KADER BİZLERİ GÖRÜNMEZ KILAR
Puan vermedi·107 syf.·
2026 30. kitabı
Bu kitap, sırlarla örülü, gizemli bir atmosferin içine çekiyor okuru. Anlatım tarzı, alışılmışın çok ötesinde, adeta bilinmeyenin kapılarını aralayan bir tınıya sahipti; bu yenilik beni derinden etkiledi. Santiago Nasar’ın ölümünü anlatışı, ilk cümlede onun öleceğini bilmenize rağmen, sizi bilinmezlik ve merakın karanlık labirentlerinde sürüklüyor. Her detay, her kelime, görünmeyen bir gölge gibi üzerinize çökerken, kurgunun içinde kayboluyor, gerçeğin ve kurmacanın sınırlarında gezinirken heyecan ve tedirginlik hissiyle dolup taşıyorsunuz. Kitap, anlatımındaki ince nüanslarla ve gizemli dokusuyla, sizi Santiago’nun son anlarının ardındaki sır perdesini aralamaya davet ediyor; her sayfa, bilinmeyene doğru atılan adımlar gibi, sizi derin bir merak ve büyülenme içinde bırakıyor.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
İyi hissetmek isteyenlere… /800. İnceleme (3 kitap hediyeli!)
9/10
·192 syf.··
2026 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:05
Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Her ilişkiyi sürdürmek zorunda değilsin. Her yükü taşımak zorunda hiç değilsin. Şşş… Rahatla… Dünyanın bütün ağırlığını sırtlamana gerek yok! “Ben yapmazsam kimse yapmayacak,” “Ben olmazsam yürümeyecek,” diye her şeyin peşinde koşturmayı bırak! Yorgunsun biliyorum. Ruhun hayattan tiksinmiş durumda. Bir gün ölüp gittiğinde “yürümez,” dediğin her iş sensiz yürüyecek! Kırmaktan korkup, nazik yaklaştığın herkes seni yanlışlarınla anacak… Kendini tüketme bu kadar. Kimse seni anlamayacak. Aksine nasıl olsa taşıyabiliyor diye bütün yükleri senin sırtına yüklemeye başlayacaklar. “Sürekli yorgun hissediyorsan, sürekli içinde bir kasvet varsa, sürekli neşeli olamıyorsan belki de bunu kendi kişiliğine yüklemeden önce çevrene bakman gerekiyor. Çünkü bazen üzgün, yetersiz ya da yorgun değilsindir; sadece yanlış insanların etrafındasındır.” Biliyor musun, hoyratlık değil de incelik yakıyor canımı, diyor Şükrü Erbaş ve devam ediyor, “İncelik... sensin bütün zamanların açık yarası.” Cahit Zarifoğlu, “Bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim.” Oysa dünyada en çok ince insanlar kırılıyor. “Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya,” diyerek son sözü söylüyor Gülten Akın ve Dünya hassas kalpler için gerçek bir cehennem! derken ne kadar haklı Alman yazar Johann Wolfgang Von Goethe“Ne olacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun, bir şekilde yola devam edebileceğimi biliyorum.” Kişisel gelişim zırvalıklarına inanmıyorum! Samimiyetsiz, uydurma, çokça kalıp ifadeler kullanan, kâğıt israfı diyebileceğim çalışmalar birçoğu… Lakin Beyhan hoca başka! İçimizden biri gibi sanki… Kitabı okurken, seninle aynı yollardan geçtiğini, aynı hatalara düştüğünü görüyor ve okuduğun kitap hayatını değiştirmese bile yaralarına iyi geldiğini hissediyorsun. “Bana iyi
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202636 okunma
Reklam
Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
hoş bir temenni ve vaaz kitabı.
Puan vermedi·246 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:33
Hayatın içinden sosyal konulara dair pek çok konuda yazarın "beklentilerinden", "temennilerinden" ve "buyuruklarından" oluşan kitap, kemal sayar'ın kişisel ajandasının ötesinde geçebilecek argümantasyon derinliğinden uzak. Eğer kemal sayar'ı kemal sayar olduğu için her dediğini ciddiye alacağınız bir aile büyüğü olarak görerek okuyacaksanız tavsiyeler kitabı olarak faydalı olur. Ancak; isminden ve kimliğinden bağımsız bir yazardan böyle bir kitapta fikirlerini okurken daha ciddi neden sonuç ilişkileri, ispatlar, anti-tezler beklenir. Yazar konuları ele alırken insanın doğuştan iyi olduğuna dair bir temel varsayım üzerine tüm fikirleri kurgulamış. Yine bu temel varsayımla muhtemelen (insanı kendi tabiri ile)"meleksi" bir canlı olarak yaratan bir yaratıcıyı da varsayıyor. Aslında insan doğası tüm iyi şeylere muktedir ancak bir şeyler bozulmuş ve işler yolunda gitmemiş gibi bir kurgu var. İnsan doğası "meleksi" yanı, hatta "şeytansı" yanından öte asla çözülemeyecek ve birer tabii veri olarak kabul edilmesi gereken bir sürü çelişkiyi de içinde barındırır. Kitap bu çelişkilerden, kaderimizdeki çıkmazlardan bahsetmiyor. Yapılması gereken iyilikler ve yapılan kötülükler var. Yazarın kişisel bir dikotomi rehberi olarak görüyorum böyle bir yaklaşımı. Üstelik yüzyıllar boyu her nesil kendinden önceki nesillere dair bir sürü haklı gerekçe ile "çok bozdular" söylemini dile getirmiştir. Bu anlamda bir yenilik ya da özgünlük barındırdığı söylenemez. Bu haliyle bilge bir aile büyüğünüzün bana güvenin sizlere güzel sözlerim var kitabı.
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Mülksüzler
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:50
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin’in 1974 yılında yayımlanan, yazarın ‘ikircikli ütopya’ olarak nitelendirdiği bir bilimkurgu romanıdır. Romanımız, Anarres ve Urras isimli hayali iki gezegende yaşanıyor. Bu iki gezegendeki yaşam biçimini, roman kahramanı fizikçi Shevek ile birlikte anlamaya ve tanımaya çalışıyoruz. Shevek, yıllar önce Urras gezegeninden kopup gelen Odocuların kurduğu Anarres’te yaşayan bir bilim insanıdır. Anarres gezegeni, anarşist düşüncenin hâkim olduğu bir toplumsal düzenle yönetilmektedir. Belki de burada ‘yönetilmek’ kelimesi yanlış kaçabilir; çünkü bu gezegende insanların insanlar tarafından yönetilmesinden ziyade, ortak yaşamın ve üretimin örgütlenmesi söz konusu. Anarres’te merkezi bir devlet yapısı yok. Üretim ve iş bölümü ise ÜİD (Üretim ve İaşe Dağıtım Koordinasyonu) aracılığıyla organize ediliyor. Anarres’in en dikkat çeken yanlarından biri, yaşam koşullarının son derece zorlu ve gezegenin verimsiz olması. Doğrusu, yazarın anarşizm gibi bir sistemi neden böylesine sert koşullara sahip bir gezegende anlattığı beni oldukça düşündürdü. Ancak roman ilerledikçe bunun kurgu açısından ne kadar yerinde bir tercih olduğu da bir gerçek. Kapitalizm ile yönetilen Urras’ta, Odocu isyancıların elbette verimli ve zengin bir gezegene gönderilmeleri beklenmezdi; Anarres gibi zorlu bir yere yerleşebilmeleri bile bir bakıma mucize sayılabilir. Ama yine de aklımdan şu soru geçmedi değil: Ursula Le Guin, anarşist sistemi bolluk ve bereket içindeki bir gezegende anlatsaydı nasıl bir tabloyla karşılaşırdık acaba? Belki eksikler bu kadar görünür olmazdı, belki de bambaşka sorunlar ortaya çıkardı. Çünkü burada kıtlık ve yoksunluk, sistemin sınırlarını görünür hâle getiriyor gibi. İşte tüm eksiklerine rağmen, Anarres’teki yaşamın Urras’taki yaşamın çok ötesinde
İnceleme
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
İvan İliç, Tolstoy, Demolition
7/10
·83 syf.··
2026 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
İvan İliç obrazını 58 yaşı olanda yaradıb və düşünürəm ki, kitabda ölən İvan İliç 58 yaşına qədər içində səhv yaşadığı insanı öldürən Tolstoy'dur. Bu yaşlar onun böhran vaxtlarını yaşadığı anlardır və keçmişinə baxdıqda güclü yazıçı, mükəmməl uğurlar görür. Lakin ömrünü istədiyi kimi mi? yoxsa insanların gözündəki uğur çərçivəsinə layiq biri kimi mi? yaşayıb deyə özünə sual verir. Bildiyimiz kimi ömrünün sonuna yaxın o bütün sərvətindən əl çəkərək, yoldaşı olmadan, tək başına, təbiət ilə birgə şəkildə minimalist, sadə bir yaşam sürüb. O velosiped sürməyi qoca yaşlarında öyrənib. Səbəb kimi oğlunun müharibə zamanı ölməsi və onun yenilik axtarması kimi başa düşülür. Bu işə başlamaq üçün gecdir ifadəsinə qarşılıq Tolstoyun velosiped misalının verilməsidə buradan gəlir.Bundan əlavə dini baxışları dəyişdiyindən ,kilsədəki vəzifəsindən atılıb. Ölüm səbəbi sadə şəkildə ciyərinə su yığılması və qatar stansiyasında gözləyərək can verməsi kimi bilinir. Məzarı isə digər dahilər kimi şanlı deyildə Polyana'da meşənin içərisində sadə, əlavə nəsə olmadan yerləşdirilib. Bu kitabı oxuyanda bu kitabdakı mövzu ilə paralel "Demolition" filminin səhnələri gözümdə canlanırdı. Çünki oradada həyatını istədiyi kimi yaşamamış, cızılmış yol, axan suyun yolu ilə gedən bir gənc vardı və onun yoldaşı ölən zaman buna heç bir reaksiya verə bilməməsi də həmən yaşam stilindən qaynaqlanır. Öz hissləri ilə hərəkət edib,yaşamadığına görə hissizləşmiş və npc kimi bir davranışa malik təəssürat yaradırdı.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Reklam
Reklam