Başkaları için okunabilir, anlaşılabilir, kabul edilebilir olmaya o kadar çok zaman ayırdınız ki. Kenarlarınızı o kadar çok kez törpülediniz ki, neredeyse sizin olduklarını unuttunuz. Ama kenarlar hatırlıyor. Beden, kimseye açıklanmamış, sunulmamış veya faydalı hale getirilmemiş bir versiyonunuzun olduğunu biliyor… SUBSTACK/ Zen- May 22 Kaynak: open.substack.com/pub/zenstateofm...
Substack
Hepimiz için aynı olan nasılda farklı algılanabilir ?
Herhangi bir kişiye senin anladığın şekilde bir olayı veya bir konuyu anlatman mümkün değil . Tıpkı olaya senin gibi bakması senin gibi hissetmesi ve algılaması gerekiyor . Aynı budizmin zen kolu gibi başka hiçbir kimsenin değil sadece kişinin kendisi hissedip , algılamasıyla kurtuluşu bulması gibi .
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
1 Dakika Haziran, Mayıs kitaplarımı selamlar mısın:)
1 aylık süren kitap yolculuğumda kimi yerde harap oldum, kimi yerde gulumsemekten kendimi alamadım; manzaram bana neyi sunduysa duygularım ona göre şekillendi.. Bir tren yolculuğu gibi; rotam öncelikle John Steinbeck'imin Yukarı Mahalle Sardalye Sokağı Tatlı Perşembe Eserleriyle Amerika'nın California şehrindeki Monterey'i gezdi.. Bu eserleri okurken empati yeteneğim gelişti, Mack'le, Doc'la, Danny'le, Pilon'la, Jesus Maria'yla, ve niceleriyle tren yolculuğumun molasında mahalle arasında oturdum.. Sonrasında gitmek istemesemde kitap bitti ama John Steinbeck'i özlemeye başladım, akabinde Krizantemler Alev Alev Eserleriyle Salinas'ta gezindim. Krizantemler için yüksek bir beklentim vardı ama ben bu kitabı okurken yine yazara hasretlik çektim, tadı damağımda kaldı, böyle bitemez dedim, Steinbeck bu değil, ama yine de yaşadım diye sevindim.. Yolculuğumu bitirmeye niyetli değildim, Alev Alev eserinde kimi zaman bir sirk gösterisinde bulundum, sonra bir çiftlikte ve en sonunda limandan seyrettim 4 karakteri.. Onlar orda o kadar acı çekerken araya giremedim, durun diyemedim, neden yolculuğumda engel olamıyorum gördüklerime, haksızlık bu diyerek, kızdım Victor'a.. sonra bir yanım acıdı ona.. Yine de veda etmek zorunda kaldım, canım Amerika'dan çıkıp 1800'lerin İngiltere'sine gitmek istedi; Akıl ve Tutku 'la yoğun duygular yasadım, ablamı özledim, kardeşler arasındaki ilişkinin anlatımıyla sahip olduklarımı daha bir elimde tutmak istedim.. Nerdeyse Trenim, ingiltire'nin bir çok yerinde gezindi; Londra, Norland Park, Dewonshire.. Güzel bir gezintiyle denizler okyanuslar geçip Japonya'da aldım soluğu, en sevdiğim şehri Tokyo. Şişmanlayamayan Sumocu 'la Zen budizmi'ni öğrendim, biraz sancılı geçti, kimi yerde pes ettim, ama verdiği etki öyle nezihti ki.. kahraman adına sevindim, değerlerim gereği öğrenmekle kaldım, ama
Peki Çok zen gin ve ya çok yakışıklı olsaydın bu durumdan kurtula bilirmiydin ? Asla
Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre
Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Şiir
"Meditasyon, bir şey olmak ya da bir şey yapmak değildir; her şeyi olduğu gibi bırakmak ve sadece var olmaktır." — Dogen (Zen Ustası)