Babasının kızı

Babasının kızı
@47rojhat
Benliğini kitapların arasında bulmuş biri. Çocuklara ve kitaplara âşık..
Öğretmen+Polis adayı TDE
Lisans
Mardin
1201 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Herkese selamün aleyküm, Aşağıdaki eserlerden birini aranızdan bir kişiye hediye etmek istiyorum. Yorumda eseri belirtmeniz kâfidir. Herkes için hayırlı olsun inşallah. Açıklanma Tarihi: Salı Eserler: ▪︎ İhyau Ulumid'd-Din Tercümesi (8 Cilt Takım) ▪︎ Esmaü'l-Hüsna Şerhi - Hakikatin İç Seması - Eyyühe’l Bülbül - Müjdelerle Gelen Elçi Minhâcü'l-Kâsıdîn ve Müfîdü's-Sâdıkîn (2 Cilt Takım) ▪︎ Şemâil-i Şerîf Şerhi (3 Cilt Takım) ▪︎ Mesnevî Mevlânâ ▪︎ El-Metalib Ul-Aliye ▪︎ Tefsir-i Kebir Te'vilat ▪︎ Kitâbu'l Asar ▪︎ Hitâbu'l Hak Kur'ân-ı Kerim Tefsiri 1.Cilt ▪︎ O’nun Gibi - Veda Hutbesi ▪︎ Akıl ve Erdem Türkiye 'nin Toplumsal Muhayyilesi -
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·192 syf.··
2025 138. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 22:41
Bazı hikâyeler anlatılmaz, yaşanır. Ve bazıları da kelimelere öyle bir dokunur ki, okuyanın kalbinde bir sızı, bir direniş, bir umut bırakır. Sol Ayağım işte tam olarak böyle bir hikâye. Benim için bu kitap, bir bedenin sınırlarının değil, ruhun sınırsızlığının hikâyesiydi. Christy Brown’un doğuştan beyin felciyle gelen çaresizliğini, toplumun ona biçtiği sessizliğe başkaldırışını, annesinin inancıyla yeniden doğuşunu okurken, sanki kendi içsel mücadelelerimle karşılaştım. Bir yerden sonra onun “sol ayağı”, benim iç sesim oldu. Kitaptaki her satır, bana şunu hatırlattı: Bazı insanlar dünyaya yalnızca yaşamak için değil, varlığın anlamını yeniden tarif etmek için gelir. Christy de o insanlardan biri. Sol ayağıyla kalem tutması, sadece bir fiziksel başarı değil, aynı zamanda bir varoluş manifestosu. Onun bu başarısını okurken, ben de kendi içsel sıkışmışlıklarıma meydan okumaya cesaret buldum. Annesiyle olan ilişkisi beni çok etkiledi. Çünkü bir insanın bir başka insana, “Sen varsın ve değerlisin” demesi kadar devrimci bir cümle yok bu dünyada. Belki de hepimiz böyle bir sese ihtiyaç duyuyoruz: Bizi gören, duyan ve asla vazgeçmeyen bir ses. Christy’nin yazmaya başlaması, onun için bir kurtuluştu. Benim içinse bir davet: Yazmak, düşünmek, ifade etmek, var olmak… Belki de kelimelerle kurduğumuz dünya, bedenimizin yapamadığını yapar: Sınırları aşar. “Sol Ayağım” bana hem şefkati hem mücadeleyi hem de kendime inanmanın ne kadar dönüştürücü olduğunu hatırlattı. Hayatta bazı şeyleri değiştiremeyiz belki; ama onlara nasıl baktığımızı, onlarla ne yaptığımızı değiştirebiliriz. Ve eğer bir gün ben de kendi hikâyemi anlatacak olursam, bu kitabın bana ilham verdiğini saklamam. Çünkü her satırında şu gizli cümle yankılanıyordu: “Engelin nerede olduğu değil, neyi değiştirmeye
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201795bin okunma
9/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2019 19:48
Öncelikle takipçi sayınızda “küçük” miktarda olumsuz dalgalanmalardan etkilenmek istemiyorsanız kitabı okumamanızı, paylaşmamanızı ve beğenmemenizi tavsiye ederim. Bu beni çokça kaygılandıran bir konu değil açıkçası, Sosyoloji okuduğum için yaptığım minik bir gözlem sadece. Türkiye’de yerleşik bir motto olan, ”Herkes kendi işini yapmalı” cümlesini çürüten Selahattin DEMİRTAŞ’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Siyasette kısa sürede elde ettiği başarısını Edebiyat dünyasında da hız kesmeden devam ettirdiği için. İlk kitabı Seher’in biraz daha üstüne çıkarak hem ağlattı, hem kahkaha attırdı öyküleriyle. Türkiye’de görülmeyen, daha doğrusu görmekten korktuğumuz gerçeklerle yüzleştiriyor bizi. Halkın, yaşamın gerçek değerleriyle tanıştırıyor okurları ve bunu uzaktan gözlem yapan biri değil de içimizden biri olarak gösteriyor bize. İnsan,Demirtaş’ın içinde bulunduğu bu durumda nasıl böyle öyküler yazar, yaşama nasıl umut dolu bakabilir diye hayretler içerisinde kalıyor. Akıcı ve sade bir gramer kullanarak bize öyküyü okuyan değil de yaşayan biri hissiyatını yaşatıyor. Başarılarının devamını ve özgürlüğe kavuşacağı zamanın en kısa sürede gelmesini diliyorum. Kitabı okumayanlar, buradan itibaren incelemem son bulmuştur, küçük bir serzenişle ve kitaptan alıntıyla incelememi sonlandırıyorum. “Ben çobanım, hayvanlarımı otlatırken beni bacağımdan vurdular” ‘dan başka bir şey demiyordu. Üç gün sürdü Devran’ın sorgusu. İşkence tezgâhında can verdiğinde gözleri çakmak çakmak açıktı. İşkenceli sorgunun bazı bölümlerine Salim Bey’de tanıklık etmişti. Devran ölünce, ”Çatışmada yaralı ele geçirilen terörist tüm müdahalelere rağmen kurtulamadı,” diye tutulan tutanağa da, sahte otopsi raporuna da savcı sıfatıyla imzayı o atmıştı. O günlerde vatan ve millet adına bunları yapmak meşru ve
İnsan ve Duygular
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma
Ada
Kızımın 1 yaşına girmesinden dolayı 5 kız öğrenci kardeşime kitap hediye etmek istiyorum. Seçeceğiniz kitabı bana mesaj yoluya iletebilirsiniz. Teneke Kuşlar da Gitti Hüyükteki Nar Ağacı Yılanı Öldürseler Ağrıdağı Efsanesi
“Güvercin Gerdanlığı…”
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2023 00:55
Neredeyse 1000 yıl önce yazılmış bir kitabı bitirdim. Güvercin Gerdanlığı beni şaşırtan bir kitap oldu. Sevgiye, aşka, dostluğa dair bir başyapıt. ‘Güvercin Gerdanlığı’ ismi bakın nereden geliyormuş: Tufanın bitişiyle Hz Nuh’un gemisi Cudi Dağı’na yaklaştığında, Nuh aleyhisselâm suyun seviyesini öğrensin diye önce kargayı göndermiş. Fakat karga leşleri görünce dönüp haber vermeyi unutmuş. O geri gelmeyince güvercini göndermiş. Güvercin gitmiş bakmış, su seviyesini öğrenmek için ayaklarını suya sokmuş. Su tuzlu olduğu için ayaklarının tüyleri dökülmüş. Ayakları tüysüz, kırmızı rengiyle öylece kalmış. Gelip Hz Nuh’a suyun azaldığını haber vermiş. Nuh a.s. da ona dua etmiş. Kendisine bir kolye hediye etmiş ve güvercinin boynuna bu zinciri takmış. ‘Güvercin Gerdanlığı’ işte asıl oradan gelmiş.. Arapçaya baktığımızda ‘Güvercin Gerdanlığı’ = ‘Tavkul-hamâme’ (fi’l-ülfe ve’l-ullâf)’ denir. Bunu dilimize çevirdiğimizde ‘kulağına küpe olsun’ tabirini bulabiliriz. ‘Güvercin Gerdanlığı’; kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şeyler için kullanılan bir ifadedir. Boyuna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan bir ‘aşk zinciri’ anlamına gelen bir semboldür ayrıca. Güvercinlerin boyun kısmındaki zümrüt yeşili, morumsu halka şeklinde tüyleri bilirsiniz. Gerçek anlamda aşık olan bir kimse de artık ölene kadar çıkaramayacağı bir zincir takmıştır boynuna, bir esirdir artık o da, ona benzetilmiş.. Kitaptan bahsetmeden önce yazarından da bahsetmek istiyorum: İbn Hazm El-Endelüsi; 993 yılında Güney İspanya’nın Endülüs bölgesi, Huelva şehrinde doğup, Kurtuba’sında vefat eden bir hukukçu, dilbilimci, filozof, ilahiyatçı, dinler tarihçisi ve şair.. Belki içindekiler itibariyle günümüzdeki bir yazardan okuduğumuzda gayet sıradan sayılabilecek bir kitap aslında. Fakat kitabı özel kılan
Edebiyat-Aşk-Tasavvuf
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · Sufi Kitap Yayınevi · 20183,731 okunma