlayamıyoruz tabi ki. Lupin, Pettigrew ve Sirius arasında yaşanan şaşırtıcı olaylar merakla okumamı sağladı Azkaban Tutsağı'nı.

Rowling artık alışılmış bir şekilde kitabın başlarında önceki kitaplardaki olayları tekrarlıyor, okura hatırlatıyor, bu biraz sıkabiliyor ama kitaplar arasında fazla zaman geçtiyse bir yandan da iyi olabiliyor sizin için. Harry Potter Dursley'lerde yaz tatilini geçiriyor ve okula gitmesinin ardından kitabın sonunda olayların çözülmesi ve bizi bekleyen şaşırtıcı son... İlk üç kitabında benzer sıra ile devam ediyor ve sanırım diğer kitaplarında da böyle sürecek gibi görünüyor. Keyifli okumalar.
690 syf.
·15 günde·10/10
Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları/serileri bir köşeye çekiyorum. Çünkü Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, zirvede! Yalnızca fantastik kitaplarda değil bence tüm kurgu kitapları arasında böyle. Çünkü Harry Potter bir fantastik seriden çok daha fazlası.
Yıllarca bir spoiler bile yemeden büyüdüğüm için kendimi tebrik ederim. Çocuk kitabı bu diyerek seriyi okutmayan, izletmeyen arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum. Küçükken okusam herhalde bu kadar derinlere inemezdim.
Tahmin ettiğim çoğu şey gerçekleşti ama beni çok şaşırtan şeyler de oldu. Ağladım, çok da güldüm. İçim acıdı bazen, kimi zaman da sımsıcak hissettim. Harry Potter serisi benim için her zaman çok özel bir yere sahip olacak. Defalarca okuyacağımı da biliyorum. Kaldı ki ben normalde bir kitabı ikinci kez okumam.
Yaklaşık 3 paket post-it bitirdim yalnızca bu kitap için. İşaretlediğim alıntıları siz düşünün.
Sayfalarca yazsam da seri veya son kitap hakkındaki duygularımı aktarabileceğimi sanmıyorum. Okuyan arkadaşlarım ile saatler, günler süren sohbetler ancak beni doyurabilir. Bütün taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki. Hani derler ya 'içimin yağları eridi' tam da öyle.
Ayrıca bir yazar ile tanışıp sohbet etme şansınız olacak denseydi bir dakika bile düşünmeden J. K. Rowling derdim. Bir yazarın kitabı nasıl kurgulayıp - özellikle seriyse- yazdığını çok iyi bildiğim için gerçekten hayran kaldım.
Sırada, kendime geldikten ve filmleri izledikten sonra her şeyi bilerek seriyi baştan okumak var.
Son olarak, sadece filmini izleyen kişiler varsa mutlaka kitapları da okuyun. Henüz Harry Potter ile, Sağ Kalan Çocuk'la tanışmamış olanlarınız varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim.
859 syf.
·10/10
Öneri bekleyen bir kitap değil aslında. Her insanın okuma şekli, okuma zevki farklıdır. Okuduğun kitap çeşidi vs.vs.
Lakin önermek istediğim bir seri. İçinde kayboldum diyebilirim. Kitap okurken gözümde canlanır fakat ben önce filmini izlediğim için kahramanlar da gözümde bir o kadar Berhudar canlanıyor. Harry' nin karakteri, Cedric' in yapısı, Rod' un aptal ve bencil hareketleri kitap ile aşırı bir şekilde yerine oturuyor. Yarışma kavramı tam anlamıyla kazanmak değil iki tarafı da düşünmekle başlıyor. Tek taraf yarışma sayılmıyor zaten. Eğlenceli olduğu kadar da eğitici olduğunu düşünüyorum. Ağır nitelikte yazılmış kitap yabancı dil ve isim bilmeyen bir insan için çok fazla yer kaplıyor. Başlarda isim ayırt edemiyordum. Sonralarda alıştım diyelim. Çok fazla yabancı ismin yer alması ya da her olayın farklı kulağa hitap şekli ile uyum sağlamayıp kapasiteyi zorladığı da bir gerçek.

Okuduğum bu kitap muhteşem bir kurguya sahip. Yazıldığı dönemden kısa bir süre sonra zaten aşırı ses getirmiştir. Harry rüyasında Voldemort' u bahçevanını öldürrürken görür. Bu rüyanın etkisinden çıkamaz. Okulda üçlü büyücü turnuvası düzenlenir. 17 yaşından büyük öğrencilerin katılabileceği duyurulur. Harry' nin nasıl katıldığı meçhul çünkü 17 yaşından oldukça küçük. Katılmak isteyen öğrenciler adını seçim yapacak olan ateş kadehine yazdırmak zorundadırlar. Harry bu üç affedilez büyüyü öğrenir bunlardan biri ölüm büyüsüdür. Harry de dahil dört öğrenci seçilir. Harry ve Ron arasında bu durumdan dolayı gerginlik olur. Rod her zaman ki gibi bencilin teki olur. İlk aşamada Harry ve Victor Krum berabere kalır. Yılbaşı Balosu yaklaşır ve partner ikiz kardeşler olur. Üçüncü Bölüm yarışmada Krum, Cedric' e büyü yapmaya kalkışır ama Harry sayesinde başarısız olur. Turnuva sonunda Cedric ve Harry kupayı Hogwarts için alırlar. Fakat kılkuyruk Cedric' öldürür. Harry bağlar. Harran'da kanı ile Voldemort tekrar canlanır ve eski gücüne sahip olur. Harry Hogwarts' a geri döner. Cedric ölmesi bütün öğrencileri sarsar. Açıkçası kitabı çok tercih edilmiyor en azından film serileri çıktıktan sonra. Filmden ziyade okumanızı tavsiye ederim. Hem okuduğum hem de izlediğim en muhteşem serilerden biriydi. Ateş kadehi diğer kitaplarına nazaran daha muhteşem yazılmış. Filmini de en az dört defa izledim. Cedric karakteri herkesçe sevilen bir karakter hem kişiliği hemde oyunculuğu ile. Öldüğünde istemsizce üzülmüştüm oysa ki kitap sadece.
660 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
Bir Hogwarts macerasının daha, hatta bir Harry Potter’ın başını belaya sokup kurtulduğu bir romanın daha sonuna geldim. Güzel miydi? Evet çok güzeldi. Peki sıktı mı? Evet önceki 3 kitaba göre sayfa sayısının çokluğundan da olsa gerek daha çok sıktı. Nelerdi mesela sıktığı konular dersem 4 kitapta da olan, Hogwarts’daki her sene okula yeni gelen Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocasının altından her bir kitapta bir şeylerin çıkması bana gereksiz bir tekrarlar zinciri olarak geliyor. Bilemiyorum her kitapta bu durumun olması gerekiyor mu gerçekten ya da kalan kitaplarda da bu durum tekrar edecek mi ve J. K. Rowling yine kitabın sonlarında bu durumu bize beklenen ve sıkan bir sürpriz olacak sunacak mı merak ediyorum. Ateş Kadehi ise ilk üç kitaba göre sayfa sayısı olarak daha uzun dedim ama maalesef ki bu sayfa sayısının fazlalığı da Hogwarts içindeki gündelik olaylar üzerinden olmuş. Yanlış anlaşılma olmasın ama kitaba kötü kitap demiyorum, verdiğim puandan ve beğendiğim kitaplara eklememden de belli olacağı üzere kitabı çok sevdim, sadece bu saydıklarım kitabın ve serinin güzelliğine biraz gölge düşürüyor o kadar.

İkinci kitaptan beri seride beklediğim bir şey var ki o da ev cinlerinin maruz kaldıkları durumlar ve bunların düzelip düzelmeyeceği. Bu kitapta ise sağ olsun Hermione bir şeyler yapmaya çalıştı ama sonuç? Yok işte sonuç. Sayfalarca okudum, sayfalarca hak verdim hatta rozetini zihnimde ben de taktım ama maalesef sonuçlanan bir şey olmadı, işin kötü tarafı ise her şey havada kaldı, birden kesildi yani bu konuyla ilgili yazılanlar. Umarım devam kitaplarında güzel bir sonuca ulaşır ve ev cinleri rahatlarlar en azından. Ve keşke de Dobby’e çoraplar gönderebilme imkânım olsa.

Harry Potter kitaplarında sevdiğim bir nokta var ki o da kitapların bazı bölümlerinde gerçekten de keyifli ve kaliteli esprilerin olması. Tebessüm ettirebilmeyi ve güldürmeyi gerçekten de başarabiliyor. Mesela kitabın başındaki Harry’nin Dumbledore’un yaz tatillerini nasıl geçirdiği hakkında düşüncesi çok iyiydi, insan gerçekten de Harry’nin düşünecesini okuyunca Harry gibi gülebiliyor ve kitabın ortalarında kehanet dersi için Ron ve Harry’nin sallamasyon bir çalışması vardı ki mizahın kalitesinin gerçek manada konuşturulduğu kısımlardı ya da yine bir bu kadar kaliteli olan Ron’un muggle çözümleri diyebilirim, yani büyüde çözemediği olayları mugglelar gibi bir çözüm getiriyor ki hoşlanmamak elde değil. Ama bunların yanında Rita’nın yaptığı bir aşk haberi var ki maalesef bu güzel romanı ergen romanı havasına sokmuş.

Rowling sanki bu sefer bu kitabında edebiyatçıların, romancıların sürekli kullandığı bir yöntemi kullanarak Doğu-Batı kıyaslamasına girmiş gibi geldi. Batı’nın uçan süpürgesi ile Doğu’nun uçan halısını sanki kıyaslamış gibi. Uçan süpürgelerin olduğu ve sihir dünyasının hâkim olduğu bir seride zaten uçan halıların olmaması, adının geçmemesi düşünülemezdi. Rownling de Ateş Kadehi’nde uçan halılara yer vererek ve karakter ismini de Ali Beşir yaparak istemsiz bir şekilde güzel bir sürpriz yapıyor. Ama halıların yasaklanmış sihirli bir nesne olarak gösterilmesi de uçan süpürgelere karşı uçan bir halıyı ezmek midir o da haklı olarak düşündürtüyor. Yanılmıyorsam uçan halı figürü ilk olarak edebiyatta Binbir Gece Masalları’nda kullanıldı, Yahudilik inancında da Süleyman’ın uçan halısının olduğu bilgisi geçiyor diye biliyorum. Uçan süpürge de bu tarihlerden eski midir bilemiyorum ama sanki halıya karşılık tarihte de uçan süpürge kullanılmaya başlanmış gibi geliyor. Zaten halıya karşılık süpürgenin de olması bana fazlasıyla da manidar geliyor, sonuçta süpürge ile o halı süpürülür ve halıya göre daha hızlanan ve daha çok manevra yeteneği olan eşyadır.

Ateş Kadehi Harry Potter’ın esas konusuna biraz geç giriyor, bekletiyor fazlasıyla okuru ama mükemmel bir finalle de son buluyor. Bekliyorum devam kitaplarında artık daha fazla hareketlilik olacak gibi.
396 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Expecto Patronum

Serinin daha 3 tane kitabını okumuş olsam da okuduğum her bir kitabı bir öncekine göre daha güzel oluyor. Zaten genel olarak da serinin iki kitaptan sonra gerçek manasıyla güzelleştiğini savunanlar çok fazla olduğu için de bunu bilerek ve bu durumun beklentisiyle seriye başladım ve bu güzel seri bu güzel kitabıyla beklentimi tamamen karşıladı, genelde bu tarz beklentilerle başladığım sağ olsunlar kitaplar çoğunluk olarak beni üzerdi Azkaban Tutsağı ise beklentimin azlığının farkına vardırttı. Nasıl desem kitap bu sefer daha bir gerçekçi ve daha bir olgunlaşmış hissi verdi, birçok ipucu vermiş olmasına rağmen sonlarında ve final kısmında daha olgun daha güzel şekilde şaşırtabildi. Şaşırtmasıyla beraber duygulandırabildi de.

İlk iki kitapta olduğu gibi Rowling yine final zamanı olacak şeylerle ilgili kitabın başından beri okuyucuya ipuçları veriyor, bu sefer ise ilk 2 kitaba göre çok çok daha fazla ipuçları vererek daha doğrusu dikkatli okurun yakalamasını isteyerek final hakkında okuru hem düşünce sahibi yapıp tahminlerde bulunduruyor hem de bunlarla beraber yanıltabiliyor. Cümlemden de anlaşılacağı üzere kurgu bayağı bir katmanlı, yeni karakterler ve unsurların fazlasıyla etken olup detaylandırıldığı ve bunlarla beraber seri ile ilgili yeni birçok şeyi de öğrenebileceğimiz içerikte. Düşünün artık Malfoy’u bile fazla okumayıp yeni unsurların içinde geziniyoruz. Malfoy ve diğerleri kitabın içinde çok fazla aktif olmamasından dolayı sanırım Rowling sayfa sayısını kısa tutmak da istemiş olabilir. Zaten serinin bu kitabından sonra kalan kitaplarında Rownlig’ın sayfa sayısının fazlasıyla arttığını görüyoruz. Sihir dünyasından yeni karakterlerle de tanışıyoruz bu kitapta, hayal gücünün en kuvvetli olduğu tartışmasız benim için “Hızır Otobüs”, Ruh Emiciler ise Yüzüklerin Efendisi Dokuzlar’dan sonra fantastik kitapların artık olmazsa olmaz tür karakterlerinden. Yüzüktayflarına fazlasıyla benzeyip onları akla getiriyor ama bana daha çok Robert Jordan ‘ın Zaman Çarkı serisindeki “Soluk”ları hatırlattı, gerek karşılarındaki kişiye verdiği öpücükler olsun, gerek tayfların aksine sayılarının çokluğu olsun gerekse de göz ve yürüyüş hareketleri olsun birbirine daha çok benzer şekilde.

Bu kadar güzelliğinin ve barındırdığı yeniliklerinin yanında da aslında bir nebze de olsa kendini tekrarlayan ve az da olsa “Yine mi yani?” dedirten bir kitap. Klasik şekilde 4 Privet Drive’da Dursleyler’in yaptıkları ile başlayıp Harry’nin bir şekilde o evden çıkması, yine ufak ama farklı bir macera ile beraber Hogwarts’a gidilmesi, yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası ve bu hocadan kitap sonunda bir şeyler çıkması, Harry’nin başını belalara sokup bunlardan ucuz bir şekilde kurtulması gibi klişelerin olduğu bir kitap, aslında bu durumlardan sıkması gerekirken aksine hem bu durumları beklenti haline getirip hem de sevdirterek farkını ortaya koyan bir seri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kutlukhan Kutlu
Unvan:
Yazar
Kutlukhan KUTLU, 1972'de İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. 1991'de Nokta dergisinin kent rehberi ve kültür sanat eki Ne Nerede'nin kadrosuna katılarak sinema, edebiyat ve müzik üzerine yazmaya başladı. 1995'de, ilk yılını henüz tamamlamamış olan Sinema Dergisi'nin yazarları arasına katıldı, o zamandan beri de bu dergiye düzenli olarak yazmaya devam ediyor. "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler" ve "Günümüzün Klasikleri" adında halen devam eden iki yazı dizisi var. Sinema dışında GO, Picus, Sinerama, Total Film gibi başka birçok dergide ve Radikal, Akşam ve Taraf gazetelerinde de sinema yazıları yazdı. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yazar ve editör olarak çalıştı. Yazar ve editörlüğün yanısıra çevirmenlik de yapıyor. Tercümeleri arasında Harry Potter serisinden kitaplar, "Ex Libris" ve "Hayali Yerler Sözlüğü" sayılabilir.

Yazar istatistikleri

  • 22.882 okur okudu.
  • 339 okur okuyor.
  • 5.823 okur okuyacak.
  • 106 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları