9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 18:01
Evveett kitabı bitirdim. Kitap güzel miydi? Tabii ki güzeldi, Jack London kısa ama çok güzel bir hikaye yazmış. Baya hızlı akıyor ben kitabı 4-5 oturuşta bitirdim ama siz 1 oturuşta bile bitirenilirsiniz ben yavaş okuyanlardanım. Kitabı okurken bir anda kendizi o hikayenin içinde buluyorsunuz ve düşünüyorsunuz acaba böyle bir şey yaşansaydı ne olurdu? İnsan sorguluyor bi. Onun dışında bir karaktere aşırı aşırı sinir oldum ve bu karakter tam bir ayı. Başka bir kelime yok ona söyleyebileceğim. Bakın size bir paragraf yazayım onunla alakalı ama spoiler olacağını düşünüyorsanız okumayın lütfeen. SPOİLER SAYILABİLİR KİTABI OKUYACAKSAN OKUMA!! (Granserin ağzından) Ne yapabilirdim ki? Korktum. Tam bir canavardı herif. Kampı bulduğum ilk akşam Vesta'yla yitirdiğimiz dünyaya ilişkin harika bir sohbet yapmıştık. Biz sanattan, kitaplardan, şiirden konuşurken Şoför -bahsettiğim ayı- dinlemiş, pis pis sırıtmış bizi aşağılayarak gülmüştü. Kafasının basmadığı bir sohbeti dinlemekten sıkılıp kızmış ve sonunda sohbetimizi keserek şöyle demişti: 'Ve karşınızda bir zamanların patronlarının en büyüğü Van Warden'ın eşi Vesta Van Warden. Bu yücelerde gezinen burnu havada güzellik, şimdi bana karılık ediyor. Ya işte böyle Profesör Smith, artık devir değişti. Gel bakayım kadın, şu çizmelerimi çıkar da ayaklarım rahatlasın. Seni nasıl terbiye ettiğimi Profesör Smith de görsün.' Bu saygısızlığa tanık olmamak için kalkıp gidetim istedim. Ama Şoför güldü, orada kalıp olacakları izlemezsem beni dövmekle tehtid etti. Böylece orada, Temescal Gölü kıyısındaki o ateşin başında oturup Vesta'nın, Vesta Van Warden'ın diz çökerek o pis pis sırıtan, kıllı, maymuna benzeyen insan canavarın çizmelerini çıkarışını izlemek zorunda kaldım. Vesta o rezil, aşağılık görevi yerine getirirken Şoför de 'İyi terbiye
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
6/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 06:43
İnsanın Ruhunda Tanrı'nın Yaşamı Henry Scougal İnsanların Tanrı’yla olan ilişkilerini düşündükçe, onlara karşı beslediğimiz sevginin de büyüdüğünü fark ederiz. İman etmemiş olanlar bile, O’nun suretini üzerlerinde taşıyorlar. Onlar sadece Tanrı’nın yarattığı varlıklar –ellerinin eseri– değil, aynı zamanda O’nun özel olarak ilgilendiği kişilerdirler. Tanrı onlarla yakından ve incelikle ilgilenmektedir. Daha dünyanın temelleri atılmadan önce, onların mutluluğunu tasarladı ve bütün ebediyet boyunca onlarla birlikte yaşayıp paydaşlık içinde olmakta isteklidir. Tanıdığımız en alçak ve hor görülesi kişi bile Yücelerde Olan’ın çocuklarından biridir. Bir kişi ne kadar alçakça davranırsa davransın, Tanrı son hükmünü verip o kişiyi inkâr etmedikçe, bizden de o kişiyi O’nun içtenlikle ve yürekten sevdiği birisi olarak görmemizi ister.
İnsanın Ruhunda Tanrı'nın YaşamıHenry Scougal · karanlıktan ışığa yayınları · 20208 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnceleme değildir.
Puan vermedi·184 syf.··
2023 60. kitabı
Hollanda'ya gittiğimde orada Van Gogh'un sarılarının kaynağını bulmuş ve daha çok sevmeye başlamıştım Van Gogh'un resimlerindeki sarıları. Çünkü Hollanda'daki coğrafyanın yeryüzü şekillerinin, bitkisel örtünün sarıları Van Gogh'u içimde somutlamış ve bir yere oturtmuştu. Onun çalışmasını gözümde daha da büyütmüştü. Doğal verilerle yaratıcı çalışma arasındaki böyle bir ilişki sanat yapıtının değerini arttırıyor. Sanat yapıtı gerçeğin asalağı olmamalıdır, ama bütün bütüne de ondan kopmamalıdır, ondan kopmayışın kanıtlarını taşımalıdır. Aynı şekilde, Erzurum toprağını gördükten, Doğu Anadolu'daki yeryüzü şekillerini, iyice dolaşıp içime sindirdikten sonra, Aşık Veysel'in sesine daha çok tutuldum. Van Gogh'un sarıları Hollanda toprağının baskın renklerini taşıyor, bir yerde onlara katkıda bulunuyordu, onların arasında açılmış çılgın, sanrılı çiçekler gibiydi. Aşık Veysel'in sesinde de Doğu Anadolu toprağının rengi, kıvamı, taşıl niteliği, köy evlerinin içinden geçen arklar, yüzükoyun yatarak su içen delikanlılar, genç kızlar vardı. Ahmed Arif'in şiirinde de, şiirini yaparken kullandığı araçlar da, anlattığı yerlerin, yapıtına koyduğu hayatın çok tutarlı bir bileşkesini görüyorum. Özellikle destan türünde bunun nice önemli olduğunu anlıyorum Ahmed Arif'i okurken. Cesareti söylüyor Ahmed Arif. Yiğitliği. Bir pınar gibi, bir yeraltı suyu gibi, bir tipi gibi. Dostuna yarasını gösterir gibi. Yücelerde yıllanmış katar katar karın içinde yürüyor yalınayak ve ayakları yanarak. Papirüs, Ocak 1969, Cemal Süreya
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Hasretinden Prangalar Eskittim (Bir daha hangi ana doğurur bizi!)
9/10
·184 syf.··
2022 9. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2022 20:48
Bir kitap düşünün... Henüz okumadığınız, Kapağını dahi açmadığınız bir kitap... Ne kadar yabancı geldi değil mi? Şimdi bu kitabı okumadığınızı düşünün. Belki de gerçekten okumadınız. Kapağını dahi açmadınız. Uygulamada en çok okunan şiir kitabı olduğunu unutun bir süreliğine. O halde yabancı gelmesi gerek! İşte orada durun! Okumasanız da okuttu kendini size Ahmed Arif! Var mı içinizden "Terk Etmedi Sevdan Beni"yi duymayan? Birçoğunuz aşinadır "Üşüyorum, kapama gözlerini" dizesine. Ya da dinlemiştir Oktay Kaynarca'nın sesinden "Akşam Erken İner Mapushaneye" şiirini. Dinlemediyseniz de hemen dinleyin, eşsizdir. Ay Karanlık, birçok kez çıkmıştır karşınıza. Yani diyeceğim o ki, hayata anlam katan birçok yerde Ahmed Arif'in dizeleri vardı. Okumasak da yabancı değiliz esere, birçok dizesi yer edindi yüreğimizin en derininde. "Terk etmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terk etmedi sevdan beni..." Eseri Metis Yayınları, 40. yıl özel basımından okumanızı öneririm. Diğer basımları bilmem ama bir şiir kitabına göre dolu dolu hazırlanmış. Eseri okuyunca yalnızca şiirleri değil, Ahmed Arif'i de okumuş kadar oluyorsunuz. Hayatı, hayatı hakkında diğer değerli insanların görüşleri, kitap olarak basılmamış şiirleri ve daha birçok şey eserde yer edinmiş kendine. Lise 1. sınıftayken yazmış olduğu şiir bile.
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Antik Yunan Şiirine Genel Bir Bakış: Bütün Zafer Şarkıları
Puan vermedi·309 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2022 01:31
Bugünkü yolculuğumuz yine Yunanistan’ın antik devrine. İnceleme yalnızca kitap üzerine değil, Yunan şirine genel bir bakıştır. Başlayalım o halde. “Haydi gel, otur üstüne şu iskemlenin, bırak uyusun bağrımızda acılar. Ne yapalım yaşımız çok büyükse, ne çıkar yürek dolduran iniltilerden!” - İlyada - Homeros 1. Yunan Şiir Sanatı Nasıl Başladı? Homeros Etkisi: Yunan şiir geleneğinin Homeros’la başladığı söylenir genelde. M.Ö. 8. yüzyılda yaşadığı söylenen Anadolulu ozan Homeros, ulaşabildiğimiz en eski edebi metinlerden İlyada ve Odysseia’in yazarıdır/şairidir. Şair dememizin sebebi elbette bu büyük destanların şiirsel bir dille kaleme alınmış olmalarıdır. Platon (Eflatun)’a göre Homeros’a atıfta bulunmamış, onu anmamış herhangi bir Yunan yazarı yoktur. Ulaşabildiğimiz hemen tüm antik kaynaklarda onun adına rastlarız. Bir diğer memleketlimiz Herodotos’un Tarih’inde anlattığı üzere, kendisinden en az 400 yıl önce yaşadığı söylenir Homeros’un ve bu durum da, günümüzde Homeros’un yaşamadığına dair yorumlar yapan sözde araştırmacıların yanıldıklarını ortaya koyan en büyük kanıtlardan biridir. Homeros, gerçektir, yaşamıştır, yazmıştır ve kendisinden sonraki bütün dünya edebiyatı ondan etkilenmiştir. Özetle, edebiyatseverler olarak ona çok şey borçluyuzdur. Homeros’un ardından bir diğer büyük antik kaynağımız ise şüphesiz Hesiodos’un Theogonia - İşler ve Günler’idir. Homeros’un metinleri Yunan dünyasında kutsal mertebesindeyken, Hesiodos biraz daha geri planda kalmıştır fakat hem Theogonia hem de İşler ve Günler, şiirsel bir dille kaleme alınmış önemli antik metinlerdendir. 2. Homeros Sonrası Dönemde Öne Çıkan İsimler: Sappho ve Diğerleri “çünkü iyilik ettiklerim kötülük ediyor bana en çok” - Sappho Homeros’tan sonraki en büyük Yunan şairlerden biri kesinlikle Sappho’dur. Eğer onu tanımayanlar
Şiir
Bütün Zafer ŞarkılarıPindaros · Yapı Kredi Yayınları · 201529 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2021 12. kitabı
Leyla Mihrinaz Engin Yıllarca kitaplığımızın en nadide köşesinde durdu “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı şiir kitabı. Kitaptan ezberlediğimiz, sevgili ile paylaştığımız, şarkılaştırdığımız şiirleri oldu Ahmet Arif’in. Mevcut şiir kitabından isyanı, zulmü, zindanı, direnişi, devrimciliği ve hasreti zaten biliyorduk. Kimimiz devrimciliğe yordu, kimimiz Kürt oluşuna, kimimiz tutsaklığına, bütün bu yorumlarımız bir yana, şimdi de bir hayalin tozunu alır gibi, bir perdeyi aralar ve içeriye loş bir ışık alır gibi yol alıyoruz hasretten pranga eskiten Ahmet Arif’in yaşamına.  Ve bize ışık tutacak kitabın ismi Leylim Leylim. Ahmet Arif’in 1954-1959 ve 1977 tarihinde şair ve yazar Leylâ Erbil’e yazmış olduğu mektupların yer aldığı bu değerli kitaba çok yönlü bakmak gerekir. Mektuplar, yazıldıkları dönem itibariyle Ahmet Arif’in içsel, maddi ve siyasi yaşamını, yayın ortamı ve aşkını belirgin bir şekilde gözler önüne serer. Bütün bunların yanı sıra şiirlerinin kime atfen yazılmış olduğunu bilmek, şiirlerin başlangıç ve bitiş süreçlerine tanık olmak okuyucuda tüyler ürpertecektir. Mektupların içeriğinden yola çıkarak, kitabın edebi anlamda değerini, Leylâ Erbil’in Ahmet Arif’e göre durduğu yer ve konumunu, Ahmet Arif’in bilinmeyen yönlerini, Hasretinden Prangalar Eskittim adlı şiir kitabını, bir daha irdelemek gerekir. Edebi Anlamda Değeri Söz konusu mektup olunca, hele ki edebi içerikli mektuplar hep ilgilendirdi bizi. Çünkü özel ve gerçektirler. Bu düşünceyle Ahmet Arif ve Leylâ Erbil ilişkisinin üzerindeki sırlı perdeyi yavaş yavaş aralayalım. Kitabın ilk mektubu olan 5 Mayıs 1954 tarihli mektupta buram buram şiir, ilham, dünya edebiyatından bilindik isimler, şiir çeşitlerinden örneklemelere rastlıyoruz. Yine bu ilk mektuptan, Hasretinden Prangalar Eskittim kitabının
Edebiyat
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma