(...) Nazizm, faşizm ve komünizm tecrübeleri ertesinde demokrasi, iyiyi getirmek için değil de, kötüye mâni olmak çaresi diye kabul görmüştür...
Gelelim "Engizisyon" hikâyesine... Engizisyon idaresi 13. asırdan 17. asra kadar, cihanda eşi gelmemiş bir zulüm ocağı olarak gûya Allah adına nasıl bir Allah düşmanlığı göstermiştir bilir misiniz?.. Yalnız İspanya Engizisyonu'nun kayıtlarına bakmak bile tüyler ürperticidir:
"35.000 kişi, diri diri yakılmıştır... 19.000 kişi işkencede öldürülüp vücudu yakılmıştır...290.000 kişi, küreğe ve müebbet hapse çarptırılmıştır... 200.000 kişi, muhtelif şekillerde ortadan kaldırılmış ve izleri kaybedilmiştir... 5.000.000 kişinin de malları yağmalanmış ve kendileri sürülmüştür!"
Tam 5.554.000 mazlum... İşi bir de o günün nüfus oranına vurun ve bu zulüm ocağının Avrupa çapındaki genişliğini düşünün... Böyle bir tahribkârlık, Avrupa'nın bütün tarihinde, hem içe hem dışa karşı görünür...
Dünyanın bütün kıtalarında insanların maddî ve mânevî kanını emen Engizisyom Kültürlü insanların tasallutu... Nitekim, "Allah, Avrupa dışındaki insanları Avrupalılardan korusun!" diye hakikati ifade eden Bir Batılı yazar, emperyalist ve sömürgeci politikanın ne olduğunu vicdanen dile getirmiştir...
Sayfa 147 - 148 ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları