TBMM'yi oluşturan 390 üyeden 233'ü asker ve memur; 47'si din adamı; kalanlar çiftçi, tüccar ve aşîret reisiydi. Mustafa Kemal'i destekleyen çoğunluk, aydınlardan oluşmaktaydı. Bunların 54'ü de askerî bürokratlardandı.
Alıntı
İKİNCİ BÖLÜM, HATIRATIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hammer'in hatıratının el yazmaları toplam 246 deftere baliğdir. Her yılın ortalaması da 3 deftere tekabül eder, ancak iki İstanbul ikametinin toplamı 14 defter olması gerekirken 16 defter + 6 varak, yani 390 varaktır. Bu istatistikî bilgiye göre Hammer'in İstanbul yıllarının üzerinde diğer yıllara göre ortalamanın üzerinde durduğu söylenebilir. Hammer hatıratına doğu el yazma geleneğine uygun olarak Arap harfleri ile Besmele yazarak başlamış ve metni "elham-dülillah Temme Bi-inâyetillah" ile bitirmiştir. Bu rumuzları yalnızca hatıratının başında veya sonunda değil, farklı yerlerde de kullanmıştır. Buraya konu olan ilk İstanbul seyahatinin başında besmele yazmasa da sonunu "Temme-Elhamdülillahi Teala..." ile bitirmiştir. İkinci İstanbul ikâmeti hatıralarına ise Besmele ile başlayıp "Temme Elhamdüllahi Rabbi'l Alemin" ile bitirmiştir. İstanbul anılarında genellikle Hammer'in sosyal yaşantısı ve çevresinden bahsedilir. Siyasi meselelerden uzak durur...
Sayfa 39 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okudu
Reklam
Rodos'un fethiyle Osmanlıların Ege denizindeki hakimiyetleri kesinleşerek Ege Denizi bir Türk gölü haline geldi. Suriye ve Mısır denizyolunun güvenliği sağlandı. Rodos Adası ve ona bağlı 12 küçük ada, 390 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Buralar 1912 yılındaki Trablusgarp Savaşı sırasında İtalyanlar tarafından işgal edildi. II. Dünya Savaşı sırasında da İngilizler tarafından ele geçirilerek nihayet 1945'te Yunanistan'a devredildi.
Sayfa 42
Mao: Çin halkının zihinsel evreninin boşluğu ve yıpranmışlığı
"Ülkemiz için asıl tehlike askeri veya mali zayıflığından ya da siyasi kargaşaların getirdiği parçalanma risklerinden kaynaklanmıyor. Asıl tehlike, tüm Çin halkının zihinsel evreninin boşluğu ve yıpranmışlığıdır. 400 milyonluk nüfusun 390 milyonu batıl inançların peşinden gitmektedir. Ruhlara, hayaletlere, kehanete, kadere ve despotizme inanmaktadırlar..."
Sayfa 159·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Ve yine guzel hir tesbit
Buna göre dindarlık kadın olmaktan ziyade kadınsı bakış açısına sahip olmakla ilişkilendirilmekte, hem kadın hem de erkeklerin sahip olduğu feminen bakış açısının dindarlık düzeyinde bir artışı meydana getirdiği (Thompson, 1991:381, 390- 391), maskulen bakış açısının ise dindarlığı engellediği ifade edilmektedir (Thompson, Remmes, 2002:521). Nitekim, yapılan araştırma sonuçları feminenlik oranı yüksek olan kadın ve erkeklerin maskulenlik düzeyi yüksek olan kadın ve erkeklerden daha dindar olduklarını göstermiştir (Francis, Wilcox, 1998:
Her nebî, resul geldiğinde kendisine iman edenleri Allah’ın indirdiği vahyiyle yeniden şekillendirip hidâyete erdirir. Onları Allah’a yakın olan, dost olan, âşık olan, teslim olan, rablerine karşı sorumluluğunu bilip takvâ sahibi olan, rableriyle güzel olan muhsin kullar hâline getirir ve gökteki yıldızlar yapar. Onlar da peygamberlerine iman edip onların şekillendirmesiyle şekillendikleri için salih amel, güzel amel işler, hayırda yarışır, Allah için mallarıyla, canlarıyla cihad eder, nefislerine taviz vermez ve nefislerini temizleyip tezkiye ederek gökteki yıldızlar derecesine yükselirler; ama bu tercihi kendileri yapmıştır. Herkes tercihini kendisi yapar. Bir kul kendisi gibi aciz, zayıf birinin sözünü, davetini Allah’ın sözünün, davetinin önüne nasıl geçirebilir! Bununla ilgili olarak Allah âyet-i kerimede “Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Hamd, Allah’a mahsustur; fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.”390 Yani insan veya başka bir şey olsun hiç fark etmez, bir şeye gücü yetmeyen ve bir şeyi yaratamayan kimselere mi kulluk yapıyor, onları mı dinliyor, ciddiye alıyorsunuz; yani bunu kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz, bu size yakışan bir şey midir, buyurur.
Sayfa 369·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam