➡️ *Kurban edilmek istenen, İsmail aleyhisselamdı* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 16.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Peygamber Efendimizin Medine'ye hicreti nasıl olmuştur, İslâm tarihinde bu hicretin önemi nedir?* *Cevap:* Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), tarihçilere göre miladın 622 senesinde, Allahü teâlânın emri ile, Mekke'den Medine'ye gitti ve bu yolculuğuna Hicret denir. Cebrâîl aleyhisselam, Peygamber Efendimize gelip; *(Bu gece, kâfirler seni öldürmeye karar verdi. Bu gece, Ali'yi yatağına yatır ve Ebu Bekir ile, Medine'ye hicret et!)* dedi. Hazret-i Ali o zaman yirmiüç yaşında idi ve Peygamber Efendimize; “Bin canım da olsa, senin yoluna fedadır” diyerek yatağa girdi. Resulullah Efendimiz Safer ayının 27. Perşembe gecesi kapıdan çıkıp, Yasîn suresinin başından 12 âyet okuyup, müşriklerin aralarından geçip gitti. Öğle vakti hazret-i Ebu Bekr'in evine gidip; *-Bu gece Medine'ye hicret etmeye emir aldım buyurdu.* Şevâhid-ün Nübüvve katibında, *Hicret* şöyle anlatılmaktadır: “Resulullah Efendimize Mekke'den Medine'ye hicret etmesi bildirildiği zaman, bi'setin, Peygamberliğin 14. senesi idi. Mekke'den ayrıldığı gece, Kureyş müşrikleri aralarında, Resulullah Efendimizi öldürmek için anlaştılar. Gece uyku vakti gelince, Resulullah Efendimizin kapısının önünde toplanıp, uyusun da öldürelim diye beklemeye başladılar. O gece Yâsîn suresinin ilk ayetleri nâzil oldu. Resulullah Efendimiz yerden bir avuç toprak aldı ve meâli; *(Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler)* olan Yâsîn suresi 9. âyetini üzerlerine okuyarak ve elindeki toprağı da başlarına saçarak, aralarından geçip gitti... Resulullah Efendimiz Sevr mağarasının içine girer girmez, o gece mağaranın kapısının önünde bir ağaç yeşerdi. İki yabani
Alıntı
Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerinden Arjantinli yazar Jorge Luis Borges, 40 yıl evvel 14 Haziran 1986 günü aramızdan aramızdan ayrılmıştı. #jorgeluisborges
1000Kitap
Reklam
ARAFTA BİR TEKERLEME
ARAF'TA BİR TEKERLEME 1, 2, üçler, Yaşasın Türkler. 4, 5, altı, Japonya battı. 7, 8, dokuz, Alman domuz. 10, 11, on iki, İtalya tilki. 13, 14, on beş, Ruslar kalleş. Dağlar taşlar, Kanatsız kuşlar. Her güzel şey, Sevgiyle başlar. Kururken ağaçlar, Kesilir başlar. Kibirli bakışlar, Çalınsın marşlar. Kemerleri bağlayın, Uçmuyor çocuklar. Ölmedin diyorlar, Süzülüyor yaşlar. Komşunun karnı tok, Yaşasın açlar. Portakalı soyduk, Baş ucuna koyduk. Yalanları uydurduk, İnsanları uyuttuk. Bir sürü kavşaklar,
Şiir
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ يَقُولُ: «أَلَا إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذِكْرَ اللَّهِ تَعَالَى وَمَا وَالاهُ ، وَعَالِماً وَمُتَعَلَّما». رَوَاهُ التَّرْمِذِيُّ . Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Rasûlullâh ﷺ'i şöyle buyururken işittim demiştir: "Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyada olan mal mülk de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ'nın zikri ve O'na yaklaştıran şeylerle, öğretici ve öğrenici olmak başkadır." (Tirmizî, Zühd 14. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 3)
1000Kitap
Yavaş yavaş seriyi toplarken 15 Kitap birden hediye geldi. 0, 1, 2, 7 ve 14'ten ikişer tane oldu .-. Eskilerle birlikte yanyana dizince biri tekli diğeri ikili iki ikea kitaplığının tepesini doldurdular 😅 Robert Jordan Yeni Bahar Dünyanın Gözü Büyük Av Yenidendoğan Ejder Gölge Yükseliyor Göğün Ateşleri Kaos Lordu Kılıçtan Taç Hançer Yolu Kışın Yüreği Alacakaranlık Kavşağı
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın şartları gereği, Osmanlı Devleti kendi bütçesinden karşıladığı tazminat parasıyla Yeşilköy'de bir Rus zafer anıtı inşa ettirmek zorunda bırakıldı ve bu yapı otuz sene boyunca İstanbul'un yanı başında bir mağlubiyet sembolü olarak durdu. I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya savaş ilan etmesi üzerine Harbiye Nazırı Enver Paşa, başkentteki bu "utanç abidesi"ni ortadan kaldırma kararı aldı; 14 Kasım 1914 tarihinde bizzat onun emriyle anıtın etrafına yerleştirilen dinamitler ateşlendi ve yapı tamamen yerle bir edildi. Bu patlama, Osmanlı'nın Rus işgal mirasını reddettiğinin somut bir ilanı olurken, yıkım anının Fuat Uzkınay tarafından filme kaydedilmesiyle Türk sinema tarihi de bu sembolik hesaplaşma ile başlamış oldu.
Reklam
Reklam