Zülal Kalkandelen

Zülal Kalkandelen

YazarÇevirmen
8.7/10
43 Kişi
·
80
Okunma
·
12
Beğeni
·
553
Gösterim
Adı:
Zülal Kalkandelen
Unvan:
Gazeteci, yazar
Doğum:
Ankara, 1969
Zülâl Kalkandelen, Türk gazeteci/yazar, müzik eleştirmeni, radyo programcısı, çevirmen.

Ankara'da doğan Zülâl Kalkandelen, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi dalında, İdris Küçükömer'in "Düzenin Yabancılaşması" adlı kitabının eleştirisi üzerine yazdığı tezle Yüksek Lisans derecesini aldı.

1996-2000 yılları arasında CNBC-e ve NTV'de yapımcı, program koordinatörü ve program bölümü sorumlusu olarak çalıştı. Kalkandelen'in yapımcısı olduğu INFO adlı program müzik firmalarının Türkiye temsilcilikleri tarafından "En İyi Müzik Programı" seçildi. Kalkandelen, NTVMSNBC haber sitesine yazılar yazdı. 2001 yılında New York’a yerleşti ve Cumhuriyet gazetesine New York yazıları yazmaya başladı. Bununla beraber Roll, Aktüel, Tempo gibi dergiler için müzik yazıları yazdı. 2004'te Amerika'da Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti kurultaylarını Cumhuriyet gazetesi adına izledi. Dünyanın en büyük metropollerinden New York’un sosyal ve kültürel yaşamını ele alan deneme tarzındaki ilk kitabı "New York’u Yaşamak", Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Deneme tarzındaki kitap, dünyanın en büyük metropollerinden New York'un kültürel ve sosyal yaşamına ışık tutmaktadır. 2004 yılında Amerikan siyasi sistemini ve 2004 Başkanlık seçimlerini ele alan ""30 Saniyede Bush"" (Amerika'da Medya ve Siyaset) adlı kitabı yine Remzi Kitabevi’nden çıktı. '2005-yılında ise ilk romanı "Utanmış Sessizlik" yayımlanan Kalkandelen, 2005’ten bu yana Cumhuriyet'te müzik ve Cumhuriyet Pazar'da da "Dünyalı Yazılar" adlı köşesinde siyaset yazılarına devam etmektedir. 2005'ten itibaren çeşitli kitapların editörlüğünü üstlendi, çevirileri yayınlandı. 2011'de ""İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri"" adlı kitabı Cumhuriyet Kitapları'ndan çıktı ve 2. baskısı yapıldı. 2012'de Amerika'da Demokratik Parti Kurultayı'nı akredite basın mensubu olarak Cumhuriyet gazetesi adına izledi.

Hayvan hakları üzerinde sıklıkla duran Zülal Kalkandelen etik vegandır. Türkiye'de tanınmış bir müzik yazarıdır. Müzik yazılarını topladığı blogu http://zulalmuzik.blogspot.com ( http://www.veganlogic.net ) ülkenin en iyi müzik bloglarından biri seçilmiştir. 2012'nin sonunda Dinamo FM'de (103.8) pazartesi günleri 20.00-21.00 arasında canlı yayınlanan Vegan Logic adlı müzik programını hazırlayıp sunmaya başladı. Ekim 2014'ten bu yana aynı programı Açık Radyo'da hazırlayıp sunuyor.

Eylül 2013'te Can Başkent ile birlikte yazdıkları "Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi" adlı ilk Türkçe vegan kitabı Propaganda Yayınları tarafından yayınlandı.

Birçok kitabın çevirmen ve editörlüğünü üstlendi.

Ekim 2013'te Kült Neşriyat tarafından basılan "Hayvan Hakları & Veganizm" kitabının sunuş metni ona aittir.

Mayıs 2014'te Chris Hedges'in İngilizce kitabından çevirdiği "Savaş - Bizi Anlamlandıran Güç" adlı kitap Paloma Yayınevi'nden çıktı.

Ekim 2015'te Jeffrey Moussaieff Masson'un sağlıklı ve etik beslenme rehberi niteliğindeki kitabı "The Face On Your Plate" adlı kitabını Türkçeye kazandırdı. "Tabağındaki Yüz - Gıda Hakkındaki Gerçekler" adlı kitap Paloma Yayınevi'nden yayınlandı.
Solcuyum, ilericiyim diyen insanın buna sessiz kalması, bana göre daha anlaşılmaz. Barışı, eşitliği savunduğunu iddia edeceksin, sonra da hayvanlara uygulanan işkenceyi, katliamı umursamayacaksın...
İşte o zaman türcüsündür ve eşitlik anlayışın insan türüyle sınırlı demektir.
Bir de hayvan haklarını savunduğunda 'Neden hayvanları insanlardan daha çok seviyorsun?' şeklinde son derece mantıksız sorularla karşılaşıyor insan.
İşin tuhafı, evinde kuş besleyen, akvaryumu olan kendini hayvansever sayıyor. Sevdiğin bir varlığın yanında olmasını istersin ama bu nedenle onu hapsediyor ya da köleleştiriyorsan ortada hastalıklı bir durum var demektir.
Her gün milyonlarca hayvanın maruz kaldığı acılar, solcuların gündemine giremiyor; dehşeti duymuyorlar, görmüyorlar...
Bir de devrimci olduklarını iddia edenler var. Nasıl devrimcilikse, "doğanın kanunu bu!" lafını çekinmeden kullanıyorlar.
Bir hayvanın düşebileceği en feci yer pet shop. Satılık bir mal olarak orada son derece kötü koşullarda tutuluyor ve uzun süre alıcısı çıkmazsa uyutulup öldürülüyor.
Hayvanın hemen her sektörde 'sanayi girdisi' olarak kullanıldığını biliyoruz. Bunun bir gün son bulduğunu düşün. İşte gerçek devrim o zaman olacak.
'150 yıl önce köleliğin biteceğini savunsaydın saçmaladığını söylerlerdi. 100 yıl önce kadınların oy verme hakkının olduğunu söylediğinde sana gülerlerdi. 50 yıl önce Afrika kökenli Amerikalıların kanunlar önünde eşit haklara sahip olması fikrine itiraz ederlerdi. 25 yıl önce eşcinsel haklarını savunduğunda sana sapık derlerdi. Bugün de hayvan köleliğinin sona ereceğini
iddia ettiğimizde bize gülüyorlar ama bir gün gülemeyecekler.'

Gary Smith
Devrimci, feminist ve çevreci kadın bile hayvanın yaşam hakkını kabul etmeye direniyor. Yaralanan kediyi kurtarıyor, ona içi parçalanıyor ama arkasından gidip kuzu kebap yiyor. Çünkü
ona yemesi öğretilmiş. Kafasına işlenen fikirleri siyasi ve sosyal alanda sorgulayıp devrimci oluyor, sistemi değiştirmeye talip olduğunu söylüyor ama hayvan özgürleşmesi söz konusu olduğunda yine var olan düzeni takip ediyor. Dikkatimi çeken bu tezatı paylaşmak istedim.
79 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Vejetaryen veya vegan hayat felsefesini benimsemiş insanlara çok saygı duyuyorum. Destekliyor ve bu iradelerini de kıskanıyorum. Benim nezdim de dünyanın en dik duruşlu, en zahmet çeken ve en güvenilir insanları. Vegan felsefeye uzak olmamakla birlikte ilerleyen zaman diliminde hayatımda radikal bir değişiklik yapıp bu sisteme dahil olabilirim.

Bi kere denedim olmadı. Üstüne üstük hastanelik olup, kan ve demir haplarına dünyanın parasını verdim.
Peki bu neden böyle oldu. İnsanlar çocuklarına 6. Aydan itibaren katı gıda olarak yoğurt verirken benimkiler bana kokoreç yedirdiler de ondan.
Akabinde zaafiyet derecesine varan zayıflık - kan ve demir eksikliğinden öleceğimi düşünen çok sayın çocuk doktoru anneme içinde aklınıza gelebilecek her türlü sakatad ın bulunduğu lapayi tarif etmesi...
Bu lapanin yarı pişmiş vaziyette yedirilmesinden dolayı vegan beslenemiyorum...
Çocukluktan getirilen beslenme alışkanlığım beni mahvetti. O kıymanın kavrulurken ki hali beni çok rahatsız ediyor. Ama haftada en az bi kere et tuketmem gerekiyor.
Kitabın yazarıyla siyasi düşünce ve ya ideolojimiz tamamen zıt kutuplarda...
Ama hayvan özgürlüğü konusunda hem fikiriz.
Kaz tüyü mont veya deri ceket- bot tarzlarını kullanmıyorum.
Kürk giyenlere karşı çok hırçın bir nefretim var.
Sokakta yaralı kedi-köpekler hep bana denk gelir. Bir şekilde elimden geleni kendi çapımda yapmaya çalışıyorum.
O yüzden ilgimi çeken ve sevdiğim bir kitap oldu. İşte önümdeki yemeğe bakıp bu hayvan bundan bir kaç gün önce nefes alıyordu gibi duygusallığa girip " yemeği kendimin ve ailemin burnundan getirmişliğim çok vardır.
Kurban bayramı her sene evde ayri bir kavga sebebi... Onların hepsi, ben tek.
Hic bir hayvanı hiç bir şekilde öldüremem. Evin içine giren akrebimsi biseyi öldürmeden dışarı atıcam diye kendimi sokturmuşluğum, acile zor yetişmişliğim var.
Bu neden oldu; 5 yaşlarında dedem gözümün önünde fare öldürdü. O hayvanın çırpınışları hala gözümün önünde. Ardından babannemle temizlemeye gittiğimizde ölü farenin yavrularının oldugunu ve onu emmeye çalıstiklarini görmüştüm. O günden beri de hayvan hakları konusu kırmızı çizgim. Trafik cezam bile yok. Ama kedi köpek için çok karakolluk olmuşluğum var.
Benim gibi birinin de bu kitabı sevmemesinin mümkünatı yok.
Katıldığım noktalar çok olmakla birlikte katılmadığım noktalarda var. Evde hayvan beslemenin onların özgürlüğünü kısıtladığını düşünüyorlar. Ben petshoplardan alınmadığı takdirde sokaktan hayvan sahiplenilmesini zaten olması gereken bişey olarak görüyorum. Sokaklar hayvanlar için tekin değil çünkü...
Sohbet havasında geçen bu kitap bilimsel anlamda da bana çok sey kattı. Önce insan sonra hayvan düşüncesine katılmıyorum. Her canlı eşit benim gözümde. Bir insan yavrusu doktorlar, ağrı kesiciler eşliğinde bile nasıl zor doğuyor. O sebeple insanın çektiği doğum sancısi acisi bir kedinin yavrularını dogururken ki çektiği acidan daha kutsal değil benim için. Ikiside kolay doğmadığı gibi kolayda ölmüyor.

Zaman zaman hayvan sevgim insan sevgimin önüne gecebiliyor,
Zira insanin su bardagina sigara izmariti atan
Çorba kasesini tekmeleyen,
Evini yıkan, kulaklarını kesen
Ruh hastası hayvan görmedim daha. Muhtemelen de görmem...
288 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"Et yemeden hayatımı sürdüremem" diyenlerin mutlaka okuması gereken kitap. İşin aslı, karnistler eğer böyle et yemeye devam ederse dünya üzerindeki yaşam hızlanarak yok olmaya başlayacak. Kitapta neden et yemememiz gerektiğine dair kaynak ve verilerle desteklenmiş çok sağlam argümanlar var. Bu kitabı okuduğu halde hâlâ et yemeye, hayvansal ürün tüketmeye devam edenler ya kitabı anlamamıştır, ya da midesini aklının önüne koymuştur.

Kitabın ayrıca veganların karnistlerle yaşadığı tartışmalarda ihtiyaç duyulan argümanları üretmede işe yarayacağını düşünüyorum. Mutlaka okunmalı.
224 syf.
Konular: Hayvan haklarına dikkat çekme, hayvan şiddeti, katliamı, hayvan ve insandaki türcülük, ünlü hayvan aktivisitleriyle söyleşiler (müzisyen MOBY gibi)

Evcil hayvan besleyip hayvanseverlik olmuyor maalesef. Hayvansal etlerin ve sütlerin faydasının olmadığı aksine insan ve cevre sağlığı için tehdit içerdiği bitkisel beslenmenin daha sağlıklı, çevre dostu olduğu başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bilimsel olarak kanıtlandı. Hayvanseçer olmayalım ve bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. (Ki daha bunun gibi bir sürü kitabı da)

Ünlü veganlardan bazıları: Sertap Erener, Bill Clinton, Moby, Demir Demirkan, Bryan Adams, Miley Cyrus, Natalie Portman, Zülfü Livaneli, Morrissey, Alanis Morissette, Harun Kolçak(ışık içinde uyusun)

Hatta ünlü yazarımız Kafka ve bilim insanımız Einstein gibi birçok kişi var. Listeyi inceleyebilirsiniz çok uzun olduğu için adres veriyorum

https://www.google.com.tr/...anvegan-unluler/amp/
288 syf.
·2 günde·10/10
Sanırım şimdiye kadar veganlıkla ilgili okuyup en beğendiğim kitap. Sadece beslenme kısmıyla değil çevre, küresel ısınma gibi konularda da okuyucuyu bilgilendiriyor. Zaten veganlığın bir diğer gerekçesi de çevresel boyut. Çünkü hayvancılık ciddi anlamda dünyaya sanayileşmeden daha fazla zarar veriyor.
Kitaba dönecek olursak, 5 bölümden oluşuyor. Akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bana çok şey kazandırdı, çok cümlenin altını çizdim. Çok şey araştırdım. Ayrıca kaynakçası da çok zengin. Bu tarz kitaplarda dikkat ettiğim bir nokta olduğu için belirtmek istedim. Kendinizi beslenme konusunda sorgulamak istiyorsanız güzel bir kitap...

"Tabağımızdaki etin bir zamanlar duyguları olan bir canlı olduğunu ve tabağımıza gelmeden önce büyük eziyete maruz kaldığını hatırlatıyor ve beslenme şeklimizdeki ahlaki çelişkileri ortaya koyuyor."
208 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk Join Steinbeck eseriydi diyebilirim. Yıllar önce Fareler ve İnsanlar'ı okumuştum ama şu an hatırımda kalan hiçbir şey olmaması nedeni ile ilk kitap sayabilirim:) Cennet Çayırı ismi verilen güzeller güzeli vadinin keşfesilmesi ile başlayan kitap, içinde Cennet Çayırlarında yaşanan 12 farklı yaşamı barındırıyor. Farklı yaşamlarda aynı karakterleri farklı bir yaşanmışlıkta görmeniz bağlantı kurmanızı sağlıyor. Beğendiğim birçok bölüm oldu. Genel olarak kitabı çok beğendim. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
John Steinbeck, Kaliforniya Monterey vadisi eteklerinde uzanan Cennet Çayırlarında yaşayanların birbiriyle bağlantılı öykülerini anlatıyor bu eserinde. Bu öykülerin ana ekseninde, gelenekçi toplumsal baskı ile öte yandan da bireyin doğa içerisinde özgürce var olma isteği arasındaki savaşım bulunuyor. Özellikle aile bağları ile birey psikolojisi üzerinden oldukça güzel hikayeler oluşturulmuş. Sonuçta Steinbeck edebiyat tarihine altın harflerle yazılmış biri ve bu kitabını da gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz.
288 syf.
·Beğendi·8/10
Hayvan tüketmek hayvanlara, gezegene, sağlığımıza neler yapıyor? Beş bölümden oluşan kitap, hepsine ayrı ayrı değiniyor ve bunu yaparken çok zengin bir kaynakçadan yararlanıyor. Vegan olmak sağlıksız değil mi? Veganlıkla iklim krizinin ne alakası var? Mezbahalarda, hayvan çiftliklerinde neler oluyor? Serbest gezen tavuklar, mutlu inekler yalan mı? Veganlık ve vejetaryenlik hakkında sık sorulan çoğu sorunun cevabını bu kitapta bulabilirsiniz.
301 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Kitap Veganizmin ne olduğuna odaklandığı kadar ne olmadığına dair de sık sık uyarılarda bulunuyor. Veganlığın bir diyet, moda, sağlıklı beslenmek için iyi bir yaşam tercihi, geçici bir hayvan severlik asla olmadığını ve aksine acı çeken, duyumsayan ve bilinçli her canlının kendisinde içkin durumda olan bir ‘yaşam hakkı’ olduğu temelinde yükselen ve bu sebeple de son derece sağlam bir etik felsefeye sahip özgürleştirici bir düşünce-hareket olduğunun altını çiziyor. Dünyada ve Türkiye’de hayvan özgürlüğü adına yapılan mücadele örneklerini ve bunun için çaba harcayan oluşumlardan örnekler veriyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılda veganlığın ortaya koyduğu temel etik sorunların Amerika ve diğer batı ülkelerinde gelişen teknoloji ve diğer imkanlar sayesinde son derece dikkat çekmesine ve hatta bu amaçla kurulan siyasi partilerin de var olmasına rağmen Türkiye’de hem siyaset sahnesinde hem de toplum nezdinde meseleye dair ciddi bir bilgisizliğin, umursamazlığın ve ötekileştirici bir yaklaşımın çokça örneklerini veriyor. Ayrıca hayvan hakları uğruna ciddi bir mücadele veren bazı aktivistlerle yapılan röportajlarla onların veganlığa ve hayvan hakları mücadelesine nasıl baktıklarını da aktarıyor. Veganlığın müzik akımları ile olan ortak tavrı ve anlayışına değinirken feminizm, anarşizm ve sosyalizm gibi ideolojilerle de yakından ilişkisine eleştirel bakıyor. Bir diğer önemli nokta da vegan felsefesini ve yaşam biçimini benimseyen kişinin kişisel bir karşı duruşunun değerli olduğu kadar yeterli olamayacağı ve teknolojik, sosyal ve bilişsel birçok imkanı kullanarak bu uğurda çaba gösteren insanlarla birlikte olmanın da mesele için çok elzem olduğunu söylüyor.
Kitap veganlığa ilgi duyan ya da yeni başlayanlar için bir giriş kitabı olacak sadelikte ve temel meselelerden haberdar olunması adına da katkı sağlayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
288 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı çok beğendim çünkü anlatılan her şeyin bir kaynakçası verilmiş ve kaynakçada ciddi anlamda kitabın arkasına özenle yazılmış. Bence her insanın en azından bilgilenmek amacıyla okuması gereken bir kitap. Eğer beyan yada vejeteryan olmayı düşünmüyorsanız bile, bu konuya farklı bir yaklaşımda bulunan birinin düşüncelerini okumak size bir şeyler katabilir

Yazarın biyografisi

Adı:
Zülal Kalkandelen
Unvan:
Gazeteci, yazar
Doğum:
Ankara, 1969
Zülâl Kalkandelen, Türk gazeteci/yazar, müzik eleştirmeni, radyo programcısı, çevirmen.

Ankara'da doğan Zülâl Kalkandelen, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi dalında, İdris Küçükömer'in "Düzenin Yabancılaşması" adlı kitabının eleştirisi üzerine yazdığı tezle Yüksek Lisans derecesini aldı.

1996-2000 yılları arasında CNBC-e ve NTV'de yapımcı, program koordinatörü ve program bölümü sorumlusu olarak çalıştı. Kalkandelen'in yapımcısı olduğu INFO adlı program müzik firmalarının Türkiye temsilcilikleri tarafından "En İyi Müzik Programı" seçildi. Kalkandelen, NTVMSNBC haber sitesine yazılar yazdı. 2001 yılında New York’a yerleşti ve Cumhuriyet gazetesine New York yazıları yazmaya başladı. Bununla beraber Roll, Aktüel, Tempo gibi dergiler için müzik yazıları yazdı. 2004'te Amerika'da Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti kurultaylarını Cumhuriyet gazetesi adına izledi. Dünyanın en büyük metropollerinden New York’un sosyal ve kültürel yaşamını ele alan deneme tarzındaki ilk kitabı "New York’u Yaşamak", Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Deneme tarzındaki kitap, dünyanın en büyük metropollerinden New York'un kültürel ve sosyal yaşamına ışık tutmaktadır. 2004 yılında Amerikan siyasi sistemini ve 2004 Başkanlık seçimlerini ele alan ""30 Saniyede Bush"" (Amerika'da Medya ve Siyaset) adlı kitabı yine Remzi Kitabevi’nden çıktı. '2005-yılında ise ilk romanı "Utanmış Sessizlik" yayımlanan Kalkandelen, 2005’ten bu yana Cumhuriyet'te müzik ve Cumhuriyet Pazar'da da "Dünyalı Yazılar" adlı köşesinde siyaset yazılarına devam etmektedir. 2005'ten itibaren çeşitli kitapların editörlüğünü üstlendi, çevirileri yayınlandı. 2011'de ""İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri"" adlı kitabı Cumhuriyet Kitapları'ndan çıktı ve 2. baskısı yapıldı. 2012'de Amerika'da Demokratik Parti Kurultayı'nı akredite basın mensubu olarak Cumhuriyet gazetesi adına izledi.

Hayvan hakları üzerinde sıklıkla duran Zülal Kalkandelen etik vegandır. Türkiye'de tanınmış bir müzik yazarıdır. Müzik yazılarını topladığı blogu http://zulalmuzik.blogspot.com ( http://www.veganlogic.net ) ülkenin en iyi müzik bloglarından biri seçilmiştir. 2012'nin sonunda Dinamo FM'de (103.8) pazartesi günleri 20.00-21.00 arasında canlı yayınlanan Vegan Logic adlı müzik programını hazırlayıp sunmaya başladı. Ekim 2014'ten bu yana aynı programı Açık Radyo'da hazırlayıp sunuyor.

Eylül 2013'te Can Başkent ile birlikte yazdıkları "Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi" adlı ilk Türkçe vegan kitabı Propaganda Yayınları tarafından yayınlandı.

Birçok kitabın çevirmen ve editörlüğünü üstlendi.

Ekim 2013'te Kült Neşriyat tarafından basılan "Hayvan Hakları & Veganizm" kitabının sunuş metni ona aittir.

Mayıs 2014'te Chris Hedges'in İngilizce kitabından çevirdiği "Savaş - Bizi Anlamlandıran Güç" adlı kitap Paloma Yayınevi'nden çıktı.

Ekim 2015'te Jeffrey Moussaieff Masson'un sağlıklı ve etik beslenme rehberi niteliğindeki kitabı "The Face On Your Plate" adlı kitabını Türkçeye kazandırdı. "Tabağındaki Yüz - Gıda Hakkındaki Gerçekler" adlı kitap Paloma Yayınevi'nden yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 80 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 128 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.