Puan vermedi·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 09:01
Bu edebi ve felsefi bir yolculuk. Büyük yazarların ve düşünürlerin hayatında bahçenin oynadığı rolü anlatıyor. Bahçenin anlamı sadece çimenler, böcekler ve bitkiler olmaktan çıkıyor, bir düşünme yöntemi, yaratıcı mekan, kaçış noktası haline geliyor. Günümüzde çok az kalan özgür yaşam alanları çok eski dönemlerde tanıdığımız sevdiğimiz yazarların hayatında nasıl yer edinmiş bunu görmemize imkan sunuyor kitap. Ben de bahçemde dolanıp düşünmek, nehre bakan masamda yazmak, bir ağacın gölgesi altında üretmek istiyorum. Bunu şu anki yaşam şartlarımda gerçekleştiremesem de bu kitabı okumuş olmak daha da canlandırdı kafamda hayalimin resmini. Aynı zamanda bahçeden hoşlanmayan, şehirlere daha düşkün yazarlardan da söz ediyor Sartre gibi. Onun da doğada tutunduğu başka şeyler var; dağlar, denizler gibi. Felsefe öğretecek bir kitap değil, belki okuduklarınızdan kendi düşünme yönteminizi genişleterek felsefe yapabilirsiniz ama felsefe tarihi kitabı vs. Değil kesinlikle. Ben filozofların hayatını okumak istiyordum Jane Austen, Emily Dickinson, Virginia Woolf benim umrumda değil derseniz size göre bir kitap da değil pek:)
Bahçede FelsefeDamon Young · Maya Kitap · 2021138 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2025 23:59
James Joyce’un Ulysses adlı eseri, modernist edebiyatın mihenk taşlarından biri olarak kabul edilir. Sadece edebi değil, dilsel, biçimsel ve yapısal olarak da devrim niteliğindedir. Aşağıda eseri tüm yönleriyle detaylı bir şekilde inceliyorum: 18 bölümden oluşur. (Homer’in Odysseia’sından esinle) KONUSU Ulysses, 16 Haziran 1904 günü Dublin’de geçen bir günlük yolculuğu anlatır. Üç ana karakterin gözünden ilerler: Leopold Bloom (Odysseus’un karşılığı) Stephen Dedalus (Telemakhos) Molly Bloom (Penelope) Bu karakterlerin Dublin'deki sıradan eylemleri (yemek yemek, dolaşmak, düşünmek, gazete okumak vb.), mitolojik bir yapı üzerine inşa edilerek sıradışı bir hale getirilir. Roman boyunca Bloom’un kenti dolaşması, aynı Odysseus’un yolculuğuna benzetilir. --- YAPISAL ANALİZ Bölüm Yapısı: Roman, Homeros’un Odysseia destanındaki bölümlere karşılık gelecek şekilde 18 parçaya ayrılmıştır. Ancak Joyce, klasik anlatı yapısını parçalayarak modernist tekniklerle yeniden kurar. Anlatım Teknikleri: İç monolog (stream of consciousness / bilinç akışı): Karakterlerin zihinlerinden geçenleri noktalama işaretlerine bile yer vermeden aktarır. Parodi, pastiş, dil oyunları: Özellikle son bölümlerde dilin sınırları zorlanır.
UlyssesJames Joyce · Kafka Kitap · 20191,463 okunma
Reklam
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2025 20:12
Avustralya doğumlu filozof, yazar Damon Young'un "On Bir Büyük Yazar ve Onların Parklarda, Bahçelerde ve Saksılarda Keşfettiği Fikirler" alt başlığıyla yayımladığı Bahçede Felsefe kitabı, hem botaniğe ilgisi olan, hem de felsefeye genel geçer bir merakı olan okurlar için oldukça sade ve basit anlatımıyla gayet okunası bir eser olmuş diyebilirim. Jane Austen'den Marcel Proust'a, Friedrich Nietzsche'den Jean-Jacques Rousseau'ya kadar birçok yazar ve filozofun bahçelere olan ilgisinin düşünce dünyasını nasıl şekillendirdiğinin spesifik bir alametifârikasını okuyoruz. Yazarın tabiriyle; "Elinizdeki kitap, felsefe kitabı değil, felsefi yaşantıların portresidir. Sundukları ödül ise, doğaya ve insan doğasına daha fazla yakınlaşma ve bu ikisinin gizemli birlikteliği olan bahçedir." Sy 19 Konusu her ne kadar özgün olsa da yazar saymış olduğum tüm bu filozof ve yazarların düşünce dünyasını bahçelere olan ilgisine ve çiçeklere ısrarla bağlamasını mantıklı bulamadım ben. Zaten çoğu yazarın kitabında bahsettiği birkaç doğa ve bahçe ile ilgili betimlemeleri konu başlığı olarak alıntılaması biraz yapay geldi. Yani 3300 küsur sayfalık Kayıp Zamanın İzinde kitabını Proust, börtü böceklerden ilham alarak yazmış olamaz, ya da Austen'in tüm kitaplarını bahçesinde çiçekler eşliğinde güle oynaya yazmış olduğunu hayal edemedim. Ama değindiği güzel konular da yok değildi; Woolf, Orwell, Dickinson, Austen ve Voltaire gibi­lerinin tırnak araları hep toprakla doluydu. Proust ve belli bir yaşa gelmiş Colette gibi­leri, yabancılaşma duygularını hayal güçleriyle telafi ederken; Kazancakis, Rousseau ve Nietzsche ise sadece gözlem yapıp düşünmekle yetiniyordu. Platon'la ve birbirleriyle ortak noktaları ise, zihnin kendine ait yaşantısına saygı duymaları ve zihnin bahçeyle gelişip zenginleşeceğini idrak etmeleriydi. İki milyon yılı aşkın bir süre
Felsefe-Düşünce
Bahçede FelsefeDamon Young · Can Yayınları · 2014138 okunma
Beautiful Chaos
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2023 00:15
"Whenever it rained, he couldn't help but remember. That awful, awful day when he had come to the house, bringing Donna with him. Unconscious, unable to remember anything. For her own safety. Wilf remembered that final sight of the Doctor, soaked in the rain, his face streaked with water, hair drooping, clothes clinging tight to his skinny body. And his eyes, his eyes looked so haunted, so sad, so lost. So, so old. They looked like the eyes of an old man, trapped in a ridiculously young body. So miserable. So alone. So lonely." Doctor ve Donna'nın geri dönüşüne tam bir hafta kalmışken, Doctor/Donna okuma maratonuma Beautiful Chaos ile devam ediyorum. Babasının ölüm yıl dönümünde ailesiyle zaman geçirmek isteyen Donna, Chiswick'e dönüyor ve bir yandan Donna'nın ailesi ve geçmiş travmalarıyla yüzleşirken bir yandan da Doctor'un geçmişinden gelen bir düşman ile yüzleşmesini okuyoruz. New Series Adventures (NSA) serisinde okurken en keyif aldığım romanlardan biri bu oldu diyebilirim. Bir yandan klasik seri, bir yandan da dördüncü sezondaki yaşanan olaylarla uyumlu işlenişi, bir yandan da aslında benim Donna'yı izlerken, okurken ve dinlerken en keyif aldığım şeylerden biri olarak ailesi ve ailesiyle iletişiminin işlenişi çok güzeldi. Özellikle de Doctor ile tanıştıktan ve birlikte gezmeye başladıktan sonra evreni tanımaya başlayışıyla beraber kendini ve annesini de çok daha iyi tanımaya ve anlamaya başlayışı Donna'nın hikayesinin en önemli parçasıydı. Bu temayı da kitap boyunca görüyoruz. Kitap, Doctor'un Donna'nın hafızasını silmesinden sonraki süreçte başlıyor ve arada eski bir macerayı okuduktan sonra kitap yine bu süreçte sonlanıyor. Tüm kitap boyunca Donna'nın yaşadıkları ve değişiminin etkilerini okuduktan sonra tekrar başladığı noktaya döndüğünü görmek,
Beautiful ChaosGary Russell · BBC Books · 20082 okunma
8/10
·250 syf.··
2023 48. kitabı
Kitabın en sevdiğim kısmı yormadan güzel güzel işlenen olay örgüsü. Kitap da herkesin bakış açısı olduğu içinde katili de tanıyorsun. Onun sahnelerini okurken kanım dondu. Aile kısmında yazar bocalamış bence, eğitimli bir anne ne kadar fakir bir bölge de yaşasalar da doğruyu yanlışı ayırabilen bir ebeveyn ama çocuğuyla baş edemeyince onu kapı dışarı etmekte hiç tereddüt etmiyor. Evet çocukken yaptıklarının savunulacak ya da empati yapılacak hiçbir tarafı yok ama kimse çocukla iletişim kurmaya ya da doğruyu yanlışı anlatmak için çabalamamış evet yinede düzelmezdi ama bu kadar kolay vazgeçmediler diye not düşerdim. Karakter olarak Kay’e bayıldım o kadar zeki ve başarılı ki son zamanlarda hep güçlü kadın kahramanlar okuyorum ve bu da beni çok mutlu ediyor. Kardeşinin hapse girmesiyle yıllardır gitmediği kasabasına dönmek durumunda kalan FBI’ın en iyi profil uzmanı Dr. Sharp gelir gelmez bir cinayet vakasını gazeteden okuyup hemen peşine düşüyor. Bunun bir seri katil cinayeti olduğu konusunda şerif ve dedektif Young’ı ikna etmeye çalışırken Sessiz göl de birkaç ceset daha bulunca neyse ki Kay’e inanıyorlar ve araştırma böyle başlıyor. Hoşuma gitmeyen bir diğer kısımda Elliot’un bu kadar pasif yazılması. Adam dedektif ama bir ceset gördüğünde korkakça tepkiler verebiliyor ya da Kay bir teori attığında onu onaylamıyor ama olay hakkında da hiçbir teori de bulunmuyor ben bile ondan daha çok düşünmüşümdür. İnşallah sonra ki kitaplar da daha iyi olduğu sahneleri okuruz aşk olmasa da olur.
1000Kitap
Sessiz GölLeslie Wolfe · Orman Kitap · 0213 okunma
Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2023 17:42
Katherine Mansfield'in kalemini bu kitapla tanıdığım için çok memnunum. Açıkçası okumaya başlamadan önce ne gibi bir içerikle, ne gibi bir yazım tarzıyla karşılaşabileceğimi az çok öngördüğümü yadsıyamam. Zira sevdiğim yazarlar arasında olan Virginia Woolf , zamanında Katherine Mansfield'i "kıskandığım tek yazar" diye tanımlamış. Ben de haliyle, Virginia Woolf'un el üstünde tuttuğu bir yazarın öykü derlemesinden memnun kalmamam olanaksız, diye düşündüm. Bundan mütevellit eseri okurken iki yazarın ürünlerini kıyaslamaktan kendimi alamadım. Gördüm ki hem üslupları, hem de işledikleri konular son derece benzermiş. Büyüteçli Bir Feminist: Katherine Mansfield "Dişi Çehov" da diyebileceğimiz Katherine Mansfield öykülerinde sıra dışı ve çarpıcı olaylara yer vermekten ziyade, günlük hayatın alelade ayrıntılarına değinmeyi tercih ediyor. Kitaptaki on dört öykü çoğunlukla önemsiz düş kırıklıkları, sonuçsuz kalan çabalar, rayından çıkan ilişkiler, mutsuz evliliklerin birey üstünde yarattığı baskı, bir türlü tatmin olamama duygusu ve bunun beraberinde gelen mükemmeliyetçilik, ataerkil toplumun dayatması sonucunda kadınların öz benliklerini gizlemeye ve sahici duygularını kilit altında tutmaya mecbur kalmaları, toplumdan dışlanmışlık, yalnızlık gibi konuları odağa alıyordu. Hepimiz çok zaman kendimizi yaşamın hızlı temposuna kaptırır, sıklıkla deneyimlediğimiz için artık varlıklarından dahi bihaber olduğumuz çalkantılı ruh hallerini görmezden geliriz, öyle değil mi? İşte Katherine Mansfield eline bir büyüteç alıyor, yaşamın vazgeçilmezi olan bu duygu durumlarını –yaşamdaki küçük mutlulukları ve mutsuzlukları, küçük heyecanları, hak ettikleri değerden mahrum bırakılıp yabana atılan her teferruatı– tüm netliğiyle görüyor ve ustaca yazıya döküyor. Bu kitaptaki öyküler, insanın görüşünü
Edebiyat
Bahtiyarlık ve Diğer ÖykülerKatherine Mansfield · Can Yayınları · 201565 okunma
Reklam
Reklam