• 168 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    “Mutluluğu Biriktirmeyin Yaşayın…” “Başkalarına ait hayatlar da sizi mutlu edebilir. Yeter ki mutlu olmayı isteyin.” “Sessizce gitmek gerekir bazen… Yeterince derin, yeterince anlamlı…” “Allah kırık kalplerdedir…” “Sadece aklımda ve kalbimde olanın yanımda olmasını istiyorum.” “Sessizce gitmek gerekir bazen… Yeterince derin, yeterince anlamlı…” (İmona hastaneden çıktıktan sonra en yakınları bile onu düşünmezken, komşularının sahip çıkıp ilgilenmesi, eserde komşuluk ilişkilerinin vurgulanması çok güzeldi.) “Bizim ailemizin harcı eksikti. Bir arada tutan şeyler yoktu. Sevgi, saygı, yaşanmışlık… Biz birbirimizden usulca kaçtık…” “Annem, ‘Kalbin temizdir senin, ilk gördüğünde anlarsın o kişinin kısmetin olup olmadığını. Sen merak etme’ derdi. ‘Acaba’ dedim’ kendime. Yüzümde hınzır bir gülümseme belirmiş, yüreğimden de melodiler geliyordu kulağıma, duyuyor ve hissediyorum.” 17. Bölüm 
    (Şerzat’ın annesinin İmona’yı arayıp yürek yaralayıcı kelimeleri ardı sıra konuşup, İmona’ya söz hakkı bile tanımadan telefonu yüzüne kapatması beni kahretti…) “Yine yarım, yine yetim kalmıştı duygularım. Hep bir katil, hep bir infaz… olacağı buydu.” (İmona’nın yaşadıklarını okudukça ve özellikle 17. bölüm  beni yıllar öncesine 90’lara götürdü. O yıllarda yaşadığım saf ve temiz duygular, aşkla olan bağlılığım ve onun ailesinin yorumlarından sonra benden ayrılmadan nişanlandığını duymam bende büyük bir yıkım oluşturdu. Ve ki 99 depreminde bütün komşular dışarıdan evlere girmezken, ben odama girip çıkmadım. Zaten ölmüşüm diye düşündüm o anda…) “Ve günümüz ne kadar yaratıcı ve yapıcı geçerse gecemiz de o derece olumlu etkileniyordu. Tam tersi durum içinde aynı şey geçerli. Geceniz ne kadar güzel geçerse gününüzde o derece olumlu etkilenir. Birbirini besleyen tekrarlar bunlar. Daha önemlisi, yaşadığınız onca olumsuzlukları da unutturan keyifli süreçler. Yalnız, geçmişinizden ne kadar kopsanız da bir ucunuz bağlı.” Yazarımızın eserini büyük bir zevkle okudum. Esere konu olan hikayenin gerçek olması da, okurken İmona’nın yaşadıkları beni çok farklı etkiledi. #NecatiDemirci yazarımızın eline ve yüreğine sağlık diyorum.
  • “Mutluluğu Biriktirmeyin Yaşayın…” “Başkalarına ait hayatlar da sizi mutlu edebilir. Yeter ki mutlu olmayı isteyin.” “Sessizce gitmek gerekir bazen… Yeterince derin, yeterince anlamlı…” “Allah kırık kalplerdedir…” “Sadece aklımda ve kalbimde olanın yanımda olmasını istiyorum.” “Sessizce gitmek gerekir bazen… Yeterince derin, yeterince anlamlı…” (İmona hastaneden çıktıktan sonra en yakınları bile onu düşünmezken, komşularının sahip çıkıp ilgilenmesi, eserde komşuluk ilişkilerinin vurgulanması çok güzeldi.) “Bizim ailemizin harcı eksikti. Bir arada tutan şeyler yoktu. Sevgi, saygı, yaşanmışlık… Biz birbirimizden usulca kaçtık…” “Annem, ‘Kalbin temizdir senin, ilk gördüğünde anlarsın o kişinin kısmetin olup olmadığını. Sen merak etme’ derdi. ‘Acaba’ dedim’ kendime. Yüzümde hınzır bir gülümseme belirmiş, yüreğimden de melodiler geliyordu kulağıma, duyuyor ve hissediyorum.” 17. Bölüm 
    (Şerzat’ın annesinin İmona’yı arayıp yürek yaralayıcı kelimeleri ardı sıra konuşup, İmona’ya söz hakkı bile tanımadan telefonu yüzüne kapatması beni kahretti…) “Yine yarım, yine yetim kalmıştı duygularım. Hep bir katil, hep bir infaz… olacağı buydu.” (İmona’nın yaşadıklarını okudukça ve özellikle 17. bölüm  beni yıllar öncesine 90’lara götürdü. O yıllarda yaşadığım saf ve temiz duygular, aşkla olan bağlılığım ve onun ailesinin yorumlarından sonra benden ayrılmadan nişanlandığını duymam bende büyük bir yıkım oluşturdu. Ve ki 99 depreminde bütün komşular dışarıdan evlere girmezken, ben odama girip çıkmadım. Zaten ölmüşüm diye düşündüm o anda…) “Ve günümüz ne kadar yaratıcı ve yapıcı geçerse gecemiz de o derece olumlu etkileniyordu. Tam tersi durum içinde aynı şey geçerli. Geceniz ne kadar güzel geçerse gününüzde o derece olumlu etkilenir. Birbirini besleyen tekrarlar bunlar. Daha önemlisi, yaşadığınız onca olumsuzlukları da unutturan keyifli süreçler. Yalnız, geçmişinizden ne kadar kopsanız da bir ucunuz bağlı.” Yazarımızın eserini büyük bir zevkle okudum. Esere konu olan hikayenin gerçek olması da, okurken İmona’nın yaşadıkları beni çok farklı etkiledi. #NecatiDemirci yazarımızın eline ve yüreğine sağlık diyorum.
  • O, “Benden isteyin ki size vereyim” der bize.
    Yeter ki biz, istemesini bilelim.
  • Tüketim çağı, tüketim ekonomisi gibi kavramlarla adlandırılan yapı, insanı öyle bir hale getirdi ki; tüketen insan, aslında tüketirken tükendiğinin, harcarken harcandığının farkında olmadan bir hayat sürmek durumunda kalıyor. Çünkü çok hızlı bir şekilde tüketiyor. Modern tüketim anlayışı insanın tükettikleri üzerinde düşünmeye bile fırsat vermiyor. Zira tüketilmesi gereken yeni tüketim unsurları da insan tarafından tüketilmeyi bekliyor. Siz yeter ki isteyin her isteğiniz karşılanacaktır, dahası siz istemeseniz bile, ihtiyacınız olmazsa bile size tüketmeniz gereken 'ihtiyaçlar' bulunacaktır. Yeter ki karşılığında tüketim ekonomisinin bezirgânlarına aktarabileceğiniz bir kar olsun.
  • “Burada birçoğunuz bu yaşlarda, bu davayı güdüyorsunuz elhamdulillah. Ümitvar olun. Allah’ın izni ve yardımıyla olmaz denilenleri herkes, her yaşta başarabilir. Yeter ki gerçekten isteyin, davanıza sımsıkı tutunun.

    Allah var, Allah yar”
  • 192 syf.
    ·5 günde·10/10
    Bu kitabı okurken ister istemez kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Hayatın neresinde olduğunuzu, kişisel menkıbenizin ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Mutluluğun saldığımız kadar uzakta olmadığını, bazen bazı şeylerin başımıza gelmesinin aslında iyi şeylere sebep olabileceğini, ne olursa olsun amacımız için yolumuzdan dönmememiz gerektiğini anlatıyor. Hayatımınızda ki amacınızın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabilmeniz için mutlaka bu kitabı okumalısınız. Bu hayatta hepimiz birer yolcuyuz ve kendi yolumuzu seçerken bir şeyler öğreniriz. Öğrendiklerimiz bize kendi hazinemizi buldurur. Siz yeter ki isteyin, ve sonuna kadar mücadele edin! Kendi hazinenizi bulmanız dileğiyle. İyi okumalar...