10/10
·92 syf.··
2026 9. kitabı
Herkese merhaba :) Eğer beni tiktokta da desteklemek isterseniz hesabım : @bookswithemir Kitabı aşşırı beğendim ve uykum yokken öyle bir başlayayım dedim ta ki bu saat (06.42) olana kadar okuyup bir yandan da alıntılarını sizlerle paylaşana kadar kitabın başından kalkamadım. Gerçekten bence herkesin okuması gerektiğine gönülden inandığım sayılı kitaplardan oldu kendisi. Kitap boyunca aslında mutlu olmanın inanılmaz büyütüldüğünü ve insanların mutsuz olmak için kendilerine zaman, alan tanımamalarından bahsediyor. Ben özellikle son 2 yıldır falan olsa gerek mutsuzluğa karşı yersiz bir korku beslenildiğini ve ondan kaçmaya çalışıldığını düşünüyorum. İnsan olarak ne kadar mutluluğu, heyecanı, sevinci yaşıyorsak bence mutsuzluğa da bir o kadar yer vermeliyiz çünkü hayatta her şey zıtlarıyla var olur, mutsuz olmadan mutluluğu nasıl öğrenelim ki sonuçta? Kitap boyunca da aslında bundan bahsediyordu.
İnceleme
Mutsuz OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınevi · 20206,3bin okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020980 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2023 32. kitabı
“Demirin Demiri Kesme Sesi” Üzerine Okuma Notları "Demirin Demiri Kesme Sesi" Şair Can Acer'in, Ketebe Yayınları etiketiyle, 2021’de okurlarıyla buluşturduğu ilk şiir kitabı. Aynı zamanda 2022’de, 9. Necip Fazıl İlk Eser Ödülünü almış bir kitap. Doksan sayfa hacminde ve yirmi altı şiirden müteşekkildir. Şiirler, "Ölümün Üstünlükleri”, “Gettomobil” ve “Sebepsiz Telif" olarak üç bölüm şeklinde tasniflenmiştir. “severdi babam/ demirin demiri kesme sesini” (sayfa 10) şeklinde “demirin demiri kesme sesi” şiirinin bir bölümünden anladığımıza göre, kitabın isminin çıkış noktasının burası olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın üç bölümünden de ayrı ayrı tema ve anlatım tasnifi çıkarılabilir. Benim çıkarımım şu şekildedir. Kitabın ilk bölümünde ölüm olgusu, ikinci bölümde, isminden de anlaşılacağı gibi zor koşullar ve darda kalmışlıklar üzerinden bir hareket görülmektedir. Ayrıca birbirinden farklı şiirlere yer verilmektedir Son bölümde ise hayatın sesi, ritmi sükûnet üzere ele alınıp işlenmektedir. İlk iki bölüme nazaran son bölümde, şiirlerin sesinin azalıp dinginleştiğini söyleyebiliriz. İlk bölüm de ölüm olgusu yani her canlının tadacağı olgu işlenmekte demiştik. Şöyle ki: “Ölüm denir sıcaklığın yatağı senden önce terk etmesine” (sayfa 9), “Bir siyasa çıkaramam ölümden” (sayfa 12), “Kendinden ölümler çıkarır/ bozkır göğünde bir hoparlörde yankılanır/ kiminin ölümü” (sayfa 13), “Ölünce kuşlar bile ağırlaşır” (sayfa 13), “Baktıkça aynalaşır ölünün gözleri/ öpülmek, daha taşralı kılar yenilgimizi” (sayfa 24) şeklinde ölüm olgusu, ilk bölümde yoğun olmak üzere diğer bölümlerde de yer yer ele alındığını görmekteyiz. Şiirlerde calib-i dikkatimi çeken kavramlar olarak; “ölüm, tanrı, baba, anne, kadın, çocuk, aşk, köy, taşra, tren, bıçak, ses” şeklinde sıralayabilirim. Kavramlar bu
Demirin Demiri Kesme SesiCan Acer · Ketebe Yayınevi · 202159 okunma
VAROLUŞÇULUK, Jean Paul Sartre (Kitap İncelemesi)
9/10
·128 syf.··
2023 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 10:50
Nobel ödülünü (1964) reddeden ilk kişi olan Jean-Paul Sartre (1905-1980) sadece Nobel ödülünü değil diğer resmi kuruluşlardan kendisine layık görülen tüm ödülleri de reddetmiştir. O, ilkelerini ve felsefi doktrinlerini sadece ortaya koymakla kalmamış kendi hayatının zeminine de bilakis uygulamış ve uygulatma çabasına girmiş, ilkeli ve saygın bir felsefe/edebiyat/sanat insanı, çağın temel sorunları kayıtsız kalmayan çözüm yolları sunan bir düşünür, dönüştürücü dozu yüksek bir aktivist ve ünlü devlet adamlarının fikirlerine danıştığı saygın bir politikacıdır. Özgürlüğe ulaşmanın kitlesel hareketlerle değil bireysel çabalarla düzeleceğine inanır. Toplumların inşası, bireyden çıkış almalıdır. Güç, toplumda değil bireyin kendisindedir. İnsan, sadece ve sadece kendine tutunmalı, kendinden medet ummalıdır. Özü itibariyle bir türün bütün bireylerine değil de yalnızca bir ya da birkaç birey ancak toplumun yazgısını belirleyebilir. İnsan, kendini seçerken - özünü oluştururken - aynı zamanda da bütün insanları da seçip oluşturduğu için (tikelden tümele gidim sürecinde tamamlanma) olmak istediği kişiyi tasarımlarken - yaratırken - aslında herkesin asıl olması gerektiğinin anlaşılması gerektiğini söyler. Kendine karşı sorumlu olan insanın, tüm insanlara karşı da bir sorumluluğu olduğu, bireyin seçtiği insan tasarısının aslında tüm insanlığa doğrudan etki edip tüm insanlığı seçtiğini de kastetmektedir. ‘’Herkesin Yazgısı’’nı, ‘’Her Bir Birey’’ oluşturur Yani, her bir birey, herkesin aynasıdır. Tikelden tümele giden direkt/doğrusal bir harekettir bu: YERLİ BİR SÖYLEM VE ATASÖZÜ ÜZERİNDEN J.P.SARTRE ’IN FELSEFİ DOKTRİNİ: Jean-Paul Sartre ’ın felsefî doktrini üzerinde derinleşmeden önce basit bir şekilde anladığımı anlatmaya çalışacağım; lâkin Richard P. Feynman ’ın da dediği gibi: “Bir şeyi basit bir şekilde
Felsefe
VaroluşçulukJean-Paul Sartre · Say Yayınları · 20193,865 okunma
PESSOA VE HUZURSUZUĞUN KİTABI ÜZERİNE
Puan vermedi·680 syf.··
2021 86. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2021 22:33
Peki, kim kurtaracak beni var olmaktan? Ne ölümdür istediğim ne de hayat.* 13 Haziran 1888 saat 15.20'de, Largo de S. Carlos'ta, 4 numaralı evin soldan dördüncü katında, aynı zamanda müzik eleştirmenliği de yapan adalet bakanlığı görevlisi Joaquim de Seabra Pessoa ile Maria Madalena Xavier Pinheiro Nogueria'nın ilk çocuğu Fernando Antonio Nogueira Pessoa dünyaya gelir. 1893 yılının Ocak ayında da kardeşi doğar, 13 Temmuz'da da veremli babası kırk üç yaşında ölür. 2 Ocak 1894'te kardeşi Jorge, daha bir yaşını dolduramadan, ölür. Annesi komutan Joao Miguel Rosa ile tanışır ve bir yıl sonra evlenirler (Pessoa da Huzursuzluğun Kitabı'nda buna hafifçe değinir). 26 Temmuz 1895'te Pessoa, çocuksu bir dörtlük olan ilk şiirini yazar: A minha querida mama (Canım annem). 6 Ocak 1896'da Fernando ve annesi Durban'a giderler ve Fernando, İrlandalı rahibelere bağlı Kutsal Aile manastır okuluna gider. İlköğrenimini burada tamamlar ve ilk komünyonu da burada yapılır. 1899 yılının Nisan ayında Durban Lisesi'ne girer. Fernando'nun edebiyatla tanışmasında, özellikle Latin klasiklerini ve İngiliz edebiyatını tanımasında lise müdürü önemli bir rol oynar. 1902 Mayıs'ında Portekizce ilk gençlik şiirini yazar: Quando ela passa (O geçtiğinde). Fernando Güney Afrika'ya tek başına, Alman ''Herzog'' gemisiyle döner. Durban Ticaret Lisesi'ne kaydolur. Geceleri buradaki derslerini izlerken, gündüzleri de Cape of Good Hope Üniversitesi'nin giriş sınavına hazırlanır, İngilizce romanlar yazmayı dener. Günlüğü okuduğu yazarlar hakkında fikir verir: Shakespeare, Shelley, Keats, Byron, Espronceda, Voltaire, Moliére, Tolstoy, Aristoteles, Lombrosso. ''O Palrador'' adlı bir dergi kaleme almayı tasarlar ve başlar. Dergiye Fernando'nun yarattığı on beş Portekizli ve İngiliz ''yazar'' katılır. Cape of Good
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
“BU SORUYU BANA DEĞİL, TANRI’YA SORMANIZ GEREK”
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2021 239. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2021 17:15
Bu kitap maalesef yaşanmış gerçek bir olaya dayanıyor. Okunma sayısına bakacak olursak pek fazla okurun dikkatini çekmemiş ya da bu kitaptan insanların haberi olmamış. Tıpkı Aziz BineBine ve arkadaşlarından haberdar olmadıkları gibi. Burada yazdıklarım kitabın okura vermek istediği mesaj karşısında son derece değersiz ve yetersiz kalacaktır. Kitaba dair düşüncelerimi ve hislerimi de tam olarak anlatamadığımı ilave etmek istiyorum. Öncelikle kitabın arka fonunda yer alan tarihsel olaydan bahsedeyim. 10 Temmuz 1971 tarihinde 1000 kadar Fas askeri kamyonlara doldurulur ve Kral 2. Hassan’ın 42. yaş gününü kutladığı Skhirat sarayına götürülür. O askerlerden biri de düşük rütbeli Aziz BineBine’dir. Kendisine ve diğer ordu mensuplarına askeri bir tatbikatta görev aldıkları söylenmiştir. Ancak ordunun asıl amacı krala karşı bir darbe yapmaktı. Saraya gelir gelmez başlarındaki yetkili subay kralı bulup öldürmeleri emrini verir. Çıkan çatışmalarda 100 kadar misafir yaşamını kaybeder ancak kral sağ kurtulur. Aziz de pek çok arkadaşı gibi silahını bir kez bile ateşlemeden olay yerinden kaçar. Sonrasında bu darbeye karışan herkes kötü koşullarıyla ün salmış Kenitra adında bir hapishaneye götürülür. Mahkemeye çıkarılan Aziz 10 yıla mahkûm olur. Ancak daha kötüsü gelmek üzeredir. Bir sonraki yıl gerçekleşecek ikinci başarısız darbe girişiminin ardından bunaltıcı bir ağustos gecesinde içlerinden 58 asker tekrar kamyonlara doldurulur ve çölün ortasında Atlas Dağları’nın eteklerinde Tazmamart adında gizli bir hapishaneye nakledilirler. Öyle ki buranın varlığı Fas hükümeti tarafından bile inkâr edilmiştir. Kitapta Salim ismiyle anılan Aziz’in öldüğü ve yeniden dirildiği yer orası olacaktır. Oraya nakledilmeden kısa bir süre önce Aziz “Koşulsuz bir şekilde teslim oluyorum.” der kendi
Edebiyat
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Can Yayınları · 2004702 okunma