9/10
·52 syf.·
2026 147. kitabı
Üçüncü Yeni - Sayı 44 (Nisan-Mayıs-Haziran 2026) Üçüncü Yeni Dergisi Edebiyatın insana, insanın ise kendi içine döndüğü o kadim duraklardan biri bu ay Üçüncü Yeni Dergisi ile yeniden bizleri selamlıyor. Toplam 52 sayfadan oluşan ve yayın hayatına farklı bir soluk katan dergi, 44. sayısında son derece vurucu, bir o kadar da zamansız bir temayı sayfalarına taşıyor. Yalnızlık. İlk defa sayfalarında kalem oynattığım ve genel yayın çizgisiyle bende büyük bir beğeni uyandıran Üçüncü Yeni, bu sayısında çok sesli ve zengin bir içerik haritası sunuyor. Derginin sayfalarını araladığınızda sizi karşılayan yazar Ayşegül Sözen Dağ röportajı, sayıya dinamik ve ufuk açıcı bir giriş sağlıyor. Bununla da kalmıyor, derginin özellikle şehir, etimoloji ve inceleme kısımları, edebi derinliği entelektüel bir zeminle besleyen, dergiye çok yönlü bir kimlik kazandıran en beğendiğim köşeler oldu. Kelimelerin kökenine inen, mekân ile insanı buluşturan ve metinleri masaya yatıran bu bölümler, dergiciliğin nitelikli örneklerinden birini sunuyordu. Ancak bu sayının benim için en hususi ve anlamlı yanı, kuşkusuz "Kalabalıklar Arasında Yalnızlık" başlıklı yazımla bu edebi iklime dahil olmuş olmamdır. Yazımda, insanın modern dünyanın keşmekeşindeki yalnızlığından ve münzevilikten yola çıkarak, kendi içime, yani kendi kitabım olan " Elifce "me dokunan bir iz sürdüm. Bu içsel yolculukta, edebiyat tarihinin kendi içindeki meşhur yalnızlarını da unutmadım, yol üstünde Franz Kafka ve Nilgün Marmara ’nın uğraklarına uğradım, ruhlarını saygıyla yâd ettim. Nihayetinde ise hayatın kaçınılmaz ve tek mutlak gerçeği olan ölüm ile kapanış yaparak, dünyadaki yalnızlığın aslında bütünü kuşatan, kaçılamaz bir hakikat olduğunu gözler önüne sermeye çalıştım. Bu derin ve
Edebiyat
Üçüncü Yeni - Sayı 44 (Nisan-Mayıs-Haziran 2026)Üçüncü Yeni Dergisi · Üçüncü Yeni Dergisi Yayınları · 20262 okunma
Aşk zannedersin sen ama taze et sevdasıdır.
Puan vermedi
Deniz Erbulak, 1971’de Manisa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Akdeniz Üniversitesi’nden 1992 yılında jeoloji mühendisi olarak mezun olduktan sonra, KKTC’de ve Manisa’da jeoloji mühendisi olarak çalıştı. İlk ve orta öğrenimi boyunca çeşitli hikâyeler ve roman taslakları yazdı. Mühendis olarak çalıştığı dönemde de yazmaya ve roman denemelerine devam etti. Yazma tutkusu yakasını bırakmadı ve 2003 yılında çocuk okurlar için yazıp resimlediği hikâye kitapları, K Yayınları tarafından yayımlandı. 2007 yılında ilk gençlik romanı 14 Yaşında Bir Genç Kızım Ben Doğan Egmont’tan basıldı. Bu romanın devamı ve ardından gelen diğer seriler genç okurlardan çok yoğun ilgi gördü. Yetişkin okurlara yönelik fantastik ve bilimkurgu türünde yapıtları olan Erbulak’ın Yansıma seri adıyla Lande (2015) ve Luda Kuka (2016) romanları DEX’ten; Kıyametle Savaşanlar (2011) ve Aşkın Ötesinde (2011) romanları ile Türk edebiyatının ilk gotik örneklerinden Adak (2014) romanı İthaki’den çıktı. Deniz Erbulak, eşi ve iki oğluyla Manisa’da yaşıyor ve yazı hayatını sürdürüyor. Kitapta akıcı temiz Türkçe’yle yazılmış, kelimeler cümleler çok güzel seçilmiş, duygular bazen öyle anlatılmış ki içinde yaşıyorsunuz, duygular size geçiyor özellikle kitabın sonuna doğru. Yazarın yaşadığı yada bildiği bir şey mi diye sormadan edemiyorsunuz, bilmediğiniz bir duyguyu nasıl anlatabilirisiniz. Hayatın gerçekliğine dair çok önemli kesitler var özellikle “”ben sana demiştim”” sözünün yanlışlığı yada sürekli karşındaki eleştirel yaklaşma çok güzel inceleniyor. Gençler ve orta yaşa ilerleyen gençler için çok önemli dersler, örnekler mevcut bazı şeyler yaşanmadan öğrenilemiyor. Birlikte yaşamın birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeden çokda zor olmadığı. Adam ve Kızın karşılıklı konuşmaları ne kadar
Adam ve KızDeniz Erbulak · Doğan Kitap · 2016158 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·135 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 23:34
Mücahit Bilici, Diyarbakır doğumlu bir Kürt aydınıdır. Amerikada New York şehir Üniversitesinde sosyoloji profesörü olup aktif olarak da serbestiyet'te yazmaktadır. Üzerinde durduğu başlıca meseleler: insan, islam, Kürt insan, modern islam, Tanrı, kutsal, evren... Yazarın yazma sürecine, kalemindeki değişime şahit olabilmek adına meşhur kitabı Hamal Kürt ile değil, üniversite döneminde yazdığı denemeleri topladığı ilk kitabı Gökçekimi ile başlamak istedim. Kabaca bir ifadeyle; diğer kitaplarına bir taslak niteliğindeydi. Henüz kariyerinin başında sonraki süreçleri için başlıklar niteliğinde bir giriş kitabı da diyebiliriz. Özellikle, yazarın sıkı okuyucusu olduğu Bediüzzaman Said Nursî etkilerini kitapta açıkça hissettim gerek üslup, gerekse de nitelik ve içerik bakımından. Aynı zamanda kitabı okurken, Bilici'nin kendi orjinal 'portresinden' ziyade fikirlerini takip ettiği bazen eleştirdiği bazen harmanladığı öncülerin etkisinde olan Bilici portresi vardı. Bunu bu kitaptan hemen sonra okuduğum İslamda Savaş Bitmiştir kitabına ve yazarın güncel yazılarına dayanarak söylüyorum. İslamda Savaş Bitmiştir kitabına yazacağım incelemede bundan daha detaylı bahsedeceğim. Hem bu kitap özelinde hem de genel yazıları çerçevesince yazar, kavramları zıtlarıyla kullanarak söylemek istediği şeyi çok daha net ve keskin bi ifadeyle yansıtıyor, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere. 'tez+antitez=sentez'. Örneğin: "yukarıda Güneş, aşağıda gölge, durmaksızın bir şeyler söyler durur. Sabah vakti istediklerimizin resmi olan gölgeler, öğle vakti yapabildiklerimiz kadar kısalır." Yine her yere not düştüğüm ve kitapta en çok etkilendiğim kısım, Belirsizliklere dair adlı denemesi oldu. Hızır'ın belirsizliğinin her insanı bir hızır mahiyetinde kutsal kılmasından söz ediyordu. Aynı şekilde ism-i azam ın belirsizliğinin de allahın
GökçekimiMücahit Bilici · Karakalem Yayınları · 19991 okunma
Ney Misali
10/10
·366 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:46
Neyin içi soyulmadan ses çıkmaz; herkes üfler ama herkes nağmeye varamaz. Risale okumak da böyledir: herkes satırları geçer ama herkes manaya nüfuz edemez. Ben de yıllar sonra yeniden açtım o bahçeyi; kelime kelime yürüdüm, her birini tattım, sorguladım. Denizlerin uğultusu, rüzgârın serinliği, şimşeğin çakışı, çiçeklerin renkleri… Hepsi bir ağızdan tevhidi haykırıyordu. Derken Said Nursî’nin sesi içimde yankılandı: “Âlemler içinde âlemler…” İnsan, kâinat sarayının en mükerrem misafiri. O an içimden “değerliyim be” diye fısıldadım. Çünkü her zerre Rabbini zikrederken insana düşen emaneti korumak, ömrün sermayesini israf etmemekti. Faniliğin acısı, ayrılıkların sızısı satırlarda resmediliyordu. “Bil ey nefsim” diye kendime seslendim. Yıldızların diliyle Allah’ın varlığını haykıran şiir karşıma çıkınca semaya baktım: her yıldız bir hutbe, her ışık bir bürhan. Ve nihayet içimde bir arzu doğdu: göklerin süslerini temaşa etmek. Bir teleskop alıp semanın incilerini seyretmeyi hayal ettim. O şiiri açıp dinlerken yıldızların birer mescid-i seyyar, birer gemi-i cebbar oluşunu gözlerimle görmek istedim. Çünkü ben de o âlemler içinde bir yolcuyum; hem küçücük bir ney nefesi, hem de en mükerrem misafir. Keyifli okumalar ️️ Bediüzzaman Said Nursî
Din
Asâ-yı MûsâBediüzzaman Said Nursî · Söz Neşriyat · 20146,8bin okunma
5/10
·160 syf.·
2026 138. kitabı
Evlilik Kader midir? Mehmet Yıldız Normalde kendisini hiç sevmem, uzak durulmasını tavsiye ederim ancak önyargısız ve tamamen metne yönelik bir inceleme yapacağım. Zira "Evlilik Kader midir?", Mehmet Yıldız’ın okuduğum 6. kitabı oldu. Yazım metoduna ve külliyata hakimiyetimle bu değerlendirmeyi yapıyorum. İlk ve en bariz problem. Kitabın ismi ve içeriği birbiriyle tamamen uyumsuz. Okuyucuya "evlilik meselesi" vaat edilerek yapılandırılan kitabın içinde bu konuya ufacık değinilip geçilmiş. Kitabın geri kalan büyük çoğunluğunda ise sadece "kader" mevzusu anlatılıyor. Açıkçası hiç okumayı düşünmediğim, dün bir şekilde elime ulaştığı için merak edip 1 günde bitirdiğim 160 sayfalık bir kitap oldu. Derinlik arayanlar için hayal kırıklığı yaratabilir, zira eser, kader konusuna son derece yüzeysel olarak yaklaşan bir "giriş kitabı" niteliğindeydi. İçerik olarak yazarın okuduğum diğer 5 kitabından hiçbir farkı yoktu. Yine bütün kitap Bediüzzaman Said Nursi hazretlerine ve Risale-i Nur külliyatına dayanıyor. Yazar, külliyat içindeki bölümleri neredeyse olduğu gibi alıp kaderi o şablon üzerinden açıklamaya çalışmış. Şunu açıkça ifade etmek gerekir. Bediüzzaman Said Nursî hazretleri ve Risale-i Nur külliyatı olmasa, Mehmet Yıldız'ın tek bir kitap bile yazabileceğini düşünmüyorum. Kitaplardaki ilmi olan ne varsa neredeyse tamamen Risale-i Nurlardan alınmadır... Böyle bir yazarlık metodu olmamalı. Yazarın tüm kitaplarının yegane kaynağı Risale-i Nurlar olduğundan, ortada özgün birer eser yok, sadece popülerleştirilmiş birer aktarım var. Son sözüm okuyucuya: Bu eserleri beğenerek okuyanlara, aradaki popüler aracıları bırakıp asıl kaynak olan Risale-i Nurları okumalarını öneririm.
Din
Evlilik Kader midir?Mehmet Yıldız · Hayy Kitap · 2020763 okunma
9/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 08:32
Ne okudum ben yaa size kitabın güzelliğinden bahsetmeye kalkissam inanın günler ve aylar geçer etkisinin hemen solmayacağı bir baş yapittan bahsetmek istiyorum Victor Hugo 'nun meşhur romanı Notre Dame'ın Kamburu yazar olayları ve kişileri o kadar muaazzam bir şekilde kurgulanmış ki ağzım kulaklarımda okudum kitabı şaşırdığım ne çok şey oldu. Kitabı Quasimodo ve Esmeralda için okumaya başlasak da, Hugo bu romanı aslında Notre-Dame Katedrali’ni yıkılmaktan kurtarmak ve Gotik mimariye dikkat çekmek için yazmıştır. Bunu öğrenince çok şaşırdım Roman boyunca katedral karakterlerin sığındığı canlı nefes alan ve toplumu çevreleyen bir merkez adeta bir karakter gibi sunuluyor Hugo sürekli o katedralden bahsetmesi onun daha ilgi duyulması ve yıkılmaması için yazmış bu romanı ki başarmışta. Güzellik ve Çirkinlik Quasimodo Dışarıdan bakıldığında bir canavar kadar çirkin ve ürkütücü, ancak içi bir o kadar saf, sadık ve sevgi dolu ve ben onu çok sevdim herşeyin güzellik olmadığını ben bir kez daha Quasimoda öğrendim onun öyle güzel yüreği vardı ki ama kimse görmüyordu yada görmek istemiyorlardı. Sen o insanlarin arasinda dışlanmış olsanda biz okurların gönlünde taht kurdun. Esmeralda Fiziksel olarak kusursuz bir güzelliğe ve merhamete sahiptir, ancak toplumun gözünde lanetli bir çingeneydi. Ve bence bencil phebus diye diye ömrümü çürüttü karakter olarak sevdim ama işte ne bilim onu seveni seçmek varken nedir bu inat anlamadım yani esmeralda ve keçisi sokaklarda birlikte dans ederek eğlenirrdi ve güzelliğiyle herkesi kıskandıracak türden bir çingene kızıydı. Claude Frollo Saygın bir din adamı ancak içindeki bastırılmış tutku ve saplantı onu bir canavara dönüştürdü Onun istekleri ve arzuları bütün parisi ateşe vermek oldu insanları kışkırtıcı bir şekilde ayaklanmalarına neden oldu iyimi yaptı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma