Gazel 290
"Gizlemekten gönlümüzün çömlek gibi kaynadığı maceraları artık çenk sesleriyle söyleyip ilân edelim."
Gönlümüze göre tek "izm" bulmuşuz milletlerarası "izm" pazarında. Âşıklarıdan hiçbir fedakarlık istemeyen bir sevgili bu. Bizden başka talibi de yok, Tohum topraklarımızda işitilmemiş bir cömertlik boy atmış. Dallarla gövdelerin birbirine karıştığı hindistan inciri mübarek! Evet bu "izm" uğruna bütün "izm"lere düşman kesilmişiz, bütün "izm"lere yani tefekküre. Bu dildadeyi gerçek ve hayali her tehlikeden korumak için hapishaneler yükseltmiş matbaalar kurmuş, üniversiteler inşa etmişiz. Kanun hiçbir itizale göz açtırmamış. Yasaların gediklerinden ülkeye dalan her düşünce süngü ile tepelenmiş. Kamuoyu o mâbudenin Şüpheli rakiplerini haklamak için el ele vermiş iktidarla. Ülkede ilk ve son defa olarak bir konsensüs gercekleşmiş. Maziyi yok etmek, istikbali boğmak, vatandaşı sefil bir sürü haline getirmek için yıllarca karşısında secde edilen bu kahhar "izm", dilimizde karşılığı bulunmayan yedi ceddi yabancı bir mefhum. Batı`da can vereli asırlar olmuş. 1789'a kadar çeşitli kisvelerle, çeşitli adlarla Avrupa tarihini kana, çamura, pisliğe boyayan bu habis ruh, uzun zaman uğrayamamış ülkemize. Haçlı zihniyeti diye lanetlenmiş. Engizisyon kılığına girmiş, tüyler ürpertmiş Bazen pierre l'Hermite, bazen Ignace de Loyola. Rusya'da çar olarak tecelli etmiş. Düşünce hürriyetini işkence masalarında boğan bu mecnun, bu kanlı alüfte nihayet ülkemizi şereflendirmiş. "İnsaf din`in yarısıdır"diyen, her tefekküre açık bir medeniyetin yozlaşmış çocukları bu kart fahişeyi baş tacı etmişler Evet. genç ihtiyar milyonlarca insanın tek sevgilisi: Obskürantizm.' Bazen maddecilik adını almış ülkemizde, bazen pozitivizm. Kâh batıcılık olmuş kâh Batı düşmanlığı. Sosyalizm onun bayrağını tașımak zorunda kalmış. Bir kelimeyle, bütün "izm"ler onun himayesinde sahneye çıkmış. Elli yıl düşünceyi
Sayfa 289 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu
Reklam
Üçüncü Samnit Savaşı'nın (MÖ 298-290) en önemli muharebesinde Roma ile müttefikleri ve Samnitler ile Galyalılar MÖ 295'te Sentinum'da karşı karşıya gelir. Sentinum Muharebesi savaşan askerlerin alışılmışın dışındaki sayısından dolayı tarihe geçmiştir: Romalıların dört leyjonuna müttefiklerinin birlikleri eklenince toplam 36.000 askere ulaşılır; Livius'a göre 8700'ü ölecektir, düşmanın kaybı ise yaklaşık 25.000 olacaktır. Etrüsklerle Umbrialıların yokluğu, çok şiddetli geçen ve nasıl biteceği son ana kadar belli olmayan bu muharebenin sonucu üzerinde belirleyici olur.
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Tarih
AVRUPA ve ENGİZİSYON KATLİAMI...
(...) Nazizm, faşizm ve komünizm tecrübeleri ertesinde demokrasi, iyiyi getirmek için değil de, kötüye mâni olmak çaresi diye kabul görmüştür... Gelelim "Engizisyon" hikâyesine... Engizisyon idaresi 13. asırdan 17. asra kadar, cihanda eşi gelmemiş bir zulüm ocağı olarak gûya Allah adına nasıl bir Allah düşmanlığı göstermiştir bilir misiniz?.. Yalnız İspanya Engizisyonu'nun kayıtlarına bakmak bile tüyler ürperticidir: "35.000 kişi, diri diri yakılmıştır... 19.000 kişi işkencede öldürülüp vücudu yakılmıştır...290.000 kişi, küreğe ve müebbet hapse çarptırılmıştır... 200.000 kişi, muhtelif şekillerde ortadan kaldırılmış ve izleri kaybedilmiştir... 5.000.000 kişinin de malları yağmalanmış ve kendileri sürülmüştür!" Tam 5.554.000 mazlum... İşi bir de o günün nüfus oranına vurun ve bu zulüm ocağının Avrupa çapındaki genişliğini düşünün... Böyle bir tahribkârlık, Avrupa'nın bütün tarihinde, hem içe hem dışa karşı görünür... Dünyanın bütün kıtalarında insanların maddî ve mânevî kanını emen Engizisyom Kültürlü insanların tasallutu... Nitekim, "Allah, Avrupa dışındaki insanları Avrupalılardan korusun!" diye hakikati ifade eden Bir Batılı yazar, emperyalist ve sömürgeci politikanın ne olduğunu vicdanen dile getirmiştir...
Sayfa 147 - 148 ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
1. Bölüm / 290
Kral Agamemnon karşılık verdi, dedi ki: "Doğru ihtiyar, hakkın var yerden göğe. Ama bu adam herkesten üstün olmayı komuş aklına, herkese sözünü geçirmeyi, buyurmayı, herkesin kralı olmayı komuş. Ona boyun eğmeyecek elbet biri var, ölümsüz tanrılar onu neden dövüşçü yarattılar, hep sövsün saysın, bağırsın çağırsın diye mi?"
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikleri·Kitabı okuyor
Alıntı
Ancak Jansen'in 50 yıldaki 300.000 nüfusa göre planladığı kent. daha 20 yılda yani 1950'ye gelindiğinde 290.000 nüfusa ulaşınca, Cumhuriyet'in ideolojik ve mekansal merkezi sayılan Kızılay'ın bu kültür izolasyonunu sürdürebilme imkanı kalmadı. Ulus'un taşrayı ağırlayan merkez olma misyonu nisbeten ortadan kalktı. 1957 tarihinde yeni bir imar planı yarışması daha açılarak, Kızılay'ın yeni bir merkez olarak ortaya çıkması kaçınılmaz oldu. Ankara'nın "Modern-Çağdaş Kent Kimliği" nin bir göstergesi olarak mimari örneklerin sergilendiği bir arena haline getirilmesi bu tarihle başlar. 1961 Bölge Kat Nizamı Planı ile de, 1957 Planına kat artışı getirildi ve 6 kat, 8 kat, 10 kat yüksekliklere geçildi. Hem Yenişehir'de hem de Eskişehir'de (Ulus) ana caddeler üzerindeki erken cumhuriyet dönemi ve 1940-50'lerin yapılaşmalarının yıkılıp yenilenmesine yol açan Atatürk Bulvarının kenarını devasa bloklarla perdeleyen yeni bir anlayış gelişti. Bu dönemin yani II. Ulusal Mimarlık Dönemi yapı ve apartmanlarının özellikle Kızılay çevresinde beton ve cam kaplama malzemelerle modern mimarlık örneklerine yönelik spekülatif yoğunlaşmalarla kent merkez kimliğinin de değişmesine neden olduğu ifade edilmiştir (TUNÇER, 2008).
Sayfa 272 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam