• Bir günün son demlerini yaşadığım bu saatlerde içimden t’aşan nehirlerimin sesini dinledim ve bu mektubu yazmaya karar verdim tekrardan.. Ne zaman bir gün bitse üzülürüm ömrüm bittiği için.. Ama sevinirim ki yeni gün ardından gelir diye.. Duamdır Rabbime o günler hep gelsin hayırlısı ile hakkımızda ne olacaksa.. Hakkımızda hayırlı olmayacak bir gün gelmesin.. Doğmasın güneş o günün sabahında.. Ötmesin kuşlar seher vaktinin haberini verircesine.. Özlemlerimi büyüttüğüm bozkırlarıma yağmasın yağmurlar.. Ne zaman aklıma gelse gözlerin kayboluyorum o siyaha ç’alan maviliğinde.. Ne zaman baksam o gözlerine yangınlarımın söndüğünü görüyorum yüreğimdeki.. Ferahlığımın sebebisin biliyorsun değil mi?. Karanlıklar kapladığında denizlerimi bir dolunay gecesinin verdiği aydınlığı kimden aldığımı zannediyorsun.. Sen o köşende oturup dışarıyı izlediğinde bir çift göz ay ışığından süzülerek üzerine düşüyor, tamda sol göğsünün 4 parmak altına.. Hiç dokundun mu oraya?. Görmedin mi elinin üzerine düşen ışığı.. Hissetmedin mi kalbinin her atışında titrediğini?. Nefesini tutupta kalbinin atışını yavaşlattığında nasıl tedirgin bir iz bırakarak kayboluyor gibi olduğumu?. İşte öyle bir hâl ve ahvâl içindeyken ben, sen köşende oturuyor oluyorsun.. Yüreğini buradan g’örüyorum.. Yüreğindeki kopan fırtınalar her ne kadar zorlasa da yelkenlerimi, dümenim hep sana doğru yönelmiştir, hem de hiç kıpırdamadan.. Sana giden en kısa yoldur benim yolum.. Seni gören en güzel yerdir benim yerim.. Hani bazen pencereden bakarsın ya, bir ağaç yaprağı kımıldıyordur kaldırımda.. İşte o yaprağın gölgesidir yine benim yerim.. Bir nefes üflesen uçurursun beni oradan oraya.. Bazen çıkarken evden dikkat ettin mi hiç, ayağına bir taş değer ve savrulur bir kenara.. Sadece sesini duyarsın ama göremezsin nerede olduğunu.. Kamufle olmuştur o.. İşte o taş benim kalbimden gelen bir taş.. Kalbimde ne kadar taşlaşmış yeler varsa hepsini serdim senin yollarına.. Taş olan kalbimde hiçbir sert yer kalmadı.. Hep senin o naif bakışların sayesinde yumuşacık bir kalbim oldu.. İyi mi kötü mü bilmiyorum.. Her şeye üzülür her şeyden etkilenir oldum.. Oysa ben öyle miydim sen daha gelmeden önce?. Bana hep diyorsun ya çok geç geldin diye.. Geç gelmemin sebebiydi işte bu kalbimdeki taş döşeli kaldırımlar.. Nasıl söktün o taşları bir bakışınla.. Yerle yeksan oldu taşlar ve ortaya çıktı topraklar.. Özüme döndüm tekrardan yani toprağa. Biraz b’aksan bana doğru toprak kokarım ben.. Hep söylersin yağmur yağmadan hemen önce yağmur yağan yerlerdeki ıslanan toprağın kokusudur cennet kokusu diye.. İşte benim yüreğimdeki yağdığın yerlerden sürekli toprak kokusu yayılır seni düşündüğümde.. Dünyada bir an yoktur ki yağmur yağmasın yer yüzüne.. İşte benim dünyamda yağan yağmurum sensin.. Hiçbir an yoktur ki yağmadığın yer olmasın yüreğimdeki herhangi bir yere.. Ama yüreğimde öyle bir yer var ki, karanlık bir yerdir orası.. Orada sadece karanlık var.. G’örülemez bir yerdir.. G’izlidir orası doğum lekesi gibi.. Sadece g’izi vardır ama içinde ne olduğunu bilemezsin.. Yaradanın tecelli ettiği o yer var ya, bazen orası sızlar biliyor musun.. İçten kanayan bir yara gibi.. O sızının tarihi yoktur.. İşte o anlarda gözlerin gelir aklıma ve y’önümü sana döndürürüm.. Sızı arkamda kalır.. Geçmez acısı ama s’aklanmış olurum işte bir nevi.. Senin endamını gören gözlerim kandırır acılarımı.. Acılarım biraz bekler ilerde, sadece kısa bir anlığına da olsa acılarımı beklettiğin için o kadar seviyorum ki seni.. Bu benim bencilliğim mi olmuş oluyor sorarım sana?. Bu bir bencillikse sana olsun bencilliğim.. Sen ol benim bencil yanım.. Ama ben bencilliğimde bile seni düşünüyorum ki.. Bencil değilim ben sencilim.. Ben diye bir şey kalmadı bende seni tanıdıktan sonra.. Ben değil önce sen geliyor her zaman.. Ve sen şu anda yoksun yanımda.. Bu nasıl bir sızı bir bilsen.. O kalbimdeki karanlık yerin sızısına yaklaşıyorsun bazen.. Ama oraya girmene izin veremem.. Kaybolursun diye korkarım karanlıklarımda.. İşte böyle Nurefşan işte böyle can.. İşte böyle bir haldeyim.. Sen nasılsın?. Havalar nasıl orada soğuk mu? Üşüyor musun dışarı çıktığında.. Hani hep seni sağıma alırdım.. Çünkü sen dağımdayken kalbin benden yana oluyor ve senin kalbin ısınırken ben de kalbin ile senden ısınıyordum hep.. Hiç üşümezdik biz.. Hiç üzülmezdik biz KEŞKELERİMİZİ olmasaydı.. Sen benim keşkelerimin getirdiğisin.. Ama keşkelerim olmasaydı gelir miydin ki?. Neden keşkelerim olmadan gelmedin ki?. Hatta hiç kimse yokken sen gelseydin ve ben hiç senden gitmeseydim.. Neden gittin ki uzaklara.. Ya da neden erkenden geldin ve hep uzaklarda kaldın ki?. Neden beni beklemedin kader yolunda?. Sevda sokağındaki o sokak lambasının orada sözleşmiştik hani.. Unuttun değil mi?. Neyse canın sağ olsun kıymetlim.. Senin beklemediğin yerde seni beklemekte varmış kaderimizde.. Zaten sevda sokağının adını kader sokağı yapmışlar.. Yazımızda sevda sokağı değil de kader sokağında buluşmak varmış.. Varsın öyle olsun.. İşte Câncağızım.. İşte böyle..(11.11.2018)

    Not: Buraya kadar sabredip okuduğun için teşekkürler..
  • Kuşçu:Gönlün beni nereye çekerse oradayım.Sen söyle,ayak altı mı,baş üstü mü?

    Yusuf:Yüreğimdeki yerini beğenmiyor musun?
    ...
    Ömer Lütfi Mete
    Sayfa 32 - Yakın Plan
  • Yüreğimdeki yerin kadar yükseklere çık heja. Gökyüzünden dualar savur sararıp solan canıma..
  • Oyle içten ki yüreğimdeki yerin ;çıkarası yok, çıkası yok,çıkarasım yok.
    CAN YÜCEL
  • Açılır Gönüller,Coşan Kalbe İlahi Aşk Düşünce
    Akıl Başka Yerde Gezer,Gözler Başka Hayalde

    Suz-i Bir Nefes,Ah İle Çıkar Boğazdan
    Ateş Aman Diler,AteşBazdan


    Suz-i :Yanma,Tutuşma

    AteşBaz : Ateşle Gösteri Yapan,Hünerler Gösteren Kimse.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------
    Karanlığa Selam Ver...Karart Bütün Dünyanı...Söndür Işıkları...Bırak Ruhunu Uçsun Aşkın Diyarına...Ney Dinlerken Oku Okuyacaklarını...
    Bedenin Dinlesin Aşk İle Üflenen Neyden Bir Taksim...

    Hayalin Gitsin Gidebildiği Yerlere...Okuyacakların Hayalden de Öte...Götürecektir Seni Hakikate Ve Yaşanmış Gerçeklere...Aşkın Sırlarına Varacaksın Bu Gece...Sır Merdivenlerinden Çıkacaksın Adım Adım Aşkın...

    Önce Aşkı Anlayacaksın....Sonra İnsanın İnsana Olan Aşkını...Enson Anlayacaksın Ve Çıkacaksın Aşkın Merdivenindeki Son Basamak Olan Aşkullahı...


    Beden Elbisen Et,Kas Ve Kemik...Önemli Değil...İster Kadın Ol İster Erkek...Yahut Her İkisinden Müteşekkil...Erkek Gibi Kadın,Kadın Gibi Erkek...

    Aşkın Cinsiyeti Olmadığını Bileceksin...Ve Nelere Kadir Olduğunu Göreceksin...Aşkın Kerametini Anlayacaksın Bu Gece...

    Aşıklara Saygı İle Rüku Edeceksin...Onların Peşinden Sürünerek Gideceksin...Ama Asla Vuslata Eremeyeceksin...Hep Hasretle Aşkın Acısını Duyacak,Ah İle Peşlerinden Gideceksin...
    Varılmaz Diyarın Yolunda Aşk İle Ağlayacak Ve Aşk İle Güleceksin....

    Aşksız Geçen Ömrünün Nasıl Işığa Hasret Kaldığını Fark Edeceksin...İşte O zaman Karanlığa Bir Kibrit Yakacaksın...

    Karanlığa Bir kibrit Çakıldı...Dumanı Kıvrım Kıvrım Yukarı Çıkarken,Ateşin Işığı Karanlıkta Etrafı Aydınlattı....

    Gözlerin Bir Müddet Karanlığa Alıştığı İçin,O Kibritten Yayılan Ateşin Işı Gözlerini Acıtıyor...

    Ve Etrafına Bakıyorsun Nerede Olduğunu Anlamak İçin...Ayakta Durmana Rağmen Tavan Görünmüyor...Sanki Gökyüzüne Doğru Karanlıkta Uzayan Duvarlar Her İki Yanında...Ama Ne Tavanı Var Nede Sonu...

    Kollarını Yanlara Doğru Açsan Duvarlara Değecek'sin Sanki...Ama Senin İlgini Çeken O Sonsuz Yukarı Çıkan Ve Tavanı Olmayan Duvarlar Değil...
    O Duvarlara Yazılmış Olan Milyonlarca İsimler Senin Dikkatini Çekiyor...

    O İsimlerin Altında Nasıl Hayat Yaşadıkları Yazılmış...Kimi Bilindik İsimler Kimide Hiç Duyulmadık İsimler...
    O İsimlerin İçinden Tanıdığın Ne Kadar İsim Varsa Hepsinin Ortak Bir Yönü Olduğunun Farkına Varıyorsun...

    Hallac-ı Mansur,Nesimi,Yunus Emre,Mevlana Ve Daha Niceleri Gibi Bildiğin İsimler Sana Bir Fikir Veriyor...Hepsininde Ortak Bir Yanı Olan "Aşk" Kelimesini Hatırlıyorsun...

    Ama Bilmediklerinden Bir İsim Dikkatini Çekiyor...Ve Yanaşıp Okumaya Başlıyorsun...

    Adı : Habbab Bin Eret....

    Mesleği : Demirci Ustası

    Aşk İle Tanıştığı Yaş : 18-20

    Aşk Uğruna Çektiği İşkenceler : 13 Yıl Boyunca Her Gün.

    Aşk İle Dünyadan Göçtüğü Yaş : 72

    Ve Okumaya Devam Ediyorsun Yeni Yaktığın Kibrit İle...

    İki Kabilenin Çatışması Sonunda Annesi Ve Babası Ölmüş,Kendide 10 Yaşında Esir Düşüp Köle Olarak Satılmıştır...Onu Alan Ümmü Anmar Adında İslam Düşmanı Bir Kadın...

    Habbab'ın El Becerileri Sayılamayacak Kadar Çoktur...Her İşe Yatkındır Elleri...Ama O ; İlerde Bir Mucizeyi,Aşkın mucizesini Ve Kerametini Göstereceği Bir Mesleği Seçmiştir Farkında Olmadan...

    Aşk ; İlahi Yazgısını Ve Kaderini Çoktan Yazmıştır Onun İçin...Her Ne Kadar O Demircilik İşini Kendi İradesiyle Seçtiğini Zannetsede.

    İkamet Ettiği Yerde Ondan Daha Maharetli Bir Kimse Yoktu...Kızgın Ateşin İçinden Çıkarıp Çekiçle Dövdüğü O Nar Gibi Kızarmış Kızgın Demire Öyle Şekiller Verirdi ki,Bir Benzerini Yapmak Şöyle Dursun,Onun Yakınından Bile Geçemezdi....

    Kim Derdi Ki Bir Gün,Şekil Verdiği O Kızgın Ateş,Kendisini İşkencelerle Yakacak...

    Bir Aşk Yüzünden Vücudu Yanarak Tanınmaz Hale Gelecek...

    Habbab Bunların Bilincinde Değildi Elbet...Taki Rahmet Peygamberi Gelip Onu İslam Üzere Yetiştirene Kadar...

    Bir Avuç Olan Müslümanların Sayısı 7...Tedbir Amaçlı Kimselere Söylemeyin Denmesine Rağmen,O İçinde Yanan Aşk Ateşi İle Çoktan Duyurmuştu Müslüman Olduğunu...


    Ve Aşk ; Onu Denemek İçin En Izdıraplı İmtihan İle Sınamaya Başladı...
    Efendisi Olan Kadın Ve Onun Akrabaları,Habbabı Aşkından Döndürmek İçin Kızgın Demirlerle Başını Dağlamaya Başladılar...

    Demirden Elbise Giydirip,Saatlerce O Kavurucu Güneşin Altında Yanmasını İzlediler...

    Ama Habbab Dizlerinin Üstünde O Demirden Gömlekle Yanarken Bile İçinde ki Aşka İhanet Olur Diye Acısını Bastırıyor Ve Onlara Belli Etmemeye Gayret Ediyordu...

    Onun Bu Aşkını Anlamayan Ve Kibrinden Daha Azgınlaşarak Zalimleşen Efendisi,Bu Kezde Ateşler Yakıyor Ve Onu Sırt Üstü O Ateşlerin İçinde Yanmasını İzliyordu...

    Habbab Derki :"O Ateşler Sönmek Bilmezdi.Vücudumdan,Derimin Altından Çıkan Yağlar O Ateşleri Söndürürdü...Buna Benzer Nice İşkenceler Durumlar Tam 13 Yıl Sürdü"

    "Ama Ben Yinede Aşkımdan Dönmedim..."Der...


    Tam O Esnada Sen Elindeki Kibritin Sona Geldiğini,Ateşin Yakmasıyla Acı Duyarak Anlayacaksın...Ve Hemen Bir Tane Daha Kibrit Yakacaksın...Merak Ve Aceleyle...Devam Edeceksin Okumaya.


    Bu Haller İçinde Geçen Günler Habbabı Daha da Aşka Bağlamış Ve Kendi Acılarını Bile Duymayacak Hale Gelerek,Sürekli Aşkın Verdiği Acı İle Yanmaya Devam Ederken,Kadim Bir Dost Onun Dikkatini Çeker...

    Başı Önünde Yalnız Yürüyor,Sanki Dünyadan Kopmuş Ve Artık Maddenin Gösterişli Süsüne Aldanmaktan Bıkmış,Eşya'nın Kıymetsizliği Ve Yalancılığı İle Ömrünü Geçirmek İstemeyen Bir Dostunu Görür Habbab...

    Kendisi İle Arasında 2 Yaş Vardır Bu Dostunun...Habbab 20,Dostu İse 18 Yaşında...
    Çadırdan Kurulmuş Pazarın İçinde Yürürken,Onu Görenler Nefesini Tutuyor,Selvi Boyuna Bakıyor,İpek Elbisesi İle Rüzgar Sanki Onu Havada Süzülen Bulut Gibi Gösteriyordu...


    Yakışıklılığı Anlatılamayacak Derecede Güzel,Karakteri İse Tarif Edilemeyecek Kadar Herkesler Tarafından Sevilen Ve Saygı Duyulan Biridir.

    Bulunduğu Yerin En Zengin Ailesi Olması Ve Yediği Önünde Yemedi Arkasında Hazır Bulunması Onun İstediği Şeyler Değildi...

    Hangi Bir Eşyayı İsterse Hemen Almaya Yetecek Kadar Parası Vardı,Ama O Maddenin Geçici Yalan Huzur Vermesinden Bıkmıştı...

    Çoğu Geceler Bir Tepeye Çıkıp Şehiri İzler Ve Düşünce Ufkuna Dalardı...
    Gecenin Huzurunu Saatlerce İçine Çekerek Adeta Gündüzleri Kıskandırırdı...
    Mütebessim Yüzünü Görenler İse ona Karşı Dayanılmaz Bir Duygu İle Bakarlardı...


    Fakat O Gülen,Tebessümüyle Herkesin "aaah" Çektiği Yüz Bu Defa Dalgın Dalgın Yürüyordu...

    Habbab Aşk İnsanı Olmuştu Artık...Ve Aşkı Arayanın Halinden Anlardı...
    Bu Gelen Dostu ; Yakışıklılığı Ve Zenginliği İle Meşhur Olan Musab bin Umeyr di...

    Henüz Yaşı 18...Dünya Zevki Adına İstediği Herşeyi Alabilecek Ve Her İstediğini Yapabilecek Bir Yaştı...

    Ama Bunlardan Geçmişti...

    Habbab Onu Bu Halde Görünce Demirci Çadırından Seslendi En Yakın Dostuna...

    Musab,Habbabın Gözlerine Bakıyor Sanki Aradığı Şeyin Ne Olduğunu Dostu Bulmuş Gibi Görüyordu Onun Gözlerinde...

    Habbabın Yüzünde Gördüğü İşkencelerin Acısı Vardı...Bedenin deki Yanıklar Yüzünden Belli Oluyordu Herşey...

    Ama Bu Acı İfadelerle Bakan Yüzde Bir Farklılık Vardı...Sanki Acı, Sevinçlere Mağlup Olmuş Gibi Habbabın Gözlerinde Görülüyordu...

    Musab Dayanamadı Ve Sordu : Nedir Bu Sendeki Hal?

    Çünkü Gözleri Bu Durumu Daha Önce Hiç Şahit Olmamıştı...Musabın Aklı Almıyordu...Dünya Kanunlarına Aykırı Bir Durum Vardı...Bir Yanda Yüzde Belirmiş Bir Acı,Diğer Yanda İse Neşe Ve Sevinçle Huzurla Bakan Gözler...

    Fizik Kurallarını Alt Üst Etmişti Adeta...

    Ve Habbab Cevap Verdi :"Aşk" Diyerek...


    Musab Bir Kelime İle Bunca Olan Bitenin Tarif Edilmesinede Hayretle Bakmıştı...Nasıl Olurda Birtek Kelime Bütün Bu Olan Biten Durumu Kısaca Açıklaya Bilirdi...

    Ve Musab Dayanamayarak Tekrar Sordu :"Peki Vücudun Acımıyormu?"

    Habbab Zaten Anlamıştı Onun Bir Arayışta Olduğunu...Gerçek Acının Ne Olduğunu Göstermek İçin,Saatlerdir Ateşin İçinde Olan Kızgın Demiri Aldı Ve Eliyle Tuttu O Eriyecek Halde Olan Demiri...


    Ve Habbab Dediki :"Bu Elimdeki Kızgın Ateş,Yüreğimdeki Aşkın Acısından Daha Çok Acıtmıyor Canımı!!!"

    Aşkın Kerametini Gördü Musab...Kalbi Yerinden Çıkacak Gibi Oldu...Nefesi Hızlandı,Kelimeleri Toparlayamadı Ve Bir Cümle Oluşturamadı...

    Çünkü Ömrü Hayatında İlk Defa Aşk İle Karşılaşmış Ve Aşkın Kudreti Karşısında Dili Tutulup Öylece Kala Kalmıştı...


    İmkansızı Olduran Bu Aşk Neydi Nasıl Bir Şeydi Diye Meraklandı...
    Ve Aşkın Kerameti Karşısında Aman dileyecek Hale Geldi...
    Sanki Aradığını Bulmuştu Musab...

    Dünya Malında Gözü Yoktu Zaten...Eğlence Ve Yalan Huzurundan Bıkmıştı...Aşkı Aradığını Ve Onu Bulduğunu Fark Etti...
    Ve Bu Aşkı Bir Dostunda Bulması Onu Dahada Sevindirdi...

    Ve Sen Bu Satırları Okurken Bitmekte Olan Kibritin Verdiği Acıyı Hissediyorsun...Hızla Ve Merakla Bir Tane Daha Yakıp Devam Ediyorsun...
    Ve Kitaplara Geçmemiş Ama Habbabın Kalbindeki Şu Şiiri Okuyorsun....

    Ölmeden Gördüm Dünyada Cehennemi
    Azap İle Yaktıkça Yaktılar Bedenimi

    Habbabım Ateşlerde Yandım Yakıldım
    Hey Hat Ne Acı Nede Sızı Duymadım

    Aşkın Ateşi Yaktı Acıttı Kalbimi
    Aşka Düşünce Unuttum Canı Teni


    Ve Devam Eder Duvardaki Yazı...

    Hiç Bir Kitap Yazmamıştır Onun Kalbinden Geçen Bu Sözleri...Pek Az İnsan Bilir Habbab-i Aşkı Sevgiyi...

    Aşk Diyarına Düşenler Okuyacak Ve Anlayacaktır Aşkın Manasını...

    Bir An Duvarda Başka Bir Yazıya İlişiyor Gözün...Herkesin Dilinde Olan Ve Uğruna Kimileri Yakılmış Habbab Gibi,Kimi Asılmış Hallacı Mansur Gibi...
    Canlı Canlı Derisi Yüzülmüş Nesimi'nin Bile Dilinden Düşürmediği O kelime..."Aşk"

    Sanki Tanıtıyor Kendini...Anlatıyor Ne Olduğunu Nasıl Birşey Olduğunu...Ne Yaşı Var Nede Bir Canı...Ama Anlatıyor Bir Şekilde Kendini...

    Benim Adım Aşk :

    Züleyhayı Önce Yusufa Yandırdım...Yıllarca Süründürdüm Onu...Yaktım...Güzelliğini Soldurdum...Gençliğini Aldım Yaşlandırdım...Ben Yusufu Hakka Yakmıştım Zaten...O Haktan Emir Almadan Hareket Edemezdi...Ama Züleyhaya Yusufu Gösterip Bahane Ettim...Sonra Züleyhanın Aşkını Hakka Çevirdim...Yusuftan Vazgeçince
    Hakka Döndürdüm...

    Benim Adım Aşktır...Önce Kulu Kul İle Yakarım...Sonra Onu Elinden Alır Yalnız Başına Yakarım...Hakkın Aşkına Layıkmı Bakarım...Hazır Olduğu Vakit Onu Hakka Sunarım...

    İşte Benim...Adım Aşk...Züleyhayı Yusufa Böyle Hazırladım...

    Mecnuna'da Aynını Yaptım Ferha'da,Kereme'de...

    Benim Adım Aşktır...Ben Olmadan Hakka Varılamaz...Ben Olmadan Namaza Bile Durulamaz...

    Benim Adım Aşk...Beni Bilmeyen Canından Teninden Vazgeçemez...Ölmeye Arzu Duyamaz...Yanmaya Razı Gelmez...
    Ben Yakmak İstediğimi Yakarım...

    Her Kulu Değil Layık Olanı Yakarım...Tevafuklar Çıkarır Bahaneler Bulurum...Kimi İstersem Onu Yakarım...Benden Kaçış Yok...

    Her Yol Hakka Çıkar Amma Ben O Yolda Yakmadığım Sürece Kimse Hak Aşkı İle Yanamaz...

    Kimini O Yolda Delirtirim,Kimine Dağı Deldiririm...İşte Benim...Aşk

    Benim Yaktığımı Hiç Bir Ateş Yakamaz...
    Benim Yaktığım Kimse AteşBaz Olur...Ateşten Korkmaz...Bedeni Hissetmez Ateşin Acısını...Çünkü Ben O Ateşten Daha Çok Yakarım Kalbini Canını...

    Sen Hele Bir Niyetlen Bana...O Zaman Görürsün Nasıl Dünyanı Kararttığımı...Nasıl Canını Yaktığımı...

    İŞTE BENİM...AŞK

    Bu Korkunç Yazıyı Okuyorsun Ve Dehşete Düşmüş Gibi Olduğun Yerde Donup Kalıyorsun...

    Kendini Anlatan Aşkın Bu Yazısını Okurken Etraf Birden Kararacak Ve Sen Farkına Varmayacaksın Elindeki Kibritin Parmaklarını Yaktığını Ve Söndüğünü...

    Aşka Uğramaya Ve Onun Ateşi İle Yanmaya Korkacaksın...Onu Nasıl Birşey Olduğunu Anlamadan Kaçmaya Çalışacaksın O Zifiri Karanlık İçinde...

    Artık Ne Kibritin Kalmıştır Ne Görebilecek Gözün...O Karanlığın İçinde "İmdaaat" Diye Haykırdığın Anda Yatağında Uyanacaksın...

    Bu Gördüklerin Hakikat mi Yoksa Rüyamıydı Diye Düşüneceksin...
    Günlerce Etkisinde Kalarak Düşüneceksin...

    Ve Farkında Olmadan Sende Aşkın Tuzağına Düşmüş Olacaksın...
    Düşüncelerin Korkuyla Başlayacak,Aşk Bana Gelmesin Diye Yalvaracaksın...Karmaşıklaşmaya Başlayacak Düşüncelerin...Sonra Şekillenecek Her Olaya Tefekkürle Bakacaksın...

    Ama Aşkın Tuzaklarından Biri Olan "Düşünmeye Ve Tefekküre" Çoktan Yakalanmışsındır...Fakat Sen Bununda Farkında Değilsin...

    Düşündükçe Ufkun Açılacak,Düşündükçe Yalnızlaşacaksın...Her Şeye Tefekkürle Bakacaksın Her Yeni Gelen İnsana Ve Gittiğin Yerlere...

    Artık Aşkın Ateşi Kalbinde Başladı...Sönmesine İmkan Yok...Hergün Biraz Daha Yakacak Seni...Yıllar İçinde Büyüyecek...Ve Sen Artık Onun Ateşi İle Yandığının Farkında Bile Olmayacaksın...

    Onun İlk Tuzağıdır Korkutmak...İkinci Tuzağı Düşündürmektir...
    İstediğin Kadar Kork Ve Kaçmaya Çalış Nafile...Seni Yakmaya Karar Verdiyse, Sana Hem Geçmiş Olsun Hemde Hayırlı Olsun...


    Aşk İle Geceniz Bu Mübarek 3 Aylarda Hayırlı Olsun...

    Allaha Emanet Aşka Yakalanmanız Her An Olsun...

    Bu Gece Okuduklarınızda Bir Hatamız Kusurumuz Oldu İse Af Ola...

    Bir Başka Gecede Buluşmak Ümidi İle...

    Muhabbet İle...

    Saygılarımla : Emrah Yıldırım
    Emrah Yıldırım
  • Seni ellerimle de seveceğim bir gün
    Tıpkı yüreğimdeki yerin gibi.

    Hülya Bilgin