Orada buluşuruz...
9/10
·392 syf.·
2026 10. kitabı
İlk 100 sayfasını okumam çok uzun sürdü. Geri kalan 290 sayfasını okumak ise 2 saatimi aldı. İnanılmaz sürükleyici ve olaylar o kadar karmaşık, her an farklı bir olayla karşılaşıyorsunuz. Neyin doğru neyin yanlış olduğu hep bir şüphe içinde. Son sayfaya kadar kimseye güvenmemek gerekli :( Emma ve Laika kitabın şövalyeleri gibiydiler. Emma'yı tüm duygu ve düşünceleriyle hissetmek kitabı daha çok sevmemi sağladı. Beyaz tüylü köpek Laika ve annesi Emma'nın aynı şeyleri yaşayıp sonuna kadar devam etmeleri, hiç pes etmemeleri mükemmeldi. Bana bu kitabı YouTube kanalında öneren Cansel Koç'a teşekkürlerimi sunarım.
Kötü YorumTaylor Adams · Nox Yayınları · 2024180 okunma
Pişmanlıklarının arasında kaybolanlara
9/10
·296 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 07:29
Öncelikleee selamm/⁠ᐠ⁠。⁠ꞈ⁠。⁠ᐟ⁠\ Hızlıca başlamam gerekirse aslında bu kitap okuma listemde yoktu. Ama anlık bir gaza geliş ve merakla bu kitabı almış bulundum (zaten genelde listeme uygun hareket edemiyorum) Neyse başlamadan önce bir yorumlarını okuyayım dedim bazı kişiler kitabın karakter gelişimi olmaması, sığ anlatım ve bazı kısımların kafa karışıklığı gibi şeylerden bahsetmiş. Yanlış hatırlamıyorsam kitap 290 küsür sayfadan oluşuyor. Bence her bir hayat zaten derin bir şekilde işlenemez ki biz zaten o hayatlarda Nora'yı okuyoruz. Yani Nora kırıldığı anda kütüphaneye geri dönüyor yani biz "Hayır biraz daha kal Nora" diyemiyoruz. Ayrıca bence karakter gelişiminde bir sıkıntıda yoktu. İlk başlarda ki depresif Nora hayatlarını sıra sıra denemeye başladığında aslında yaşamak istediğini anlıyor. Bu noktadan kitap bana gayet iyi geçti. Gelelim kafa karışıklığına, arkadaşlar kitabı sadece Nora'nın bildikleri ile okuyoruz elbetteki Nora'nın kafası karışınca bizimde karışacak, Nora yanlış anlayınca biz de yanlış anlayacağız. Ve son olarak tahmin edilebilir bir son verilmişti denmesi. Bu tabiki de kişiden kişiye değişir sen tahmin edebilirsin ben edemem o yüzden bence burada kitabı suçlamak yanlış bir tercih. Ayrıca kötü kitap yoktur kötü zaman vardır. Belki yanlış bir zamanda okunmuştur belki de ikinci bir kez okunulmasına ihtiyaç vardır. Her neyse ben kitabı beğendim ve üzerine düşünebilecek, yazı yazabilecek zamanlarımda oldu bence gayet hoş bir kitaptı. Görüşürüüüzʕ⁠´⁠•⁠ᴥ⁠•⁠`⁠ʔ Gece Yarısı Kütüphanesi
Duygu ve Düşünce
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,4bin okunma
Reklam
Momo
8/10
·304 syf.··
2026 67. kitabı
Michael Ende Momo Hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden oldukça akıcı ve yaratıcı bir hikayeydi. Gerçekte dramatik bir şekilde var olan her şeyi daha basitleştirerek sembolikleştirerek anlatmışlar. Karakterlerle bağ kurmak şaşırtıcı bir şekilde kolaydı, çok karakter olmasına rağmen hepsini anlatış biçimi kendine özgüydü. İki puan kırmamın sebeplerine gelirsek eğer; Yazar çoğu yerde tıkanmış ve açıkçası bilerek saçmalamış gibi hissediyorum, ilk sayfaları mükemmel olan kitabın son sayfaları aşırı aceleye getirilmiş, evet anlıyorum soyut kavramlar ele alınıyor ve yazarın kendisi de çoğu soruya cevap veremez, ancak (belki de çeviriden dolayıdır) bazı ufak anlatım hataları gözümden kaçmadı. Sanki yazdığı şeyi o da tam olarak çözememiş gibiydi. Sonu tabii ki mutlu bitecekti ve bitti, ancak bu kitabın son 2 sayfasında yaşandı, en azından bize 290 sayfa boyunca anlattığın karakterlerin de en sonda bakış açılarını sunabilseydin keşke? Kendimi ‘Fatmagül’ün suçu ne?’ izliyormuş gibi hissettim, Momo artık ananda benim baban da benim
Duygu ve Düşünce
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Sizce görmek bir lütuf mu yoksa ağır bir lanet mi?!
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
Merhabaa okur dostlarım yine geldim! (: Valla bu sefer pek de hayırlı gelmedim başıma iş aldım resmen. Evdeki ufak kütüphanenin önünde dikilmiş bugün acaba ne okusam?! diye öyle boş boş dolanırken telefon titredi. Bir baktım 1000Kitap'tan Leylaa arkadaşımdan bir bildirim Körlük kitabını muhakkak okumalısın Onur!..Ya Leyla her seferinde tam damardan girmeyi nasıl başarıyorsun anlamıyorum?! (: Leyla diyorsa vardır bir bildiği dedim aldım kitabı elime ama keşke almasaydım dedirtti bir noktadan sonra buradan bu sarsıcı önerisi ve okumama vesile olduğu için kendisine çok teşekkür ederim ama uykularımı da biraz kaçırdığını eklemeden geçmeyeyim!.. (: Saramago 1998’de Nobel’i aldığında öyle bir cümle kurmuş ki insanın tüylerini diken diken ediyor; Mars’a gitmek yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Aslında daha o gün söylemiş; bizler sonradan körleşmiyoruz dostlarım biz zaten körüz!! Sadece bakabilen ama bir türlü göremeyen, yanındakini umursamayan kör insanlarız. Bakabiliyorsan gör, görebiliyorsan fark et.. (s.7) Aslında bütün mevzu bu cümlede kopuyor. Bu kitapta sadece bir kurgu yok iktidarların ve yönetimlerin insanı nasıl değersizleştirdiğine karşı o büyük sistem eleştirisi var. Hani post / apokaliptik denince akla hemen nükleer savaşlar veya zombiler gelir ya; Körlük bizi o klişelerin çok ötesine, en gerçekçi çaresizliğin tam ortasına bırakıveriyor. Salgının ilk anından itibaren o kaosun nasıl ilmek ilmek işlendiğini okurken kendinizi o tanıdık ama bir o kadar da yabancı ülkenin içinde buluyorsunuz. Yazarın Mağara kitabını okuduğumda modern dünyanın bizi nasıl tüketim körü yaptığını görüp sarsılmıştım. Orada bizi ışıltılı dünyayla kör eden sistem, burada yani Körlük’te bembeyaz bir boşluğun içine atıp çırılçıplak bırakıyor.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
1/10
·394 syf.··
2026 317. kitabı
Uzun zamandır bir kitaba bu kadar sabır gösterip bu kadar karşılıksız kaldığımı hatırlamıyorum. Fyodor Dostoyevski deyince aklıma gelen o keskinlik, o iç çatışma, o tokat gibi yüzleşmeler… burada yoktu. Onun yerine uzayan diyaloglar, tekrar eden acılar ve bir türlü ilerlemeyen bir hikâye vardı. Alyoşa bende hiçbir merak uyandırmadı. Nataşa ile aynı duyguların etrafında dönüp durmak bir yerden sonra yordu. Kitap ilerlemedi, sadece uzadı. Nelly (Elena) girince bir an toparlar gibi oldu, tempo biraz yükseldi. Ama bu, kitabı taşımaya yetmedi. Ben bu kitapta bir kırılma, bir yoğunluk, bir “işte burası” anı aradım. Bulamadım. Evet, anlatılan şey kötü değil: ezilmiş insanlar, haksızlık, acı… Ama bunlar bir noktadan sonra tekrar etmeye başladı. Ve ben şunu düşündüm: Anladım, peki neden hâlâ anlatıyorsun? 290 sayfa okudum. Bu az bir şey değil. Ama buradan sonra devam etmek okumak değil, zorlamak olacaktı. Bu kitap kötü mü? Belki değil. Ama bana göre değil.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 1. kitabı
Etiyopya tarihini kadınların savaştaki yaptıklarını vurgulayarak anlatmaya çalışmış yazarımız.Zaten romanın yazılış amacı yaptıkları görülmeyen kadınları görünür kılmak. Kahramanımız Hirut'un hayatı,değişimi,çektiği acılar,savaştaki görünmeyen ama önemli dokunuşları...Sadece kahramanımızın gözünden anlatılmıyor olaylar.Farklı kişiler,dış ses (koro) ile de bazı şeyleri öğreniyoruz. İtalya'nın 1.Dünya Savaşı sonrası kendi gücünü kanıtlamak istemesi,Afrika'daki sömürülerini genişletmek istemesi; 2.Dünya Savaşı'na giden yolda huzursuzluğa önayak olması;kölelik -üstün seviyede olanlar;toprakları için mücadele etmeyip kaçan kral, savaşta halka moral vermek için oluşturulan figüran kral (Gölge Kral);krallarına bağlı halk,kadınların ön planda olduğu bir savaş,halkın mücadelesi,yerel kültür...hepsini kitapta bulabiliyoruz. Hareketli bir roman evet ama bazı şeyler eksik gibi.Olaylar çok hızlı değişiyor ve bu geçişlerde kopukluk hissettim . Dil ve anlatımını şiirsel ve edebi bulanlara çok katılamadım o yüzden.Kopukluklar,hızlı değişim,bağlantı kurulmayış beni rahatsız etti bazı kısımlarda. Gölge ve ışık vurgusu çok kullanılıyor eserde.İyi-kötü ve (bence) cesur-korkak şeklinde olayları ve kişileri anlatmış. Gölge Kral ifadesi de birinin yerini almak,gerçek kralın da olayların gölgesinde kalması,saklanması olarak kullanılmış.Aynı zamanda gölgede kalan ,görünür olmayan kölelerin de bu savaşla görünür olmasını da simgeliyor bence.Minim "hiç kimse" nin kral figüranı olması.. Ettore 'nin öldürülen Etiyopyalıların (Habeşlerin) fotoğraflarını çekmekle görevlendirilmesi nasıl bir canilik insanın aklı almıyor.(Bir uçurumdan atılan insanları düşerken fotoğraflıyor!!!) * “Sana daha önce de söylemiştim; var olan her şey ışık ve gölgeyle çevrilidir. Dünyada bu ikisinin arasında gidip
Gölge KralMaaza Mengiste · Timaş Yayınları · 0177 okunma
Reklam
Reklam