* “Eğer herkese karşılıksız dağıtacak olsalar altının da değeri olmazdı zaten.” (Sy. 16)
* “Doğru demişler: ‘Kendisini saydırmasını bilmeyeni saymazlar.’” (Sy. 17)
* “Bu bakımdan, gözden düşmekten korkmaması bakımından, kendisi bilmese de çok şanslı sayılırdı. Oysa birçokları hastalıktan değil de, kendini daha büyük gösterme ihtirasından ölürlerdi. (Akıllı, yetenekli, güzel olmayı; üstelik görkemli, haksever, dürüst ve kararlı olarak tanınmayı kim istemez?)” (Sy. 18)
* “Dedem diyor ki, geçmiş zamanların birinde, bir han başka bir hanı tutsak almış. Bu han tutsağına:
‘Eğer istersen benim kölem olarak yanımda kalır, uzun zaman yaşayabilirsin.
İstemezsen, en büyük arzunu yerine getirir, sonra da seni öldürürüm,’ demiş.
Tutsak han düşünüp cevap vermiş:
‘Köle olarak yaşamak istemiyorum, beni öldür daha iyi. Ancak öldürmeden önce, benim vatanımdan herhangi bir çobanı buraya getirtmeni istiyorum.’
‘Ne yapacaksın o çobanı?’
‘Ölmeden önce ondan bir türkü dinlemek istiyorum.’
Dedem diyor ki, işte böyle, vatanlarının bir türküsü için canlarını feda eden insanlar varmış.” (Sy. 44)
* “Oğlun için kaygılanma,” demiş dedesi, “ben hayatta oldukça kimseye vermem onu, kimse de kılına dokunamaz. Ben öldükten sonra ise Allah’a emanet. İnsanın kaderinde ne varsa o olur.” (Sy. 38)
* Çopur Topal Nine acı acı başını salladı:
“Öyle deme Maral Ana, insanları tanımazsın. Orman hayvanları şöyle dursun, birbirlerini öldürmekten bile çekinmez onlar. Sözlerimin doğruluğunu anlayasın diye bu çocukları sana verirdim, verirdim ama insanlar bu çocukları da öldürürler. Ne diye çekeceksin böyle büyük bir acıyı?” (Sy. 61)
* “Ee, oğlum, insanlar akılları ile değil de zenginlikleriyle tanınmaya, büyüklenmeye kalkışırsa bunun sonu kötü olur.”
* “Ee, oğlum, ozanlar böyle övgü, böyle dalkavuk yarışında